Referandumda 'evet' diyeceğiz, oğlumuzun katilleri yargılansın


12 Eylül'ün ardından idam edilen ilk ülkücü, onların 22 yaşındaki oğlu Mustafa Pehlivanoğlu idi. Mektubunda, "Beni suçsuz yere asanlar Allah'ından bulsun." diyordu. Erdoğan ise "Mustafa'nın Allah'ından bulsunlar dedikleri gün; 12 Eylül 2010 günüdür." diyerek referandum tarihine işaret ediyordu. Mustafa'nın babası Necmi Pehlivanoğlu, Zaman'a, anayasa referandumunda 'evet' oyu vereceklerini söyledi. Gerekçesini ise şu cümle ile açıkladı: "Oğlumuzu suçsuz yere idam edenlerin biz de yargılanmasını istiyoruz." Gazetecilere konuşmaktan kaçınan baba, "Başbakan, oğlunuzun mektubunu okudu. Ne düşünüyorsunuz?" sorusuna, "Başbakan'a teşekkür ediyorum." cevabını vermekle yetiniyor. Bu arada 1980 sonrasında soyadını pek kullanmak istemeyen Pehlivanoğlu ailesinin evinin zili üzerinde 'Necmi Fırtına' yazıyor.

Anne Zeynep Pehlivanoğlu ise ciddi sağlık sorunları yüzünden konuşamayacak durumda. O günlerde çırpınıp duran annenin hikâyesini ise BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır anlatmıştı. Aynı zamanlar Mustafa'nın arkadaşı olan Çayır, 2005 yılında yayımlanan 'Onlar Diridirler' adlı kitabı için Zeynep Pehlivanoğlu ile görüşmüştü. Orada, oğluna normalde 7 yıl ceza verildiğini fakat 12 Eylül ihtilalini yapanların bunu idama çevirdiğini anlatıyordu. Annenin bu ifadeleri, darbenin lideri Kenan Evren'in bir televizyon kanalında ifade ettiği, "Bir soldan asıyorduk, ayrım olmasın diye bir de sağdan asıyorduk." sözleriyle örtüşüyor.

Remzi Çayır, eserinde en geniş yeri Mustafa Pehlivanoğlu'na ayırmış. Annesi, oğlunun idam ediliş sürecini şöyle anlatıyor: "Mamak Cezaevi'ne gittim. Kulübede oturan çocuk şöyle bir baktı bana, başını eğdi. O zaman ben fenalaşmışım. Suyla ayıltmışlar. Cezaevinin önünde askerler; 'Ana koş! Savcı Nurettin Soyer geliyor, yapış arabaya' dediler. Arabanın önüne durdum, bağırdım. Soyer'e dedim ki, 'Doğru söyle, Mustafa'nın cezası idam mıydı yoksa başka bir şey miydi?' Dedi ki; 'Vallahi yedi sene falandı cezası.' 'Siz de biliyorsunuz ki benim çocuğum Balgat katili filan değil. Bu haksızlığı kim ortadan kaldıracak, kim düzeltecek?' dedim, bağırdım çağırdım, kendimden geçmişim. Aklıma Baki Tuğ geldi. 'Baki Bey, hiç mi çaremiz yok?' dedim. Bana; 'Şu anda bir şey diyemem' dedi. Dizlerimin bağı çözüldü, fenalaşmışım. Eve geldik. Gelir gelmez televizyonu açtık. Televizyonda bizim çocukları söylüyorlar. Tam anlayamadım, infaz minfaz gibi laflar ediyordu. Bizim çocuklar hemen televizyonu kapattı."

CENAZESİNİ YIKAMADAN GÖMMEK İSTEMİŞLER

Oğullarının idam edildiğini, üç gün sonra ziyaretine gittiklerinde öğrenebildiler. Fakat Mustafa'ya yapılan zulüm darağacında bitmedi. Annesi, darbecilerin cenazenin yıkanmasına bile müsaade etmeden gömülmesini istediğini anlatıyor: "Bir albay mezarlık müdürüne demiş ki; 'Bunları yıkamadan üstleriyle başlarıyla atacaksın'. Mezarlık müdürü bunu söyleyen albaya verip veriştirmiş; 'Sen kim oluyorsun? Buraya kadar size ait, bundan sonrası bana ait' demiş. Müdür güzelce yıkatıp temizletiyor, tertemiz mezara koyuyor... Necdet Adalı'nın mezarıyla oğlumun mezarının arasını beş mezar kadar açık bırakmışlar... Sonraki günlerde çocuklara dedim ki, 'Beni de mezara götürün'. Hep beraber gittik mezarına. Sanki o anda; 'Anne ağlama, hiç ağlama' sesini duydum. Gözümden bir damla olsun yaş gelmedi."

Sonraki günlerde, "Yıkamadan mezara koymuşlar." söylentisi çıkınca mezarı yeniden açılmış. Annesi o anları da şöyle naklediyor: "Mezarı açan çocuklar bir taraftan eşiyor bir yandan ağlıyorlardı. Bir de mezar açıldı ki, tek iki tane sinek çıktı. O kadar mı güzel kokarmış. O kefeni bir damlacık bozulaydı. Limon sarısı, limon kabuğu. Nasıl koyu sarı var ya, işte o kadar sararmış yavrumun kefeni. Hele bir yerinde çürüme olaydı, pis bir koku bulunaydı. Çocuğumda asla bir çürüme, kokma yoktu. Yüzü açıldı, ben eğilip bakamadım, çocuklar baktı." Zaman



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.