Adalet Bakanı Tunç, kentte bulunan bir otelde düzenlenen "Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı"na katıldı. Bakan Tunç, 6 Şubat sabahından itibaren Bakanlık olarak önemli çalışmalar yaptıklarını hatırlattı.

Bölgede yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Bakan Tunç, şunları söyledi:

"Bakanlık olarak bizim ilk yapacağımız iş neydi? Delil tespitleri. Delillerin karartılmasını önlemek ve özellikle cezai açıdan da çünkü sorunlarla ilgili de işlem yapmak gerekiyordu. Cezai soruşturmaların hızlı bir şekilde başlaması sağlandı. Sorumlular kimse bu noktada adil yargı, bağımsız yargı gerekli kararları verecektir düşüncesiyle 984 bilirkişi bölgeye görevlendirildi. 538 adli tıp personeline o dönem ihtiyaç oldu ve bölgede çalışmaların aksamadan sürmesini sağlamaya çalıştılar. Tabii Kardeş Adliye projesiyle Türkiye'nin değişik il ve ilçelerini bölgedeki il ve ilçelerle kardeş adliye ilan ederek o adliyelerimiz de bölgeye destek sağladılar."

Depremler sonrasında bölgeye 1212 konteyner sevk edildiğini belirten Tunç, yargı hizmetlerinin aksamaması için fiziki mekanların hemen sağlandığını ifade etti.

Süreç içerisinde tutuklama ve adli kontrol kararları verildiğini anlatan Bakan Tunç, şunları söyledi:

"Dosyalardaki değerlendirmeleri elbette ki bağımsız yargımız, savcılarımız, hakimlerimizin bilirkişi raporları doğrultusunda kusur durumuna göre elbette ki en doğru kararları vereceklerdir. Süreç içerisinde o tutuklamayla ilgili değerlendirmeler de gerçekleştirilecektir.

Adliye hizmet binalarımız, cezaevleri ağır hasar görmüştü. Hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını yaptık. Bölgede 108 hizmet binamız ve 89 yerde adliye konutlarımız vardı. 15 adliye binamızın ağır hasarlı olduğunu tespit ettik. Bunun 2'si müstakil adliye, 13 tanesi de hükümet konakları içerisinde faaliyet gösteriyordu ve bunların oraların ağır hasarlı olması nedeniyle hemen bu hizmetin aksamaması için konteynerlerde ve devletin diğer kurumlarında okullarda geçici şekilde adli hizmetlerin sürmesini sağladık. Orta ve az hasarlı olan 49 binamız vardı hizmet binası. 520 milyon lirayla o binaların onarımını gerçekleştirdik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabine toplantısında bölgede 9 adliye binasının ihale sürecinin yapılacağı sözlerini hatırlatan Bakan Tunç, bu ihalelerin bazılarının eylül, bazılarının ise ekim ayında yapılacağını aktardı.

GAZİANTEP'TE ADLİ TIP BÖLGE BAŞKANLIĞI YAPILACAK

Gaziantep'te de çalışmalara devam ettiklerini belirten Tunç, Gaziantep Adli Tıp Bölge Başkanlığının da yapım sürecinin başlayacağını bildirdi.

Bakan Tunç, şunları kaydetti:

"2023 Ekim ayında ihalesini gerçekleştireceğiz. Gaziantep Adli Tıp Bölge Başkanlığımız, Şehitkamil ilçesi, Beylerbeyi Mahallesi'nde 7 bin 67 metrekare yüz ölçümlü taşınmaz üzerinde inşa edilecek. Nizip'te 2012'de adliye binasını tamamlamıştık. Bu kapsamda mevcut Nizip Adliyesi'nin yanına 22 bin 479 metrekare büyüklüğünde iki tane ek blok yapmayı planladık. 2023'ün sonuna doğru yapım ihalesini inşallah gerçekleştireceğiz. Gaziantep'e personel eğitim merkezi yakışır. Büyükşehir Belediye Başkanımızın da önemli katkılarının olduğu personel eğitim merkezinin de inşallah 2023 sonuna kadar yapım ihalesi sürecini takip ediyoruz. Bu bölgeye hizmet edebilecek özellikle yargı mensupları, hakim, savcılarımızın bu bölgede eğitim, hizmet içi eğitim çalışmalarını gerçekleştirebileceği, Gaziantep Personel Eğitim Merkezinin inşallah ihale sürecini de takip ediyoruz."

Bakan Tunç, gerçekleştirilen toplantının önemli olduğunu ifade etti.

Toplantıda yapılan çalışmalarda çıkacak düşünceler doğrultusunda yeni mevzuat önerilerinin de olacağını belirten Bakan Tunç, şunları söyledi:

"Buradaki uygulamadan kaynaklanan problemleri özellikle yasama sürecine önereceğimiz, milletvekillerimize önereceğimiz acil kanun teklif ihtiyaçları da olacaktır. Buradaki görüşler doğrultusunda özellikle hem yasama açısından, mevzuat açısından, eksikliğimizi giderecek görüşler ortaya çıkacağına inanıyorum. Tabii özellikle bölgedeki idarecilerin, yerel yönetimlerimiz, belediye başkanlarımız karşılaştıkları problemlerle ilgili olarak, nerede tıkanıldığı işte Sayın Valimiz bahsetti. Özellikle yıkım kararları, ağır hasarlı binaların bir an önce kararının verilip yıkılması ya da yıkılmaması. Dolayısıyla vatandaşımız orada şunu bekliyor. Yani kendisinin mutmain olmasını istiyor. 'Benim binam oturulmayacak şekildeyse yıkılsın ama ben az hasarlı olduğu kanaatindeyim' diye dava açabiliyor. O anlamda bu tereddütleri bir an önce giderip, şehirlerimizi yeniden inşa etmek gibi bir mecburiyetimiz var. O nedenle yargısal süreçlerin çok uzamaması lazım. Eğer mevcut usulle gidersek bu yargısal süreçlerin uzama ihtimali söz konusu. Uzama ihtimali durumunda da şehrin, şehirlerin yeniden inşası, vatandaşın mağduriyeti söz konusu olabilecek."