Anayasa paketi, AB\'ye tam üyelik yolunda büyük bir adım

Bugünün dünyasında demokrasi, başta ekonomik kalkınma olmak üzere her alanda ilerleme ve gelişmenin temel zemini haline gelmiştir. Türkiye, güçlü ekonomisini ve itibarlı dış politikasını, son 7,5 yıldır demokratikleşme alanında attığı adımlar üzerine inşa etmiştir. Bizler biliyoruz ki hiçbir reform, demokratikleşme reformlarıyla eşgüdümlü olarak sürdürülmedikçe başarıya kavuşamaz. Ülkemizde son yıllarda temel hak ve özgürlükleri, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıkların korunması ve saygı görmesi hususlarındaki düzenlemeleri güçlendiren
ve güvence altına alan kapsamlı yasal reformlar gerçekleşmiştir.

Yegâne gayemiz, vatandaşlarımızın onurlu, vakur, güvenlik içinde ve özgürce yaşamasını sağlamaktır. En önemli konulardan birisi de temel hak ve özgürlüklerin devletçe garanti altına alındığı, kişilerin kendilerini demokratik ve özgür bir ortamda gerçekleştirebilmelerinin sağlanmasıdır. Çünkü demokrasi mümkün olan bütün değerleri insana sağlama çabasıdır. Demokrasi bireysel özgürlüğün sahasını genişletir. Demokrasi özgürlük konusunda eşitlik ister. Bir diğeri ise temel hak ve özgürlüklerin en önemli garantisi olan demokratik hukuk devleti ilkesinin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hayata geçirilmesidir. İşte kamuoyuna sunulan son Anayasa değişiklik paketinin amacı tam da bunlardır. Yıllardır çözülemeyen, çözümü için çaba sarf edilmeyen meselelerin cesaretle çözümünü hedefliyoruz. yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığının sağlanması, siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, çocuklara, yaşlılara ve engellilere pozitif ayrımcılık yapılmasının önünün açılması gibi konularda getirdiği değişiklikler nedeniyle demokratikleşme reformlarının sonuncusu olarak değerlendirilmelidir. 

Vaseyetçi anayasa
Türkiye, temel hak ve özgürlüklerin daha iyi gözetildiği, kişisel tercihlere daha fazla saygı duyulduğu, Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda ilerleyen örnek bir demokrasi olmak istiyorsa vesayetçi 1982 Anayasası’nda, aynen pakette olduğu gibi önemli değişikler yapmaya mecburdur. Bu Anayasa değişikliği paketinden önce 7,5 senedir kararlılıkla sürdürdüğümüz tüm reformlara rağmen ülkemizde bir demokrasi ve Anayasa sorunu olduğunu hep dile getirdik ve pek çok sorun da değişiklik paketinde değiştirilmesi öngörülen maddelerden kaynaklanmaktaydı. Aslında en iyisi yeni bir sivil Anayasa’yı ülkemize kazandırmak ancak Türkiye’nin bu konuda kaybedecek zamanı kalmamıştır. Dolayısıyla en iyi çözüm Taslak’taki kapsamlı değişiklikleri uzlaşmayla yapmaktır.
Türkiye’nin siyasal gelişiminin kendine özgü çizgisinin sonucu olarak; Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir Anayasası, milletin hür iradesiyle seçtiği ve gerçek temsilcilerinden oluşan meclisler tarafından bir tartışma ve uzlaşma sürecinin ürünü olarak kabul edilmemiştir. Bu durum anayasalar bakımından meşruluk sorunları yaratmış ne 24 ne de 61 Anayasaları uzun ömürlü olamamıştır. 1982 Anayasası ise yapıldığı günden beri ciddi eleştirilere konu olmuştur. Nitekim 1995 ve 2001 senelerinde değişikliklere uğramış olmakla beraber Anayasaya hakim olan otoriter ve devletçi felsefenin izleri hala bulunmaktadır. 1982 Anayasası özünde bireyi devletin üstün otoritesi karşısında korumaktan çok, devleti bireyin anayasal hürriyetleri karşısında korumaya odaklanmıştır. 

