\'EKSİKLİK VAR, TARTIŞMALAR YASAL BOŞLUKTAN KAYNAKLANIYOR\'

DDK raporunda toplumun tamamının mahkeme kararıyla dinlenmesinin önünde yasal bir engel bulunmadığına dikkat çekilirken dinlenemeyecek kişilere yönelik yasaklayıcı bir hüküm getirilmesi önerildi.

Devlet Denetleme Kurulu(DDK), iletişimin ve internet ortamının denetlenmesine ilişkin ortaya çıkan tartışmaların, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın(TİB) uygulamalarından ziyade yasal düzenlemelerdeki eksiklikler ile adli mercilerin ve diğer yetkili birimlerin uygulamalarındaki hata ve eksiklilerden kaynaklandığını bildirdi. DDK raporunda toplumun tamamının mahkeme kararıyla dinlenmesinin önünde yasal bir engel bulunmadığına dikkat çekilirken dinlenemeyecek kişilere yönelik yasaklayıcı bir hüküm getirilmesi önerildi.
DDK, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı üzerine TİB’in 2006, 2007 ve 2008’deki faaliyet ve işlemlerini inceledi. İnceleme sonucu hazırlanan raporda iletişimin ve internet ortamının denetlenmesinin, suç delillerinin toplanması, ulusal güvenliğin korunması, suçun önlenmesi ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla suç ve suçlularla etkin bir mücadele etme aracı olarak tüm ülkeler tarafından kullanılan ve benimsenen bir araç haline geldiği ifade edilerek Avrupa ülkelerinde özellikle örgütlü suçlarla mücadelede telefon dinlemelerinin etkin bir şekilde kullanıldığına dikkat çekildi.

-TİB’İN KURULMASIYLA DİNLEMELER SİVİL BİR KURUM TARAFINDAN YAPILMAYA BAŞLANDI-

Telefon dinlemeleri ve internetin denetlenmesi konusunda daha önceden MİT, Emniyet ve Jandarma gibi kurumların her birinin ayrı çalışmalar yürüttüğü anımsatılan raporda TİB’in kurulmasıyla iletişimin ve internet ortamının denetlenmesi ile ilgili yasal alt yapının oluşturulduğu ve bu uygulamalarının hukuka uygunluğunun sağlanmasında önemli bir açığın dolduğu kaydedildi. Raporda, TİB kurulmadan önce, iletişimin denetlenmesi konusu ile ilgili farklı kurumlar farklı sistemler kurmak zorundayken TİB’in kurulmasıyla bu faaliyetlerin tamamının tek bir sivil merkezden yürütülmeye başlandığı ve iletişimin denetlenmesi işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesinin de yolu açıldığı belirtildi.
TİB’in oluşturulmasıyla temel kişisel hak ve özgürlüklerden olan haberleşme özgürlüğünün sınırlandırılmasının güvence altına alındığına işaret edilen raporda TİB’in sadece hakim kararları çerçevesinde dinleme ve izleme trafiğini yönettiği, TİB’in herhangi bir dinleme yapmadığı vurgulandı.

-“TARTIŞMALAR TİB’İN UYGULAMALARINDAN ÇIKMIYOR”-

Raporda “TİB’in faaliyet ve işlemlerinin denetlenmesi sonucunda; iletişimin ve internet ortamının denetlenmesi sürecinde sözkonusu Başkanlığın etkin ve verimli sonuçlar ürettiği ve hukuka aykırı uygulamaların önlenmesi konusunda gerekli dikkat ve özeni gösterdiği anlaşılmıştır” denilirken önleme amaçlı iletişimin denetlenmesine ilişkin taleplere TİB’in itiraz yetkisi mevzuatta açıkça düzenlenmemiş olmasına rağmen, TİB tarafından eksik taleplere karşı anayasal hak ve hürriyetlerin korunması bağlamında itiraz edildiği, bu itirazlar ve uygulanma imkânı olmayan kararlar sebebiyle başkan ve daire başkanları hakkında adli görevi ihmalden birçok defa soruşturma yapıldığı ve bu durumun Kurumda yürütülen işlemlerin sürekliliğini ve verimliliğini engellediği belirtildi.
İletişimin ve internet ortamının denetlenmesine ilişkin ortaya çıkan tartışmaların; “TİB’in uygulamalarından ziyade yasal düzenlemelerdeki eksiklikler ile adli mercilerin ve diğer yetkili birimlerin uygulamalarındaki hata ve eksikliler ile hukuk dışı yöntemlerle yapılan iletişimin denetlenmesi faaliyetleri ile ilgili etkin bir mücadele yöntemi belirlenememesinden” kaynaklandığı tespiti yapılan raporda iletişimin ve internet ortamının denetlenmesi sürecinde asıl sorunun yasal düzenlemelerdeki eksiklik ve belirsizlikler, işletmecilerin ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun sorumluluğuna ilişkin hususlar, mahkeme kararları ve savcılığın taleplerine ilişkin hususlar ile hukuka aykırı dinleme ve izlemeye ilişkin hususlardan kaynaklandığı bildirildi.

