Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün neresindeyiz?

Toplantı ve gösteri yürüyüşü protesto etme hakkını da içerecek biçimde düşünce özgürlüğünün, daha doğru bir söylemle, düşünceyi ifade etme özgürlüğünün bir parçasını oluşturmaktadır. Nitekim kararları Türkiye açısından da bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü koruyan 10. maddesi ile silahsız ve saldırısız toplantı özgürlüğünü koruyan 11.maddesi arasındaki bu bağlantıyı açıkça ortaya koymuştur (26 Nisan 1991 tarihli Ezelin – Fransa kararı ve 26 Eylül 1995 tarihli Vogt – Almanya Büyük Daire kararı). Türkiye’deki yasal düzenlemeler açısından da 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nın toplantı ve gösteri yürüyüşü kavramlarını tanımlayan 2. maddesinin a ve b bentleri de bu kavramların düşünceyi ifade etme özgürlüğünün etkin biçimde kullanılabilmesi açısından önemini vurgulamaktadır: “Belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek …”

Bu çerçevede Türk hukuku açısından 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası 8 Ekim 1983’te yürürlüğe girmiştir. Birçok maddesi değişikliğe uğramış olan yasa, hakkı tanıdıktan sonra (m.3), toplantı ve gösteri yürüyüşünün nerede, ne zaman ve nasıl yapılabileceğini ayrıntılı biçimde düzenlemiştir (m.6-13). Kamu otoritelerinin çeşitli hallerde toplantı ve gösteri yürüyüşünü erteleme, hatta yasaklama yetkisi bulunmaktadır (m. 15-19). 23. maddede bir toplantı veya gösteri yürüyüşünün nasıl yasadışı hale geldiği, 24. maddede böyle bir toplantının nasıl dağıtılacağı, 28-34. maddelerde ise ilgili cezalar gösterilmektedir. Toplanma özgürlüğüne yönelik düzenleme ve sınırlama yetkileri, genel güvenlik ve kamu düzeni çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tarafından da uygun bulunmuştur (10 Ekim 1979 tarihli Rassemblement Jurasien et Unité Jurasienne – İsviçre kararı).

Uygulama aşaması
Ancak yasa hükümleri uygulanırken korunan hak tüm yönleriyle değerlendirilmeli ve o çerçevede bir yorum yapılmalıdır. Örneğin gerek uluslararası gerekse ulusal düzeyde her zaman korunan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri olduğundan, silahlı ve saldırgan toplantıların yasadışı kabul edilmesi ve gerekli hallerde dağıtılması (2911 sayılı yasa m.23/b) hakkın bizzat kendisinin korunmasıyla ilgilidir. Öte yandan devletin bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılabilmesine yalnızca müdahale etmemesi anlamına gelen negatif yükümlülüğünün yeterli olmadığı, kamu otoritelerinin toplantılarda karşıt görüştekilerin çatışmasını engelleyecek biçimde önlemler alması anlamına gelen pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ifade edilmiştir (21 Haziran 1988 tarihli Ärzte für das Leben Platformu – Avusturya kararı). 2911 sayılı yasanın 29. maddesince, toplantı veya yürüyüşün yapılmasını engelleyenlerin cezalandırılması bu bağlamda değerlendirilebilir.
Öte yandan gerek toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yerin belirlenmesi gerek bu faaliyetlerin ertelenmesi veya yasaklanması gerekse yasadışına çıkıldığının takdiri ve müdahale edilmesi kişisel ya da siyasi düşüncelerle keyfi olarak belirlenecek konular olmayıp hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yasaya ve yetkilere uygun olarak uygulanması gereken kurallardır. Yargıtay kararlarında da sıklıkla geçen ‘demokratik tepki’ niteliğindeki eylemlerin unutulmaması gerekmektedir. Örneğin Yargıtay 8.Ceza Dairesi’nin 1997 yılında verdiği kararında (E.1997/10518 K.1997/11612) domates üreticilerinin düşük fiyatı protesto amacıyla ürünlerini yollara döküp sonra da dağılmaları ‘demokratik hakların elde edilmesine yönelik’ olarak değerlendirilmiş ve suç oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı şekilde özelleştirmeyi protesto eden işçilerin birkaç yüz metre yürüdükten sonra dağılmaları da ‘demokratik tepki’ olarak yorumlanmıştır (8.CD E.2002/486 K.2002/5488 T.25.4.2002). Keza çevreci eylemler de ‘toplumsal refleks’ olarak yorumlanıp suç oluşturmamıştır (8.CD E.2002/949 K.2002/7518 T.27.6.2002; E.2003/1359 K.2004/1085 T.17.2.2004). Dolayısıyla toplu olarak yapılan bütün protesto eylemlerini doğrudan 2911 sayılı yasa kapsamında değerlendirmek ve bildirime, kesin kurallara bağlamak ifade özgürlüğünün yapısına aykırı olduğu gibi anlık gelişen ve barışçıl nitelik taşıyan eylemlerin doğasına da uygun değildir ve bunları etkisiz kılar.

Ölçü şart
Bunlara ek olarak yasadışı hale gelen bir gösteriye de müdahale edilmesi ve gerektiğinde dağıtılması mutlaka hukuk kuralları içinde ve ölçülü olmalıdır. Zira verilen yetki keyfi değil kamu düzenini koruma amaçlıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de yakın zamanda verdiği iki kararda kamu düzeni açısından tehlike yaratmayan göstericilere karşı biber gazı ve benzeri araçlarla sert müdahalede bulunan kolluğun eyleminin 11. maddenin ihlali olduğuna karar vermiştir (18 Aralık 2007 tarihli Nurettin Aldemir ve Diğerleri – Türkiye kararı; 7 Ekim 2008 tarihli ‘Saya ve Diğerleri’ – Türkiye kararı). Zaten Yargıtay’ın da hem basın açıklaması yapıp dağılan kişilerin eylemini hem de daha toplantıya başlamadan yapılan müdahale ile dağılmak zorunda kalan kişilerin eylemini suç olarak görmeyen kararları da benzer bir yaklaşımı sergilemektedir (8.CD E.2003/3291 K.2004/5569 T.17.6.2004; E.2004/3314 K.2006/58 T.26.1.2006). Kolluğun bu gibi hallerde yere düşen kişileri tekmelemek, saçlarını çekerek sürüklemek veya kişinin doğrudan yüzüne biber gazı sıkmak gibi zarar verme kastını ortaya koyan eylemlerinin de tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle yani taksirle yetkinin aşılarak orantısız güç kullanılmasından çok daha öteye geçerek kasten yaralama suçu oluşturduğu ve cezai sorumluluk getirdiği de unutulmamalıdır.


GÜÇLÜ AKYÜREK

(Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi)




Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.