Şana'nın 2 hayatı


Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun kapısındayız. Babasının kucağında demir kapıyı döverek, "Annemi isterim, annemi isterim" diye bağıran bir çocuğun sesi yükseliyor. Cezaevi önünde bekleyen ziyaretçiler, demir kapının ardındaki askerler ve gardiyanlar herkes Şana'nın sesiyle adeta "buz" kesiliyor. Şana henüz 19 aylık. Annesine kavuşmanın stresiyle ağlayıp, bize el sallayan Şana'nın gözyaşları demir kapının gürültüsüyle son buluyor. Çünkü annesine gidiyor minik Şana. Tam 94 gündür cezaevinde. Lazca'da adı mutluluk anlamına gelen Şana'nın hikayesini dinlemek için cezaevi kapısındayız. 2004'te İstanbul'da yapılan NATO toplantısı öncesi eş zamanlı İstanbul, Adana, Samsun'un da bulunduğu birçok ildeki operasyonlarda gözaltına alınmıştı annesi Nazire Civelek (32). Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'nde okurken gözaltına alınıp serbest bırakılan Civelek'in de aralarında bulunduğu 200 kişilik davada tek ceza alanlar Samsun'da gözaltına alınanlar oldu. Okulunu bitirdikten sonra Artvin'in Ardeşen Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda anaokul öğretmenliğine başladı. 2008'de Yaşar Civelek ile evlenen Nazire'nin 2009'da bir kız çocuğu oldu. Memleketinde çay ve kivi yetiştiriciliğiyle uğraşan Yaşar ile mutlu bir hayat sürdüren Nazire'nin hayatı 17 Ekim'de değişti. Diğer illerde yapılan operasyonlarda gözaltına alınanlarla ilgili dava açılmadığını öğrenen ve rahat davranan Nazire'ye 3 yıl 9 ay ceza kesilmişti. Üstelik cezası Yargıtay tarafından da onaylanmıştı.

ŞANA'NIN İRKİLDİĞİ AN
28 Ekim'de cezaevine giren Nazire ile Yaşar'ı bekleyen başka bir tehlike vardı. Henüz anne sütüyle beslenen Şana. Annesiyle birlikte cezaevine giren Şana'nın iki hayatı ekim ayında başladı. Annesiyle birlikte içeride kalan Şana'nın sık sık, "Babamı istiyorum" diye ağlamaları tüm koğuşu inletti. Baba Yaşar'a haber gönderildi ve Şana özgürlüğüne kavuştu. İstanbul'da evi olmayan baba Yaşar akrabalarının evinde ona bir bebek odası yaptı. O odada 24 saat Şana ile birlikte oyunlar oynadı. İkinci gün Şana bu sefer, "Annemi istiyorum" diye ağlamaya başladı. Baba bu sefer Şana'yı cezaevine götürüp anneye teslim etti. 94 günde Şana 4 kez dışarı çıktı. Anne ise sütünü aynı koğuşta bulunan bir arkadaşının çocuğuna verdi. Ayda bir kez yapılan açık görüşte tüm aile bir araya geldi. 30 dakikalık görüşmede büyük mutluluk yaşandı. Gardiyanın, "Görüş bitti" diyerek bağırıp ıslık çalmasıyla Şana havaya sıçradı. İrkildi ve ağlamaya başladı.

YILBAŞINDA BİR BALON VERDİLER

Cezaeviyle tanıştığında 16 aylık olan Şana'nın yaşı çok küçük olduğu için cezaevinde bulunan kreşe gitmiyor. Her içeri giriş çıkışlarında eşyalarının tümü üstünden çıkarılarak arama yapılıyor. Altına bağlanan bebek bezine bile bakıyor gardiyanlar. Görevlerini yapıyorlar! Ama baba Yaşar Civelek'i en çok üzen, "Plastik bir oyuncağı bile Şana'yla birlikte içeri sokamaması. Cezaevi yönetimiyle görüşen babaya, "Hayır" cevabı verildi. Yılbaşını cezaevinde karşılayan anne Nazire ile Şana'yı en çok mutlu eden ise koğuşa getirilen balon olmuş. Şana'nın üstündeki üç pantolonu görünce baba Yaşar Civelek, "Aman Erhan bey askerler fark etmesin. İçeriye çocuğun hiçbir eşyasını almıyorlar. Bizde çareyi üst üste pantolonlar giydirmekte bulduk. Çocuğu dışarı alırken tam üç ayrı yerde yazışma yapılıyor. Yargı yolu kapandı, Adalet Bakanlığı'na dosyanın yeniden açılması için müracaat edeceğiz" diyor

CEZAEVİNDEKİ ŞANA

Anne Nazire Civelek'ten Şana'nın içerideki davranışlarını bize yazmasını istiyoruz. İşte Nazire Civelek'in cezaevinden bize gönderdiği Şana izlenimleri: "Çok duygusal ve algıları güçlü bir çocuk. Cezaevine girmeden önceki hayatıyla girdikten sonraki hayatı arasında ciddi değişiklikler oldu. En ufak bir gürültüye anında tepki veriyor. Sabahları sayım sırasında gardiyanların demir kapıları açma gürültülerini duymaması için yorganın altına alıyorum. Cezaevinde ilk gece, sabaha karşı 2'de uyanarak saat 5'e kadar ağladı ve babasını istedi. Koğuşun kendi evi olmadığının farkındaydı. Dışarıda parka götürdüğüm zaman kaydırak ve salıncakla oynamayı severdi. Demir parmaklıklara salıncak yaptım. Zor bir dönem bekliyor bizi."



Adil yargılama olmadı davayı AİHM'ye taşıdık

Nazire Civelek'in tutuklanması ve dosyadaki eksiklikleri SABAH'a anlatan Avukat Ümit Altaş şunları söyledi: "Dava adeta oldu bittiye getirilerek mahkumiyet kararı çıkarılmış. Hukuk kurallarına uyulmadan, doğru düzgün inceleme bile yapmamışlar. Müvekkilim bir diskette ele geçen metinden dolayı mahkum oldu. Şifreli disketi İstanbul Emniyet Müdürlüğü çözdü. Savcılık bu çözüm üzerine dava açtı. Birçok ilde aynı sebeplerden tutuklanan insanlar bu tarz deliller ciddiye alınmadığı için tahliye olurken, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi mahkumiyet kararı verdi. Mahkemeye sunduğumuz bilirkişi raporunda polis aramaları sırasında ele geçirilmiş disketin delil sayılamayacağı açıkça belirtiliyordu. İnceleme talebimizi hem mahkeme hem de Yargıtay dikkate almadı. Bütün bunlar AİHM'nin daha önceki adil yargılama hakkına ilişkin içtihatlarında altını çizdiği masumiyet karinesinin ve İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin ihlali anlamına gelmekte. Aynı zamanda Yargıtay'ın gerekçeli olması gereken kararında gerekçeye yer verilmemesi ve somut delillere dayanılarak mahkumiyet oluşturulmaması nedeniyle adil yargılama hakkı ihlal edilmiştir. Buna benzer davalarda Türkiye daha önce de AİHM'de defalarca mahkum oldu. Bütün bu süreçleri 31 Aralık tarihi itibariyle delilleriyle birlikte AİHM'ye taşıdık."

Sabah
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.