'Şimdiki iddianamelerde yer alan bilgilerin güvenilirliği tartışmalı'

Doruk ÇAKAR/ANKARA

 

90 yaşına merdiven dayamış bir hukuk çınarı, Prof. Yaşar Karayalçın... Türk Ticaret Hukuku ve Bankacılık Hukuku alanında sayısız akademik çalışmaya imza atan, binlerce öğrenci yetiştiren, Ankara Hukuk çatısı altındaki Bankacılık Ensitüsü'nün kurucularından Prof. Karayalçın, lisansüstü öğrencilerine vereceği dersin hazırlığı içinde.
 

BUNDAN 40 yıl önce kaleme aldığı 'Türkiye Adalet Akademisi, Niçin ve Nasıl Kurulmalıdır' başlıklı makalesiyle, bugünün hakim ve savcılarını yetiştiren Adalet Akademisi'nin 'fikri kurucusu' olan Prof. Karayalçın'la yargı sistemini ve adaleti konuştuk. İşte Prof. Karayalçın'ın AKŞAM'a yaptığı açıklamalar: 

VATANDAŞ SORMALI
 - Hala ders verecek enerjiye sahipsiniz. Nasıl hazırlanıyorsunuz derslere?
 METOT dersi veriyorum. Kitabım da var. Bizim enstitü yeni bir programa başlamak üzere. Bu programda da ders vermek istiyorum. Ders verebilmek için de Türkiye'deki durumu incelemeye çalışıyorum. Bir ülkede vatandaşlar, idareden memnun değilse kendilerine 'Biz niçin böyleyiz, bu topluma ne oldu?' sorularını sormalı. Ben bu konuda fikir sahibi olmak için araştırmalara başladım. Yeniden Türkiye'yi tanımaya çalışıyorum.
 
SUÇUNU BİLMİYOR
 -  Nasıl görüyorsunuz Türkiye'yi? 
KOLAY bir konu değil. Aşağı yukarı 90 yaşındayım. Kaynakları bulmaya çalışıyorum, gazeteleri okuyorum, yazarları takip ediyorum. (Masadaki Güncel Hukuk dergileri ile Ergenekon tutuklusu Mehmet Haberal'ın savunmasının kapak olduğu Bütün Dünya dergilerini göstererek) Haberal'ı tanıyorum. İkimiz de Hemşinliyiz. Çok çalışkan bir insan. 'Benim suçum ne?' diye soruyor. Ama suçunu söylemiyorlar.
 
- Davanın seyrini nasıl görüyorsunuz?
 ÜÇ seneyi geçti ama. Bir insan üç sene tutuklu kalıyor, bunu anlamaya imkan yok. Neden böyle düşünüyorlar bilemiyorum. Bir defa suç söz konusu olduğu zaman, savcılık iddianame hazırlayıp mahkemeye bildirildiği vakit, (uzun zaman böyleydi) hakim iddianameyi inceler, delilleri yeterli bulursa davaya devam eder, bulmazsa iddianameyi iade ederdi. Şimdi Türkiye'de bu işlemlerin yapıldığını pek zannetmiyorum.
 
GÜVENİLİRLİĞİ TARTIŞILIR
 - İddianamenin iadesi gibi bir durumu pek hatırlamıyoruz?
 İDDİANAMEDE, ilgiliyi bütünüyle tanıtacak tüm belgelerin bulunması lazım. Halbuki bugün, iddianamede yer alan bilgilerin güvenilirliği tartışmalıdır. Onun dışında, bir de kendi tecrübelerim var. Hakimlik teminatı söz konusu olduğunda durum değişir. Babam hakimdi. O zamanki yasalara göre, bir hakimin başka bir yere nakledilebilmesi için muvafakatı gerekiyor. Ben ortaokul 2. sınıftayım. İsyanlar vardı. Dersim İsyanı sırasında Adalet Bakanı babama, 'Türkiye'de bunlar oluyor, biz iyi bir düzen kurmaya çalışıyoruz, sizi Elazığ'a göndermeyi düşünüyoruz. Kabul eder misiniz?' diye soruyor. Babam da bunu kabul ediyor ve Elazığ'a gidiyoruz.
 
