Dicle'nin avukatı Anayasa Mahkemesi'nde


Kanat, Anayasa Mahkemesi'ne giderek, Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin itirazlarını içeren dilekçeyi Yüksek Mahkeme'ye verdi.
      
Kanat, dilekçesinde, bireysel başvuru hakkına da atıfta bulunduğunu bildirdi. Anayasa'nın ''Milletvekilliğinin düşmesi'' başlıklı 84. maddesi, ''İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır. Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur. 82 nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir. Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir'' hükmünü içeriyor.
    
Anayasa'nın ''iptal istemi'' başlıklı 85. maddesinde ise ''Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini on beş gün içerisinde kesin karara bağlar'' hükmü yer alıyor.

Peki Anayasa Mahkemesi, bu başvuruyu nasıl karşılayacak. BDP'liler istedikleri sonucu alabilecek mi? NTV canlı yayınına konuk olan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bu soruları yanıtladı:

ANAYASA MAHKEMESİ BÖYLE BİR BAŞVURUYU KABUL EDER Mİ
İBRAHİM KABOĞLU:
Önce Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılabilir mi? Üç olasılık vardı biri itiraz yolu, YSK tarafından yapılması gerekiyordu fakat yapmadı karar verdi. İkincisi ise 84. Madde’ye göre düşmesine karar verilmesi durumunda Anayasa Mahkemesi'ne gidilebilir ama YSK karar verdi. Dolayısıyla Meclis Genel Kurulu bu konuda bir karar vermeyecek. Bu açıdan milletvekilliğin düşmesi kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi zor görünüyor bana.

Anayasa’da kullanılan kavram teknik bir kavram Meclisin verdiği ya da vereceği karara karşı gidiliyor Anayasa Mahkemesi’ne. Üçüncü bir olasılık geçen yıl oyladığımız anayasa değişikliği yoluyla getirilen Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan başvurur hakkının kullanılması mümkün mü konuda? Konuya anayasal açıdan baktığımız zaman böyle bir olanak var. Ama hemen geçici maddeye şöyle bir ekleme yapmış iki yıl içinde yasayla düzenlenir diyor. Yasayla düzenleme işi iki yıla bırakılmadan yapıldı geçen Nisan ayında yürürlüğe girdi. Fakat ilginç olan yasa YSK kararına karşı gidilmesinin önünü kapatıyor.

Burada Anayasa açıdan Anayasanın 148. Maddesi’ni okursak eğer denilirse ki ben Anayasa’nın hükmünü uygularım bireysel başvuru alabilirim yasaya bakmadan doğrudan doğruya Anayasa hükmünü uygularım derse o zaman tabi ki bir bakıma zorlama yolla bunu yapabilir. Meclis’te milletvekilliğinin düşmesini düzenleyen 84. Madde’nin işletilmesi sureti ile Anayasa Mahkemesi’ne intikal ettirilmesi bana daha zor görünüyor. Anayasa Mahkemesi bu yorumu yaparken zorlamayla da olsa esasen bu işin muhatabının Meclis olduğunu unutmamamız gerekiyor.

BAŞVURU KABUL EDİLİRSE NASIL BİR KARAR ÇIKMASINI BEKLERSİNİZ?
İBRAHİM KABOĞLU: Anayasa Mahkemesi YSK’nın kararını anayasaya aykırı olduğuna hükmeder. Başvurunun kabul edilmesi ile esasa ilişkin kararı ayırmak lazım ama oraya kadar gidebilir. Ama Anayasa Mahkemesi tabii burada bir içtihat yaratmak durumunda. Nasıl yürürlüğün durdurulması yetkisine sahip değilken ben böyle bir yetkiyi kendime tanıyorum dediyse burada da Anayasa Mahkemesi mevcut olan mevzuatı zorlayarak onun ötesine geçerse yapabilir.

BAŞKA BİR YOL VAR MI?
İBRAHİM KABOĞLU:
Başka yol Hatip Dicle’nin 18 aylık mahkumiyeti sonucunu doğuran durum nedir söylediği birkaç cümle. Bu açıdan buna kararı veren organlar hangileri? Tutukluluğun devamı özel yetkili mahkemeler. Burada ciddi iki sorun var birincisi hala Türkiye'de düşünce suçu vardır. İki, Türkiye'de özel yetkili mahkemeler aslında sıkı yönetim mahkemeleri gibi çalışmaktadırlar. 76.madde hala sayın Başbakanın Meclis’e girebilmesi için yapılan iyileştirme dışında hala 12 Eylül ruhunu koruyor. Bunlar aslında doğrudan doğruya Meclis’in görevine giren alanlardır. Özellikle düşünce suçu yaratan maddeleri içeren terörle mücadele kanununun gözden geçirilmesi lazımdır. Hadi Anayasayı yapalım bu işleri halledelim izlenimi veriliyor ama Anayasa bir günde yapılmaz ki bir yılda da yapılmaz siz bu sonunu hemen çözmek durumundasınız. Anayasayı yapmak için de Meclisin çalışmaya başlaması gerekiyor.

NEDEN SÜREKLİ SİYASETLE HUKUK KARŞI KARŞIYA GELİYOR?
İBRAHİM KABOĞLU:
Çünkü hukuku yapan siyasettir parlamentodur, demokrasidir. Parlamento hukuku yapmadan hukukun önünü açmakta pek dirençli davranıyor. Böyle olunca bu hukuka da yansıyor yargıya da yansıyor. Mesela özel yetkili mahkemeler konusu, bir öğrencinin parasız eğitim için pankart açması sonucu iki yıldır hapiste bulunması. Bunu hiçbir biçimde bir hukuk devletinde kimseye anlatamazsınız. Bunlar hukukla siyasetin iç içe geçmesidir. Burada hukukta ayak diriyor özgürlüklere karşı. Mesela Hatip Dicle kararında veya diğer kararlarda olduğu gibi hep yasaya uygun hukuka aykırı deniyor. Ama yasayla hukuk öyle birbirinden tamamen kopuk kavramlar değil. 138.maddede hakimler anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak karar verirler diyor. Yani hakimin kararında hukuka ulaşma yolu var aslında o zaman evet siyasette bir sorun var ama yargıda sorunsuz değil ikisi birbirini tetikleyince bu tür durumlar oluyor.


AA/ntvmsnbc

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.