Erdoğan'dan Savcı Öz'e sert tepki
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde (TOBB) düzenlenen 7. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'na katıldı.

TOBB'un yöneticilerine ve tüm üyelerine Türkiye'nin büyümesine, demokratikleşmesine ve sorunların çözümüne yaptıkları katkılarından ötürü teşekkür eden Erdoğan, 2013'te büyümenin yüzde 4 olduğunu, 2014'ün ilk çeyreğinde de bunun yüzde 4.3 ile beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini belirtti.

Erdoğan, Türkiye'nin büyüme oranlarında sanayicinin, çiftçinin, esnafın, KOBİ'lerin emeklerinin çok büyük olduğunu ifade ederek, "Bundan ötürü de sizlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.

TOBB'un sadece ekonomik büyümeye katkı yapmadığını, 81 vilayette ve yurt dışında örgütlendiğini dile getiren Erdoğan, "TOBB, ahilik geleneğini yaşatarak, toplumsal refaha, kardeşliğe ve dayanışmaya çok önemli katkılar sağlıyor" şeklinde konuştu. TOBB'u "Türkiye'nin çimentosu" olarak değerlendiren Erdoğan, "Elbette TOBB'un Filistin ve Türkmenler konusundaki duyarlılığını da ilgiyle takdir ediyoruz. Dün, yardımcım Beşir Bey ve AFAD Başkanım ile hayırlı bir toplantı gerçekleştirdiniz. Hem Irak'taki Türkmen kardeşlerimiz hem de Gazze için 25 bin aileye toplamda 25 tır yardım paketi gönderiyorsunuz. Bu hayırlı yardımlarınızdan dolayı da sizlere teşekkür ediyor, sizleri yürekten kutluyorum" dedi.

Bir önceki Türkiye Ticaret ve Sanay Şurası'nın 2010 yılının kasım ayında yapıldığını anımsatan Erdoğan, bu Şuralara mümkün olduğunca katılmaya, dinlemeye önem verdiğini vurguladı. Bunların dışında da TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile sık sık bir araya geldiğinin ve sorunları ilk elden öğrendiğinin altını çizen Erdoğan, yurt dışında birçok resmi ziyarete birlikte gittiklerini, devlet adamları nezdinde iş adamlarının sorunlarını dile getirdiklerini, bu sorunları çözmeye çalıştıklarını, sektörel bazda çalışmalar yaptıklarını anlattı. Erdoğan, "12 yıllık iktidarımız döneminde hem TOBB ile hem iş dünyasında kurulan istişare ortamı, hamdolsun ekonomiye de demokrasiye de çok çok olumlu yansıdı" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı seçimi

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalar yapan Erdoğan, milletin sandığa giderek 12. Cumhurbaşkanını seçeceğini anımsattı.

Erdoğan, 2007 yılında Anayasa'yı değiştirdiklerini ve Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini "bir hak" olarak Anayasa'ya kazandırdıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Tarihimizde ilk kez milletimiz, doğrudan doğruya ilk elden Cumhurbaşkanını seçecek. Vekaleten değil, asaleten seçecek. Milletvekillerimiz bu önemli vazife için şahsımı aday olarak gösterdiler. Onun da öncesinde gerek partimizin mensuplarıyla gerek toplumun tüm kesimleriyle çok kapsamlı istişareler yaptık. Bu istişarelerin ardından yola çıktık. Bu istişarelerin önemli bir tanesini de TOBB' da aynı şekilde STK'larla birlikte gerçekleştirdik.

12 yıllık Başbakanlık görevinin ardından bir görev değişikliği eğer gerçekleşecek olursa hiç kuşkusuz toplumun farklı kesimlerinden de haklı bazı sorular önümüze gelebiliyor. Bunun cevabını şimdiden vermekte fayda var. Türkiye'nin geleceği için son derece önemli olan çözüm sürecinin akıbeti haklı olarak merak ediliyor. Aynı şekilde ulusal güvenliğimizi tehdit eden paralel yapı ile mücadelenin de akıbeti merak ediliyor. Bu değişim sürecinde merak edilen bir başka konu da ekonominin geleceğidir.

