Hükümetten bedelli açıklaması

Arınç, bu konudaki açıklamanın ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanacağını söyledi.

Bakan Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kamuoyundaki ifadesiyle ''bedelli askerlik'' konusunda yapılan çalışmanın ayrıntılarının sorulması üzerine Arınç, şu yanıtı verdi:

''Bugünkü Bakanlar Kurulu gündemimizde bu konu yoktu. Çünkü öncelikli olan hususları değerlendirmeye alıyoruz. Tabii bu arada basınımızın, ben de sabah saatlerinde bütün televizyonları izlediğimde, Ankara gündemine kulak kesildiğimde, gazetelerin birkaç günde yaptıkları yayınları izlediğimde; bu konu üzerinde farklı beklentilere yol açabilecek haberler yayınlanıyor. Bunların bir kısmı kulis haberleri, bir kısmı belki verilere, bilgiye dayanan haberler. Ama büyük bir hassasiyet taşıyan bu konuda, beklentileri köpürtmemek, yanlış yönlere sevk etmemek ve böyle bir düzenleme olacaksa, bunun sonucunu sabırla beklemek durumundayız. Çünkü bu konu, kim tarafından konuşulursa konuşulsun, belli yönlere çekilmekte, belki bizler de belli yönlere çekilebilecek cümleler kullanmaktayız.

Bu konu üzerinde benim söyleyebileceğim şudur; bilgim dahilinde olanı söyleyeyim; bedelli askerlik konusunda bir düzenleme yapılacaktır. Bu düzenlemedeki temel gösterge, Silahlı Kuvvetlerimizin asker ihtiyacıdır. Bugüne kadar olduğu gibi bu düzenleme içinde de Genelkurmayımızın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, asker ihtiyacı birinci derecede dikkate alınacaktır. Ancak, bedelli askerlik konusunda bir düzenleme yapılırken, siyasi kararı hükümetimiz verecektir. Yaş sınırının ne olacağı, bedel noktasında miktarın ne olarak düzenlenebileceği ve buna ilişkin detaylı bilgiler veyahut da kanun metninde yer alacak hususlar bizzat Sayın Başbakanımız tarafından açıklanacaktır.

Bu konu ne olur bir daha bize, bir başkasına sorularak dikkatleri başka tarafa dağıtmadan, beklentileri farklı yönlerde odaklaştırmadan, o insanlarımızın hassasiyetlerini düşünerek, büyük ümit ve hayaller içinde olmamalarını özen göstermemiz lazım. Şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum; bedelli askerlik konusunda, bu isimli söylendiği için söylüyorum, bir düzenleme yapılacaktır. Bu düzenlemenin kapsamı yaşı ve diğer şartları kanun tasarısında gösterilecektir. Elbette, bugüne kadar olduğu gibi TSK'nın asker ihtiyacı önemle dikkate alınacaktır. Bütün bunları bir araya getirecek düzenlemeyi de sanıyorum çok daha büyük vakit geçmeden Sayın Başbakanımız bizzat açıklayacaktır.

Bakanlar Kurulunun gündeminde olmamasına rağmen, Sayın Başbakanımızından ve ilgililerden aldığım bilgi bu noktadır.''

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan, Van depreminden etkilenenlere yönelik kanun tasarısının Bakanlar Kurulunda ele alındığını belirterek, ''Van'da meydana depremler sonucunda malul kalan ve ölen sigortalılarla bunların hak sahiplerine olumlu anlamda maaş bağlanması ve bunlar için öngörülen birtakım tıbbi imkanlardan katılım payı alınmaması, kanunun bir maddesi değiştirilerek gündeme getirilmektedir'' dedi. Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın Bakanlar Kurulunda sunum yaptığını söyleyen Arınç, Başçı'nın, Türkiye'de 2008 küresel krizi sonrasında başlayan güçlü ekonomik toparlanmanın devam ettiğini, gelişmiş ülkelerdeki toparlanmanın ise oldukça zayıf seyrettiğini belirttiğini kaydetti.

