Karaköy'de 'orman kanunu'
Ender Dış Ticaret şirketinin sahibi Naim Akgün (51), kendi anlatımıyla henüz çocuk yaştayken iş yaşamına atıldı. Karaköy’de Yahudi tüccarların yanında yetişi. 25 yıl kadar önce kendi şirketini kurdu. Su filtrelerinin ithalat-ihracatını yaptı.

Bu süreçte kazandıklarını, İstanbul, Bandırma, Çanakkale gibi yerlerde gayrimenkule yatırdı. Akgün’ün yaşamını altüst eden gelişme ise 2008 ortalarında yaşandı. Kapatılan Haraççı Belde Belediyesi’nin çalışanlarınca, belediyedeki bir yol ihalesine girmesi sağlandı. İhalenin bedeli 2.2 milyon TL seviyesindeydi. Akgün üstlendiği işi tamamladı; ancak belediyeden parasını alamadı.

Film senaryosu gibi işleyen olaylar serisi de bundan yaşandı. İhale ile aldığı belediye işin şantiyesinde görevli Ercihan Uygur isimli çalışanı aracılığı ile A. ile tanıştırıldı. A., Akgün’e, belediyeden olan alacağını, yüzde 10 iskonto yaparak B. isimli bir faktoring şirketi aracılığı ile tahsil edebileceğini söyledi. Akgün bu teklifi kabul etti. Akgün parasının tahsil edilmesi için  A.’a ulaşmaya çalıştığı süreçte, Ercihan Uygur’dan haber aldı. Uygur, işinin çözüleceğini söyleyerek patronu A.’ü Aksaray’daki bir eğlence merkezine çağırdı.

SİLAH ZORU İLE SENET İMZALATTILAR

Akgün, yanında çalışan 2 kişi ile verilen adrese gitti. Beraberinde gelen 2 kişi içeri alınmazken Akgün, E. isimli eğlence merkezinin 3’üncü katına çıkarıldı. Dava dosyasına giren ifade tutanaklarına göre Akgün 10 Mayıs 2009 akşamı iki kişinin kolları arasında götürüldüğü odada yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Götürüldüğüm odada Kalender A., E. ve barın sahibi T. vardı. Alacağımı tahsil etmek için gittiğimde yerde borçlu çıkarıldım. Önüme çok sayıda boş kâğıt, senet ve bir çek koyup imzalamamı istediler. ‘Bunlar ne, neden imza atacağım’ dediğim sırada beni darp etmeye başladılar.

Bu esnada A. başıma silah dayadı. Bana ‘ya imza atarsın ya cenazen çıkar’ dediler. Ortamdan ciddi şekilde korkup panikledim. Buradan nasıl sağ çıkabilirim diye düşündüm. Beni bir sandalyeye oturttular. O sırada 8-10 kişi daha odaya çağrıldı. Silahlı olduklarını gördüm. Orada, 10 kadar senet ve bir çok boş A4 kağıdına imza attım. Atığım imzaların sayısını ben bile bilmiyorum. Bütün bunlar olurken 2 kişi de olan biteni kameraya çekiyordu.”

18 YIL HAPİSLE YARGILANIYORLAR 
Naim Akgün’ün eğlence merkezinde yaşadığı olay ile ilgili savcılığa yaptığı suç duyurusu sonrası soruşturma açıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı, 4 kişi hakkında geçtiğimiz 11 Haziran’da iddianame hazırladı.

Savcılık iddianamesinde sanıkların, ‘birden fazla kişi tarafından birlikte silahla yağma’ suçu ile karşı karşıya. İddianamede sanıkların, 5 ile 18 yıl arasında değişen sürelerde hapis istemi ile yargılanmaları istendi. Dava İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’n de görülüyor. İkinci duruşması bugün görülecek davada yargılanan sanıklar arasında A., oğlu S., T. ve E. yer alıyor. Sanıklar, soruşturma sürecinde verdikleri ifadede, silah zoru imza alma, senet imzalatma suçunu işlemediklerini savundu.  A., Naim Akgün’den alacağı bulunduğunu, Akgün’ün borcunu ödememesi nedeni ile gayrimenkullerine haciz işlemi uyguladığını anlattı.
 

