Kurtulmuş, HAS Parti Sultanbeyli ilçe binasının açılışı dolayısıyla, Kent Meydanı'nda halka hitaben yaptığı konuşmada, İstanbul'da sesi gür çıkan bir partinin Türkiye'de iktidar olacağını belirterek, Sultanbeyli'de sesi gür çıkan bir partinin de İstanbul'un en önemli partisi haline geleceğini söyledi.

HAS Parti'nin çok az bir süre önce kurulmasına rağmen, Türkiye'nin her yerinde teşkilatlandığını vurgulayan Kurtulmuş, ''HAS Parti tutmuştur. HAS Parti, Türkiye'nin, bundan sonra iktidar olacak olan yegane partisidir'' ifadesini kullandı.
 

Sorular

Açılış sırasında gazetecilerin ''Balyoz Planı'' davasındaki tutuklamalara ilişkin görüşlerini sorduğu Kurtulmuş, bu süreçte basın özgürlüğüne dikkat edilmesini önemsediklerini ve tavsiye ettiklerini söyledi.

Kurtulmuş, bir ülkenin demokrasi göstergelerinden en önemlilerinden birinin, basının ne kadar özgür bir şekilde faaliyet göstermesi olduğunu dile getirerek, ''Ancak Balyoz ve Ergenekon davaları ile ilgili başından beri yaptığımız uyarıları bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, bu davalara siyasetin hiç karışmamasıdır. Hiç kimsenin bu davalar dolayısıyla kendisini avukat ya da savcı durumuna sokmamasıdır. Özellikle siyasetçiler bu konuda konuşurken, bu konuda ne kadar çok müdahil olunursa o kadar rotasından sapar. İşin içine o kadar çok siyasetin girmiş olduğu bir dava olur'' dedi.

Bu davaların, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli davaları olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

''Dolayısıyla sadece meselenin özünde 3-5 tane isim değil, bu meselenin arkasındakiler, birtakım ihtilal denemeleri varsa ve bunların arkasındaki esas güçler kimlerse bu konuda sonuna kadar gidilmeli ve eğer suçlu varsa bütün suçlular ortaya çıkarılmalıdır. Bu davanın yürütülmesi sırasında uluslararası hukukun bütün kurallarına uyulmalı, dava şeffaf adil bir şekilde yürütülmelidir. Bu dava vesile edilerek, Türkiye'nin demokratikleştirilmesini, daha ileri bir demokrasiye gitmesini sağlayacak anayasal ve yasal düzenlemeler yerine getirilmelidir. Yani bir daha hiç kimsenin aklının ucundan dahi darbe yapmayı geçirmeyeceği ya da hiç kimsenin normal demokratik, parlamenter sisteme müdahale etmeyi ya da müdahale edenlere yardım etmeyi aklının ucundan geçirmeyeceği bir Türkiye'nin kurulması gerekir.''

Kurtulmuş, bunun, lafla, polemikle ve dava üzerinden magazinsel tartışmalar yapmakla olmayacağını belirterek, bunun yolunun, Türkiye'de anayasa ve yasalardaki gerekli düzenlemelerin yapılmasıyla olacağını dile getirdi.

HAS Parti olarak başından beri bunu söylediklerini, gündeme getirdiklerini ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Maalesef bu davalar üzerinden siyaseti kamplaştırma yoluna gidiyorlar. Bu konuda da hem iktidarı hem de muhalefet partisini uyarıyorum. İktidar ve muhalefetin görevi, mahkemeler üzerinden halkı kamplaştırmak değil, halkın demokratik hayatını güvence altına almaktır. Kavga edeceklerine, bunun üzerinden polemik yapacaklarına bir daha hiçbir şekilde olağanüstü hal dönemlerinin olmayacağı, ihtilallerin olmayacağı bir Türkiye inşa etsinler. Ne yapacaklarını bilmiyorlarsa HAS Parti ne yapılacağını ve nasıl yapılacağını kendilerine göstermeye hazırdır. Ama böylesine önemli bir konuda, birisi 'darbeseverlik' diğeri 'darbesavarlık' rolleri üzerinden siyasette halkı ikiye bölerek 110 gün sonra yapılacak seçimlerde oy yarıştırmaya çalışıyorlar. Yanlıştır, bunu asla kabul etmediğimizi söylüyoruz.''
 

Yargıya müdahale tartışmaları

Yargıya müdahale tartışmaları konusunda görüşü sorulan Kurtulmuş, Türkiye'de bir yargı reformuna ihtiyaç olduğunu herkesin bildiğini söyledi.

Bu yargı reformunu, mahkemelerdeki hakimlerin, savcıların ya da avukatların veya sokaktaki vatandaşın yapmayacağını vurgulayan Numan Kurtulmuş, ''Yargı reformunu yapacak olan TBMM'dir, parlamentodur'' dedi.

HAS Parti'ye göre, yargı reformunun 3 temel ayağı bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

''Birincisi, Türkiye'de fevkalade ciddi bir şekilde yargı gücü vardır. Mahkemelerin gücü en ağır olan ülkelerden bir tanesi Türkiye'dir. Bir ülke adalet sarayları ile övünemez. İstanbul'da 2 tane adalet sarayı yapıyorlar. Bununla övünüyoruz. Bu kadar büyük bir çarpıklık olmaz. Bu demektir ki ülkede adalet yok. İkincisi, Türkiye'de demokratik oligarşi dediğimiz, zaman zaman yargı demokrasisi dediğimiz, yüksek yargının, bürokratik oligarşinin, Türkiye'nin sistemine müdahale etmesini ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılmasıdır. Üçüncüsü ise Türkiye'de yasaların muhtevası ile ilgili olan kısmıdır. Hala Osmanlı'dan kalma yasalarımız vardır. Hala halkın ihtiyaçlarını karşılayamayan yasalar vardır. Bu yasaların değiştirilmesi gerekir. Bunu da yapacak olan TBMM'dir. Burada görev TBMM'ye düşüyor. Bu görevi yerine getiremeyen TBMM, topu taca atamaz, 'gücüm yetmiyor' diyemez. TBMM'deki partiler bu konuyla ilgili bütün düzenlemeleri yapabilecek güce sahiptir.''
 

"En çok TSK yıpranıyor"

Bir gazetecinin ''Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'in, Balyoz sanıklarını, Hasdal Cezaevi'nde ziyaret ettiği, daha önce de Harbiye Orduevi'nde Balyoz sanıklarının yakınları ile görüştüğü söyleniyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?'' şeklinde yönelttiği soruya Kurtulmuş, siyasette kişiler üzerinden değil, prensipler üzerinden konuştuklarını söyledi.
Balyoz, Ergenekon, Yakamoz ve Ayışığı gibi birtakım darbe teşebbüsleri ile ilgili tartışmaların en çok Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) yıprattığını kaydeden Kurtulmuş, ''Türkiye'de bir daha hiçbir şekilde bir darbe teşebbüsünün olmayacağı siyasi sistemin kurulması konusunda atılacak adımlar en çok TSK'yı rahatlatacaktır. Bu olaylar, mahkeme aşamasında. Ama gerçekten TSK içerisinde bir anlamda darbe teşebbüsünde bulunan varsa, bunların ayıklanması, askeriyenin söylediği, zaman zaman da TSK'nın komutanlarının söylediği tabirle çürük elmaların ayıklanması en fazla TSK'yı rahatlatacaktır'' diye konuştu.

Kurtulmuş, daha sonra Sancaktepe ve Ümraniye ilçe binalarının açılışını yaptı; Sarıgazi ve Çekmeköy'de halkı selamladı.




AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.