'Demokratikleşmede geri adımlar, yolsuzluğu da, yolsuzluk algısını da artırıyor'
Türkiye, geride kalan 1 yılın önemli bölümünü 17 Aralık 2013 günü sabah çok erken saatlerde başlayan bir ‘yolsuzluk ve rüşvet’ operasyonun ortaya çıkardığı olgu ve tartışmalarla geçirdi. Bu 1 yıl boyunca siyasetin, hukukun ve hatta ekonominin gündemi direkt ya da dolaylı olarak 17 ve 25 Aralık operasyonlarının ya da bunlardan türeyen ilişki ve gerilimlerin evreninde oluştu.

Bu soruşturmalar hakkında peş peşe gelen takipsizlik kararlarının ardından, TBMM’de oluşturulan Aarştırma Komisyonu’nun çalışmaları gündeme geldi. Önce, komisyonun çalışmalarına yönelik ‘yayın yasağı’ kararı, ardından adı geçen 4 bakanın, soruları yanıtlamak üzere komisyonun karşısına çıkması, geride kalan iki hafta boyunca konuyu yeniden dolaysız olarak gündemin ön sıralarına taşıdı.

İşte tam da bu sırada, ‘yayın yasağı’ kararının ve bakanların komisyondaki sözlerinin çokça tartışıldığı günlerde bir ‘Yolsuzluk Algı Endeksi’ yayınlandı. Uluslararası Şeffaflık Ağı (Transparency International / TI), her yıl yayınladığı Yolsuzluk Algı Endeksi’nin 2014 sonuçlarını açıkladı. Geçtiğimiz hafta yayınlanan bu endekse göre Türkiye, 2014'te puanı en çok düşen ülke olmuş ve ‘yolsuzluk algısı’ sıralamasında bir yılda 11 ülkenin birden gerisine düşmüştü.

Bu yılki çarpıcı sonuçları nedeniyle Türkiye’de de büyük yankı uyandıran araştırmayı yapan Uluslararası Şeffaflık Ağı’nın Türkiye ayağını Şeffaflık Derneği oluşturuyor. Şeffaflık Derneği üye ve yöneticileri bugün yeni bir kampanyanın startını vermek için Ankara’da TBMM’deki partilerin grup başkan vekillerini ziyaret edecek. Amaçları, tüm milletvekillerine, ‘yolsuzluklara karşı deklarasyon’ imzalatmak. Bu deklarasyon, tüm toplumu ilgilendiren 5 taahhüt içeriyor.

Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı avukat Oya Özarslan ile hem bugün Ankara’da başlatacakları kampanyayı, hem de geçen hafta açıklanan Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarının anlamını konuştuk.

Geçen hafta açıklanan Yolsuzluk Algı Endeksi çok konuşuldu… Sizin bu endeksin oluşumuna katkınız nedir?
‘Yolsuzluk Algısı Endeksi’, Almanya Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Ağı tarafından 1995’ten beri, düzenli olarak her yıl aralık ayında yayınlanıyor. Uluslararası Şeffaflık Ağı şu anda 110 ülkede, bizim gibi lokal operasyonlar üzerinden ilerliyor. Bu bir ağ, yani biz bu uluslararası derneğin Türkiye şubesi falan değiliz. Finansal olarak tamamen bağımsızız; bilgi paylaşımı ve desteği gibi konularda uluslararası bir işbirliği halindeyiz. Berlin’de bulunan sekreterlikle finansla ya da organik bir bağımız yok. Aynı felsefe, vizyon ve ilkelere sahibiz; ortak ilkeler üzerinden projeler üretiyoruz. Dünya çapında itibar gören ve hem yatırımcılar hem de devletler tarafından referans alınan Yolsuzluk Algı Endeksi de, 11 farklı uluslararası kurumun 12 farklı anketinin sonuçlarının değerlendirilmesiyle oluşturuluyor. Değerlendirmede, iş dünyasından insanlar, akademisyenler, gazeteciler gibi ‘uzmanların’ görüşleri ve kamuoyu araştırmaları sonucunda ülkelerdeki yolsuzluk algısı tespit ediliyor.

