Savcıdan Balbay hakkında suç duyurusu istemi
CHP İzmir Milletvekili ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay, 30 Ekim Salı günkü duruşmada Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in “Ergenekon adını ilk kez Balbay kaleme aldı” şeklindeki açıklamalarına karşı “Bu çok ağır itham” diye konuşmuştu.

Ergenekon davasında, tutuksuz sanık avukat Hüseyin Buzoğlu, aleyhine ifadeleri bulunan gizli tanık Mart’ın ifadesinin, savcılıkla bir yazışma olmadan dava dosyasına konulduğunu savundu.  Buzoğlu, heyete “Mahkeme, gizli tanık Mart’ın ifade verdiğini nereden biliyor, duruşma dışında savcılarla görüşüyor mu” diye sordu. Başkan Hasan Hüseyin Özese, bu konuda ısrarla soru yönelten Hüseyin Buzoğlu’nu salondan çıkarttı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Yerleşkesi bitişiğindeki duruşma salonunda görülen davanın 253. duruşması gerçektirildi. Oturumu açan Başkan Hasan Hüseyin Özese, gizli tanık Mart’ın ifadesinin  sesi bozularak salondan dinleneceğini açıkladı. Gizli tanık Mart, Togan Yayıncılık’ta çalıştığını ifade ederek Ergün Poyraz’ın yazdığı kitapların Ankara’dan avukat Hüseyin Buzoğlu tarafından getirilerek Togan Yayıncılık’ta basıldığını anlattı.

Ağır olur

Gizli tanık Mart, savcılıktaki  “Bu örgütün medya patronluğunu Hüseyin Buzoğlu yapmaktadır. Talimatı da Tuncer Kılınç’tan almaktadır” şeklindeki ifadesini düzelterek şu iddialarda bulundu: “Hüseyin Buzoğlu için bu biraz ağır olmuş. Bu şekilde yorumlanmış. Tuncer Kılınç’ı tanımıyorum. Kendi yorumlarına göre medya patronluğunu Ertuğrul Özkök ve ekibi yapıyordu.”


Deniz Feneri dosyası

Deniz Feneri dosyasını Almanya’dan Hürriyet Gazetesi muhabiri Toygun Atilla’nın getirdiğini öne süren gizli tanık Mart “Deniz Feneri dosyasının Almancasını gördüm. Toygun Atilla, bize getirdi. Hürriyet Grubu, önce yayınlamayı düşünmüş, sonra vazgeçmiş” diye konuştu.


Buzoğlu atıldı

Tutuksuz sanık avukat Hüseyin Buzoğlu, gizli tanık Mart’ın ifadesinin 5 Mart 2012 tarihinde savcılık tarafından alındığına dikkat çekerek “Mahkeme ile savcılık arasında  gizli tanık Mart’ın ifadesine ilişkin bir yazışma olmamış” diye konuştu.

Başkan Özese “Belgeler dosyada vardır. Siz gizli tanık Mart’a soru sorun” diye uyardı. Hüseyin Buzoğlu ise “Hiçbir yazışma olmadığı halde mahkeme nereden biliyor da gizli tanık Mart’ın ifadesini istiyor? Mahkeme, duruşma dışında savcılarla görüşüyor mu” diye sordu.

Başkan Özese “Soru sorma hakkınızı amacına uygun kullanmıyorsunuz. Kesmek zorunda kalacağım. Usule uygun soru sormuyorsunuz” dedi. Buzoğlu’nun gizli tanık Mart’ın ifadesinin alınması ve mahkemeye gönderilmesi sürecine ilişkin sorularını sürdürmesi üzerine Başkan Özese Buzoğlu’nun dışarı çıkarılması talimatı verdi. Buzoğlu ise jandarmanın müdahalesine fırsat vermeden “Yargılama böyle mi olacak? Bana soru sordurmuyorsunuz” diye bağırarak salondan çıktı.


Tanık duruşmaya giremez

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün kızı ve avukatı Zeynep Küçük ise, tutuksuz sanık ve avukat Hüseyin Buzoğlu’nun salonan çıkarılmasına “Sanığa soru sordurtmadınız ve dışarı çıkarttınız. Bu nedenle tanığın sorgusu eksiktir. Bu durumad adil yargılama yapıldığından bahsedemeyiz” sözleriyle tepki gösterdi. Gizli tanık Mart’ın “Ergenekon davasının ilk 30-40 duruşmasını izlemişimdir” sözleri üzerine avukat Zeynep Küçük, “Bir tanığın duruşmalara girmesi yasaktır” diye konuştu.