Değerli kardeşlerim, eğer pazar günü milletimizin takdiriyle Cumhurbaşkanı seçilirsek Türkiye'nin istikametinde, Türkiye'nin değişiminde, yürüyüşünde hiçbir değişiklik olmayacaktır. Çünkü oturmuş bir yapı var ve bu oturmuş yapı kendisini aday olarak ileri süren arkadaşlarıyla sürecek bir süreçtir. Eğer farklı bir yapı olacak olsaydı, bu tür endişeler olabilirdi. Ama  burada böyle bir endişenin olması söz konusu değildir. Tam aksine seçilmiş bir Cumhurbaşkanı ile seçilmiş bir hükümet el ele vermek suretiyle Türkiye'yi çok daha hızlı bir uçuşa geçirecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi ve endişesi olmasın."

Erdoğan, ekonomik istikrarın korunması, çözüm süreci ve paralel yapı ile mücadele başta olmak üzere tüm önceliklerinin yine devam edeceğinin altını çizdi.

"Partimiz hiç bir zaman tek adam partisi olmadı"

Şahısların her zaman gelip geçici olduğunu dile getiren Erdoğan, "Biz faniyiz ve baki davalar fanilerle hiçbir zaman koruma altına alınmaz. Bunu da bilmek lazım. Biz sadece oradan nasibimizi alırız ve bu nasip ölüm ötesi içindir" diye konuştu.

Erdoğan, partilerin genel başkanlarının, Başbakanların değişebileceğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Ancak bir ilkeler partisi olan partimizin politikaları, asırlardır devam eden bir yürüyüşün neticesinde şekillenmiştir. Asırlar öncesinden gelen bu yürüyüş, isimler değişse de istikbale doğru sarsılmadan ve sapmadan yoluna devam edecektir.

Kuruluşunda yer aldığım, genel başkanı olduğum, arkadaşlarımla bugünlere taşıdığım AK Parti, konjonktürel bir parti değil, çok köklü bir siyasi harekettir. Bizim partimiz, hiçbir zaman tek adam partisi olmadı. Bizim partimiz, istişarelerin partisi olmuştur ve tüm işlerimiz istişareye dayalı olarak yürümüştür. Bundan sonra da partimizin yetkili organları, çerçevesi çizilmiş politikalarımız ışığında belirlediğimiz hedefler doğrultusunda ve siyasi kültürümüze uygun şekilde geleceği biçimlendirmeye devam edecektir."

Çözüm sürecinin bizzat takipçisi olmayı sürdüreceğinin altını çizen Erdoğan, "Çözüm sürecini belirli bir aşamaya getirdik. İnşallah hükümetimizle birlikte bunu nihayete erdirmek için, Türkiye'de tam anlamıyla huzurun, güvenliğin ve kardeşliğin sağlanması için mücadelemiz devam edecek" dedi.

Paralel yapıyla mücadele

"Paralel yapı ile mücadele, benim ya da partimin mücadelesi değil, Türkiye'nin mücadelesidir ve milli güvenlik meselesidir" diyen Erdoğan, bu mücadeleyi "İstiklal Mücadelesi" olarak adlandırdıklarını söyledi.

Erdoğan, "Çünkü altını bir kez daha çiziyorum, paralel yapının hedefi, benim şahsımdan öte, partimiz ya da hükümetimiz değildir. Paralel yapının hedefi Türkiye Cumhuriyeti'dir ve doğrudan doğruya milli iradedir" değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir savcı çıkıp edep dışı, haya dışı, devlet ahlakından öte bir Başbakana saygısızlık yapabiliyorsa, bir Bakana saygısızlık yapabiliyorsa, bu ülkede yargı artık şüpheleri üzerine çekmeye başlamış demektir. Yargı, kararlarıyla konuşur. Yargı, siyasete cevap vermek üzere görevli bir kurum değildir. Siyaset, yasama organındaki varlığıyla, yürütmedeki varlığıyla üzerine düşen görevi yine yasalar çerçevesinde yürütür.

