Soma Davası'nda gerginlik

Soma işçi katliamının üçüncü duruşmasının üçüncü oturumu bugün gerçekleştirildi. Üç günden bu yana sanıkların çapraz sorgusuyla devam eden 8’i tutuklu 46 sanıklı davanın bugünkü duruşmasında, tutuklu sanıklardan teknik müdür İsmail Adalı sorgulandı.

Resmi rakamlara göre 301 işçinin öldüğü Soma maden katliamı davasının Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bugünkü duruşmasında teknik müdür İsmail Adalı soruları yanıtladı.

ÇAPRAZ SORGUYA SANIK ADALI’YLA DEVAM EDİLDİ

Tutuklu sanıklardan İsmail Adalı, işe yeni giren madencilerden bazılarının, kazanın meydana geldiği gün eğitimde gözükmesine rağmen ocakta hayatını kaybetmesiyle ilgili bilgisi olmadığını belirtti.

İşçilere kötü muamelede bulunduğu iddialarıyla ilgili ise Adalı şöyle konuştu:

"Hiçbir işçiye tokat atmadım, küfür etmedim, üretim baskısında bulunmadım. İşçiyi zorlamakla üretim artmaz. Üretim artışı, altyapı ve teknolojik yatırımlarla alakalı. İş yeri kurallarına uymayanlara yevmiye kesme cezası vardı. Ama üretim azlığından dolayı bu ceza verilmiyor. Eğer mesaisini tamamlamadan çıkarsa disiplin kurulunda ifadesini alırız. Gerekirse yevmiye kesme cezası verirdik ama şirket politikası gereği bu cezayı uygulamazdık. Bu cezanın ihtar mahiyeti vardı. Yeri gelince iş akdini feshederdik."

Sanık Adalı, üretimdeki işçilerin katılımıyla genel acil çıkış tatbikatı yapılmadığını, ocak içinde tatbikat gerçekleştirildiğini duyduğunu dile getirdi. Müfettişlerin ocağın içine 25 metre girip sonra yemeğe götürüldüğü iddialarını ise kabul etmedi.

Soma katliamı davası, sanıkların çapraz sorgusuyla devam ediyor
İlgili Haber

SANIK ADALI’YA ÖLEN MADENCİ YAKINLARI TEPKİ GÖSTERDİ

Adalı'ya, salondaki ölen madencilerin yakınları sık sık tepki gösterdi.

Olumsuz durumda işin durdurulmasına izin verdiğini ifade eden Adalı'ya salondakiler, "Aferin" ve "Halk kahramanı" sözleriyle alkışlayarak tepkilerini ifade ettiler.

Adalı'nın, şikayetçi avukatları tarafından yöneltilen soruda ismi sayılan madencileri tanıdığını ve aralarında husumet bulunmadığını söylemesi üzerine, salondakiler "Nasıl husumet yok?" diye bağırdı. Bu sırada şikayetçi avukatlarının "Sanık ağlamaklı oldu, duruşmaya ara verelim" talebi, mahkeme başkanı Aytaç Ballı tarafından reddedildi.

Şikayetçi avukatları, İsmail Adalı'nın üretimden sorumlu olmasını gerekçe göstererek, bazı madenci yakınlarının sanığa soru sorma imkanı verilmesi talebini iletti.

Öğleden sonraki oturumda ise bazı madenci yakınları, İsmail Adalı’nın sorgulanması sırasında, “Bize söz verilse tüm yalanlarını bir bir ortaya dökeriz senin” diyerek tepki göstermeye devam ettiler. İsmail Adalı’nın sorgusundan sonra bir diğer sanık Ertan Ersoy’un sorgusuna geçildi.  Soma katliamı davasında sanık sayısı 45'ten 84'e yükselebilir

CHP'Lİ BİÇER: SPARTAKÜS DÖNEMİNİ ARATMAYAN KÖLELİK SİSTEMİ

CHP Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer, duruşmaya ara verildiği sırada bir açıklama yaparak, "Soma, Türkiye'de yaşadığımız bütün ölümlerin, bütün acıların, antidemokratik uygulamaların adeta küçük bir sahnesi gibi" dedi.

İsmail Adalı'nın çapraz sorgusunun yapıldığı davayı değerlendiren Biçer, şunları söyledi: "Dün biliyorsunuz mitinglere işçilerin nasıl antidemokratik bir uygulamayla, adeta zorlamayla, yalnızca biraz daha fazla ocaktan kömür çıkarabilmek için, ihale alınabilmesi için insanların götürüldüğünü bizzat şahitlik ettik. Kendimizin bile tahmin edemediği bir açıklıkla bunun ifade edildiğine tanıklık ettik.

Bugünkü davada ise üretim müdürü İsmail Adalı'nın çapraz sorgusunda şunu gördüm. Soma'da facia olan madende gerçekten Spartacus dönemini aratmayan bir kölelik sistemi varmış. İşçilerin kendi ağzından ifadelerle çok kısa bir şekilde özetlemek istiyorum: Yürüme bantları işçiler madene girerken kullanılmıyor, yalnızca çıkarken kullanılıyor ve bu da çok kısıtlı bir şekilde.

Eğer kömür taşınmıyorsa o anda ve bantlar açılırsa o anda kullanılabiliyor. Girerken hiçbir şekilde insanlar için taşıma bandı kullanılmıyor. Her madene inerken 45 dakika yürüyerek işçiler çalışma ortamına iniyorlar. Eziyet buradan başlıyor ve bundan sonra da artarak devam ediyor. Üretime zorlanmanın bir çalışma yöntemi olduğu zaten bilirkişi raporlarında net.

Yani bu işçiler üretime zorlanarak, üretim miktarını artırmaya zorlanan bir çalışma modeli içindeler. Dayıbaşılar var. Aynı tarım işinde gördüğümüz dayıbaşı sisteminin aynısı var. Tamamen denetleniyorlar ve her dakika ne kadar üretim yaptıkları sürekli denetim altında. Dediğim gibi aynı kölelik sisteminde olduğu gibi. Yemek yedikleri anda yemek süreleri sürekli takip altında, yemekleri tekmeleniyor, yemek süreleri uzarsa küfre ve tacize uğruyorlar.

Dayıbaşılar bunu yapıyor ve dayıbaşılar yüksek maaşlı üretim arası elemanlar. Üretime bir katkıları olmadığı halde yalnızca üretim yapan işçileri denetleyerek yüksek maaş alıyorlar.

İşçilerin işe alımında da bizzat yetkililer. Dayıbaşının istediği işçi, işe alınıyor, istemediği işçi işten çıkarılıyor. İfadeler sırasında yine şöyle bir şeye tanık olduk. Üretimi fazla miktarda yapan işçi, aynı satış elemanlarında olduğu gibi birinci, ikinci ve üçüncü şekilde bir ödüllendirmeye gidiyorlar ve ödül primi alıyorlar.

Bu aldıkları ödül primi de yine dayıbaşılarla, üretim müdürleriyle işçiler arasında pay ediliyor. Bunu direkt işçi yakınlarının haykırışlarından, protestolarından da net olarak anladık."



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.