Savcı, Özal'dan 'Af' Diledi
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık Ersöz ve avukatı  Hulusi Coşkun ile müdahiller Semra ve Ahmet Özal'ın avukatı Hande Zeynep Dursun  katıldı.

Özal ailesinin avukatının celse arasında dilekçe vererek,  soruşturmanın genişletilmesini istediği tutanağa geçirildi.

Ersöz'ün avukatı Coşkun, müdahil avukatının dilekçesinde delillerin  dikkate alınmadığını savunarak, "TUSHAD diye yapılanma olmadığının  Genelkurmay ve  Jandarma Genel Komutanlığı yazısıyla sabitken, sicilinde disiplinsiz, ahlaksız  yazılı birinin gizli tanık beyanlarına itibar edilmesi hem üzücüdür, hem de kabul  edilebilir değildir" dedi ve soruşturmanın genişletilmesi talebinin reddini  istedi.

Cumhuriyet Savcısı İsmail Şafak, müdahillerin, "TUSHAD" isimli yapının  var olup olmadığının araştırılmasını istediğini hatırlatarak, Genelkurmay  Başkanlığının mahkemeye, böyle bir birimin bulunmadığını belirtmesi karşısında,  istemin reddine karar verilmesini talep etti.

Şafak, müdahillerin,  TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonundan MİT  raporunun,  Hrant Dink cinayetiyle ilgili  Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunun,  gizli tanık İlker Çınar'ın  TSK'daki görev süresine ilişkin disiplin, sicil ve  maaş bilgilerinin ve  Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığından  davayla ilgili bilgi istenmesi taleplerini, "dosyadaki deliller karşısında sonuca  etkili olmayacağı", "davanın mahiyetiyle alakası bulunmadığı" ve "delil durumu"  gerekçeleriyle reddini istedi.

 Mahkeme heyeti, bu taleplerin "davayı uzatmaya matuf olduğu"  gerekçesiyle reddetti.

 Savcı "af" diledi

 Daha sonra beyanı sorulan Özal ailesinin avukatı Dursun, Ersöz'ün  cezalandırılmasını istedi.

 Savcı Şafak ise esas hakkındaki görüşünde, Özal'ın siyasi hayatını özetledi, ölümü ve sonrasına ilişkin bilgiler verdi.

 Özal'a yönelik suikast girişimi ile oğlu Ahmet Özal'ın, babasıyla  birlikte kendisini taşıyan uçağın ciddi arıza nedeniyle havaalanına geri  döndüğüne ilişkin beyanlarını özetleyen Şafak, Özal'ın hastalanması ve vefatı  sırasında, yeterli doktor ve ambulans bulundurulmaması, ölümünün ardından klasik  otopsi yapılmaması, vücut sıvılarının ve doku örneklerinin alınmaması gibi  "ihmaller zinciri" bulunduğunu ifade etti.

 Davanın, gizli tanık beyanlarına dayanarak açıldığına dikkati çeken  Şafak, soruşturma sırasında Özal'ın mezarının açıldığını, Adli Tıp Kurumunun,  cenaze üzerinde tahliller yaptığını kaydetti. Kurumun, "Özal'ın, ağır metal  maruziyetiyle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığını" belirterek, "kesin ölüm  sebebinin tespit edilemediği" sonuçlu rapor verdiğini hatırlatan Şafak, şu  değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye Cumhuriyetinde çok önemli görevlerde bulunan, iki dönem  Başbakanlık yapan ve  Cumhurbaşkanlığı sırasında vefat eden merhum Turgut Özal'ın  ülkesinde yapmış olduğu çok önemli ve çığır açan hizmetleri karşısında, kesin  ölümünün tespit edilememiş olması, bir hastalık sonucu mu vefat ettiği, yoksa  menfur bir suikast sonucu mu öldüğü, hastalanmasını müteakip vefatına kadar  yapılan idari ve adli hatalar zincirlemesi sonucu gerçeğin ortaya çıkmasının  engellendiği ve delillerin kaybolduğu, ülkemize büyük hizmetler vermiş  Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın hastalığı nedeniyle değil de menfur bir suikast  sonucu öldürülüp öldürülmediği konusunda, zamanında yapılmayan klasik otopsi ve  ölüm esnasında maktulden veriler alınmayarak, delillerin kaybolmasına neden olan  sorumluların ihmalleri yüzünden kirli eller ortaya çıkarılmamıştır. Çıkarılmadığı  için merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a Allah'tan rahmet, bir yargı mensubu  olarak da yargı adına bizi affetmesini dilemekten başka söylenecek söz  kalmamıştır."