Şu anda bu ülkenin HSYK'sı hala savcılık görevini ihlal etmiş olan bu kişi hakkında, kalkıp da gerekli olan adımı atmıyor. Neden? İşte paralel yapı denilen zihniyet bu ve bu zihniyet birbirini çok açık net koruma altına alabiliyor. Nereden hareketle? Kuvvetler ayrılığı ve bağımsızlık, tarafsızlık... Bağımsızlığı anlıyorum da tarafsızlığı anlamıyorum. Çünkü bunlar taraf. Bu kadar açık net her şey ortada. Bunların takipçisi olacağız. Eğer, bunların takipçisi olmazsak, artık bu ülkede bir yargı devleti kurulmuş olur ki bu en büyük tehlikedir.

Bazıları şantaj altında olduğu ya da tehdit edildiği için susuyor olabilir. Ülkenin bağımsızlığı söz konusu olduğunda hiç kimse şantaja boyun eğmesin, tehditlere de boyun eğmesin"

"Ortada alçakça bir ihanet var"

Erdoğan, bir başbakanın yabancı devlet başkanlarıyla konuşmasının neden dinlendiğini sorarak, yabancı bir devlet başkanıyla konuşurken dinlenmesi halinde uluslararası bir sorunu çözmesinin mümkün olmayacağını ifade etti. Konuşmalarının dinlendiğini ve servis edildiğini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Utanmadan, sıkılmadan bu ülkede vatanseverlikten bahsediyorlar. Ne vatanseveri, böyle vatanseverlik olabilir mi? Bunların hepsini zaman zaman kendi yayın organlarında yayınladılar ve dinlediniz. Ben bakanımla konuşacağım, bakanımla yaptığım konuşma bile, kriptolu telefon... Düşünebiliyor musunuz, kriptolu telefonla yaptığım konuşma aynen servis edilecek. Bu dinlemeler, casusluk faaliyeti değil de nedir? Benim Sayın Mahmud Abbas ile yaptığım, Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığım konuşmaları bunlar ne yapacaklar? Bunları ne için kullanıyorlar, kime servis ediyorlar?

Ortada alçakça bir ihanet var. Bugün hala bu alçakça ihanet karşısında susanlar varsa çok açık söylüyorum durumlarını gözden geçirsinler. 'Tayyip Erdoğan çok sert.' Evet bu durumlar karşısında sertim, eğer bundan rahatsız olanlar varsa ben sert olmaya devam edeceğim. Çünkü milletimin, ülkemin ali menfaatleri bunu gerektirdiği için sertim."

>> Savcı Öz'den suç duyurusu

"Yarın da şimdiki yol arkadaşlarını sırtlarından bıçaklayacaklar"

Sadece siyasetin, emniyet ve yargının değil iş dünyasının da dizayn edilmeye çalışıldığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ananaslar gelip gidiyor, rafineri işleri gelip gidiyor. Tehditler, şantajlar, kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Kusura bakmayın, birçok iş adamı bu konuda konuşmuyor. Konuşun be, kimden ne aldılar, konuşun.

Yargıda bir takım işler çevriliyor, bunlar ekonominin de üzerine karabasan gibi çökmüşler. Şu anda CHP, MHP, onlarla birlikte bazı kesimler 'Düşmanımın düşmanı dostumdur' diyerek bu vatan hainleriyle birlikte iş görüyorlar. Benim ülkemin, vatanımın, milletimin düşmanları kusura bakmayın hiç kimseye dost olmaz, hiç kimseye yar olmaz. Dün bizi sırtımızdan hançerlediler, eğer ellerine imkan geçerse yarın da gidecekler şimdiki yol arkadaşlarını sırtlarından bıçaklayacaklar."

