Bozdağ'dan 'Geçmişi İnceleyin' Talimatı
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ dün benim de aralarında bulunduğum gazetelerin Ankara Temsilcileri’yle öğle yemeğinde sohbet etti. 17 Aralık operasyonun ardından yaşanan depremin artçı sarsıntılarını art arda alınan kararları ve son olarak HSYK ile ilgili Meclis’e sunulan ve çok tartışmalı değişiklikler içeren teklifi göz önüne alırsak, Bozdağ’ın bu kritik konularda yapacağı açıklamalar büyük önem taşıyordu. Bozdağ’ın her biri ayrı gündem olabilecek açıklamalarının özetini şöyle aktarabilirim:

ÖNÜNE GEÇEMEYİZ: Hukukun dışına çıkanları kahraman ilan edersek, hukuku çiğneyen başka insanları başka başka noktalara koyarsak, bu tür olayların önüne geçme imkânı olmaz.

 (“Şimdi mi bunları fark ettiniz” yorumları yapılıyor sorusuna)  Bizim açıklamalarımız var. Başbakanın açıklamaları var. İlker Başbuğ ile ilgili terör örgütü üyesi olarak suçlanması sonrası açıklamalar. O gürültü patırtı arasında duyulmadı. Belki daha fazla dile getirilebilirdi. Bugün daha yüksek sesle dile getirmemezi engellememeli. Soruşturmanın gizliliği, sabahın köründe ev aramaları yapılması konusunda tavrımız çok açık. Herkesin toplumda bir yeri var. Bir yakalama kararı çıkarmadan bunların yapılması hukukun açık ihlalidir. Yasalarda bu yetki var, ben yaptım diyebilirsiniz ama bu doğru yaklaşım olamaz.

YARGIYA DERİN İNCELEME:
(Maç oynanırken kuralın değiştirildiği söyleniyor, 2007’den bu yana yaşananlar var. Gözaltılar, ev baskınları oldu. O döneme baktınız mı, kaç polis, kaç savcı hakkında işlem yapıldı, o zaman kahraman ilan edilen savcı şimdi suçlanıyor, o dönemde ölenler, sonradan suçsuz bulunanlar oldu sorularına) Bunların hepsi yanlış. Cumhuriyet savcılarının başlattıkları soruşturmalarla ilgili inceleme talimatı verdim bakan olduktan sonra. Önümüzdeki günlerde bunu kamuoyuna açıklayacağım. 1 yıl içinde, geçmişi kapsayacak. Bir yıl içinde, o yıl kaç soruşturma başlatıldı, kaçı takipsizlik, kaçı iddianameye dönüşmüş, kaçı beraatle sonuçlanmış. Rakamsal verileri ortaya çıkarmak lazım. Tahmini rakamlar söylediler ama o yetmez. Son 1 yıla, daha uzun bir zamana dönük, ceza davalarıyla ilgili. Bu noktadaki standartımızı gösterecek. Eğer siz yüzlerce kişiyle ilgili soruşturma başlatıyorsunuz, bunun büyük kısmı takipsizlikle sonuçlanıyorsa, beraatlerle sonuçlanıyorsa sistemin işleyişinde sorunlar var demektir. Bu konularla ilgili çalışma yapılması talimatı verdik. Sonuçlara göre neler yapılacak. Soruşturmayı yargılama aşamasından daha fazla önemsiyoruz. Çünkü lekelenmeme hakkının ihlali son derece büyük sorunlara yol açıyor. Yasal altyapı bakımından böylesi olayların, bu rakamların ortaya çıkmaması için neler yapmamız gerekirse çalışma yapıp, adım atmak lazım.

MECLİS’İ KAPATMAK LAZIM: (İzmir operasyonundan sonra polislerin görevden alındığının anımsatılması üzerine) Bu algı insanların bazılarında olabilir. Oluşması için gayret de gösterilebilir. Ama yasalar ve devam eden olaylarla ilgili hiçbir çalışma yapılmaz diye kural koyarsak Meclis’e kapatmamız lazım. Çalışma yapılamaz dediğinizde yasama ve yürütmenin elini bağlarsınız. Bunları, devam eden soruşturma vs. ile ilgili müdahale etmek gibi değerlendirmek yanlış olur.

HÜKÜMETİN TAKDİRİ: (Atamalar hangi kritere göre yapılıyor sorusuna) Hükümetin takdiri. İdari işlemlerde parallellik ilkesi geçerlidir. Birisini atarsınız, birisini de görevden alabilirsiniz. Toplumda doğuracağı algılar olabilir. İdare algılar üzerinden tasarrufta bulunmaz. Doğru mu değil mi diye yaptığı işlere bakar ona göre tasarrufta bulunur. Biz yaptığımız işin doğru olduğunu düşünüyoruz. Beni denetleyen mekanizma var yargı görevini yapanın da denetlenmesi lazım. Kanunun açık hükmüne rağmen kanunu farklı biçimde uyguladığı sabit olursa, buna müdahale etmezseniz, hukukun dışına çıkanlara cesaret verirsiniz.

