SAVCILAR İSYAN ETTİ: KORUMALARIMIZ...
Alınan bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesinden 2 gün sonra savcıları topladı. 2 Nisan’daki buluşmada Salihoğlu, rehine krizi sonrasında adliyeyi terk ettikleri iddiasıyla savcıları eleştirdi. Buna sinirlenen savcılar, Salihoğlu’na yaşadıklarını anlattı: “Güvenlik personeli tek tek odaları dolaştı, ‘Başsavcının emri var, herkes binayı boşaltacak, dışarıda da beklemeyecek’ dedi.” Ardından can güvenliklerinin sağlanmadığını ifade ettiler. KCK-PKK, Hizbullah, İBDA-C, DHKP-C gibi terör örgütü soruşturmalarında görev alan meslektaşlarının korumalarının hiçbir gerekçe gösterilmeden alındığını hatırlatan savcılar, adeta isyan etti. “Bizi neden korumasız bıraktınız? Can güvenliğimizi kim sağlayacak?” diye sordular. Eleştirileri kabul etmeyen Salihoğlu, elinden geleni yaptığını ifade etti, ancak, “Madem operasyonda zaaf yok, niçin savcı şehit oldu?” sorusunu cevaplayamadı.

Türkiye’nin en korunaklı kamu binalarından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yaşanan kanlı rehine operasyonunun şoku hâlâ atlatılamadı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir terörist grup adliye binasına girerek savcıyı rehin aldı. DHKP-C’li teröristlerle yapılan müzakereler bitirilerek yapılan operasyonda Savcı Mehmet Selim Kiraz şehit düştü. Kiraz’ın şehit edilmesi bütün Türkiye’yi yasa boğarken, Çağlayan Adliyesi’ndeki savcılar arasında güvenlik zafiyetine ilişkin tartışma yaşandığı öğrenildi. İddiaya göre Başsavcı Hadi Salihoğlu, Kiraz’ın şehit edilmesinden iki gün sonra (2 Nisan Perşembe) Çağlayan Adliyesi’nde görevli bütün savcılar ve başsavcı vekillerini bir araya topladı. Olayın ardından hasbihal etmek için yapılan toplantıda Salihoğlu, meslektaşlarına ağır ithamlarda bulundu. Salihoğlu, savcıların böyle zor bir durumda adliyeyi terk ederek rehin alma olayında kendilerini yalnız bıraktıklarını söyledi. Savcıların evlerine gitmelerini eleştiren başsavcı, bu durumun sosyal medyada eleştiri konusu olduğunu dile getirdi.

Ancak Salihoğlu, meslektaşlarından hiç beklemediği bir tepki gördü. Savcılar, adliyeden kendi istekleri ile ayrılmadıklarını, odaları dolaşan güvenlik görevlilerinin, “Başsavcının talimatı var. Herkes binayı boşaltacak. Dışarıda beklemek de yasak” diye çağrıda bulunduklarını anlattı. Adliyede koordine ve yönetim karmaşası olduğuna işaret eden savcılar, binanın boşaltılmasına yönelik talimatı hangi başsavcı vekilinin verdiğini öğrenmek istedi. Fakat bu talep cevapsız kaldı. Sinirlerin gerildiği ortamda savcılar bu kez başsavcıya operasyona ilişkin eleştirilerini yöneltti. Hadi Salihoğlu ve başsavcı vekilleri ise ellerinden geleni yaptıklarına dikkat çekti. Bunun üzerine savcılardan gelen “Madem operasyonda zaaf yok, niçin savcı şehit oldu?” sorusu cevapsız kaldı.

Toplantı sırasında savcılar, korumalarının olaydan 10 gün önce geri çekilmesini de gündeme getirdi. İl Koruma Kurulu kararı ile İstanbul’da görev yapan terör ve örgütlü suçlarla mücadele eden savcı ve hâkimlerin korumalarının geri çekildiği ortaya çıkmıştı. Bu duruma tepki gösteren savcılar, Salihoğlu’na neden haklarını savunmadıklarını sordu. Bütün bu sorulardan bunalan Salihoğlu’nun, moralinin bozulduğu öğrenildi.

(Kaynak: Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sabri kuşkonmaz 2 yıl önce

baş savcının emri ile de olsa olay mahalli terkediliyorsa, bu bir insanlık trajedisidir. meslektaşı tetiğin ucundayken, işi "güvenlik birimleri" ile açıklamanın teknik bir anlamı olabilir, ama insani bir anlamı olamaz. elbette silahın önüne kalkan olunsun denmez, bin servise, ama evine gitme, dur kardeşim şurada bekleyelim, de,hadi o da olmadı, git kardeşim iki yüz metre ilerde cami var, otur dua et; benim tercihim daha etkin bir bekleyişten yana olsa da! i̇şi devlete havale eden "bürokratik" memur tipli yargı öznesi etiği ve vasatı budur. yazıklar olsun...