‘GİDECEĞİN SAVCILARI SATIN ALDIK’

Yaşadıklarını polise veya savcıya anlatması durumunda öldürülmekle tehdit edildiğini söyleyen Akgün ifadesinin devamında şunları anlattı: “Bana, ‘polise veya savcıya gittiğin an aileni ve çocuklarını öldürürüz’ dediler.  A. sert bir ifadeyle, ‘biz senin gideceğin tüm polis ve savcıları satın aldık’ dedi. Korkumdan ve geçirdiğim bunalımdan dolayı kendimden geçerek bayılmışım. Uyandığımda üstüm başım ıslaktı. E., koluma girerek beni barın dışına çıkarttı. Bende taksiye binerek kaçtım.”  Akgün’ün bardan çıkarılma anına, o sırada aynı mekânda içki içen ve Akgün’ü tanıyan bir işadamı da tanık oldu. Ö. isimli işadamı gördüklerini Emniyet  ifadesinde anlattı.

SENETLER İŞLEME KONULDU

Yaşadıklarından sonra psikolojisi bozulan Naim Akgün, hastanede 3 ay kadar tedavi gördü. Ruh sağlığının bozulduğuna dair çeşitli raporlar aldı. Ancak, hastanede bulunduğu süreçte, silah zoru ile imzaladığı senetler işleme konuldu. Peşi sıra haciz kararları alındı. Karaköy’deki işyerine çetenin adamları gelip elden para tahsil etmeye başladı. İşyerinin camları kırıldı. Naim Akgün, kimi zaman işyerinde kimi, zaman evde, çocuklarının gözleri önünde tehdit edildi, darp edildi.

BİR DARBE DE ‘ÜSKÜDAR GRUBU’NDAN

Naim Akgün’e ait gayrimenkullerin bir bölümüne de ‘Üsküdar Grubu’ olarak bilinen ve liderliğini, geçtiğimiz günlerde tutuklanan O.’nin el koyduğu anlaşıldı. Akgün, A.’dan kendisini kurtarması için O.’den yardım istiyor. Akgün’ün anlatımına göre O. de, ele geçirdiği bir takım evraklarla bir dizi gayrimenkulünü üzerine geçirdi.

HACİZ YAZISI 06:50 GEMİSİNE YETİŞTİRİLDİ 
Emekli icra müdürü  H. ve ve zabıt kâtibi M. de, Naim Akgün’e ait bir arsanın satışında usulsüzlük yaptıkları gerekçesi ile yargılanıyor. ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan açılan dava İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Davaya konu arsa Balıkesir Bandırma’da bulunuyor. 280 dönümlük sanayi arsası icra yolu 1 milyon TL’ye satıldı. Arsanın alıcısı ise Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan A.’nın şirketi oldu. Arsanın gerçek değeri ise 15-20 milyon TL olarak hesaplanıyor.

Konuya ilişkin açılan davanın iddianamesine göre, sanıklar haciz yazısını sabah 06:00’da hazırladı. İşlem saati belli olmasın diye bilgisayar yerine daktilo kullanıldı. Erken saate hazırlanan evrak, 06:50’de kalkan Yenikapı-Bandırma gemisine yetiştirildi. Zabıt Katibi M. savunmasında “Benim imza yetkim yok. Müdür Bey bana ‘yaz’ dedi, ben de söylediklerini yazdım. On parmak daktilo kullandığım için bana yazdırdı” dedi.


‘KUZUYU KİM PARÇALAYACAK’

Elinden alınan varlıklarını kurtarmak için 50’ye yakan dava açtığını, çeşitli suç duyurularında bulunduğunu söyleyen Akgün yaşadıklarını şöyle anlattı: “Dava açmak için başkalarından maddi destek alacak duruma düştüm. Oysa bu olaylar başıma gelmeden önce çok iyi bir ticari sicilim vardı. Çeteler beni mahvetti.

Kendi aralarında, bana ‘kuzu’ lakabı takmışlar. Aralarında, ‘sen kuzuyu şu şekilde, ben bu şekilde parçalayayım’ diye konuşuyorlarmış. Bir tarafta mallarıma el koyarlarken bir tarafta da avukatları aracılığı ile hukuki kılıfa uydurmaya çalıştılar. Biri engelli üç çocuğum var. Hayatımız zindan oldu. Sahip olduğum 95 tapunun tamamı çetelerin elinde. Kaldığım evin tapusu bile benim üzerimde değil. En büyük korkum, başıma bir şey gelmesi durumunda, çocuklarımın ortada kalacak olması.”


Dinçer GÖKÇE

Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.