Arınç, Başçı'nın, Türkiye'de kısa vadeli sermaye akımlarına karşı son 1 yılda alınan tedbirlerin amacına ulaştığını, cari açıktaki hızlı artış eğiliminin 2011 yılının son çeyreğinden itibaren kontrol altına alındığını, cari açığın finansman kalitesindeki iyileşmesinin devam ettiğini aktardığını söyledi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in de ''Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı'' taslağıyla ilgili bilgi verdiğini belirten Arınç, konunun taslak olarak tartışıldığını, taslağın çok kapsamlı olduğunu ve henüz tasarıya dönüşmediğini ifade etti. Arınç, taslağın en kısa sürede tasarı haline getirilip TBMM'ye sevk edilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını bildirdi.

Bakanlar Kurulu gündeminin ana maddelerinden birisinin de Van depremiyle ilgili yaşanan gelişmeler olduğunu söyleyen Arınç, depremde şu ana kadar 644 kişinin hayatını kaybettiğini, 252 kişinin enkaz altından kurtarıldığını anımsattı. Arınç, bölgede 71 bin 390 çadır dağıtıldığını ifade ederek, ''Son 1999 depreminde dağıtılan çadırlardan birkaç misli daha fazladır. Bu konuda büyük bir sıkıntı yaşanmadığını biliyoruz. Depremin yaralarını sarmak için aldığımız ilave tedbirler de hem yurt içi hem yurt dışı katkılarla şu anda süratle devam etmektedir'' diye konuştu.

Van Valisi Münir Karaloğlu'nun gazetecilerle bazı bilgileri paylaştığını belirten Arınç, ''Bu açıklamalarda gösterilen hususlar da hem Bakanlığımızın hem de AFAD'ın takibi altındadır. Süratle eksikler giderilmekte ve bunlar kamuoyuna açıklanmaktadır'' dedi.

-Ölenlerin yakınlarına ve sakat kalanlara maaş bağlanması-

Bakanlar Kurulunda ele alınan diğer bir konunun Van depreminden zarar görenlere yönelik tedbirler olduğunu bildiren Arınç, ''Van depreminden zarar görenlerle ilgili olarak geçmişte aldığımız bazı tedbirler vardı. Esnaf ve sanatkarlara, çalışanlara, çalışamayanlara ve vergi borçlarının ertelenmesine yönelik olarak. Bu kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız çok önemli bir kanun tasarısını Bakanlar Kurulunda imzaya sundu'' ifadelerini kullandı. İmzaları tamamlanan bu tasarının yarın TBMM'ye sevk edilmesinin beklendiğini ifade eden Arınç, ''Bu kanun tasarımızda çok önemli bir katkıyı da Van depreminde zarar görmüş, vefat etmiş insanlarımız için kullanacağız'' diye konuştu.

Arınç, tasarının tek maddesinde, ''23.10.2011 ve 9.11.2011 (1. ve 2. Van depreminde) tarihlerinde meydana gelen depremler sonucunda malul kalan (çalışma gücünü kaybeden) veya ölen sigortalılar ile bunların hak sahiplerine, kanunda öngörülen prim, hizmet ve sigortalılık sürelerine ve 4. maddenin birinci fıkrasının b bendi kapsamındaki sigortalılar için aranan prim ve prime ilişkin borcu olmamasına ilişkin şartlar aranmaksızın daha uygun koşullarda aylık bağlanması, bağlanan aylıkların artırılması, kesilmesi veya yeniden bağlanması konusunda 5510 sayılı kanun hükümlerinin esas alınmasıyla depremlerde yaralanan veya sakat kalanlara verilecek protez, ortez, araç ve gereç bedelleri için katılım payı alınmaması amaçlanmaktadır'' hükmünün yer aldığını bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, bu konuda bilgi verirken bazı teknik tabirler kullandığını ifade ederek, ''Bunun özeti şudur; Van'da meydana gelen başından bu yana depremler sonucunda malul kalan ve ölen sigortalılarla bunların hak sahiplerine olumlu anlamda maaş bağlanması ve bunlar için öngörülen birtakım tıbbi imkanlardan katılım payı alınmaması, kanunun bir maddesi değiştirilerek gündeme getirilmektedir. Bu da Van depreminde mağdur olan insanımız için çok önemli katkı sağlayacaktır'' dedi.

