'KCK davasını takip edeceğiz'

Toplantıya gelişlerinde bazı bakan ve parti yöneticileri gazetecilerin sorularını yanıtladı.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, gazetecilerin ''HSYK'daki seçimlere ilişkin eleştiriler vardı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna,''Adalet Bakanlığının kendi bürokratlarını aday göstermiş olmasında hukuki bir engel yok'' dedi. Kuzu, seçimlerde 12 binin üzerinde oy kullanıldığını ve oylamanın gizli yapıldığını vurguladı.

Bir gazetecinin, ''Blok olarak oy kullandırıldığı iddiaları var, mesajlar çekildiği gibi...'' sözleri üzerine de Kuzu, bundan haberi olmadığını söyledi. Kuzu, ''Ama sanmıyorum. Seçim Kurulu o itirazlara bakar öyle bir şey olursa. Yani sonuç olarak bu belli kesimin seçime gölge düşürmek için söylemiş olduğu bir takım sözler'' dedi.
 

Başörtü konusu

''Türban sorununun çözümü için nasıl bir formül öngörüyorsunuz? Anayasa değişikliği gerekir mi yoksa yasa değişikliğiyle çözülebilir mi?'' sorusuna da Kuzu, şu yanıtı verdi:
''Ortada bazı kararlar var. İşte malum, yasa var, kararlar var. Aslında mevzuatta açık bir yasak yok. Kararlar dışında o da somut olay üzerine verilmiş olan kararlar. Yani bir olay gelmiş, bu olay üzerine verilmiş kararlar, İnsan Hakları Mahkemesinin kararı da Danıştay'ın kararı da, Anayasa Mahkemesi'nin kararları da... Dolayısıyla bu verilen kararlara biz toplu olarak baktığımız zaman somut olay üzerinden verilen kararlar. Yani bunları bir kanun maddesi, Anayasa maddesi gibi görmek doğru değil. Şimdi ayrıca, kanun bazında baktığınız zaman YÖK Yasası'nın 17. maddesi var. O da çok açık olarak duruyor orada. Ne diyor o kanunun o maddesi, 'yürürlükteki yasalara aykırı olmayan kılık kıyafet serbesttir' diyor. Şimdi bu iptal edilmedi. Anayasa Mahkemesi'nde bu 1989'da gittik, iptal edilmedi. Böyle olunca zannediyorum YÖK bunun uygulanmasını sağlıyor şu anda. Yani yapmaya çalıştığı bu.

Bir yasal dayanağı o. Muhalefet diyorsa ki 'Biz bu sorunu çözeceğiz' o zaman yasal dayanakta sorun varsa bu nasıl çözülecekse o zaman oturup ortak bir mutabakat olması lazım. Mademki ortak bir çözüm aranıyor, anayasa değişikliği mi olur yasa değişikliği mi olur, herhangi başka bir şey mi olur?

Bana sorarsanız hiç birine gerek kalmadan YÖK'ün bu uygulaması doğrudur. Uygulamayı fiili olarak desteklemek şeklinde bütün muhalefet partileri bunu devam ettirebilirler. Mevcut uygulama bence doğrudur. Böyle bakmak lazım konuya.''

Kuzu, konunun gruplar arasında görüşüleceğine işaret ederek, ''Bir mutabakata varılması lazım. Bu konuda bizim herhangi bir hazırlığımız o anlamda yok. Yani 'şöyle olursa biz varız' gibi yok. Çünkü bunu ortak çözmek için varız. Bakalım nasıl formül çıkar'' dedi.
 

''Sayısal güç yetmiyor''

Kuzu, ''Çıkacak olan formül ortak bir formül. Bu işe yanaşmazsa zaten malum Anayasa Mahkemesi'ne gidip iptal edilme durumu daha önce gerçekleşti. Anayasa değişikliğine zaten sayı olarak güç yetmiyor. Dolayısıyla bekleyeceğiz'' diye konuştu.

''Laikliğin tanımı konusunda da sizin tartışılan sözleriniz oldu'' sorusuna karşılık Kuzu, ''Tanımlama kelimesini kullanmadım ben zaten. Yorumlama kelimesini kullandım. Bunlar çok farklı şeyler. Tanımlama olarak algılamak isteyenler belki bunu çıkarmıştır'' dedi.

Laiklikle ilgili tartışmaların, dünyada nasıl oluyorsa öyle olması gerektiğini ifade eden Kuzu, ''Fransa'da mesela 13 binden fazla kilise kapatıldı, yakıldı. Binlerce papaz asıldı. Şimdi siz hala laiklik böyle doğrudur diye herhalde o günü bu güne taşıyamazsınız'' diye konuştu.