Devlet otoritesi
Hâlbuki çağdaş bir demokraside Anayasanın amacı devlet otoritesini sınırlandırarak bireyin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve bunların gelişimine fırsat yaratmaktır. Dolayısıyla daha çağdaş değerleri yansıtan, Türkiye’nin önünü tıkamayan, kurumlar arası dengeleri iyi koyan ve bizatihi kendisi sorun olmayan bir Anayasa değişiklik paketini ülkemize armağan etmek zorunluluk haline gelmiştir. Diğer yandan Anayasa değişiklik paketinde öngörülen değişiklik ülkemizin AB’ye tam üyelik ile ilgili taahhütleri ile de örtüşmektedir. Zira en son açıklanan ilerleme raporu dahil bütün AB ilerleme raporlarında yargı reformunun gerekliliği, olumlu ayrımcılık, siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması gibi konularda acil değişiklik yapılmasının altı çizilmiştir.
Son zamanlarda bazı kesimler tarafından Anayasa hermenötiğinde (yorumunda) yeri olmayacak şekilde TBMM’nin (tali) kurucu iktidar olma yetkisi olmadığına dair oldukça ilginç değerlendirmeler yapılmaktadır. Şunu belirtmek gerekir ki Anayasayı değiştirme yani (tali) kurucu iktidar yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinindir. Bu yetki, başka bi r organ ve kişiye devredilemez. Milletvekillerinin Anayasayı değiştirme tekliflerindeki ve değişiklik oylamasındaki iradelerini, Anayasa Mahkememiz dahil, hiçbir yargı organı askıya alamaz, erteleyemez, şarta bağlayamaz ve ehliyetsiz göremez. Meclis’teki diğer bütün parti mensupları gibi AK Parti mensuplarının da Anayasa değişikliği taslağı hazırlayıp bunu Meclis’in onayına sunabilir. 

Üç temel ilke
Genel olarak demokratik bir anayasa yapım surecine ilişkin üç temel ilkeden bahsedebiliriz. Uzlaşma, kamuya açıklık ve makul zamanlama. Kapsamlı bir uzlaşmacı anlayış sadece belli bir kesimin bakış açısının yansıtılmasını da büyük ölçüde engelleyecektir. Bu bağlamda AK Parti
paketi diğer partilere sunarak ve uzlaşma arayarak demokratik Anayasa yapım ilkelerine uygun davranmaktadır.
Muhalefet partilerinin konuya ilişkin uzlaşmaya kapalı bir tavır sergilemeleri ve belirsizlik, süreci zorlaştırmakta; ancak iktidarın şevkini de kırmamaktadır.
Dünya değişti, felsefe, bilim ve teknoloji gelişti, yeni sorunlar ve yeni şartlar oluştu fakat bazı bakış açıları ve bazı engelleyici çabalar hiç değişmedi. Bakınız Türkiye artık 30 yıl öncesinin Türkiyesi değil! Artık temel ihtiyaçların yerini ideoloji ve demagoji ile doldurmak mümkün değil. Dolayısıyla muhalefet partilerinin de uzlaşmaya yanaşmayan tavırlarını bir kenara bırakıp ülkemizin demokratikleşmesi yolunda bu çabalara destek vermesi gerekmektedir. 

İki temel başlık
Anayasa reformunun odaklandığı konuları iki temel başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan ilki temel hak ve hürriyetler, ikincisi hukuk devleti ve yargı. Taslağa göre Anayasa’nın ‘Kanun Önünde Eşitlik’ başlıklı 10. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna ‘Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz’ cümlesi ve aynı maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere, ‘Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz’ cümlesi eklenmektedir. Böylece bu kişiler için pozitif ayrımcılık yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Anayasa’nın ‘Özel Hayatın Gizliliği’ başlıklı 20. maddesi de, kişisel verilerin korunmasının arttırılması yönünde olumlu bir değişiklik öngörmektedir.
Bir diğer önemli düzenleme memurlara toplu iş sözleşmesi yapma hakkının tanınmasıyla yapılmaktadır. Anayasa’nın 53. maddesinin kenar başlığı ‘Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı’
şeklinde değiştirilip maddeye, “Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler” şeklinde bir düzenleme eklenmektedir.
Hukuk devleti ve yargı alanında da özellikle hukuk devleti ilkesini güçlendiren düzenlemelere yer verilmektedir. Yargı ile ilgili bölümlerde ise yargının bağımsızlığı yanında tarafsızlığı da vurgulanmaktadır. Bunu yaparken de Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesinin üyelik sistemleri ve yapılarıyla ilgili de çağdaş örnekler ve AB uygulamaları göz önünde bulundurularak değişiklik yapılmıştır. Diğer yandan Anayasa’nın 125. maddesindeki değişiklik ile, Yüksek Askeri Şûra’nın alacağı askerlikle ilişik kesme kararlarının yargıya götürülmesinin önü açılmaktadır. Değişiklik paketi ile, Cumhurbaşkanları, Başbakan ve Bakanları yargılayan Anayasa Mahkemesi’nin, yani Yüce Divan’ın vereceği kararlara da yargı yolu açılmaktadır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, tüm iç yargı yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi ’ne başvuruda bulunmalarının da önü açılmaktadır. Böylece, vatandaşların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeden önce, bir de Anayasa Mahkemesi ’ne başvurmaları sağlanmaktadır.