Van depremiyle ilgili ayrıca, halkın çiftçisinden işçisine kamu görevlilerinden sivil vatandaşlara kadar pek çoğunun taleplerini karşılayabilecek, ihtiyaçlarını giderebilecek her konuda alınan tedbirlere ilaveten, yarın AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yarınki grup toplantısında kapsamlı açıklamalar yapacağını belirten Arınç, Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığının söz konusu tasarısı dışında başka düzenlemeler de getirileceğini söyledi.

-TRT Genel Müdürü yeniden Şahin-

Bülent Arınç, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'in görev süresinin dolması nedeniyle müracaat eden adaylar arasından RTÜK'ün 3 adayı değerlendirmeye aldığını belirterek, üç ismin Başbakanlığa bildirildiğini ve 3 aday içerisinden TRT Genel Müdürlüğüne yeniden İbrahim Şahin'in atanmasına dair Bakanlar Kurulu kararının imzalandığını bildirdi. Hükümet sözcüsü, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Şam'daki Türk Büyükelçiliğine yapılan saldırının ardından Türkiye'nin, Suriye'ye özür beklediğini diplomatik kanallardan bildirdiğini ifade ederek, ''Bunu hepimiz yakın zamanda göreceğiz'' dedi.

Özür gelmezse büyükelçinin geri çekilme seçeneğinin masada olup olmadığının sorulması üzerine de Arınç, ''Resmi kanallardan özür gelmezse o zaman bu soruyu tekrar sorun, ne yapacağımızı söyleyeyim'' karşılığını verdi.

Hükümet Sözcüsü Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Arınç, dün Suriye'de yaşanan olaylar ve Suriye'den gelen özür konusunun gündeme gelip gelmediği ve iki ülke ilişkilerinin seyri için bu özrün yeterli olup olmadığının sorulması üzerine şunları kaydetti:

''Dışişleri Bakanımız, Plan ve Bütçe komisyonunda kendi bütçesini sunduğu için bugün Bakanlar Kurulu'na katılmadı. Ama komisyonda bu konuya ilişkin açıklamalar yaptı. O açıklamalardan siz de biz de haberdarız. Benim söyleyebileceğim veya bildiğim şey şudur; 12 Kasım akşamı Suriye'de, bizim devlet olarak temsilcimiz olan fiziki mekanlara bir saldırı gerçekleşmiştir.

Türkiye buna çok sert biçimde tepki vermiştir. Çünkü buralar bir ülkenin egemenliğiyle ilgili mekanlardır. Dolayısıyla sorumlu-sorumsuz kimler bunu yaptıysa oraların güvenliğinin sağlanması Suriye hükümetine ve ilgili birimlere aittir. Hem nota verilmiştir hem de notanın dışında onların rahatlıkla anlayabilecekleri ve etkilenebilecekleri bir üslup da kullanılmıştır.

Suriye'de olan olaylar Arap Birliği'nin Suriye ile ilgili aldığı karara infial duyanlar tarafından yapıldığı söylenmektedir. Arap Birliği'nin aldığı kararı meşru, makul ve haklı buluyoruz. Bunu da ifade etmiştik.

Bizim Türkiye olarak notamız ve büyükelçilik ve resmi mercilerde çalışanların ailelerinin Türkiye'ye getirilmesi konusundaki girişimlerimizi takiben Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim basın aracılığıyla olaylardan duyduğu üzüntüyü ifade etmiş ve özür anlamına gelecek sözler sarf etmiştir.

