'Yargı medyatik olma çabası içinde'

TBMM (A.A) - 
     Çiçek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakanlık ve bazı bağlı kurumların 2011 yılı bütçelerinin görüşmelerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
     Yargı bağımsızlığı konusunun yalnızca yasa ve Anayasa konusu olmadığını belirten Çiçek, bunun aynı zamanda zihniyet ve mantalite meselesi olduğunu ifade etti.
     Son zamanlarda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili konular hakkında toplumda bazı şüpheler uyandığını ifade eden Çiçek, bu konuyla ilgili tartışmaların da yapıldığını söyledi.
     ''Bizim yargımız belli bir süreden beri medyatik olma çabası içindedir'' diyen Çiçek şunları kaydetti:
     ''Bunu çok doğru bulmadığımı önceden de söylemiştim. Bizdeki kadar yargı başkanlarının konuştuğu bir Avrupa ülkesi, demokratik ülke yoktur. Sonra 'yargı yıpranıyor' deniyor.
     Siyasetçiden çok daha fazla konuşuyor. Bu, aynı zamanda önüne gelecek güncel konularla ilgili konuştuğu için işin dava yönü de var. Bu da ister istemez yargı bağımsızlığını zedeliyor. Bu kadar konuşmamaları gerekir. Adalet Bakanlığı dönemimde bunu açık olarak söyledim. O zaman savcı arkadaşlarımız daha çok konuşuyordu. Benim döneminde bunu asgariye indirmeye çalıştım. Bugün de yapılması gereken budur. Herkes işini yapmalı.''
    
     -''BÜROKRASİNİN YARGI VE TEFTİŞ KORKUSU...''-
    
     Cemil Çiçek, bazı kanun tasarılarının, Meclis Başkanlığına, ''çok detaylı ve tam olarak incelenmeden'' geldiği yönündeki eleştiriye karşılık, Türkiye'de bürokraside kanun yapma noktasında zaman zaman sıkıntı yaşandığını söyledi.
     Tasarıların Meclis Başkanlığına çok teferruatlı geldiğini belirten Çiçek, ''Nedeni bürokratların teftiş korkusu. Belli bir süreden beri bürokrasi, yargı ve teftişten korkuyor. 'Ne olur ne olmaz' diye, kanuna yazılmaması gerekenleri bile yazıyor. Sonuçta kanun çok fazla maddeden oluşuyor. Bazen kanun değil, yönetmelik çıkarıyoruz. Başka ülkelerin temel kanunlarında bu kadar madde yok'' dedi.
    
     -''İLK ÜÇ MADDE ORTAK PAYDADIR''-
    
     Çiçek, başka bir soruya verdiği yanıtta, hiç bir zaman ''çok hukuklu'' diye bir fikrin ve beklentinin içinde olmadıklarını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu yönde bir açıklamasının bulunmadığını söyledi. Çiçek, ''Basında bazen nelerin nasıl yazıldığı, nasıl eksik yazıldığını biliyoruz. Yanlış ve eksik yazılabiliyor'' dedi.
     Anayasa'nın ilk üç maddesinde yazılanların 73 milyon vatandaşın ortak paydası olduğuna dikkati çeken Çiçek, diğer konuların tartışılabileceğini ifade etti.
     Bu maddelerden birinin de dil konusu olduğunu belirten Çiçek, şöyle devam etti:
     ''Sayın Başbakan'ın dil konusu ile ilgili bir çok açıklaması olmuştur. Ve bazıları bu açıklamalardan rahatsız olmuştur. İlk üç madde, hepimizin ortak paydasıdır.
     İlk üç maddede yazılı hususlar bu milletin ortak paydasıdır. Bunun içinde dil, bayrak, İstiklal Marşı var. Bunun içinde başkentin Ankara olduğu yazılı, devletin nitelikleri ve cumhuriyet yazılı. Bizim dışımızda bu ülkede yaşayan bir kısım insanlar farklı şeyler düşünebilir, söyleyebilir. Ama bu bize göre, size göre yanlış ise siz de onun cevabını verirsiniz, biz de onun cevabını veririz, uygarca bir sonuca bağlanır.
     Abdullah Öcalan'ın avukatı sıfatıyla görüşmeye giden birisinin açıklamalarındaki terminolojiye dayanarak 'Türkiye buraya geldi, şuraya geldi' dersek, farkında olmadan sanki böyle bir durum var, biz buna karşıymışız gibi o değirmene su taşımış oluruz.''
    
     -MERKEZDEKİ KURUMLARIN KADRO ŞİŞKİNLİĞİ-
    
     Çiçek, başka bir soruyu yanıtlarken tüm illerde özellikle belde belediyelerinden yardım konusunda aşırı talep geldiğine dikkati çekti. Kendilerinin her taleple ilgili para veremeyeceklerini, çünkü bu işin bir denetimi olduğunu kaydeden Çiçek, ''Bu milletin parasıdır, bu para milletin ihtiyacına göre verilir. Özellikle belde belediyelerinin maddi sıkıntıları var. 'Yağmur yağdı' deyip bizden aldığı parayı işçilere maaş olarak verebiliyor' dedi.
     Cemil Çiçek, devlet kurumlarındaki personel kapasitesine ilişkin bir soruyu yanıtlarken bir çok devlet kuruluşunun merkezdeki kadrolarının aşırı derecede şişkin olduğunu söyledi. Bunun da bürokrasinin temel sorunu olduğunun altını çizen Çiçek, bazı kurumlarda ihtiyacın iki üç misli kadro olduğunu söyledi.

