Şırnak Kuşkonar katliamı davası kapandı
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iki yıl önce derinleştirilen soruşturma kapsamında, ilgili kurumlara yazı yazılmış, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, bombalamanın olduğu gün ve saatte bölgede herhangi bir uçağın uçmadığını bildirmişti. Ancak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, savcıya detaylı bilgi ve belgeler göndermişti. Belgede, "1994 yılında Şırnak ili batısı ile Kuzeybatısı 10 NM (18.55 km)'de Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından iki uçuş icra edildiği tespit edilmiştir." denilmiş ve bombardıman kabul edilmişti. Bunun üzerine soruşturma yeniden ele alınmış ve bombalanan köylerde keşif yapılmasına karar verilmişti. Ancak faili meçhuller savcısının görevden alınmasından sonra dosya ‘görevsizlik’ kararı verilerek askeri savcılığa gönderilmişti. Genelkurmay Askeri Savcılığı, kendisine 24 Mart’te gönderilen dosyayı 9 Nisan’da karara bağladı.  Dosyada emekli askerler Hasan Kundakçı,  Adnan Karaardıç, İbrahim Erge, Metin Hazar şüpheli sıfatıyla yer alıyordu.

SALDIRIYI PKK YAPMADIĞINI ÖZEL YETKİLİ SAVCILIK ORTAYA ÇIKARDI

38 köylünün bombalanarak öldürülmesiyle ilgili soruşturma dosyası yıllarca Şırnak ile Diyarbakır mahkemeleri arasında gidip geldi. Olayla ilgili Şırnak’ta ilk soruşturma 1994 yılında açıldı. Dosya 07.04.1994 tarihinde görevsizlik kararı verilerek Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda eylemi PKK’nın gerçekleştirildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle 13.03.1996 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyaYI yeniden Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Şırnak, eylemin PKK tarafından yapıldığını ısrar ederek dosyayı tekrar Diyarbakır’a gönderdi. Diyarbakır’daki savcılar ise dosyayı 2005 yılında askeri savcılığına gönderdi. Askeri savcılık ise olay gününde askeri helikopter ve uçağın o bölgede uçmadığını belirterek dosyayı 2006 yılında yeniden Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Şırnak dosyayı bu sefer 2007 tarihinde CMK 250'inci maddesi ile yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Özel yetkili savcılık, soruşturmayı başlattı ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden bilgi istedi. Sivil havcılık, 26.03.1994 tarihinde Şırnak’ta Panter 60 çağrı adlı iki adet F4 savaş uçağının mühimmatı ile kalkıp 11.24'de indiği, aynı gün saat 11.00 da ise Kaplan 05 çağrı adlı iki adet F16 savaş uçağının mühimmatı ile birlikte kalkıp saat 12.20'de indiğini bildirdi. Böylece faillerine izine rastlanmış ve bombalamanın savaş uçakları tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Savcılık, soruşturma derinleştirdi ve o dönem bombalama emrini veren komutanların isimlerini belirledi. Bu arada Hava Kuvvetleri Komutanlığı da gönderdiği yeni belgelerle o tarihte uçakların bölge uçtuğunu belirti. Savcı, sorumlular hakkında dava açmaya hazırlanırken geçtiğimiz ay görevden alındı ve dosyaya ‘görevsizlik’ kararı verilerek askeri savcılığa gönderildi.

Genelkurmay Askeri Savcılığı, söz konusu olayın Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait uçakların sivillerin bulunduğu yerleşim yerlerini kasten bombalaması sonucunda gerçekleştiğini gösteren hiçbir delil bulunmadığına karar verdi. Savcılık, “ Bu anlamda kasten adam öldürme suçundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, kastın aşılması suretiyle ölüme neden olma ile taksir veya ihmale dayalı suçlar yönünden dosyanın Askeri Savcılığımıza intikalinden önce ve 26 Mart 2014 tarihi itibarıyla da kasten adam öldürme suçu yönünden dava zaman aşımı süresinin dolduğu, 20 yıllık süre zarfında 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104'üncü maddesinde sayılan zaman aşımını kesen herhangi bir usul işleminin de gerçekleşmediği, bu doğrultuda olay yönünden oluşabilecek muhtemel suçlar açısından dava zaman aşımı sürelerinin dolmuş olması nedeniyle kovuşturma olanağının bulunmadığı anlaşılmıştır.” kararını vererek soruşturmayı kapattı.

ELÇİ: KARAR, AİHM’NİN KARARINA AYKIRI, İTİRAZ EDECEĞİZ

Mağdurların avukatı ve Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, 2006 yılında dosyayı AİHM'e taşıdıklarını ve Türkiye’nin iki ay önce rekor tazminata (2 milyon 305 bin euro) mahkum ettiğini hatırlattı.  Elçi, “Ne yazık 20 yıldır adli ve idari makamlar bombalamanın faillerini tespit edemedi ve dosya soruşturma kapatıldı.” dedi. Devletin yurttaşlarına karşı yaptığı bir katliamın belgeleriyle ortada olduğunu anlatan Elçi, “ Devlet ‘benim personelim sivil insanları karşı katliam yaptı ve ben kimliklerini tespit edemiyorum o yüzden soruşturmayı kapattım’ diyor. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi ve Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler hükümlerine göre devlet görevlilerinin sorumlu olduğu eylemler insanlığa karşı olduğu için zaman aşımına uğramayacağını belirtiyor. AİHM bu olayla ilgili verdiği kararda faillerin bulunup yargılanmasını açıkça belirtmişti. Savcılığın bu kararı AİHM’nin kararını yerine getirmiyorum demektir.  Bu ciddi bir aykırı. Bu konuyla ilgili itirazda bulanacağız.” diye konuştu.

Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.