DEVLET ŞERİK KABUL ETMEZ: Bu atamaları yapan da hükümetimizdir. Yasalara uygun atamaları yapılmıştır. Böyle atandığı gibi yasaya uygun görevden alınabilir. Sizinle çalışıp çalışmayacağına karar verebilir. Yargı denetimine açıktır. Bu devlet hepimizin devleti, 76 milyon insan var. Devletin içinde farklı farklı yapılanmalara devlet izin verirse devletin herkese ait olma özelliği tartışılır. İdeolojileri farklı olabilir, inançları, düşünceleri farklı olabilir. Devlet bunu zenginlik olarak kabul eder. Ama eğer bu mensubiyetler, farklılıklar görevlerin icrasına yansıtılırsa, o zaman devlet ona müdahale eder. Etmesi de lazımdır. Devletin içindeki herkes bu bilinçle hareket etmeli.
 Ülkeyi yönetenler bu değerlendirmelerin sıhhatine de bakarlar, Anayasa’ya, hukuka uygunluğuna da bakarlar. Biz Anayasa’ya ve hukuka uygun hareket ediyoruz. Şimdi derler ya Allah şirk kabul etmez, devlet de şerik kabul etmez.

YARGI DENETİMİNE GİRİYOR: (“HSYK’nın yapısı referandumla değiştirildi, şimdi teklifle değiştiriliyor, anayasaya aykırılık yok mu soruları üzerine) HSYK düzenlemesi çok tartışılacaktır. Anayasa’ya aykırı bir düzenleme kesinlikle değildir. Anayasanın 159. maddesini açıkça okursanız çok net. Bu teklif içinde sayma usulüyle verilen görevleri HSYK’dan alıp başka yere veren bir düzenleme yok. İma yoluyla buna mügayir bir hüküm çıkarma imkânı yoktur. Bizim yaptığımız anayasanın kanunla düzenleme yetkisi verdiği alanda düzenleme yapmaktır. HSYK Genel Kurulu kararları yargı denetimi dışındadır. Genel Kurul kararıyla genelge çıkarttığı zaman yargı denetimine tabi değil. Meclis’te bile böyle bir kudret yoktur. Biz ne yapıyoruz, genelgeyi kurul başkanı, dairelerin görüşünü alarak çıkartacak. Kurul Başkanı’nın işlemleri yargı denetimine açık olduğu için, olumsuzlukları önleyecek mekanizmalar koyuyoruz. Yani biz layüsel bir yapıdan hesap sorulabilir bir yapıya doğru değişim yaptık. Denetime kapalı bir yapıyı denetime açtık. Yargının denetimi dışına çekilen bir alanı yargı denetimine açma gibi önemli bir adım attık. Üye seçimine, üye kaynaklarına etmiyoruz. Ama çarşaf liste çıkmasının önüne geçecek bir adım attık. Anayasa Mahkemesi şekil yönünden iptal etmişti, bunu kanuna koyuyoruz. Her kişi bir adaya oy verecek. Gruplaşmaların, çarşaf listelerin, bir ekibin tam kadro kurula gelmesinin önüne geçilmiş olacak. (Bu yapıyla fiilen yürütmenin eline geçmiş olmayacak mı, müfettişleri bile bakan seçiyor, bakanın etkisi azalmıştı, şimdi bakan ve müsteşar ciddi güce sahip hale gelmedi mi, sizin hükümetiniz bunu olumlu gibi anlatmıştı? sorularına) Hayır, öyle bir durum olmayacaktır. Kurulun seçme hakkını elinden almadık. Ben de anayasa değişikliğini çok savundum. Milletin yargısı olsun ve hiçbir ideolojinin arka bahçesi, kimsenin yargısı olmasın. Bizim arzu ettiğimiz; Türkiye’nin ideolojik bagajı olan bir yapıdan çıkarılıp, başka ideolojik bagajlara teslim edilmesi değildir. Dün yanlış olan bugün de yanlış. Başkalarının arka bahçe gördüğü dünkü yapıyı değiştirdik diyorum ama bugün bir başkasının böyle algıladığı ya da kamuoyunun böyle gördüğü bir yapının oluşmasına da seyirci kalamazdık.  Yanlışı kim yaparsa yapsın, biz buna sessiz kalamayız. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına gölge düşürecek bir durumun Türkiye için tehlikeli olduğunu düşündük.

