Kanal 24'te Hafta Sonu Moderatörü programına katılan Cemil Çiçek, gazeteci Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı.

Çiçek, 12 Eylül'de yapılacak referanduma ilişkin bir soruya, yapılan araştırmaların, yurttaşların önemli bir kısmının değişikliğin içeriğiyle ilgili yeterli bilgi sahibi olmadığını gösterdiğini söyledi.

Hiçbir toplumun kendisine hak verilmesine, özgürlük verilmesine karşı çıkmayacağını belirten Çiçek, anayasa değişikliğinin Türkiye'yi birinci sınıf demokrasiye kavuşturma noktasında düzenlemeler içerdiğini kaydetti.

Kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması yönünde, engelliler, gazi ve şehitler lehine düzenlemeler yaptıklarını ifade eden Çiçek, "Bunların nesine hayır diyeceğiz? Yanlış olan ne var bunda" dedi.

Bilgi edinmenin kolaylaşacağını, bunun anayasal teminata bağlanacağını, vatandaşın devletten hesap sorabileceğini dile getiren Çiçek, düzenlemeyle ayrıca memurlara toplu sözleşme hakkının verileceğini, emeklilerin de bundan yararlanacağını bildirdi.

Bazı hak ihlalleri nedeniyle mağdur olan vatandaşların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde hakkını aradığına, bunun da masraflı bir yol olduğuna işaret eden Çiçek, ''Vatandaşın, yolu yöntemi bilinmeyen başka bir mahkemeden hak aramak yerine kendi ülkesinde hakkını arama imkanına sahip olacağını'' kaydetti.

"Hayır' demenin bir mantığı yok" diyen Çiçek, düzenlemeyle Ekonomik ve Sosyal Konsey'in anayasa metnine gireceğini, böylece esnaf, sanayici, işveren ve sendikaların daha çok söz sahibi olacağını söyledi.

Çiçek, "Hayır diyenlerin demokrasi inancına dair şüphe mi duymak lazım?" sorusuna "Bugün için böyle söylemek işlerine geliyor. Muhalefet partilerinden hiç şöyle bir şey duymadım; 'Biz iktidara gelirsek getirilen değişikliklerin hiçbirini kabul etmeyeceğiz, bunların hepsini yırtıp atacağız. Yürürlüğe girdiyse de yürürlükten kaldıracağız' diye bir tek cümleleri yok" karşılığını verdi.

 

"Muhalefet değişikliğin içeriğini vatandaştan kaçırıyor"

Çiçek, muhalefet partilerinin anayasa değişikliğinin içeriğini yurttaştan kaçırdığını savunarak, muhalefetin gündeme getirdiği konuların değişiklikle hiçbir alakasının olmadığını söyledi.

Muhalefet partilerince, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesindeki değişikliğin gündeme getirildiğini hatırlatan Çiçek, ''Anayasaya aykırı yasa dışı müdahalelere daha fazla imkan veren, siyaset alanını bugünkünden daha da daraltan, halkın seçtiği insanların iş yapmasına büyük ölçüde sekte vuracak olan bir düzenleme getirdiler. Evlere şenlik'' dedi. Cemil Çiçek, şöyle konuştu:

"Bunlar toplumu oyaladılar kendileri bile unuttu. Şimdi bir başka konu üzerinden gazetelerde var; bir terör örgütünün üst düzey yöneticisinin akıl almaz, insafsız, vicdansızca, ahlaksızca söylediği bir iddia yalan üzerinden... Anlaşılıyor ki bunu 2-3 gün daha sürdürecekler. Eğer siz gündeminizi örgüte tayin ettiriyorsanız o zaman siyaset kurumu ne işe yarar diye oturup düşünmek lazım. Türkiye'nin gündemini şu an terör örgütü tayin ediyor gibi bir hal var. Bir yalan üzerine hemen hemen herkes atlıyor, doğru mudur, yalan mıdır araştırmadan. Sanki hükümet olarak biz bunlarla oturmuşuz pazarlık yapmışız, sonucunda da güya eylemsizlik kararı çıkmış. Bu yalandır, iftiradır. Böyle bir iddia ortaya atıldı. Eğer biz bunun karşısında tepkimizi ortaya koymasak, cevap vermesek, açıklama yapmasak, birkaç gün beklersiniz dersiniz ki 'Ey hükümet eli kanlı bir terör örgütü sizi itham ediyor. Oturup anlaştığınızı söylüyor. Ne diyorsunuz?' Evvela gerçek öğrenilir, ondan sonra tavır alınır. Bu olay gündeme gelir gelmez parti adına da hükümet adına da en sert açıklamalar yapılmıştır. Bunun iftira olduğu, yalan olduğu ifade edilmiştir."

 

"Bilgilenildiği ölçüde kararsızlık karara dönüşecek"

Çiçek, "Kararsızların oranı yüksek mi?" sorusuna, "Var ancak vatandaş bilgilendiği nispette bu kararsızlık karara dönüşecek" dedi.

Referanduma sunulacak değişiklik paketinde yer alan konulardan bir tanesinin de HSYK ve YAŞ kararlarının da yargı denetimine tabi tutulması olduğunu anımsatan Çiçek, şöyle devam etti:

"Türkiye'deki bir kısım yargı organlarının, makamların kararları yargı denetimine tabi değildi. Hak dağıtan hakimin kendisi meslekten ihraç edilince hak arayacağı bir yer yok.

Yargıtay, Danıştay açılışlarında, Anayasa Mahkemesi kararlarına bakın, 'HSYK ve YAŞ kararları yargı denetimine açılsın' denildi. Biz onu getirmişiz, yargı denetimine tabi kılmışız. Cumhurbaşkanının yapacağı sınırlı bazı işlemler hariç, Türkiye'deki her türlü karar, ihraç kararları yargı denetimine tabi hale gelecek. Siz demokratsanız bunun nesine 'Hayır' diyeceksiniz."

 

"İlkel yapı"

Çiçek, "HSYK ile ilgili, sistemin yanlışlığıyla ilgili söylenmedik laf kalmadığını" belirterek şunları kaydetti:

"Bu sistemin kendisi çok ilkel. Sistemin kendisi tartışmanın odağındadır. Bu sistem böyle olduğu sürece Türkiye'de yargı bağımsızlığı dahil, yargıya hizmet götürme imkanı fevkalade sınırlıdır. Bu durumdan da en fazla hakim ve savcılarımızın kendileri rahatsızdır. Siz, sade vatandaş olarak belediye başkanını, milletvekilini, muhtarı, meclis üyelerini seçiyorsunuz, önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanını da seçeceksiniz ama idam kararı vermiş bir hakim, katrilyonluk davalara imza atan hakim 2 kişiyi seçemiyor. Böyle bir düzen olabilir mi? 2010 Türkiye'si ve dünyasında demokrasi, hak ve özgürlüklerin öne çıktığı bir ortamda böylesine ilkel bir yapı yargıya nasıl hizmet edecek ki. Bunun değişmesi lazım.

Herkes kendi altındaki postun gitmesinden korkuyor, bütün sıkıntı bu. Bu anayasa belli kesimlere çok önemli imtiyazlar veriyor. Bu anayasa imtiyazlar, imtiyazlılar anayasası. Bu anayasada sadece milletin imtiyazı yok, onun dışında herkesin imtiyazı var. Milletvekilinin, bürokratların, şu kesimin, bu kesimin var. Bu imtiyazlılar anayasası... İmtiyazı olmayan tek kesim milletin kendisi. Eğer siz kendinizi imtiyaza kavuşturursanız geri vermek istemezsiniz. Kavga oradan kopuyor."



AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.