"10 Ağustos için yol arkadaşlığı yapanlar ağır bir cevap alacak"

CHP ve MHP içinden bir çok kişinin dinlendiğini, izlendiğini ve şantaj yapıldığını ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bir kaç kez söyledim, Sayın Baykal benim açıklamamı istiyor, zaten ben bunu tam manasıyla bilmiş olsam, ben önce beni dinleyenleri hemen yasaya, yargıya teslim ederim. Ama seni dinleyenlerin, seni gözetleyenlerin de bunlar olduğunu hala anlamıyorsan senin siyasi geçmişine de yazıklar olsun. Bu kadar açık ortada. Seni gözetleyenler de bunlar, MHP'nin milletvekillerini, genel başkan yardımcılarını gözetleyen, dinleyenler de bunlar. Aynı şekilde CHP'nin. Bu ihanet çetesiyle yol yürümek insanın en başta kendine ihanetidir."

Pensilvanya ile yol arkadaşlığı yapanların 30 Mart'ta milletten gereken cevabı aldığını söyleyen Erdoğan, "Ama ibret almadılar. Ben, milletimin ferasetine hayranım, milletimin ferasetini takdirle anıyorum, takdirle karşılıyorum. Bütün herşeye rağmen milletim 30 Mart'ta gereken cevabı verdi. Şimdi 10 Ağustos için yol arkadaşlığı yapanlar bu kez inanıyorum ki milletten daha ağır bir cevap alacaklar. Biz sizlerden de bu konuda cesur, kararlı adımlar bekliyoruz."

"Mücadelede en ön safta cesaretle durmanızı bekliyoruz"

İş adamlarının bu vatan ve bayrak için canlarını vereceklerini her fırsatta gösterdiğini, emekleriyle vatanı büyüttüğünü, bayrağın itibarını artırdığını belirten Erdoğan, "Paralel ihanet çetesiyle mücadelede de sizlerin en ön safta cesaretle durmanızı bekliyoruz" dedi.

Uluslararası organizasyonlar konusunda odaların birlikte hareket etmesini defaatle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, "Davranışları nedir biliyor musunuz, 'İstemezük, biz kendi organizasyonumuzu kendimiz yaparız'. Niye sen kendin yapıyorsun? Gelin, diğerleriyle beraber el ele verin yapın. Bu milli bir mesele. Uluslararası bir ziyaret yapacağız, 'Burada bir araya gelin', 'Hayır'. Niye? Ben, ben, ben. Hayır diyoruz, biz, biz, biz. Cumhurbaşkanı seçilirsek, inşallah, bu mücadele hiç hız kesmeden, daha da güçlü devam edecek."

"Türkiye'nin ekonomi politikalarında hiçbir sapma olmayacak"

Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Türkiye'nin ekonomi politikalarında hiçbir sapma olmayacağına dikkati çeken Erdoğan, 12 yılda gerçekleştirilen reformlarla ekonominin dalgalanmalara karşı çok korunaklı bir hale geldiğini söyledi.

Defalarca test edilen ekonominin seçimlerden etkilenmediğinin görüldüğünü kaydeden Erdoğan, çünkü kendilerinin seçim ekonomisi tesis etmediklerini vurguladı. Ülkede ve bölgede yaşanan krizlere, tarihin en büyük küresel krizlerine karşı ekonominin dimdik ayakta durduğuna, zeminin artık çok sağlam olduğuna işaret eden Erdoğan, "İki gün sonra bir seçim var, hamdolsun, ekonomide sıkıntı yok. Yeni başbakanın kim olacağı henüz belli değil. Buna rağmen ekonomide bir sıkıntı yok. Çünkü piyasalar bize, politikalarımıza, güçlü ekonomiye güveniyor. Elbette cumhurbaşkanı seçilirsek ekonomi de yakın takibimizde olacak konular arasında yerini alacak" ifadesini kullandı. 