-YASAL DÜZENLEMELERDEKİ EKSİKLİK VE BELİRSİZLİKLER-

Raporda, yasal düzenlemelerdeki eksiklik ve belirsizlikler şöyle sıralandı:
“-İstihbari amaçlı iletişimin denetlenmesinde, tedbirin uygulanacağı kişilerle ilgili yeterli bir sınırlama getirilmemiştir.
-Önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi için adli amaçlı denetimlerde olduğu gibi son çare prensibi getirilmemiştir.
-Toplumun bir kısmının veya tamamının mahkeme kararıyla önleme amaçlı olarak iletişiminin tespit edilmesinin önünde engel bir kriter bulunmamaktadır.
-Önleme amaçlı dinleme yapılma imkânı olan suçların işleneceğine ilişkin herhangi bir şüphe seviyesi ve yoğunluğu aranmamaktadır.
-Başka tedbirlerle suçun işlenmesinin engellenebileceği hallerde de önleme amaçlı iletişimin denetlenmesine başvurulabilmektedir.
-Terör örgütü faaliyeti çerçevesinde üç aydan fazla olmamak üzere dinlemelerin müteaddit defalar uzatılma olanağının bulunması, keyfiliği önleyici güvenceler bakımından sınırlandırılmamıştır.
-Koşullarına uygun olarak başlanılan önleyici dinlemeler esnasında bir suçun işlendiğinin öğrenilmesi hâlinde uygulanan tedbirin adli amaçlı dinlemeye dönüştürülmesi konusu mevzuatta düzenlenmemiştir.
-Adli amaçlı iletişimin denetlenmesindeki ‘kuvvetli şüphe’ tabirinin ne olduğu tam olarak netleştirilmemiştir.
-Disiplin soruşturmalarında iletişimin denetlenmesine yönelik bilgilerin kullanılması durumunda, bunların imhasının nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.
-Tedbir kararlarının uygulanan süre zarfında nerede ve nasıl muhafaza edileceğine dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.
-Mobil telefon yerinin tespitinin hangi hallerde kullanılması gerektiği ile hâkim yetkisinin sınır ve şartları gibi konular tam ve açıklıkla düzenlenmemiştir.
-Ölen veya kaybolan kişilerin yerinin belirlenebilmesi amacıyla iletişimin denetlenmesi
tedbirine müracaat durumu düzenlenmemiştir.”
Mahkeme kararları ve savcılık taleplerine ilişkin hususlar bölümünde ise “Önleme ve adli amaçlı iletişim ile internet ortamının denetlenmesine yönelik kararlarda bulunması gerekli olan unsurların mahkemeler tarafından yeterince incelenmediği ve kararlarda bu unsurlardan bir kısmına yer verilmeden karar verildiği görülmüştür” ve “Mevzuata aykırı bir biçimde, muhtelif Cumhuriyet Başsavcılıklarından dinleme veya kayda alınma işlemi yapılan tüm numaraların tespit edilip gönderilmesine ilişkin taleplerde bulunulduğu görülmüştür” tespitlerine yer verildi. Raporda ayrıca internet erişiminin engellenmesinin sadece belirli suçlar kapsamında yapılması gerekirken, mahkemelerce kanunda sayılmayan suçlar sebebiyle de engelleme kararlarının verildiğine dikkat çekildi.
Raporda, iletişimin ve internet ortamının denetlenmesi işlemlerinin hukuka uygun, sağlıklı ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için çeşitli öneriler yer alırken “İletişim ve internet ortamının denetlenmesi ile ilgili mevzuatın etki değerlendirme analizinin yapılarak mevcut belirsizliklerin/eksikliklerin giderilmesi; Adalet Bakanlığı tarafından mahkemelerin uygulamalarıyla ilgili olarak hizmet içi eğitimlerin artırılması ve denetimlerde söz konusu hataların giderilmesine yönelik etkin bir yaklaşım benimsenmesi; yetkili kurumlar tarafından yapılan hatalı uygulamaların önüne geçilmesi ve mevzuat hükümlerinin tam olarak tatbikinin sağlanması amacıyla gerekli denetim, seminer ve meslekî eğitim çalışmalarının yapılması gerektiği değerlendirilmektedir” görüşüne yer verildi.