     -TERÖR KONUSU-

     Terör konusunun Türkiye'nin en az 40 yıllık meselesi olduğunu belirten Çiçek, ''En çok canımızı acıtan, etnik ayrılıkçı terördür'' dedi. İş başına gelen Cumhuriyet hükümetlerinin bu sorunu gündemden düşürebilmek, mümkünse örgütü tasfiye edebilmek noktasında elinden gelen çabayı gösterdiğini anlatan Çiçek, ''Bu noktada, 'siz daha fazla, ben daha fazla yaptım' tartışmasına girmenin anlamı yok. Ama ne kadar büyük bir belayla uğraştığımızı görmemiz lazım'' dedi.
     40 yıldır terör belasıyla uğraşan Türkiye'nin hiç bir üniversitesinde bir terör enstitüsü olmadığına dikkati çeken Çiçek, şunları söyledi:
     ''Eğer bilimsel veriler ortaya konmadıysa biz bunu biraz el yordamıyla yürütmüşüz demektir. Başka ülkelerin ciltler dolusu kitapları, araştırmaları var. Biz bu meseleyi bir araştırma konusu, araştırmaya dayalı politikaların tespit edildiği bir konu olarak görmemişiz. Şimdi bildiğim kadarıyla bir iki üniversitede araştırma enstitüsü kurulur gibi oldu.
     Genelkurmay Başkanlığına bağlı Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi var. Ben iki toplantısını takip ettim. Davet edilenlerin çok önemli bir kısmı yabancı. Kaynaklara atıf yapıldığında yine yabancı kaynaklar. Halbuki terörle bu kadar uğraşan bir ülkenin ciltler dolusu araştırmaları olur. Bizim bu işi bu zeminde tartışıyor olmamız gerekiyordu. Bilimsel temel olmayınca, karanlığa kurşun sıkıyoruz.''
    
     -''İPLERİ BAŞKALARININ ELİNDE''-
    
     Dünyanın 50'ye yakın ülkesinde terör örgütlerinin eylemler yaptığını, bunun sadece Türkiye'nin meselesi olmadığını belirten Çiçek, bu ülkelerin önemli bir kısmını, üçüncü dünya ülkelerinin oluşturduğunu kaydetti.
     Demokratik ülkelerde, İspanya, İtalya, İngiltere, Amerika gibi ülkelerde de terör olduğunu ifade eden Çiçek, teröre karşı yüzde yüzde yüz muafiyeti olan ülke bulunmadığını, en gelişmiş istihbarat teşkilatları olan ülkelerin bile 11 Eylülü önleyemediğini söyledi.
    
     -'DEMOKRASİYİ İSTEMİYORLAR''-
    
     Terör örgütlerinin hiç birisinin demokrasiyi istemediğini kaydeden Çiçek, ''Onların isteği olağanüstü hal, sıkıyönetim uygulamalardır. Bunu görmemiz lazım'' dedi.
     Gelinen bu noktada, devletlerin yaptığı hataların da görülmesi gerektiğini ifade eden Çiçek, terörle mücadelenin doğru dürüst bir iş yapılması için, devletlerin yaptığı hataların bilinmesi gerektiğine işaret etti.
    
     -''AYRINTILI BİLGİ VERİLMİŞTİR''-
    
     Terör örgütü ile teröristle mücadelede hiç bir tereddütlerinin olmadığını vurgulayan Çiçek, buna hudut ötesi operasyonun dahil olduğunu söyledi.
     Ancak bunun tek başına yetmediğini, terörizmle mücadele noktasında da bir kısım tedbirlerin alınması gerektiğini herkesin görmesi gerektiğini belirten Çiçek, sınır ötesi operasyon konusuna değinerek şunları söyledi:
     ''Bize 'Bu tezkere çıkmadığı takdirde akan kandan sorumlusunuz, niye çıkarmıyorsunuz?' denilmişti. 17 Ekim 2007'de biz bunu çıkardık. TSK'ya bizden istediği hükümet direktifini verdik. 'Ne zaman ihtiyaç duyuyorsanız, makul süre evvel hükümete bilgi vermek kaydıyla hareket serbestiyetiniz vardır' dedik. Dolayısıyla dün yapılır, bugün yapılmaz, ya da yarın yapılır, yapılmaz... Bu, hükümetten özel bir onay gerektiren husus değildir. Tezkere çıkar çıkmaz bizden bu direktif istenmiştir. Hududu, kapsamı ne şekilde yapılacağına ilgili birimler karar verir. Bizim istediğimiz tek şey var, o da makul bir süre önce bize haber verilmesidir. Çünkü bu işin dış boyutu var. Hükümet bilgi sahibi olsun ve gerekli desteği dış boyut açısından da versin diye.
     Biz sayın genel başkanları ziyaret ettik. MHP'yi ziyaret etme imkanımız o formatta olmadı ama keşke olabilseydi. Sayın genel başkanları ziyaretimizde, terör ve terörizme yaklaşımımızı ifade ettik. Biz muhalefeti bilgi sahibi yaptık. Bilmesi gerekenlere, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz işler konusunda ayrıntılı bilgi verilmiştir, bundan sonra da verilir.''
     Öte yandan, komisyondaki görüşmeler sırasında, CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin'in, ''Sizin mutlu etmeye çalıştığınız bir tek Abdullah Öcalan'dır. Siz onu mutlu ederek Türkiye'yi sükuna getirmeyi düşünüyorsunuz. Bunu ben demiyorum. Aysel Tuğluk, Karayılan söylüyor. 'Devlet adına görüşme yapılıyor' deniyor'' sözlerine, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.