BU, BİR AHLAK MESELESİ
 - Günümüzde hakimlik teminatı peki... 
CİDDİ problemler olduğunu görüyorum... Haberal meselesi problemdir. Çok büyük bir hekim. Hastaların istifade edebileceği bir hekim ama hastalarından 3 yıldır mahrum bırakılıyor. Bunu kabul etmeye imkan yok. İnsani bir davranış değildir. Eskiden çok güzel sözler söylenmiştir: 'Kendine yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.' Bu bir ahlak meselesidir.

 Göreve başlamadan cezaevi görmek şart
 - Uzun tutukluluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 BEN fakültede hocayken birgün bir vatandaş dava açtı. Vatandaşı içeri alıyorlar, sonra delil yetersizliğinden beraat ediyor ve dava açıyor. Cezaevine gidip gördüm. Oradaki çok üzücü, hazin bir manzara. Hakimlik, savcılık yapmadan önce orayı görmek, ondan sonra hakimlik yapmak lazım.
 
TEBLİĞLE BAŞLADI    
 - Adalet Akademisi çalışması nasıl gelişmişti?
 CEZA hukuku hocam Faruk Erem'di. O, Türk Hukuk Grubu'ndaydı. Benden tebliğ istedi. 'Türkiye'de Adalet Akademisi niçin ve nasıl kurulmalıdır?' tebliğini sundum. Ondan sonra benimsendi, kitaplaştı. Bazı tartışmalar oldu. Ama bir adalet bakanı bunun önemini anladı. Meclis'e intikal etti ve kabul edildi. Sonra çok güzel bir Adalet Akademisi kuruldu. Bizim fakültede yapılan bir törenle açıldı. 'Bu akademi problemli kurulacak. Ne kadar başarılı olur bilemiyorum' dedim. Bazı isteklerimiz vardı, kabul edilmedi.
 
BAZI EKSİKLER VAR
 - Eksikler mi var?
 ADALET Akademisi çok güzel oldu fakat ne dereceye kadar fonksiyonlarını yerine getiriyor? Bazı eksikler var. Adalet Aakademisi'nin fonksiyonu hakimlerin, yargının, halkın problemlerini incelemek ve tavsiyede bulunmak. Ama bu konulara girmiyorlar.
 
- Neden sizce? 
AKADEMİ, fiilen Adalet Bakanı'na bağlı...
 
- YÖK kurulduğunda istifa etmişsiniz?
 HAYATIMDA yaptığım en büyük hata. Fakat bir vazife. O dönem fakültede dekanım. İdareden bir mektup verdiler. YÖK yeni kurulmuş. Ders yükü açısından 'Ön lisans, yüksek lisans, doktora dersleri eş değerdedir' diyor. 30 kişilik profesör grubu ön lisans, yüksek lisans ve doktora derslerini eş değer sayıyor. Bu mümkün değil. Ben artık böyle kalamam dedim ve istifa edip ayrıldım. Daha sonra beni Enstitü Müdürlüğü'ne davet ettiler.

 Devlet var, düzen yok
 - Odasının raflarında Adnan Menderes'in fotoğrafları dikkatimizi çekiyor. Yaşar Hoca da baktığımızı görünce: 
BİR facia. Sadece Menderes’in idamı değil, Türkiye'de yaşanan haksızlıkların tarihçesini bilmek lazım. O kitapları okuyup anlamaya çalıştım ama beceremedim. Neler olmuş, utanıyorum. Türkiye'de öldürülen gazeteciler, öldürülen aydınların listesini gördünüz mü? 
Neler yaşanmış, utanıyor insan, devlet var düzen yok.


Akşam

Anahtar Kelimeler:
Prof. Yaşar Karayalçın
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.