"Ülkenin gidişini kontrolünde sürdürecek bir insandır cumhurbaşkanı"

12 yılda ekonomide elde edilen başarıların kendisi için çok önemli olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aday arkadaşlardan çıkıp, 'Oraya çıktığımda benim yolla, enerjiyle, şunla, bunla ilgim olmayacak diyenler var. Bunların daha işin başında cumhurbaşkanlığı makamının ne olduğunu anlamadıklarını çok açık ve net ortaya koyuyor. Bir zahmet buyur da, Anayasa'nın 104'üncü maddesini aç, bir oku. Orada cumhurbaşkanının ne işlerden sorumlu olduğunu görürsün. Biz, söylüyorum, kusura bakmasınlar, cumhurbaşkanlığı makamına kalkıp da vitrine bir süs eşyası veya vazo yerleştirmiyoruz.

Biz artık burada işi yakın takibe alacak, bu ülkenin kalkınmasından tutun, birliği, beraberliği, bütünlüğünü sağlayacak, gerektiğinde Bakanlar Kurulu'na gelip başkanlık edecek, istediği zaman Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağıracak ve bu ülkenin gidişini kontrolünde sürdürecek bir insandır cumhurbaşkanı. Allah ömür verdiği sürece, Türkiye'nin büyümesi, sofradaki ekmeğin büyümesi benim öncelikli meselem olacak. Bunun benim ardımdan gelecek başbakanın ve ekibinin de meselesi olacağını bilmenizi isterim. El ele vermek suretiyle, biz, seçilmiş hükümetimizle ülkemizi 2023'e çok daha farklı hazırlayacağız."

"Bunu görmeye mecburuz"

"Amerika'ya bak, Japonya'ya, İsrail'e bak, Avrupa'nın değişik ülkelerine bak, nerede enflasyon düşük, orada faiz düşüktür" diyen Erdoğan, "Bu ekonomiyi okumak da yaşamak da bunların hepsini yaptık, bu tezgahlardan geçtik. Vaka budur. Bunu görmeye mecburuz, eğer bunu göremiyorsak çok ciddi bir yanlışın içerisindeyiz, bizim yatırımlardan başka çıkışımız yok" ifadesini kullandı.

Dünyada herkesin yatırımları durdurduğu bir dönemde kendilerinin yatırımları devam ettirdiklerini vurgulayan Erdoğan, "Özellikle alt yapı yatırımlarında hassasiyet gösterdiysek, işte bunun nedeni Türkiye'yi sıçratalım, uçuralım, bunun nedeni budur. Hamd olsun bunun neticelerini de aldık" diye konuştu.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakın istihdamda eğer bugün yüzde 9 gibi bu civardaysak, bu yatırımlar devam ettiği için. Eğer bu yatırımlar dursaydı, bizim istihdam oranımız bugün aynen İspanya gibi batılı ülkeler gibi şu anda korkarım ki yüzde 20'lerin üzerinde olurdu. Bunu görmemiz lazım. Yatırım durduğu anda biteriz, bunu gerek uluslararası gerek ulusal yatırımcıların Türkiye'de yer alması için çok çok önemsiyoruz. Bundan sonra da bu hassasiyetimiz aynen devam edecektir."

Halkbank'ın esnafa yüzde 47 faizle kredi kullandırdığını anımsatan Erdoğan, şu anda esnafa uygulanan faiz oranının ise yüzde 4-5 aralığında olduğunu bildirdi. 12 yıl önce Halkbank'ın kredi bakiyesinin 154 milyon lira olduğunu dile getiren Erdoğan, şu anda bu rakamın 10,5 milyar liraya yükseldiğini söyledi.

