Gelir Vergisi Kanunu ve DİB
ESER KARAKAŞ

Gelir Vergisi Kanun Tasarısı gündeme ilk geldiği dönemde dört başı mamur bir Gelir Vergisi Kanunu çıkarmanın Kürt meselesine kalıcı bir çözüm üretmekten bile çok daha zor olacağını yazdığımı hatırlıyorum; nitekim, Kürt meselesinde, çözüm sürecinde, meseleye ilişkin tüm sorunlara, tereddütlere rağmen bir aşamaya gelindi ama hâlâ yeni bir Gelir Vergisi Kanunu çıkaramadık, tasarının yasalaşması basından öğrendiğime göre yeni yasama yılına kalmış, ama sorun sadece bir erteleme sorunu da değil, tasarının çağdaş anlamda bir Gelir Vergisi Kanunu ile de, aşağıda nedenlerini açacağım, pek alakası olduğu kanısında değilim.

Çağdaş, etkin ve demokratik bir Gelir Vergisi Kanunu birinci planda standart bir demokrasi, etkin işleyen bir ekonomi, disiplinli bir kamu maliyesinin kalıcı biçimde tesisi için şart ama aynı zamanda toplumsal yaşamın başka alanları için de düzgün bir Gelir Vergisi Kanunu gerekiyor. Yorum yazımın başlığında Gelir Vergisi Kanunu kavramı ile beraber kullandığım DİB, malum, Diyanet İşleri Başkanlığı anlamına geliyor ve ülkemizde bir biçimde siyasi tartışmalara konu olan Diyanet İşleri Başkanlığı kurumuna ilişkin sorunların da kalıcı çözümü de yine çağdaş bir Gelir Vergisi Kanunu’nun TBMM’den geçmesine bağlı. Daha önceleri bu sütunda da, başka yerlerde de defalarca yazdım, bir kamu idaresi birimi olarak kalabilecek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) finansman biçiminin mutlaka değiştirilmesi daha katılımcı, daha iradi, gönüllü bir yönteme bağlanması gerekiyor. Bendenizin önerdiği yöntem tüm vatandaşların ödediği Gelir Vergisi’nin belirli bir oranının Diyanet fonu adıyla ama gönüllülük temelinde Diyanet İşleri’ne aktarılması ve böylece de Hıristiyan, Musevi vatandaşlarımızın, Müslüman ama Sünni inanca bağlı olmayan vatandaşlarımızın, Alevi vatandaşlarımızın, dini inancı olmayan vatandaşlarımızın, vs. kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen  bir kurumun finansmanına katılmaya zorlanması engellenmiş olur. DİB’in finansman yöntemi gönüllü bir Diyanet fonuna bağlanırken bu fonun yurttaşların ödedikleri Gelir Vergisi’ne endekslenmesi aynı zamanda artan oranlı bir Gelir Vergisi söz konusu olduğu için artan oranlı bir fon da ortaya çıkaracaktır ve bu kavram da, artan oranlı bir fon maliye çevreleri için de ilginç bir tartışma alanı olabilecektir.

ÇAĞDAŞ BİR VERGİ SİSTEMİ ŞART

Ancak, bu önerimin gerçekçi ve uygulanabilir olması tüm vatandaşlarımızın kayıtlı ekonominin bir parçası olmasına ve Gelir Vergisi ödemelerine bağlı; bu konuyu aşağıda detaylandıracağım ama bu alana girmeden hatırlatmam gereken konu, DİB örneğinde de görüldüğü gibi, DİB sadece önemli bir örnek, çağdaş bir vergi yapılanmasına geçilmeden, tüm vatandaşlarımızın Gelir Vergisi beyannamesi vermesini zorunlu kılmayan bir sistemin başka konularda da büyük sorunlar çıkarabilme potansiyeli. Aşağıda detaylandıracağım ama tüm vatandaşların Gelir Vergisi beyannamesi verme zorunluluğu tüm vatandaşların dolaysız vergi ödeyecekleri anlamına asla gelmiyor.

