T.C.

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2025/514 E., 2026/134 K.


"İçtihat Metni"

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 571-1348

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1-2, 43/1, 62, 51... . maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve hak yoksunluğuna ilişkin İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.12.2020 tarihli ve 409-447 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 23.12.2021 tarih ve 571-1348 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 23.06.2025 tarih ve 4121-11535 sayı ile; "Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiine yöntemine uygun ihtarlı tebligat yapılmasına karşın, temyiz dilekçesinin temyiz nedenlerini içermediği," gerekçesiyle temyiz isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.07.2025 tarih ve 13211 sayı ile; "...Temyiz dilekçesinde beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelen 'suçun unsurlarının oluşmadığı' şeklindeki bir temyiz sebebinin 'Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı' iddası olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu yönüyle, sanık müdafiinin temyiz dilekçesindeki açıklamanın, sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmadığı şeklindeki iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve temyiz dilekçesinde hukuki sebebe dayanan geçerli bir temyiz nedeninin bulunduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 22.09.2025 tarih ve 7330-13936 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara yönelik sanık müdafii tarafından sunulan dilekçesinin bir temyiz nedeni içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir.

IV. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.07.2024 tarihli ve 49-219 sayılı, 16.10.2024 tarihli ve 194-314 sayılı ve 27.11.2024 tarihli ve 464-380 sayılı ilamları ile diğer müstakar kararlarında belirtildiği üzere;

Temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi gerekmektedir. Bozulma nedenlerinin kapsamını, muhakeme hukukuna ve/veya maddi ceza hukukuna ilişkin normlara aykırılıklar oluşturacaktır. Böylece başvuruda (dilekçe, beyan ya da layihada) gösterilen nedenler/sebepler/gerekçe, bir yandan usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olmakta, diğer yandan da temyiz incelemesinin sınırlarını çizmektedir. Zira Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapacaktır (CMK'nın 301. maddesi).

CMK'nın 301. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde de vurgulandığı üzere; "Yargıtay, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa bu olgular hakkında inceleme yapar." Dolayısıyla temyiz başvurusunda bu husus açıkça ileri sürülmeli, bunu belirten olaylar ve olgular da açıkça anlatılmalıdır. Muhakeme hukukuna aykırılık iddiasına dayanan temyiz taleplerinde Yargıtay muhakeme normunun doğru uygulanıp uygulanmadığını, anlatılması istenen maddi olay üzerinden değerlendirecektir. Kararın hukuka, usule aykırı olduğunu ifade etmek, gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi olarak kabul edilemez. Aksi hâlde soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin tarzı icrasına dair tutanaklarda da bir açıklığın bulunmadığı durumlarda iddianın denetlenme olanağı olmayacaktır. Usule ilişkin normlar maddi gerçeğe ve adalete erişme amacına hizmet eden birer vasıta olmakla, ancak bir bütün hâlinde yargılamanın adil olmadığı sonucunu doğuracak, yani hükmü etkileyecek nitelikteki ihlallerin bozma sebebi olacağı kuşkusuzdur. Kanun'un 289. maddesindeki mutlak hukuka aykırılık hâllerinin, hükmü doğrudan etkilediği kabul edildiğinden gösterilen usule aykırılık hâlleri ile çizilen inceleme sınırlarının da istisnasını oluşturdukları anlaşılmaktadır.

