Daha demokratik bir anayasa için şimdi söz milletin


İstiklal savaşında bir karargâh gibi çalışan, Milli Mücadele'yi başarıyla yürüten ve kazanan TBMM'nin anayasa değişikliğine kabul oyu kullanması, Türkiye'nin demokratikleşmesinde de üzerine düşen görev ve sorumluluğu başarıyla yerine getirdiğinin göstergesidir. Gazi ve kurucu bir Meclis olan TBMM, mazisine yakışır bir şekilde demokratikleşme mücadelesini de kazanarak tarihî bir görev bilinci ve sorumluluk örneği sergilemiş, temsil ettiği millet iradesini vesayet bağından kurtarmıştır.

Elbette gönlümüz, tümüyle yeni ve yeniden yazılmış bir anayasadan yanadır.

Anayasa değişikliği teklifinde; 'çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz' hükümleri eklenerek pozitif ayrımcılık yapılması, "Ailenin korunması" başlıklı bölümün değiştirilerek "Devlet, çocuk istismarı, cinsel istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirler alır." şeklinde düzenlenmesi, özel hayatın gizliliği ve devlet tarafından koruma, TBMM Başkanlığı'na bağlı olarak (ombudsmanlık) kamu denetçiliği kurumu kurulacak olması, YAŞ'ın ihraç kararlarına karşı dava açılabilecek, memurların kınama ve uyarı cezalarının da yargıya gidebilecek olması, HSYK'nın ihraç kararlarının yargı denetimine açılması, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı, sendikal haklar ile grev hakkında öngörülen bazı sınırlamaların kaldırılması, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkının tanınması, aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olma yolunun açılması gibi maddelerin de yer aldığı "29 madde"de değişikliğe gitmesi de Türkiye'nin, kendisini; saygın, güçlü, çağdaş ve kalkınmış bir ülke haline getirecek adımları attığını göstermiştir.

Anayasanın tümüyle değişmemesi, oylanan ve kabul edilen değişikliklerin önemini ve değerini azaltmaz.

Bugün, Türkiye ve Türk demokrasisi için tarihi bir gün ve dönüm noktasıdır.

Bugün, özgürlük ve irademiz üzerindeki ipoteklerin, prangaların kalktığı, bürokratik vesayetin en önemli korunma kalkanının elinden alındığı, önümüzde daha özgür bir geleceğin ve yeni ufuklarının açıldığı gündür.

Her şeyden önce bu değişikliklerle, 30 yıldır varlığını devam ettiren, bir kuşağa akıl almaz acılar yaşatan, darbeyi ve darbeciliği bir kurtarıcılık gibi gören ve gösteren 12 Eylül darbesi, toplum vicdanında ve millet iradesinin tecelli ettiği yer olan TBMM'de mahkûm edilmiş, darbecilerin yargılanabilmesinin önü açılmıştır. Bu, aynı zamanda darbeciliğin bir suç olarak tescil ve kabul edildiğinin anayasada ifade bulması anlamına gelmektedir.

Darbeciler, işledikleri suçların yanlarına kalmayacağını, kendi yaptıkları anayasa ve yasalarla kendilerini yasal teminat altına alsalar dahi bir gün mahkeme karşısına çıkabileceklerini artık idrak ve kabul etmek gerçeğiyle karşı karşıya gelmişlerdir.

Anayasa'nın değiştirilen maddeleriyle çok partili hayata geçtiğimiz 1950'li yıllardan beri yaklaşık her on yılda bir tehdit ve korkularla darbe ve muhtıralarla demokrasiye müdahale edenler için "Türk demokrasisi kolay bir lokma" olmadığını da göstermiştir.

TBMM'nin kabul oylarıyla bir kere daha milli irade, milletimizin talepleriyle buluşmuş, çağdaş, eksiksiz ve kusursuz bir demokrasi ve kalkınmış bir Türkiye isteyenler için yeni bir umut ve heyecan kaynağı olmuştur.

Unutulmamalıdır ki; bir milletin ufku, özgürlüğü ve özgür iradesini kullanma imkânı, bir ülke yönetiminin demokratik niteliği ile kalkınma ve gelişme potansiyeli anayasası kadardır. Bu açıdan bakıldığında anayasa değişikliği; Türkiye'nin kanun devleti olmaktan hukuk devleti olmaya, buyurgan bir devlet olmaktan bir hizmet devleti olmaya, bürokratik devlet olmaktan demokratik devlet olmaya doğru seyreden gelişmesinin önündeki engellerin ortadan kalkması ve yeni ufukların açılması sonucunu getirecektir. Devlet işleyişinin bütün kademelerinde egemenliğini sürdürmek isteyen bürokratik vesayet "küçük olsun, benim olsun" anlayışıyla sadece hukuk ve demokrasi alanındaki gelişmesini değil ekonomik kalkınmasını da savsaklayarak Türkiye'nin küçük, geri ve üçüncü dünya devletleri kategorisinde bir devlet olarak kalmasını tercih etmiştir.

Anayasa değişikliği, böyle bir Türkiye görmek ve böyle bir Türkiye'nin egemeni olmak isteyen çevrelerin planını bozmuş, hafife aldıkları milli irade, TBMM eliyle kendilerini ülkenin sahibi görenlere, menfaatleri bu çevrelerle buluştuğu için onları destekleyen güçlere en anlamlı ve demokratik cevabı vermiştir.

Daha demokratik bir anayasa ve Türkiye için, TBMM evet demekle üstüne düşeni yapmıştır. Şimdi sorumluluk toplumun, sivil toplum örgütlerinin, söz ise milletindir.

Anayasa değişikliği bazı demagogların saptırmaya çalıştığı gibi siyasal bir partinin yandaşlığı ile açıklanamaz. Geçmişin şartlarına sabitlenmek istenen Türkiye ile yarınlara hazırlanan bir Türkiye arasında seçim yapmaktır.

Bundan sonra yapılacak olan referandum hangi sivil toplum örgütlerinin gerçekten sivil, hangilerinin sivil toplum örgütü maskesiyle statüko ve egemenlerin aracı olduğunu test etmek için çok önemli bir fırsat olacaktır.

Anayasa değişikliğinin güçlü, kalkınmış ve demokratik bir Türkiye'nin habercisi olduğu umut ve inancıyla milletimize hayırlı olmasını dilerim.  Zaman

Murat İNANÇ Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.