Kredi kullananların sayısının da 12 yıl önce 63 bin iken, şu anda 296 bine ulaştığını anlatan Erdoğan, "Dünkü Halkbank buydu, bugünkü bu. Ziraat Bankamız da aynı şekilde. Çiftçiye uygulanan faiz neydi? Yüzde 59. Şu anda biz bu faizi yüzde 0-8 aralığına çektik" dedi.

"Adını 'görev zararı' koydular"

228 milyon kredi bakiyesi olan Ziraat Bankası'nın, şuan ki bakiyesinin 20 milyar lira olduğunu belirten Erdoğan, bu bankaların uluslararası piyasalardaki değerinin de katlanarak arttığına dikkati çekti.

Bir ara Ziraat ile Halkbank'ın birleştirildiğini, böyle bir teşebbüs içerisine girildiğini ifade eden Erdoğan, "Çünkü iflas, böyle bir noktaya doğru gidiyorlardı. Adını ne koydular? Görev zararı koydular. Görev zararı ile millet aldatıldı, zarar, rivayet çok. '40 milyar dolar zarar' diyen de var. Daha aşağı diyende var, vesaire" diye konuştu.

"En çok rahatsız olan faiz lobisidir"

"Bu rakamlar hükümetimizin ve sizlerin eseridir. 12 yıl boyunca çok çalıştık, hassasiyetle çalıştık, herzaman istişare içinde olduk ve bu seviyelere ulaştık" değerlendirmesini yapan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin bu seviyelerden geri gitmesine hiçbirimiz razı olamayız. Bu seviyelerden rahatsız olanlar var; faiz lobisi. Ben 'faiz düşürülmesi gerekir' dedikçe, bundan en çok rahatsız olan faiz lobisidir. En çok parayı, en çok vurgunu vuran, finans sektörüdür, faiz lobisidir. Reel sektör onlar gibi para kazanamıyor, onlar ne yazık ki faiz lobisi olarak burada çok ciddi vurgun vuruyorlar. Kriz ortamlarında, kaos ortamlarında millet kaybederken onlar kazanıyor. İçerde ve dışarda unutmayın, pusuda bekleyenler var. Gezi olaylarının bir hedefi de işte bu kazanımları geriye götürmekti. 17-25 Aralık darbe girişimlerinin bir hedefi işte bu seviyeleri geriye götürmekti. Yoksa Halkbank'a, bizim küresel projelerimize neden saldırsınlar. Üçüncü Havalimanı yapılıyor, adamlar bunu yapacak olan firmaların yöneticilerini tutuklayıp götürmek istiyorlar. Niye? Bu iş akamete uğrasın. Aynı şey Yavuz Sultan Köprüsüyle ilgili, niye? Dursun. Burada vatanseverlik, vicdan olabilir mi? İşte bizim mücadelemiz bunlara karşı. İstediler ki Türkiye, o eski Türkiye olsun. İstikrarsızlık olsun, faiz yükselsin, millet kaybetsin, faiz lobisi kazansın. Ama buna izin vermedik, inşallah da hiçbir zaman buna geçit vermeyeceğiz, dik duracağız, sağlam duracağız. Birbirimize inanacak, birbirimize güveneceğiz. Bu sayede bugüne kadar birlikte kazandık, bundan sonra da hep birlikte kazanacağız."

Erdoğan, bu noktaya gelinmesinde emeği geçen herkese teşükker ederken, "İnşallah seçilirsek, cumhurbaşkanlığı makamında da birlikteliğimiz yol arkadaşlığımız devam edecek. Bugün belkide sizlere az öncede ifade edildiği gibi Başbakan olarak son defa hitap ediyorum. Ama inşallah seçilmemiz halinde, cumhurbaşkanı olarak da toplantılarda bir araya gelecek, daha çok istişareler yapacağız. Türkiye'yi yine birlikte büyüteceğiz, 81 vilayetin büyümesinde, refaha erişmesinde yine birlikte çalışacağız. Allah yolumuzu bahtımızı açık etsin, Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.