AK Parti Genel Merkezi'nde gündeme ilişkin değerlendirmeler yapan Çelik, gazetecilerin İlker Başbuğ'un tutuklanmasına ilişkin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin "Başbuğ'un tutuklanmasıyla ilgili davaya parti olarak siz de dahilsiniz. Sizce Başbuğ Yüce Divan'da mı yoksa özel yetkili mahkemede mi yargılanmalı?" yönündeki sorusuna Çelik, Başbuğ'un işlediği suçun askeri bir suç olmadığını bu nedenle Yüce Divan'da yargılanmasının doğru olmayacağını dile getirdi. Çelik, "Andıç hazırlamak 42 adet internet sitesi oluşturup kirli propaganda yapmak ve yaptırmak bu haberlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı parti kapatma davası açacak. Mesleki suç diyeceksiniz. Darbeye teşebbüs etmek zemin hazırlamak meşru hükümeti iskat ve ilga ile ortadan kaldırmaya çalışmak bunun neresi askeri suç mesleki suç. Mesleki suçla ilgili Yüce Divana gidersiniz bu bir askeri suç değil. Sivil mahkemelerde yargılanırsınız doğru olan budur." dedi. Hukukçu olmadığını okuduklarından Başbuğ'un yargılanması gerektiği yere ilişkin anladığının bu olduğunu ifade eden Çelik, "Bu konuyla ilgili dosya hazırlayan savcılar sizden bizden daha fazla vakıftır. Tutuklu mu tutuksuz mu yargılansın. Yüce Divan mı özel yetkili mahkemede yargılanmalıdır. Bunu hakimler savcılar daha iyi bilir. Takım tutar gibi olunca işin içinden çıkamıyoruz. Adil yargılanma hakkıdır. Ben Bağbuğ'un Yüce Divanda değil şu anda yargılandığı yerde yargılanması gerektiğini düşünüyorum." açıklaması yaptı.

28 ŞUBAT VE 27 NİSAN YORUMU: BUNLARIN HEPSİNE SIRA GELECEK

Başka bir gazetecinin AK Parti'nin 27 Nisan e-muhtırasına dönük şikayette bulunup bulunmayacağını ilişkin sorusuna Çelik, "27 Nisan e-muhtırası ayan beyan internette yayınlanan bir şey. 12 Eylül'cülerin yargılanması sadece Ahmetin Mehmetin müracaatıyla başlamış bir şey değil. Ortada meydanda herşey buyrun yapılsın. Türkiye adım adım arınma ve tam demokrasiye geçiş yaşıyor. Andıç davalarının birinde müdahil konumundayım. Avukatım süreci takip ediyor. Bunların hepsine günün birinde sıra gelecektir." karşılığını verdi.

Yiğit Bulut'un Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a başdanışman olarak atandığına ilişkin iddiaları değerlendiren Çelik, "Düne kadar resmi işlem tesis edilmedi. Olabilir mi olamaz mı uzun boylu üzerinde duracağımız bir mesele değil. Başbakanımızın danışman olarak herkes çalıştırabilir." dedi.

"CUMHURBAŞKANLIĞI SÜRESİNDE KRİZ ÇIKMAZ"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresine ilişkin yasa değişikliğinin CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğünde 2007 yılındakine benzer kriz çıkarmı sorusuna Çelik, "Cumhurbaşkanı görev süresini hukuk fakültesi 1. sınıf öğrencilerine sorarsanız size çok net şeyler söyler. Ben burada böyle bir kriz beklemiyorum. Düzenlemenin aleyhinde karar verebileceği kanaatinde değilim. Milletvekillerinin oylarıyla 7 yıllığına seçilmiştir. Bana kalırsa böyle bir düzenlemeye gerek yok. 2 -3 yıl boyunca tartışma konusu olacağı için muhalefetteki beyfendileri tatmin etmek için yürüyen bir süreçtir. Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir karar vereceği kanaatinde değilim. Bunu kaşımaktan sevdasından muhalefet vazgeçmiyor." değerlendirmesini yaptı.

Çelik: Kılıçaroğlu ve Bahçeli halktan özür dilesin

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, 12 Eylül soruşturmasıyla Kenan Evren ve darbecilerin yargılanmaya başlanmasının ardında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi halktan özür dilemeye çağırdı. İki ismin 12 Eylül 2010'daki referandum öncesinde darbecilerin yargılanmayacağını söyleyerek halkı aldattığını kaydeden Çelik, "Ve 12 eylülcüler yargılanmaya başladı. Kılıçdaroğlu ve bahçelinin ne yapması gerekiyor. Meydanlarda halkı aldattıkları, yanılttıkları için özür borçları yok mu? Halktan özür dilemeleri gerekiyor." dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, parti genel merkezinde Türkiye'nin gündemindeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12 Eylülcülerle ilgili iddianameyi kabul ettiğini, başta Kenan Evren olmak üzere darbecilerin yargılanmasına başlandığını ifade eden Çelik, "Anayasa referandumunda anamuhalefet lideri olmak üzere tüm muhalefet partileri MHP ve BDP meydanlarda halka 'Zaten bunlarla ilgili suçlar zaman aşımına uğrayacak. 12 Eylülcüler yargılanmayacak bu bir aldatmacadır, kılıfdır' dediler. Biz 'başlamamış bir sürecin sona ermiş olması söz konusu olmaz. 12 Eylülcülerin yargılanması süreci başlamamıştı ki dolsun.' dedik. 12 Eylülcülerin yargılanması önündeki yasal engelin kaldırılmasının boynumuzun borcu olduğunu söyledik. Halkımız büyük bir şuurla bu meselede gerekeni yaptı ve referandum yüzdre 58 ile kabul edildi. Ve 12 Eylülcüler yargılanmaya başladı.Şimdi Kılıçdaroğlu ve Bahçelinin ne yapması gerekiyor? Meydanlarda halkı aldattıkları yanılttıkları için halka özür borçları yok mu? Halktan özür dilemeleri gerekiyor. Siyaset ve dürüstlük bunu gerektirir. Bunu kendilerinden bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"DARBECİLERİN İSİMLERİ KURUMLARDAN SİLİNMELİ"

