Şehit çocukları için adalet arıyorlar

Terör örgütünün Dağlıca, Aktütün, Gediktepe ve Hantepe'ye düzenlediği hain saldırılarda 45 asker şehit oldu. Son olarak Hantepe'de Heron görüntülerine rağmen hiçbir müdahalede bulunulmadığı iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Ancak 6 askerin can verdiği baskına ilişkin medyaya yansıyan görüntülerin üzerinden 11 gün geçmesine rağmen Genelkurmay'dan tek kelime açıklama yapılmadı. Şehit ailelerinin 'Tatmin edici açıklama bekliyoruz' feryatlarına TSK'nın cevap vermemesi Hukukçular Derneği'ni harekete geçirdi. Şehit ailelerinin haklarını aramak için çalışma başlatan dernek, konuyu yargıya taşıyor. 18 Ağustos'ta şehit ailelerini bir araya getirecek olan dernek, ortak basın açıklaması yapmayı planlıyor. Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Cahit Özkan, tek başlarına verdikleri hukuk mücadelelerinden sonuç alamayan şehit ailelerinin, derneğin girişimiyle neticeye ulaşabileceğini düşünüyor. Özkan, "Bu olayların araştırılmasında yargı birliği şart. Askerî yargı bu konuda yetersiz kalıyor. Sivil yargının ve Meclis'in olayların araştırılması için harekete geçmesi gerekli." diyor.

Sivil toplumun bu girişimi, şehit ailelerini de umutlandırdı. Hantepe şehidi Uzman Çavuş Ayhan Say'ın babası Hasan Say, hukukçuların attığı adımın evladının huzur içerisinde yatmasına yardım edeceğine inanıyor. Say, aynı davranışı Genelkurmay Başkanı'ndan da bekliyor. Yıllardır ihmal iddialarının tedirginliğiyle yaşadıklarını dile getiren Dağlıca şehidi Uzman Çavuş Selçuk Gürdal'ın kardeşi Celalettin Gürdal ise üç yıldır verdiği hukuk mücadelesinin çevre baskısı ve yetkililerin ilgisizliği sebebiyle sonuçsuz kaldığını vurguluyor. Hukukçular Derneği'nin desteğiyle bir sonuç alacaklarına inanıyor.

Son yıllarda yaşanan bazı terör olayları kamuoyunda sıkça tartışıldı. 2007'de 12 askerin şehit olduğu Dağlıca baskını, 2008'de 15 şehit verdiğimiz Aktütün baskını, haziran ayında 11 askerin şehit edildiği Gediktepe baskını ve en son 6 askerin şehit olduğu Hantepe baskınları, ihmal iddialarıyla gündeme geldi. İstanbul merkezli Hukukçular Derneği, şehit ailelerinin haklarını aramak için çalışma başlattı. Dernek temasa geçtiği aileleri 18 Ağustos'ta İstanbul'da bir araya getirecek. Hukuki olarak neler yapılabileceği konuşulacak. Dernek Başkanı Cahit Özkan bugüne kadar ihmallerle ilgili şehit ailelerinin askerî yargıda bir sonuç alamadığını söyleyerek, "Çözümün adresi Meclis ve sivil yargı. 40'ın üzerinde şehit ailesiyle bir araya gelerek sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağız. TBMM'de olayların araştırılması için komisyon kurulmasını talep edeceğiz." dedi.

Derneğin girişimi şehit ailelerini de umutlandırdı. Hantepe şehidi Ayhan Say'ın babası Hasan Say hukukçuların girişiminin evladının huzur içerisinde yatmasına vesile olacağına inandığını belirtti. Dağlıca şehidi Selçuk Gürdal'ın kardeşi Celalettin Gürdal üç yıldır hukuk mücadelesi verdiğini söyleyerek, "Girişimlerim hep sonuçsuz kaldı. Derneğin desteğiyle bir sonuç alacağımıza inanıyorum." diye konuştu. Aktütün şehidi Çağlar Mengü'nün babası Azimet Mengü ise ihmal iddialarının soruşturulmamasının her zaman içinde ukde olarak kaldığını söyledi. Gediktepe şehidi Sebahattin Derin'in babası Yaşar Derin de derneğin girişiminin şehit ailelerinin yalnız olmadığını gösterdiğini vurguladı.