Sayın Bakanımızın bugünkü açıklamalarında medya aracılığıyla yapılan bu özrün resmi anlamda Türkiye'ye iletilmesini beklediklerini ifade etmektedir. Gelişmeleri her an takip ediyoruz, Dışişleri Bakanlığı olarak da... Bütün bu olaylar Türkiye'nin Suriye ile ilgili politikalarının ne kadar doğru ve haklı olduğunu göstermektedir.''

Suriye'de halka karşı yapılan kötü muamelelerin ve insanların hayatına mal olabilecek adeta bir devlet terörü sayılabilecek karşı koymaların, bütün dünya tarafından da nefretle takip edildiğini bildiklerini ifade eden Arınç, ''Sadece Arap Birliği'nin kararı değil, Avrupa Birliği olsun, ABD olsun, ilgili ülkeler olsun, Suriye'nin son tavrını benimsemediklerini ve Esad'ın bu dahil olduğu olaylar konusundaki dikkatini, tekrar kuvvetle çektiklerini hepimiz biliyoruz. Türkiye buna ciddi bir tepki vermekte ve resmi bir özrü de diplomatik kanallardan beklediğini ifade etmektedir. Bunu hepimiz yakın zamanda göreceğiz'' dedi.

Bir başka basın mensubunun özür gelmezse büyükelçinin geri çekilme seçeneğinin masada olup olmadığını sorması üzerine de Arınç, ''Resmi kanallardan özür gelmezse o zaman bu soruyu tekrar sorun, ne yapacağımızı söyleyeyim'' karşılığını verdi.

Arınç, Hatay'da Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşlarının bulunduğu kampları Başbakan Erdoğan'ın ziyaret edip etmeyeceğine ilişkin bir soru üzerine, konunun bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınmadığını ve bu ziyarete ilişkin bir tarih olmadığını söyledi.

-gazetecilerin yıpranma hakkı-

Bir gazetecinin, ''Van'da yaşayan depremde iki meslektaşımızın hayatını yitirmesinin ardından gazetecilerin yıpranma hakkına yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi. MHP bu konuda adım attı. TBMM'de gazetecilere yıpranma hakkının geri verilmesine ilişkin kanun teklifi sundu. Bu teklife destek verir misiniz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Doğan Haber Ajansı'na mensup iki değerli kardeşimizin görevlerini ifa ederken otel yıkıntıları arasında kalıp hayatını kaybetmesi bizi üzmüştür. Büyük bir fedakarlık gerektiren bir işi yapıyorlardı. Zor şartlar altındaydılar. Son depremde ölenlerin sayısı da bir hayli fazla oldu. Ben siz basın mensuplarına baş sağlığı diliyorum. Arkadaşlarımıza da rahmet diliyorum.

Biz Bakanlar Kurulu toplantısındayken yıpranma hakkı konusunda kanun teklifi verildiği bilgisi bize ulaştı. Bu, geçmişten bu yana talep edilen bir konudur. Bildiğiniz gibi Sosyal Güvenlik Yasası ya da reformu çıkarken bunlar da tartışılmıştır. Kanun teklifini görerek ondan sonra benim fikirlerimi sizlerle paylaşmam daha doğru olur. Basın mesleğinde çalışanların korunması ve bu zor işlere sahip olanların birtakım özel haklara sahip olması elbette doğrudur. Ama bunları teknik olarak incelememiz ve olabilirliği konusundaki desteğimizi ondan sonra ifade etmemiz gerekir. Böyle bir şeyi yapabilirsek bunu MHP'nin kanun teklifini bir kenarda tutar, Bakanlar Kurulu olarak kendimiz de gündeme getirebiliriz. Yeter ki bu konu üzerinde ciddi bir incelemeyle olabilirliği konusunda düşüncelerimizi paylaşmış olalım.''