Temyiz istemi, maddi hukuk kurallarına aykırılık sebebine dayanıyorsa, temyiz edenin yine usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olduğundan hukuka aykırılık sebeplerini de başvurusunda göstermesi gerekir. Ancak maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu nihai olarak söyleme yetkisinin, doğrudan mahkemelere ait olması nedeniyle gösterilen bu sebepler, usule ilişkin aykırılıklarda olduğu gibi temyiz incelemesinin sınırlarını çizemez. Yargıtay yalnız gösterilen hukuka aykırılıkları değil tüm maddi hukuka aykırılıkları tespit ederek temyiz edenin sıfatını da dikkate almak suretiyle hükmü bozar. Yargıtayın maddi hukuk normlarının tümünü göz önünde tutup inceleme yapması gerektiği hususu doktrinde de (Serap Keskin Kiziroğlu, Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Temyiz Yasa Yoluna İlişkin Değişikliklere Bakış, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Kasım-Aralık, 2017, s. 182 vd.), savunulmaktadır. Erdem ve Kavlak'a göre,"...kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği yönünde bir irade ortaya konulduğu sürece incelemenin maddi hukuka ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden yapılabileceği, bu bağlamda, Yargıtayın olayda meşru savunma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yapılan bir temyiz istemi karşısında bu istemi yerinde bulmasa bile haksız tahrikin koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle de cezanın indirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozabilir." (Mustafa Ruhan Erdem, Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim, 2018, Sayı: 4, s. 14 34... ), Çetintürk de; "Muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıklardan farklı olarak, maddi hukuka ilişkin denetimin, hükmün tüm yönleriyle incelenmesini gerektirdiği, maddi hukukun yanlış uygulandığına ilişkin genel bir ifade içeren temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, dosyaya yansıyan delillere göre suçun unsurlarının oluşmaması, sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması, suçun vasfının yanlış belirlenmesi, suçun nitelikli hâllerinde yapılan hata sonucu cezanın yanlış belirlenmesi veya teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması sonucu sanığın ceza alması veya almaması ya da hak ettiğinden az veya çok ceza alması durumlarında Yargıtayın bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapabileceği" (..., Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolunda Maddi (Fiili) Sorunun İncelenmesi, Terazi Hukuk Dergisi, Mart 2019, s. 466-489) düşüncesindedir.

Şu hâle göre, istemin; sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği), suçun unsurlarının oluşmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması nedeniyle sanığın hukuka aykırı biçimde cezalandırıldığı veya cezanın yanlış belirlendiği şeklindeki maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıklara dayanması durumunda Yargıtay, maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu söyleme nihai yetkisinin, doğrudan kendisine ait olması nedeniyle sebeple ve gerekçedeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tüm hukuka aykırılıkları saptayarak hükmü bozacaktır.

B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme

Hukukî süreç kısmında anlatıldığı şekilde aşamalardan geçen ve sanık müdafii tarafından sunulan 31.12.2021 tarihli dilekçenin bir temyiz nedeni içermediği gerekçesiyle Özel Dairece temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılan dosyada;

Sanık müdafii tarafından sunulan ve "Yapılacak inceleme ile müvekkil üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılacaktır." ifadelerine yer verilen dilekçesinin, kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği ve bu suretle temyiz incelemesi için yeterli olmadığı, açıklanan sebeple de sanık müdafiinin temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca sebep yokluğundan reddine dair Özel Daire kararının isabetli olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı: "Sanık müdafiinin anılan temyiz dilekçesinde; 'Yapılacak inceleme ile müvekkil üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılacaktır.' ibaresine yer verilerek sanığın eyleminin suç teşkil etmediği öne sürülmek suretiyle maddi hukuka aykırılık iddiasının ortaya konulması karşısında yeterli bir temyiz nedeni bulunmaktadır. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü yerine reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle,

Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine ilişkin kararı yerinde değildir.

Şöyle ki;

Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde aynen '...Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından inceleme ile müvekkil üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılacaktır.' ibaresi yazılmıştır.

Sanık müdafii suçun unsurlarının oluşmadığını söylemek suretiyle aslında müvekkilinin beraatini talep etmektedir. Dokrin ve uygulamada suçun unsurları denildiğinde, maddi ve manevi unsurlar anlaşılmaktadır. Eylemde maddi ya da manevi unsurdan birinin bulunmaması suçun oluşmadığının gerekçesi olup müsnet suçtan sanığın beraatini gerektirecektir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında sanık müdafininin dilekçesinde belirttiği 'müvekkil üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı' yönündeki talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 294 üncü maddesinde belirtilen yasal temyiz nedenini göstermiş olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi yerine, itirazın reddi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum." görüşüyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
Karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 04.03.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.