Gözaltı ve sorgu sürecindeki aksaklıklar!
İşte HUKUKİ HABER yazarı Av. Haydar Mete'nin o yazısı;

Ülkemizde son bir yıldır kamuoyuna malolmuş ceza soruşturmalarında ve yeni kurulan Sulh Ceza Hakimliği kararları ile ilgili olarak, gerek Cumhuriyet Savcılığı aşamasında ifade alma esnasında Gözaltı ve tutukluluğa sevk aşamasında Sulh Ceza Hakimliği’nin sorgulama ile ilgili olarak günümüze kadar yaşanmamış bir takım uygulamalar ile ilgili olarak hukuki tartışmalar yaşanmakta olup,bu tartışmalara gerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İHS) içeriğinde cevap vermeye çalışacağım.  

GÖZALTI

“MADDE 91.-Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığı’nca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik 2. cümle: 5353 - 25.5.2005 / m.8)

Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. (Ek cümle: 5353 - 25.5.2005 / m.8)

Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğin düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet Savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere,üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılmasıemri gözaltına alınana der-hal tebliğ edilir.

Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanun temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için Sulh Ceza Hâkimi’ne başvurabilir. Sulh Ceza Hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhal ve nihayet yirmi dört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır.Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresin uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhal soruşturma evrak ile Cumhuriyet Savcılığı’nda hazır bulundurulmasına karar verilir.

Gözaltı süresinin dolması veya Sulh Ceza Hâkimi’nin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet Savcısı’nın kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlem uygulanamaz.

Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda Sulh Ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafiide hazır bulunur.”
        
Yukarıda CMUK’na göre gözaltı süresi yirmi dört saati geçemeyecek şekilde olması lazımdır.Bu tedbir de soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğin düşündürebilecek emarelerin varlığı halinde uygulanır.Şayet hazırlık soruşturmasına konu suç;

-Toplu olarak işlenen suçlarda (Toplu tabirinden Yargıtay İçtihatlarına göre en az üç kişi anlamalıyız),

- Delillerin toplanmasındaki güçlük, 

-Şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; 

Cumhuriyet Savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere,üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.Her uzatmada şüpheli,müdafii kanun temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı Sulh Ceza Hakimi’ne Gözaltı süresinin uzatımına itiraz edebilir.Uygulamada şüpheliler bir nevi özellikle de kamuoyuna malolmuş soruşturmalarda bu tür uzatımların kötüye kullanıldığı yönünde eleştiriler gelmektedir.Bu durumda şüpheli müdafii Gözaltının uygulandığı mahalde (Emniyet,Jandarma,Gümrük Muhafaza gibi yerlerde) derhal yirmi dört saatin bitiminde tanıklar huzurunda tutanak tutmak suretiyle;

-Delillerin toplandığını,

-İfadelerin bilinçli şekilde kolluk kuvvetlerinin imkanları olmasına rağmen bilinçli olarak yapılmadığını,

-Soruşturmanın normalde 1 veya 2 günde bitebileceği halde görevin savsaklandığını,

-Soruşturma da 1,2 ve 3 günlerde delil elde etmeyle ilgili hiçbir işlem yapılmadığını, toplu sanıkların ifadelerinin son güne bilinçli bırakıldığı,

şeklindeki hususları belirten tutanak tanıklar huzurunda tespit edilip bu tutanak ile Sulh Ceza Hakimi’ne itiraz yapılmalıdır.Buna rağmen sonuç alınmazsa elde edilen delillerin usulsüz elde edilmesi ile alakalı gerek Yargıtay ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aşağıdaki kararında da görüleceği üzere  bu yönde şüpheli lehinde kararlar vermektedir.

“BÖKE VE KANDEMİR / TÜRKİYE DAVASI,71912/01, 26968/02 , 36397/03,STRAZBURG,10 MART 2009,İKİNCİ DAİRE AVRUPA KONSEYİ 
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE, 

1. Başvuruların birleştirilmesine; 


2. Birinci başvuranın kötü muameleye uğradığı ve ilgili soruşturmanın etkisiz olduğu iddialarına dayanan ve her iki başvuranın   gözaltı süreleri ve gözaltındayken avukata erişimlerinin olmayışına dayanan şikâyetlerinin kabuledilebilir olduğuna; 

3. Başvuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna; 4. Rıfat Böke açısından AİHS'nin 3. maddesinin esastan ihlal edilmediğine; 5. Rıfat Böke açısından AİHS'nin 3. maddesinin usulden ihlal edildiğine; 6. Başvuranların gözaltı sürelerine ilişkin olarak AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine; 7. Başvuranların gözalt ındayken avukata erişimleri bulunmayışınedeniyle AİHS'nin 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine; 8. Başvuranların AİHS'nin 5. ve 6. maddelerine dayalıdiğer şikâyetlerinin ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığına; 9. (a) Savunmacı Devlet'in, AİHS'nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Savunmacı Devlet'in ulusal para birimine çevrilmek üzere: 

(i) Rıfat Böke'ye 6,500 Euro (altı bin beş yüz Euro) manevi tazminat; (ii) Halil Kandemir'e 1,500 Euro (bin beş yüz Euro) manevi tazminat; (iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine; 

(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına; 
10. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine KARAR VERMİŞTİR. “
 
SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NDE SORGU
    
Şüpheli gözaltı süresinden sonra tutukluluğu gerektirecek bir durum yoksa Cumhuriyet Savcısı tarafından derhal serbest bırakılır.Ancak tutukluluğu gerektirecek bir sebep görülürse Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgu için Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilir.Burada sorgu süresi ne kadar olacaktır,yine son dönemlerde yaşadığımız üzere sorgu 48 saatten fazla mı sürer,sürecekse bu kişinin mağduriyeti ne olacaktır.İşte bugüne kadar bu konuda makul süreye uyulmuş ve bu konuda fazlaca bir sorun yaşanmamış,yaşanmadığı için kanun koyucular son 25 yılda CMUK’ta birden fazla değişiklikler yapıldığı halde hiç gündeme dahi alınmamıştır.Oysaki uygulamada bu eksiklikler özelliklede siyasi içerikli davalarda yaşanmasına rağmen CMUK yasamızda ve ilgili yönetmeliklerde  bu konu ile ilgili olarak ne yazık ki düzenleme yapılmamıştır.Mesela şüpheli hakkında iddianame düzenlenirken GÖZALTI SÜRESİ yazar ama SORGU SÜRESİ yazmaz böyle 48 saat sürecek sorguda şüphelinin hakkı gasp edilmiş olacaktır.Bizim yasalarda yoktur ama taraf olduğumuz AİHS 5.Maddesinde;

"Madde 5 : Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. 

a) Kişinin yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi; 

b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması; 

c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; 

d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulu durumda bulundurulması veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması; 

e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması; 

f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alıkonmasını veya kendisi hakkında sınırdışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması; 

2. Yakalanan her kişiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa zamanda ve anladığı bir dille bildirilir. 

3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir. 

4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. 
5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutulu kalma işleminin mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır."  vardır. Dolayısıyla biz taraf olduğumuz bu Sözleşme ile, bu maddeyle asgarî özgürlük ve güvenlik hakkı sınırlarını çizmiştir. Sözleşmeci devletler, bu maddede sayılan hakların ilerisinde kânunlar çıkarabilirler. Ancak, bu maddenin kapsamını daraltıcı düzenlemeler getiremezler. 

5. madde özet olarak ele alınırsa; Sözleşme, özgürlükten söz ederken kişinin nesnel özgürlüğünü vurgulamamıştır. Bu kuralın amacı, hiç kimsenin keyfî olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmamasını sağlamaktır.

Kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılıp bırakılmadığı belirlenirken; kişinin içinde bulunduğu somut durum, önlemin türü, süresi, etkileri ve uygulanma biçimi gibi etkenler göz önüne alınır. 

5. madde kapsamında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre, yakalamanın, gözaltına almanın, tutuklamanın nedeni önemli değildir. Yeter ki, ulusal yasalara uygun olsun.

Yakalamalarda, gözaltına almalarda ve tutuklamalarda, DÜRÜST KUŞKU olmalıdır. Zirâ kötü niyetli, keyfî uygulamalar insan hakları ihlâlidir. Yakalamalarda, gözaltına almalarda, tutuklamalarda ve diğer özgürlüğün kısıtlandığı uygulamalarda “DÜRÜST KUŞKU” ve “ MÂKÛL ŞÜPHE” olmalıdır.

Yakalama işleminin dayanması gereken şüphenin mâkûl olma derecesi, keyfî yakalama ve alıkoyma uygulamalarına karşı sağlanan güvencenin en önemli unsurudur. “DÜRÜST KUŞKU” kavramı, ilgili kişinin suçu işlemiş olmasının mümkün bulunduğu hususunda tarafsız bir gözlemciyi iknâ etmeye yetecek ölçüde yeterli bulgu ve bilgilerin bulunduğunu var sayar. Bununla birlikte, neyin mâkûl kabûl edilebileceği, olaya âit koşulların tamamı değerlendirilerek yapılır. Mahkeme'ye göre adlî suçlarda “tarafsız bir gözlemciyi iknâ edecek mâkûl şüphe” şarttır. Keyfîlik yoksa ve dürüst şüphe varsa herkes yakalanabilir , gözaltına alınabilir veya tutuklanabilir. Ancak madde 5/f.3 gereğince hemen/mâkûl bir sürede hâkim karşısına çıkarılmalıdır. Bu mâkûl sürenin değerlendirilmesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sürenin ulusal yasaya uygun olup olmadığını esâs almaktadır.

Dolayısıyla Sulh Ceza Hakimliği son kamuoyunda tartışılan sorgudan sonra, ara verip 15 (onbeş) saat gibi kararını vermesi İnsan haklarının ihlalidir.Günümüze kadar şahsen kendimin de Savcılık tecrübesine dayanarak Sorgu’nun olabildiğince hızlı  ve makul sürede,kesintisiz olması,dosyanın incelemesini sorgu sonucunda değilde Savcılık sevkinden sonra incelemeli ve sorguyu ona göre daha sağlıklı olacağı ve bunun sonucunda da derhal karar vermesi gerekmektedir.Aksi halde bu bir taraf olduğumuz AİHS’ne göre bir İnsan Hakları İhlali ve Keyfi Muamele olacaktır. 

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Haydar METE tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.