Darbeciler başarıya ulaştığında kahraman ilan edildiğini başarısız olanların hain ilan edilerek, asıldığını Türk tarihinde gördüklerini kaydeden Çelik, 1960'dan beri bu sürecin hep tekrar ettiğinin altını çizdi. 60 darbesini yapanları halkın lanetlediğini söyleyen Çelik, bu kişilerin isimlerinin tüm kamu kurumları ve yer adlarından silinmesi gerektiğini belirtti. Çelik, "Toplumun vicdanından silindiği gibi bu yerlerden de isimlerinin sökülmesi gerekiyor. Türkiye'nin darbelerle hesaplaşmasının gereğidir. Zaman içinde yapılacaktır. 28 Şubat postmodern darbesi, 27 nisan e muhtırasıyla failleriyle ilgili de olmalıdır."

"DARBECİLİKLE TERÖRİSTLİK ARASINDA NE FARK VAR ALLAH AŞKINA?"

Son dönemde yürütülen 'darbe suçu-terörist' tartışmalarını da sağlıksız bulduğunu söyleyen Çelik şöyle konuştu:

"Darbecilik teröristlik tartışmaları yapılıyor. Bir insanla ilgili olarak mahkemeler nihai hükmü vermeden darbeci terörist olarak vasıflandırmak bizim haddimiz değil. Sanki darbecilik teröristlikten daha şerefliymiş, asil suçmuş gibi tartışma yapılıyor. Bunu hayretle izliyoruz. Cebir ve şidet kullanarak devletin düzenini değiştirmek toplumda dehşet duygusu yaratmak terörizmdir teröristler bunu silahla yaparlar. Darbeciler ise silah zoruyla ülkenin yönetimine el koyarlar, halkın iradesine karşı bunu yaparlar. Ama bu silah halka ait silahtır. Halkın vergilerden boğazından kesilerek alınan silahladır. O silah halkın kendisine doğrultulur halkın iradesiyle seçilen parlamentolara doğlutulur. Aradaki fark nedir Allah aşkına. İkisi de silahla yapılan şeydir. Terörist değilse terörist değildir. Sanki darbeyle suçlanmak sanki daha hafif bir suçmuş gibi tartışma yapılıyor. Bunu hayretle ve ibretle izliyoruz."

ÖLÜM DÖŞEĞİNDE OLSALAR DA DARBECİLER MUTLAKA YARGILANMALI

"Türkiye'deki bütün darbeciler de bir şekilde darbenin alt yapısını haırlayanların da ölüm döşeğinde olsalar da mutlak suretle yargılanmalıdırlar." diyen Çelik, ibret-i alem olması için bunun yapılmasını önerdi. Kimseyle kan kin davaları olmadığını söyleyen Çelik, "Biz prensipler çerçevesinde meseleye bakıyoruz. Darbe darbe söylentisi muhtıralar andıçlar bizim dünyamızdan çıkmalıdır." dedi.

28 ŞUBAT'DA REZİLLİK SERGİLENDİ, TELEKIZLAR İRTİCACI DİYE GÖSTERİLDİ

Faruk Nafiz Çamlıbel ve Fuzuli'nin sözleriyle yürüyen yargı sürecini anlatan Çelik, "Katipleri razı etseniz de doğru eninde sonunda ortaya çıkar. İlahi adalet bunun hesabını soracaktır İspanya, Portekiz, Yunanistan, Şili'nin yaptığı gibi bütün Pinochetler hesap vermelidir. 12 Eylül tablosunu anlatmak istiyorum. 1 milyon 600 bin insan bu işin mağduru olmuştur. Karanlık dönem bu vesileyle tekrar aydınlanacaktır." dedi.

12 Eylül için yürütülen soruşturmanın 28 Şubat için de yapılmasını isteyen Çelik, postmodern darbe sürecine ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu: "Bir gestapo dönemiydi. Manevi işkencelerin yapıldığı dönemdi. Belki doğrudan kimseye silah doğrultulmadı. Sincanda yürütülen tanklar milletin iradesinin üzerinden yürüdü. 27 nisan bildirisi buna dahildir. Niye bu dönemi yargılamyıorsunuz? diyorlar. Biz mi yargılıyoruz. 12 Eylül'ü yargılayanlar bu ülkenin hakimi savcısı Ergenekon balyoz o meselenin de hesabı sorulacaktır. 28 şubatta rezillik sergilendi. Telekızlar uyuşturucu baronlarının irticanın bir aleti gibi sergilendi. Medya bu işlere teşne oldu. Yargılamaları sıraya koymuş değiliz. Bu ülkenin adaleti var. Bir taraftan yargıyı vesayet altına aldınız diyorlar bir taraftan şunun bunun için devreye girin diyorlar. Hükümetimiz bu işin içinde olmayacak."



Cihan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.