Bu endeks nasıl oluşuyor?
Öncelikle şunu söylemeliyim: Bu endeks 8 ayrı anketin değerlendirilmesiyle oluşuyor. Bu anket ve raporların bir bölümü iş dünyasına ait... Bizim yakın zamanda yaşadığımız sıcak gelişmelerden bağımsız olarak; her yıl belirli sorular yöneltiliyor: “Bu ülkede rüşvet ve yolsuzluğun yaygın olduğunu düşünüyor musunuz” ya da “Bu ülkedeki faaliyetleriniz sırasında rüşvetle karşılaştınız mı” gibi sorular, tüm ülkelerde iş dünyasına ve onunla bağlantılı kişilere yöneltiliyor. Bu anketlerin hiçbiri özel olarak Türkiye’ye yönelik değildir, ama Türkiye’yi de kapsar. ‘Küresel Rekabetçilik Yıllığı’, ‘Dünya Adaletsizlik Endeksi’ gibi birbirinden bağımsız apayrı çalışmalardan derlenen verilerle oluşuyor Yolsuzluk Algı Endeksi. Bu endeks yıllardır oluşturuluyor ve geçmişteki olumlu sonuçları hükümet tarafından referans olarak da kullanılmıştır.

Bu araştırmanın 2014 sonuçlarına göre Türkiye’de bir geriye doğru sıçrama dikkat çekiyor. Türkiye’nin puanının rekor düzeyde düşmesi, 11 sıra gerilemesi ne anlama geliyor?
Bütün dünyada, örneğin finansal krizler olduğunda ya da bir skandal patlak verdiğinde bu ‘yolsuzluk algısı’ değişebilir. Fakat bundan ziyade yolsuzluk skandalı ya da davasını nasıl yönettiğiniz önemli. Eğer bir dava soruşturulmadan kapanıyor algısı yaratıyorsanız, ister istemez sonuçlar da bu hale geliyor. Önemli olan burada yargılama sürecinin bir kesintiye mahal vermeden, kendi olağan akışında ilerlemesi.

17-25 Aralık soruşturmalarına geldiğimizde ise sırayla gelen bazı olumsuzluklar söz konusu. Daha ilk günlerden başlayarak, soruşturmayı yürüten emniyet mensuplarının, ardından savcıların görevden ya da dosyalardan uzaklaştırılması, yerlerine başkalarının atanması; dahası bu soruşturmayı açanlara dava açılması; ardından gelen yayın yasakları ve iki dosya kapsamında gözaltına alınan 96 kişinin peyderpey salıverilmesi; takipsizlik kararları… Bu soruşturma, adı geçen 96 kişinin hiçbiri mahkemeye çıkmadan kapanmış oldu. 34 klasörlük bir dosyanın bütün delilleri mi sahteydi ya da usulsüz olarak elde edilmişti? Bunlarla ilgili büyük bir soru işareti var. Ben kimseyi suçlamak için söylemiyorum, ama büyük bir soru işareti ver ve bu giderilmedi. 



Bu sözünü ettiğiniz sorunları biz yakından izliyor ve biliyoruz ama Yolsuzluk Algı Endeksi uluslararası ölçekte bir araştırma… Endeksi oluşturan anketlere katılan yabancılar da bu sıkıntıları tespit mi etmiş oluyor?
Global bir dünyada yaşıyoruz. Herkes bir başka ülke hakkında ne olduğunu biliyor ve çok yakından izleyebiliyor. Bir şeyin gizli saklı kalma ihtimal artık yok ve burada olanları da yurt dışından görüyorlar. Şeffaf bir dünyada yaşıyoruz… Ve bunların yansıması çok daha etkili oluyor. Örneğin yolsuzluk soruşturmasına ilişkin bir yayın yasağının getirilmiş olması büyük bir şaşkınlık yaratıyor ve algıyı belirliyor elbette. Yolsuzluk gibi yüksek bir kamu menfaati olan konuda yayın yasağı getirmeyi kimseye anlatamazsınız. Böyle hacimli bir dosyanın da hiçbir şüpheli hakkında işlem yapılmadan kapanması yankı uyandırıyor elbette. Aldıkları hediyeler nedeniyle bakanların hatta cumhurbaşkanlarının istifa etmek zorunda kaldığı bir standart için bunları açıklamak, ‘algı operasyonu’ vs. kavramlarla anlatmak mümkün değil…



Meclis Araştırma Komisyonu’nun yürüttüğü soruşturmadan umutlu musunuz?
Bugüne kadarki gelişmelere bakınca çok ümitli olmak için neden yok gibi görünüyor. Önce bu komisyonun toplanması bir türlü gerçekleşmedi. Ardından komisyona gelen 34 dosyanın bir bölümü ‘fihristi yanlış’ gibi bir gerekçeyle geri gönderildi ve kapsam dışı kaldı… Bunların üstüne bir de yayın yasağı gelince, pek ümitvar görünmüyor.