-“DİNLENEMEYECEK KİŞİLERE İLİŞKİN YASAKLAYICI HÜKÜM GETİRİLMELİ”-

Raporda, TİB Başkanı’nın Bakanlar Kurulu kararıyla atanması, TİB’in denetiminin yüksek yargı organları temsilcileri, Başbakanlık, Adalet ve Mülkiye Müfettişlerinden oluşturulacak bir komisyon tarafından yapılması, TİB Başkanı ve daire başkanları hakkında görev sebebiyle işlenen suçlar nedeniyle özel soruşturma usulünün getirilmesi önerilirken “Önleme ve Adli Amaçlı İletişimin Denetlenmesi İşlemleri”ne ilişkin de “tedbirin uygulanacağı kişilerle ilgili yeterli sınırlamaların getirilmesi, önleme amaçlı dinleme yapılma imkânı olan suçların işleneceğine dair bir şüphe seviyesi ve yoğunluğu aranılması, toplu iletişimin tespiti uygulamasının kaldırılması, süre uzatımında keyfiliği önleyici güvencelerin getirilmesi, önleme amaçlı başlayan iletişimin tespiti işleminin adli amaçlı iletişimin tespitine dönüşme koşullarının belirlenmesi, Türkiye’de önleme amaçlı olarak iletişimleri denetlenemeyecek kişilere yönelik yasaklayıcı bir hüküm getirilmesi, mevzuattaki kuvvetli şüphe tabirinin izahtan vareste olacak şekilde içeriğinin doldurulması” önerileri yer aldı.

-“KANUNDA SAYILMAYAN SUÇLAR NEDENİYLE MAHKEMELERİN ENGELLEME KARARI ALMALARI ÖNLENMELİ”-

Raporda, internetin denetlenmesine ilişkin ise “İçerik nedeniyle haklarının ihlâl edildiğini iddia eden kişilerin talebi üzerine erişimin engellenmesi kararı verilmesi söz konusu olmadığından, bu şekilde alınan mahkeme kararlarının önlenmesi için Adalet Bakanlığı tarafından gerekli denetimlerin yapılması, internet erişiminin engellenmesinin sadece belirli suçlar kapsamında yapılması gerektiğinden, Kanun’da sayılmayan suçlar sebebiyle mahkemelerin engelleme kararı almalarının önlenmesi” önerileri yer alırken hukuk dışı dinlemelere ilişkin de hukuk dışı dinleme ve kayda alma faaliyetlerinde kullanılan her türlü yazılım ve donanımın ithalatı, satışı ve sanal ortamda yayılması konularında gerekli kontrol mekanizmalarının oluşturulması ve mevzuat düzenlemelerinin yapılması gerektiği kaydedildi.
Kamu kurum ve kuruluşlarında kullanılan işletim sistemleri ile yazılım programlarının yerli firmalardan veya kurumların kendi Ar-Ge birimlerinden karşılanmasının teşvik edilmesi gerektiği kaydedilirken açık kaynak yazılımları kullanılmasının milli strateji olarak belirlenmesi ve bu konuda yerli üretimin teşvik edilmesi önerildi.(ANKA)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.