-Van depremi-

Arınç, ''Depremin ardından kentsel dönüşüm Bakanlar Kurulu gündemine geldi mi?'' sorusu üzerine, şunları söyledi:

''Başbakanımızın ilk gündem itibaren dikkat çektiği konu, depreme dayanıklı binaların yapılmasıdır. Mevcut oturulamaz az hasarlı, çok hasarlı binaların gözden çıkarılmasıdır. Bunu deprem kuşağında bulunan, genelinde Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir konu olması nedeniyle de yaşadığımız deprem olaylarının verdiği bilgi, birikim, tecrübe ile buna mecbur kılınabilecek, herkesin şüphesiz mülkiyet haklarına ilişmeden veyahut onların rızasını ön planda tutmadan değil, ama kendi menfaatini düşünemez durumda olanların da mecbur kalabileceği bir uygulama ile artık depremden sonraki acıları yaşamak istemiyoruz. Bu konu Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın yaptığı çalışmayla tamamlanmak üzeredir. Bu konuda Sayın Bayraktar bilgi verdiler. Aynı zamanda pek çok ilimizde, ruhsatsız ve kaçak inşaatlar sebebiyle kentsel dönüşüm ihtiyacı gündeme gelmektedir, bu sadece Kuzey Ankara projesi ile kentsel dönüşümden de ibaret değildir. Bugün Türkiye'nin pek çok ilinde ruhsatsız ve kaçak inşaatlar sebebiyle bir kısmı hizmet almış, bir kısmının hizmet alması mümkün olmayan gecekondulaşmalar vardır. Dolayısıyla öyle bir kanun çıkarmalıyız ki hem depremi, hem depremin gerçeklerini dikkate alarak hazırlansın hem de her il için ayrı kentsel dönüşüm yasası çıkarmak yerine belediyelere sorumluluk veren, yetkisini genişleten bir uygulamayı da içine alsın. Böyle bir çalışma ilgili bakanlığımızın başkanlığında diğer bakanlıkların katkısıyla hazırlanmaktadır. Kısa zamanda bunun detaylarını sizlerle paylaşmış olacağız.''

-feribot eylemi-

''Bir süre önce feribot kaçırma eylemi oldu. Bu konu gündeme geldi mi?'' sorusu üzerine de Arınç, şu yanıtı verdi:

''Feribot eylemini bütün Türkiye yakından takip etti, eylemcinin akıbetini de herkes gördü. Eylemcinin cenazesini almak üzere BDP'li bir bayan milletvekilinin gittiğinden de Türkiye kamuoyu haberdar oldu. Eylemcinin 5-6 saatlik bir takip sonucunda güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirildiğini ve sivillerin bir zarar almadığını, üzerinde patlayıcı madde taşıdığını da hepimiz biliyoruz.

Bence bu eylemlere dikkat ettiğimiz kadar, bu eylemleri önleme, bu eylemleri yapanlar, yapmaya muvaffak olanlar varsa onlara karşı mücadele konusunda güvenlik güçlerimizin son aylarda sağladığı başarılara dikkat etmemiz gerekir. Bu çabaların bir kısmı önleyici tedbirlerdir. İstihbarata dayalı, eylemlerin yapılmadan el konulmasıdır. İkincisi, eylem yapılıyorsa en az zararla bunu atlatılmasıdır. Faillerinin yakalanması ve yargıya teslim edilmesidir. Bu hem kırsalda devam etmekte, hem şehir merkezlerinde, uyuşturucudan patlayıcıya kadar terör örgütünü sermayesi olan her konuda güvenlik güçlerimiz büyük bir kahramanlıkla, kararlılıkla ve cesaretle işin üzerine gitmektedir. Benim memnuniyet duyabileceğim tek şey, güvenlik güçlerimizin askeriyle, emniyet güçleriyle ve diğer sivil unsurlarıyla terörle mücadele konusunda son haftalarda ve aylarda sağladıkları başarılardır. Bu başarıların devam etmesini istiyoruz. Ve terör eylemlerinin silah kullanamaz hale gelmesini hepimiz arzu ediyor ve bekliyoruz.''


Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.