Şehit Cihan Çalışır'ın annesi: Oğlum uzman çavuş olacaktı, neden intihar etsin?

Şırnak'ta askerlik yapan Samsunlu er Cihan Alışır, önceki gün İstanbul'da sessiz sedasız bir törenle toprağa verildi.

Terhisine 99 gün kala ölüm haberi gelen Cihan Alışır askerliği çok sevmişti. Hatta askerliği meslek edinmek istemiş ve uzman çavuş olmak için başvuruda bulunmuştu. Ölmeseydi bu hafta Diyarbakır'a sağlık muayenesine gidecekti. Göğsünde kurşun yarası bulunan Cihan'ın ailesine intihar ettiği söylendi. Ailesi ise oğullarının öldürüldüğünü iddia ediyor. Anne Nazmiye Alışır, "Ölmeden bir gün önce oğlum beni aradı, nöbetçi teğmenle tartıştıklarını söyledi. Oğlum intihar etmedi, onu öldürdüler. Uzman çavuşluk için başvuran biri nasıl askerlik zor diye intihar eder?" diyor. Aile, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki "şüpheli ölüm" ve "zayiat"lar giderek büyüyor. Bu tür ölümlerin sayısı PKK ile mücadelede verilen kayıplardan neredeyse daha fazla. 2000'den sonra PKK ile mücadelede verilen şehit sayısı 750. 7 Mart 2010'da açıklanan rakamlara göre 2000-2009 yılları arasında sadece Jandarma teşkilatında 401 kişi intihar etti. Bu sayıya Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri'ndeki intihar oranları dahil değil. TSK bünyesinde meydana gelen ölümlerde intiharlar büyük bir yer tutarken söz konusu vakaların çoğuna aileler şüphe ile bakıyor. Bunlardan sonuncusu da Cihan Alışır olayı.

İstanbul'da yaşayan Samsunlu Alışır ailesinin büyük oğlu Cihan, TSK içinde kalarak uzman çavuş olmaya karar vermiş. Bunun için gerekli başvuruları da yapmış. Cihan'ın vefatı ailesi için tam bir yıkım olmuş. Baba Mustafa Alışır, "Oğlumun intihar etmek için bir nedeni yoktu. Zaten bize oğlumun cesedini teslim eden askerî yetkililer de intihar nedeni ile ilgili bir şey söyleyemediler." diyor. Anne Nazmiye Alışır ilaçlarla ayakta duruyor. Acılı anne, oğlunun ölmeden bir gün önce kendisini aradığını söyleyerek şunları anlatıyor: "Oğlum operasyondan yeni dönmüştü. Tim komutanı onlara 'yarın istirahatlisiniz' demiş. Nöbetçi teğmen ise daha sonra gelip bunlara 'istirahat yok, yarın eğitim yapacaksınız' demiş. Oğlum da 'komutanım haksızlık olmuyor mu?' demiş. Bunun üzerine tartışmışlar. Sonra oğlumu bölük komutanına götürüp tutanak tutturmak istemiş." Cihan Alışır ertesi gün öğle saatlerinde yatakhanede göğsünden vurulmuş bulundu. Hastaneye kaldırılırken de yolda kan kaybından öldü.

Askerî yetkililer Cihan'ın ölümünü ailesine intihar olarak bildirdi. Aile ise bu iddiaya inanmıyor. Baba Mustafa Alışır, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet dilekçesi verdi. Dilekçede oğlunun intihar edecek psikolojik bir durumu olmadığını savunan baba şunları kaydetti: "Oğlum askerlik görevini severek yapmaktadır. Askerî savcılık bize hiçbir bilgi vermedi. Otopsi raporu tarafımıza verilmedi. Yüzünde, darp ve cebir izleri ile dikiş mevcuttu. Bu durum oğlumun öldürülmeden önce dövüldüğünü göstermektedir. Oğlumun ölümü kesinlikle intihar değildir. Kimin öldürdüğünün tespit edilerek suçluların cezalandırılmasını, olayın aydınlığa kavuşturulmasını talep ediyorum."




Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.