 "Mekanı cennet ve ruhu şad olsun"

Görüşünün devamında, "Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın mekanı  cennet ve ruhu şad olsun" diyen Şafak, ancak sanığın, soyut iddia ve yorumlardan  hareketle cezalandırılamayacağını, şüpheden sanığın yararlandırılması gerektiğini  belirtti.

Ölümün zehirlenme sonucu meydana gelip gelmediğinin belirlenemediğini,  dosyada inandırıcı ve kesin delil bulunmadığını, tanık beyanlarının çelişkili  olduğunu ve belgelere göre tanıkların, sanıkla aynı yerde bulunmalarının mümkün  görülmediğini bildiren Şafak, "Cumhurbaşkanına suikast suçunun, uzman çavuş  rütbesinde olan tanığa anlatılmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığını"  söyledi.

Şafak, bu nedenlerle atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına  yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraatına karar  verilmesini istedi.

Sanık Levent Ersöz, savcının görüşüne katıldığını bildirdi ve beraatını istedi.

 Ersöz'ün avukatı Coşkun, "Bu davada, merhum Cumhurbaşkanının eşinin  namusu ve iffetiyle oynanıyor. Üzülerek söylüyorum ki gizli tanık beyanlarına  katılan taraf da alet oluyor. Burada, son yıllarda TSK üzerinde sergilenen oyunun  bir parçası sergilenmiştir" ifadelerini kullandı ve müvekkili için beraat  talebinde bulundu.

Mahkeme Başkanı Hayrettin Türe, "suç sabit olmadığından", sanığın  beraatına karar verdiklerini açıkladı.

 İddianame

İddianamede Ersöz'ün, Özal'ı zehirlettiği öne sürülüyor ve 765 sayılı  TCK'nın "Cumhurbaşkanına suikasta" ilişkin 156. maddesi kapsamında suçlanıyordu.

Maddede, "Reisicumhur hakkında suikastta bulunanlarla, buna teşebbüs  edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis  cezasıyla, nakıs ise müebbet ağır hapis ile cezalandırılır" deniliyor.

Ersöz ve avukatından açıklama

Ersöz, duruşma sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada,  Ergenekon,  Balyoz, Zirve Yayınevi ve Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin davalarında  yargılandığını, davaların tek dayanağının gizli tanık beyanları olduğunu ifade  etti. Bu davaları "sanal" olarak niteleyen ve dosyalarda kesin ve somut deliller  olmadığını kaydeden Ersöz, "Maksat, bizler üzerinden Türk Silahlı Kuvvetlerini  itibarsızlaştırmaktır" dedi.

Tarihi bir karar verildiğini söyleyen Ersöz, "TSK'dan kim özür  dileyecektir?  Siyaset mi özür dileyecek, veya yıllarca cemaat denilen bu F tipi  yapıyla işbirliği yapan siyaset mekanizmasının içindeki, sosyal yaşamdaki  kendisine çeşitli kisfeler, çeşitli isimler veren kişiler, kuruluşlar mı özür  dileyecekler?" diye sordu.

Ersöz, konuşmasının sonunda Özal'a Allah'tan rahmet diledi.

Ersöz'ün avukatı Hulusi Çoşkun da mahkemenin beraat kararını takdirle  karşıladıklarını, kararın, müvekkilinin yangılandığı Ergenekon, Balyoz ve Zirve  Yayınevi davalarına örnek teşkil edeceğini söyledi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.