Henüz tasarı aşamasında olan, muhtemelen yeni yasama yılında kanunlaşacak olan Gelir Vergisi Kanun Tasarısı’nın birinci planda içermesi gereken temel konu 18 yaş ve yukarı tüm vatandaşlarımızın beyanname verme zorunluluğu olmalı; Gelir Vergisi kapsamına giren tüm gelir unsurları birleştirilerek tek bir beyanname ile deklare edilmeli, kira gelirleri, gayrimenkul sermaye iratları, ücret gelirleri, vs. için farklı beyannameler düzenleme anlamsızlığı ve saçmalığından hemen vazgeçilmelidir. Emekliler dahil 18 yaş üzerindeki herkes Gelir Vergisi beyannamesini düzenli olarak her sene tüm gelir unsurlarını birleştirerek vermelidir. Ancak, beyanname veren yurttaşların önemli bir bölümünün bugün için deklare ettikleri gelir düzeyi belirli bir eşiğin altında kalacağı için bu vatandaşlar pozitif vergi ödememeli, tam aksine bu vatandaşlar negatif Gelir Vergisi mükellefi olmalı, yani devlet bu vatandaşlara, anayasanın ikinci maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesi gereği olarak kaynak aktarmalı, insanca bir yaşamı da garanti altına almalıdır. Tüm vatandaşları eksiksiz kapsayacak bir Gelir Vergisi beyanname verme mecburiyeti, belirli bir gelir eşiğinin altında kalan vatandaşları da devletin negatif Gelir Vergisi mükellefi yapma iradesi devletin tüm sosyal amaçlarını kapsamaya yönelik kuşkusuz en etkin çözüm olacaktır.

55 MİLYON SEÇMEN, 1,7 MİLYON VERGİ VEREN...

Tüm gelir unsurlarının birleştirilerek, ücret gelirleri de dahil olmak üzere, tek bir beyanname verme mecburiyetinin karşısında söylenebilecek tek şey gelir unsurlarının birleştirilmesi durumunda tarife basamaklarında yukarı tırmanılacağı ve vatandaşın daha fazla vergi verme zorunluluğu ile karşı karşıya kalacağıdır ama bu argüman da çok ikna edici bir argüman değildir; Gelir Vergisi tarifesi, artan oranlılık meselesi de zaten mutlaka gözden geçirilmesi gereken bir konudur, yüzde 15’ten yüzde 35’e kadar çıkan tarife yapısı tümüyle anlamsız bir müterakki yapıya tekabül etmektedir, bu tarifenin sosyal bir amacının olabileceğini düşünmek bile, mantığa, bilgiye aykırı bir konudur. Yapılması gereken, tüm vatandaşlara beyanname verme ve gelir unsurlarını birleştirerek deklare etme zorunluluğu getirmek ama deklare edilen yüksek gelire de düşük oranlı bir vergi uygulamak, tarife yapısını tek oranlı, bilemediniz iki oranlı bir yapıya kavuşturmak, yüksek ve anlamsız oranlardan vazgeçmek, bu oranların caydırıcılığından kurtulmak, tek ve düşük oranlı bir tarife uygulamasında da vergisini ödemeyenlere de çok yüksek cezalar getirmektir.

Kamu hizmeti, tanım gereği her vatandaşa ulaşma ihtimali olan bir hizmet kavramıdır, bu nedenden de, ödeme gücü olan her vatandaşın, eksiksiz, beyanname vererek dolaysız vergi mükellefi olması şarttır, ödeme gücü olamayanlar da mutlaka ama mutlaka bir beyanname ile bunu belirtmelidirler; bugün için 55 milyon seçmenin olduğu bir ülkede sadece 1,7 milyon kişinin Gelir Vergisi beyannamesi vermesi, bu kişilerin ödediği ortalama senelik verginin bin lirayı ancak aşması, ayıplı bir durumdur, mutlaka düzeltilmelidir.

Herkesin beyanname vermediği bir vergi sisteminin çağdaş anlamda bir vergi sistemi olduğunu söylemek yanlıştır, hatta gülünçtür.



Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Yılmaz 3 yıl önce

gerçekten çok doğru; ayrıca şu yüzyılda ibadetten ziyâde vergilendirme, insanlardaki "gerçek inanç" unsurunu ortaya koyacaktır diye düşünüyorum.