 
Gizli Tanık Boyabat

Öğleden sonra dinlenilen gizli tanık Boyabat, tutuklu sanık Muzaffer Tekin ve Sami Hoştan ile ilgili iddialarda bulundu. Gizli tanık Boyabat, Eskişehir Cezaevi’nde Taner Büber adlı bir kişi ile birlikte kaldığını anlattı. Boyabat, Sami Hoştan ile de Taner Büber aracılığıyla tanıştığını anlattı. Tahliye olduktan sonra 2005-2006 yılları arasında Gaziosmanpaşa’da Taner Büber ile gayrimeşru işler yaptıklarını söyleyen gizli tanık “Taner Büber, tahliye olduktan sonra Silivri’deki çiftlik dediği yere  Muzaffer Yüzbaşı diye tanıdığım Muzaffer Tekin geldi” dedi.


Dink’in öldürülmesini istedi

Gizli tanık Boyabat, Silivri’deki toplantının 2005 yılı ortalarında olduğunu anlatarak “Muzaffer Tekin Hrant Dink’in öldürülmesini istedi. Taner Büber’e üzerinde miktarı yazmayan çek verdi. ‘İşi bitirdikten sonra istediğiniz miktarı yazabilirsiniz’ dedi. Ama Taner Büber, yeniden cezaevine girmek istemediğini söyleyip kabul etmedi” diye konuştu.

Gizli tanık Boyabat, “Büber çekleri vermek istemedi. Gaziopsampaşa’da Kürt gruplara karşı çatışma yaratmak için  altyapı hazırlamıştık. ‘O kadar iş yaptık’ diyerek vermedi. Sonra Sami Hoştan’ın isteği üzerine çekleri Tekin’e vermiş” diye konuştu. Kürt gruplara karşı çatışma ortamı hazırlanmasını da Muzaffer Tekin’in istediğini öne sürdü.
 

Balbay’a suç duyurusu

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, duruşma sona ererken söz alarak Mustafa Balbay’ın 30 Ekim 2012 tarihli duruşmada iddia makamını “itham edici” beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na gereğinin yapılması için yazı yazılmasını talep etti. Duruşma 5 Kasım Pazartesi gününe ertelendi.


Balbay’ın açıklamaları  

30 Ekim Salı günkü duruşmada  Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Mustafa Balbay’ın sabahki oturumda “Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, duruşmalardan yasaklı olduğum sırada Haziran 2008’e yazdığım yazıyı 2006’da yazdığımı ifade ederek soru yöneltmiş” şeklinde itirazı olduğunu anımsatmıştı. Pekgüzel, Balbay’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde 2 Haziran 2006 tarihinde yayınlanan “Er Er Ergenekon Gel Her Yere Kon” başlıklı yazısını okuyarak açıklama yapmasını istemişti.

Ergenekon adının kendisi yazmadan önce medya yer aldığına dikkat çeken Mustafa Balbay ise şu açıklamayı yapmıştı: “Benim Savcı Pekgüzel’in ‘Ergenekon soruşturmaları başlamadan, hiçbir yerde yayınlanmadan Mustafa Balbay’ın yazılarında kaleme aldı’ şeklindeki sözleri çok ağır bir itham. Eğer hiçbir yerde yayınlanmadan Ergenekon’u yazdıysam ya çok özel bir şeyler biliyorum ya da bir şeyler saklıyorum. Bu konuyu araştırıp benden önce nerelerde yayınlandığını size sunacağım. Şimdi hatırladığım 26-27 Mayıs 2006 tarihlerinde gazete manşetlerinde Ergenekon yer almıştı.”

“Savcı Pekgüzel’in benim yokluğumda gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’ın tanıklığı sırasında ‘Siz bu yazıyı yazarken Balbay’dan mı esinlendiniz’ diye sormasına çok alındım” diyen Balbay, 2 Haziran 2006 tarihli yazısının Atabeyler operasyonu ve Danıştay saldırısının ile ilgili olduğunu anlatmıştı. Balbay yazısındaki “Bütün bu örgütlenmelerin tepesinde de medyaya ve medyaya haber sızdıranlara göre, Ergenekon adlı bir örgüt var” ifadesine dikkat çekerek “Benim savcı Pekgüzel’e itirazım hiçbir yerde yayınlanmadan benim Ergenekon’u yazdığım iddası. İşte adresi gösteriyorum” demişti.

Balbay, ayrıca yazısındaki ifadeleri 2008 yılında bir televizyon programında Şamil Tayyar ile tartışmasında kullandığına dikkat çekerek “Burada 4 yıldır benim Türkiye’deki tartışmaları haber yapmam tartışılıyor. Ben Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara temsilcisi olarak ülkedeki tartışmaları yazıyordum. Televizyon programları yapıyordum, radyoda yorumlar yapıyordum ve kitap yazıyordum” diye konuşmuştu.

Cumhuriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.