MUHALEFETE HSYK ÇAĞRISI: Bundan sonraki süreçlerde şuna da açığız. Anayasayı değiştirerek, tüm siyasi partilerin üzerinde mutabık kalacağı sağlıklı bir yapı kurulmasına da açığız. Parlamentonun üye seçmesi dahil her konuyu konuşmaya açığız.  Dünyaya örnek bir yapıyı kurabiliriz.

SADECE SORUŞTURANLAR İNCELENECEK: 
HSYK’nın inceleme kararı verdiği isimlerle ilgili konu henüz gelmedi. Geldiği zaman, İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı ile ilgili bir izin vermeyi düşünmüyorum. Başsavcı, Başsavcıvekili Oktay Erdoğan ve İstanbul Emniyet Müdürü ile ilgili izin vermeyi düşünmüyorum. (HSYK’nın inceleme kararı verdiği, yolsuzluk soruşturmasını yürüten Başsavcıvekili Zekeriya Öz, savcılar Muammer Akkaş ve Celal Kara’ya izin vereceğiniz anlamına mı geliyor) Onunla ilgili benim iznime tabi. Diğerleriyle ilgili izin vereceğim.

“KUMPAS” YETMEZ: (Yalçın akdoğan’ın ‘orduya kumpas kuruldu’ ifadesi yeniden yargılama için yeterli mi?) Mevcut hükümler bakımından yetmez, çok açık. Çalışma bitmeden formüller konusunda bir şey söyleyemeyiz.

TMK 10’LA GÖREVLİ MAHKEMELERLE İLGİLİ ÇALIŞMAMIZ VAR: TMK ve özel yetkili mahkemeler esasında hukuk devletlerinde bu mahkemelerin varlığı her zaman tartışılmıştır. Olmaması gereken şeyler. Daha önce de söyledik. Bu noktada Türkiye’de terörle mücadele nedeniyle ihdas edilmiş DGM’ler vardı, sonra özel yetkili mahkemeler oldu, aşama kaydettik şimdi TMK 10’a göre görev yapan mahkemeler var. Türkiye, TMK 10’u da mümkün olduğunda elbette kaldıracaktır. TMK 10 üzerine de bir çalışma var. Ortaya ne çıkacak, arkadaşlar bir hazırlık yapıyorlar.

ZEKERİYA ÖZ’ÜN GÖREVDEN ALINMASI:
Nedir konu diye rapor istedim, henüz incelemedim. Muhtevaya izin verirseniz girmeyeyim.

Dinleme ve UYAP için düzenleme
 (UYAP’a girilmeden gizli soruşturma yürütülmesi ile ilgili düzenleme düşünüyor musunuz? sorusu üzerine)  CMK 135’de birer ay uzatarak ilanihaye dinlenme gibi bir düzenleme var. Çok ciddi eleştiriler var. 220. maddede örgütün tanımı yapılmıyor mesela. Üç kişi dışında tanım yok. Uygulamaya bırakılan bir yapı. Bizim bu konularda önümüzdeki günlerde açıklayacağımız çalışmamız var. CMK’da keyfi kullanıma imkan verebilen yapılar varsa bunların keyfiliği ortadan kaldıracak şekilde revize eden çalışmalar var. Dinleme konusu dahil diğer konularda üzerinde çalışıyoruz. Çalışmalarımız bir noktaya geldi. Muhtemeldir ki Meclis tatile girmeden bu konularda bir adımı atacağız. UYAP’a bir isim üzerine kayıt açıyor, diğerlerini de koyuyor, genişledikçe genişletiliyor. Bir ilin sınırlarını aşıyor bazen.
 
Çok eleştiriler var. Gizlenmiş soruşturmalar olduğu dile getiriliyor.

 Soruşturmanın gizliliği çok önemli ama gizlenmiş soruşturma hukuk devletinde olmaz. UYAP’a her şeyin girilmesi, yasada eksiklikler varsa çalışmanın içine bunu koyacağız. Yani kiminle ilgili soruşturma başlıyorsa, bütün bilgilerini oraya girecek. Soruşturmayı yapan gizli yapacak ama gizlenmiş bir soruşturmayı yürütemeyecek. Dinleme alıyor ismi kapatıyorlar. Bunların hepsine kural getiriyoruz. Numaraları verip, isimleri kapatıp dinleme olmayacak. Telefon numarasının o kişiye ait olduğunu ispat edecek.
 Başkasına ait telefon kullanıyorsa ona ait telefon numarası onun bilgilerini girecek. Yani öyle bir numara koyup dinleme istiyorum olmayacak. Yasalardaki kurallara uymayanlara da ağır müeyyideler koyacağız. Kurallara herkes uyacak. Mesela tanıklıktan çekinme hakkı olanlarla ilgili olanlarma yaptığı konuşmalar dosyaya konulamaz deniliyor. Bundan sonra dosyaya koyduğu zaman ağır müeyyideler koyacağız. Bunu imha edecek. İnsanların hukukunu, ailenin mahremiyetini koruyacağız.