Siz bir yerde konunun sadece 17-25 Aralık süreciyle ilgili olmadığını; demokratikleşme sürecindeki duraksamalarla da ilgili olduğunu söylüyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Elbette, toptan bir algı var esasında… Ülkedeki son 1-1,5 yıldaki gelişmelere bakarsanız alınan sonuç bir sürpriz değil. Sadee yolsuzlukla mücadele değil, demokratikleşme süreçlerinde bir gerileme var. İnternet özgürlüğü mesela… Twitter ve Youtube gibi iletişim kanallarının kapatılması. Yurt dışına çıktığınızda ilk soru bu oluyor. Bunların açıklanması kolay değil ve bunlar yolsuzluk algısını besleyen şeyler oluyor.

Yolsuzlukla mücadele için ifade özgürlüğü ve özgür basın ile bağımsız yargı şart. Bunların olmadığı koşullarda yolsuzlukları engellemek mümkün değil. Bizde ise internet engellemelerinin nedeni bizzat yolsuzluk soruşturmasına ilişkin yayınlardı. Böyle olunca Türkiye, devam eden bir yolsuzluk soruşturmasına müdahale eden, bunun için yayın yasağı getirip, hatta Youtube ve Twitter'ı engelleyen bir ülke haline geliyor.

Siz yeni bir proje için salı günü (bugün) Ankara’ya gidiyorsunuz… Ankara’daki programınız ve etkinlik gündeminiz nedir?
Siyasetçilerden çok basit bir taahhüt almak için gidiyoruz. 5 basit taahhütten oluşan, “yolsuzluğa karşı deklarasyon”… Bu aslında sadece milletvekillerini değil bütün toplumu kapsayan, herkesin imza atacağını düşündüğümüz, ‘rüşvet vermeyeceğim, almayacağım, yolsuzlukla mücadele edeceğim’ gibi son derece temel taahhütler içeren bir deklarasyon, Bunu Türkiye’de herkesin imzalaması gerekir ama biz siyasi karar vericilerin önemine binaen oradan başlamak istedik.

Genel Başkanlara mı gidiyorsunuz?
Biz öncelikle milletvekillerini hedefledik ve bu yüzden 4 partinin Meclis’teki grup başkan vekilleriyle görüşmeye çalıştık. CHP, MHP ve HDP’den olumlu yanıt aldık. AK Parti için Grup Başkan vekili Mahir Ünal ile temas kurmaya çalıştık. Yurt dışında olacakmış… Başka birini de yönlendirmedi bize. TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek’e de ulaştık. AK Parti’den bir yanıt alamayınca cuma akşam itibariyle Başbakan Ahmet Davutoğlu’na da ulaştık. Biz aslında hükümetten ziyade siyasi partilerle temas etmeyi uygun görmüştük ama Meclis grubundan dönüş alamayınca Sayın Davutoğlu’na da genel başkan olması nedeniyle, bu sıfatıyla ulaştık, en azından bilgileri olsun istedik.

Davutoğlu’ndan bir geri dönüş oldu mu?
Bekliyoruz…

AKP grubunun, iktidar partisi milletvekillerinin katılmadığı bir yolsuzlukla mücadele deklarasyonunun işlevi olabilecek mi?
Yarın [bugün] Meclis’te herkese ulaşamayabiliriz. Ama çağrımız baki kalacak ve bu deklarasyonu imzalayan vekilleri duyuracağız.

Türkiye’de son verilerle iyice ayyuka çıkan bu yolsuzluk ortamı ve algısının çözümü için ne yapılmalı sizce?
Uluslararası Şeffaflık Ağı’nın daha önce yayınladığı ‘5 adımda temiz siyaset’ açıklaması iyi bir başlangıç olabilir:
- Mal varlıklarının açıklanması
- Dokunulmazlıkların kaldırılması
- Siyasi etik yasasının getirilmesi
- Siyasetin finansmanının açık hale getirilmesi
- Seçim izlenmesi ve denetlenmesi




 Haber: HAKKI ÖZDAL - Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.