Yargı denetimi
Diğer yandan yargı denetimi üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmaktadır. Biliyorsunuz mevcut düzenlemeye göre askere sivil yargı yolu kapalıdır. Oysa çağdaş ülkelerdeki uygulamalar göz önüne alındığında askerlerin sadece görevleri ile ilgili suçlar için askeri mahkemelerde yargılandığı diğer suçlar için sivil vatandaşlarla eşit şartlarda sivil mahkemelerde yargılandığı görülmektedir. Bu uygulamaya paralel olarak pakette önerilen değişiklik ile, askerlerin “devletin güvenliği, anayasal düzen ve bu düzenin
işleyişine karşı suçların”, sivil mahkemelerde yargılanmasının önü açılmaktadır. AB
ilerleme raporlarında sıkça belirtilen bir diğer konu olan ombudsmanlık/kamu denetçiliği kurumu Anayasa’nın 125. maddesinde yapılan değişiklikle kurulmaktadır. Ombudsmanlık vatandaş ile devlet arasındaki sorunların çözümünde ve anayasal hakların korunmasında devreye girecektir.
Bir diğer önemli sorun ise siyasi partilerin kapatılmasıdır. Siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olduğunu düşünürsek her açılan kapatma davasında demokrasinin altının oyulduğunu söyleyebiliriz. Siyasi partilerin kapatılması konusundaki evrensel standartların, insan haklarına saygılı ve demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye açısından da geçerli olması gerektiğinde kuşku yoktur. 1961 Anayasasının yürürlüğe girdiği tarihten bu yana Anayasa Mahkemesi tarafından yirmi beş siyasi parti kapatılmıştır. Bu sayıya askeri müdahaleler döneminde kapatılan siyasi partiler dâhil
değildir. Kapatılan parti sayısı itibariyle Türkiye, çağdaş demokrasilerde kırılması imkansız bir rekorun sahibidir. Türkiye uygulamasının evrensel standartlara uymadığının en açık göstergesi, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen siyasi parti kapatma kararlarının biri hariç tamamının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Sözleşmenin ihlali olarak kabul edilmiş olmasıdır.
Demokrasinin sekteye uğramaması için parti kapatmalar pakette ağırlaştırılmıştır. Bu noktada Venedik Komisyonu ilkelerinin göz önünde bulundurulmuştur. Venedik Komisyonu ilkelerinin siyasi partiler için son derece güvenceli bir koruma sistemi getirdiği, sadece şiddeti benimseyen siyasi partilerin kapatılabileceğine cevaz verdiği gerçeği görmezlikten gelinmemelidir.
Şunun altının çizilmesi gerekir ki demokrasi standardının en önemli göstergelerinden biri Anayasa’dır. Anayasa bir toplumun kendi devletinden beklentileridir, siyasi ve hukuki değerlendirmesidir. Unutmayınız ki Cumhuriyet ve demokrasi, binlerce yıllık tarihimiz içerisinde elde ettiğimiz kazançların en önemlilerindendir. Güzel ülkemizin gelecek nesillerine müreffeh yarınlar sunabilmek için cesur adımlar atmaya mecburuz. AK Parti olarak bizler ülkemizi daha da ileriye taşımak için demokrasi reformlarında kararlı olacağız ve Anayasa değişiklik paketiyle beraber Anayasamızın, dolayısıyla da demokrasimizin güçlendirilmesi konusunda sağlam duruşumuzu devam ettireceğiz. Çünkü bir ülkeye yapılacak en büyük iyilik, iyi yasalar yapmaktan geçer. (Radikal)

Yard. Doç. Dr. Cüneyt Yüksel: AK Parti Mardin Milletvekili, siyasi ve hukuki işler başkan yardımcısı


  ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ.   



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.