Masumiyet ilkesine peygamber örneği
 (Belge sızmışsa bunun haber yapılması doğal değil mi şeklindeki soruya)  Gazetelerin haber yayımlaması konusunda masumiyet ilkesine, siyasetçiler kadar, yargı kadar riayet etmesi gerektiğini düşünürüm. Kuran’da da var. Peygamber efendimizin temiz ve pak eşine birileri zina iftirasında bulunuyor. Bir ayet geliyor. Bu apaçık bir iftiradır diyor Cenabı Allah. Böyle bir olay geldiği zaman bunun ispatını istemeniz gerekmez miydi? Bu iftirayı ortaya atanlara da şu cezayı tatbik etmeniz gerekmez miydi? Arkasından bunun iftira olduğu ortaya çıkıyor. Herkesin kendine intikal eden olaylarla ilgili doğruluk eğrilik araştırması yapmasında fayda var. Aksi halde inciten kıran işler yaparız. Bir iftiraya kendimizi kullandırabiliriz. ‘Bilgiler görüntüler var . Ben bunu yayınlarım’. Bunu yayınlamayı ben gizliliği ihlal olarak görürüm. Soruşturmanın gizliliği kamunun gizliliğidir. Neden? Birtakım dosyalar şunlarla bunlarla ilgiliyse, yayımladığında soruşturmanın gizliliğini ihlal etmiş olursun. Sadece savcıların, adli kolluğun, kalem memurlarının, siyasetçilerin değil gazetecilerin de gizliliğe riayet etmesi gerekir. Oradan buradan şeyler geliyor diye yayımlarsak, etik görmüyorum. Hem masumiyet karinesine hem de soruşturmanın gizliliğinin ihlali bence.

Yeniden yargılamaya kulağımızı tıkayamayız
 Türkiye Barolar Birliği Başkanı ile önümüzdeki hafta görüşeceğiz. Yeniden yargılama ve diğer konularda pek çok tartışmalar var. Kulağımızı tıkayamayız. Bir çalışma yapıyoruz. Anayasa açısından yapılabilir mi, yansımaları ne olur, davalara etkisi ne olur, tükenmiş bitmiş davalara. Talimat var, çok kapsamlı bir çalışma yapılacak. Yarın önümüzdeki hafta gündeme gelebilecek bir konu gibi durmuyor. Eskilerin deyimiyle efradını cami, ayarını mani bir çalışma yapıyorlar. Takvim olarak yetişir mi diye baktığımda seçim öncesinde, çalışmanın sonucuna göre olacaktır o. TBB Başkanı Feyzioğlu’nun önerdiği düzenleme özel bir şart getiriyor. Ama bununla ilgili etkiler, Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımı çok önemli. Geçmişte bir af çıktı, onun yansımaları oldu iptalden sonra. Sadece hukuk devleti açısından, özel bir düzenleme yapılmasının da ayrı sıkıntılar doğuracağı çok açık. Üzerinde konuşacağız.

Yönetmelikle ilgili konuya bakacağız
 HSYK bu konuda bir bildiri yayımladı. Danıştay yürütmesini durdurmadan. Anayasaya göre kimse yargıya telkinde bulunamaz. Buna en çok HSYK uyacak. Bu anayasa 138’in katlidir. Kurul, 138’i bu açıklamayla öldürmüştür. Ertesi gün karar da böyle çıkıyor. Danıştay da tebligat bile yapmadan karar verdi. Gerekçeli kararı gördükten sonra Adli Kontrol Yönetmeliği ile ilgili konuya bakacağız. Adli kolluk teşkilatını da anayasa değişikliği yapmadan, binaları ayırmak gibi altyapı kurmadan atmak çok mümkün değil. Muhalefet partileri olumlu bir yaklaşım ortaya koyarsa bu tartışmaları minimize edebiliriz. Şu ana kadar olumlu açıklamalar duymadım. Ama konuşmak icap ederse konuşuruz.



Serpil Çevikcan / Milliyet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Akçeli kanunlar da incelenmeli!!! 3 yıl önce

yapılan tüm kanun değişiklikleri de incelenmeli. sipariş kanun iddialarına cevap vermelisiniz. torba yasaların içinde neler geçti? hangi kanunlarda ne gibi değişiklikler yapıldı?