Başörtüsü konusunun laiklikle bir tezatlığı olmadığını ifade eden Kuzu, şöyle devam etti:
''Sonuç olarak laiklik bir ülkede din ve vicdan özgürlüğünün garantisidir. Eğer bunu sağlamıyorsa demek ki yorumda bir sorun var demektir. Benim anlatmaya çalıştığım bu. Bizim hükümet olarak değişmez maddelerle zerre kadar sorunumuz yok. Buradaki sorun uygulamadan, yorumdan kaynaklanan sorun. Konuya böyle bakmamız lazım. O zaman normal bir Türkiye görmüş oluruz. Normalleşme gerçekleşmiş olur. O açıdan biraz daha beklememiz lazım. Konuyu başka yere çekmek doğru olmaz. İlkelerin kendisiyle ilgili bir problem yok. Çünkü bu ilkeler zaten baştan beri çözülmüş ayıklanmış gelmiş ve dünya da insan haklarını en güzel gerçekleştiren formüller bunlar aslında. Laiklik, sosyal devlet, hukuk devleti ve demokratik devlet. Bu dört ilk konusunda dünya zaten mutabakata varmış. Yani hangi ülkede bunlar uygulanırsa o ülkede mutluluk olur. İnsanlar daha rahat eder. Türkiye'de sorun varsa, demek uygulamada sorun var. Bunu düzeltmemiz lazım.''
 

''Konu mahkemenin önünde''

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması KCK davasında yargılananların Kürtçe savunma taleplerinin reddedilmesiyle ilgili soruyu yanıtlarken, ''mahkemenin yapacağı değerlendirmeyi takip edeceğiz. Şu anda konu mahkemenin önünde, bir değerlendirme yapmak olmaz'' dedi.

AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da AKP'nin Mecliste gurubu bulanan partilerden başörtüsü konusunda randevu talebi çerçevesinde MHP'den bir yanıt gelip gelmediğinin sorulması üzerine, ''Olumsuz cevapları olmadı henüz şimdiye kadar ama diğer grup başkanvekili arkadaşlarla görüştükten sonra cevap vereceklerini söylediler. Prensip olarak kabul ettiklerini söylediler. Henüz bir yanıt gelmedi benim bilgim dahilinde. Bir sorun yok gibi'' yanıtını verdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ise KCK davasıyla ilgili sorulara yanıt vermedi.
 

Suat Kılıç

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun referandum öncesinde verdiği sözler bulunduğunu dile getiren AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç şöyle devam etti:
''Bu sözler hangi çerçevede geçerlidir, ne ölçüde geçerliliğini korumaktadır, bütün bu başlıklar altında muhataplarımızla değerlendirmelerimizi yapacağız. Birlikte bir çözüm üretebilme imkanını görürsek TBMM zemininde ileriye doğru adımlar atabilmenin arayışı içinde olacağız?''

Görüşmelerin ilk olarak yarın saat 11.00'de CHP ile yapılacak görüşmeyle başlayacağını belirten Kılıç, ''Tüm saatler bugün belli olacak ve sizlerle paylaşacağız'' dedi.

Ziyaretleri, AKP grup başkanvekilleri olarak gerçekleştireceklerini anlatan Kılıç, bir gazetecinin ''CHP'nin kaygıları var ileriye dönük olarak 'türban liseye ilkokula iner mi ya da kamuda kullanılır mı' diyorlar. Güvence alırlarsa resepsiyona katılacaklarını söylüyorlar'' sözleri üzerine, şöyle devam etti:

''29 Ekim Resepsiyonu bizim konumuz değil, siyasetin konusu değil, AK Parti'nin konusu hiç değil. 29 Ekim Resepsiyonu'nun ev sahibi Sayın Abdullah Gül'dür. 29 Ekim Resepsiyonu Cumhuriyet Bayramı'nın içerisinde icra edilen bir etkinlik. Cumhurun bayramına cumhuru temsil eden milletvekillerinin her koşulda katılacağı kanaatindeyiz.''

Kılıç, bir gazetecinin ''O kaygıları giderecek bir açıklama yapacak mısınız?'' sorusuna, ''Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir bu ülke tüm sorunlarına laik demokrasi içerisinde çözümler aramanın çabası içindedir. Bütün bu değerlendirmeler cumhuriyetimizin temel nitelikleri, bizlerin atacağı adımlar açısından da olmazsa olmazlar içinde değerlendirilmelidir. Niyet kesinlikle bir özgürlük ve demokrasi sorunun çözümüne yönelik adımlar atabilmektir. Onun dışında hiç kimse hesapta ya da gündemde olmayan bir takım şeylerin arayışı içine girmesin'' dedi.


AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.