13 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, konkordato uygulamaları bakımından son yılların en dikkat çekici düzenlemelerinden biri olmuştur. Yapılan değişiklikler ilk bakışta teknik ve usule ilişkin görünse de, gerçekte konkordato kurumunun güvenilirliği, şeffaflığı ve denetlenebilirliği açısından son derece önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Özellikle finansal raporlama standartlarının yeniden belirlenmesi, makul güvence veren denetim raporunun zorunlu hale getirilmesi ve bağımsız denetim kuruluşlarının bildirim yükümlülüklerinin açık şekilde düzenlenmesi, konkordato sisteminin daha kurumsal bir yapıya kavuşması bakımından dikkat çekmektedir.
1. Finansal Raporlama Çerçevesinde Yeni Sistem
Yönetmelikle değiştirilen 4. madde uyarınca artık borçlunun hangi finansal raporlama sistemine tabi olacağı açık biçimde ayrıştırılmıştır.
Buna göre;
- Bağımsız denetime tabi şirketler, Kamu Gözetimi Kurumu düzenlemelerine göre Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulayacaktır.
- Bağımsız denetime tabi olmayan tüzel kişi tacirler bakımından ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) esas alınacaktır.
- Bunların dışında kalan borçlular için ise Vergi Usul Kanunu ve ilgili mevzuat uygulanacaktır.
Bu düzenleme, konkordato başvurularında uzun süredir yaşanan “farklı muhasebe sistemleri nedeniyle ortaya çıkan karşılaştırma ve güven sorunu”nu azaltabilecek önemli bir adımdır. Çünkü konkordato talebinde bulunan şirketlerin mali tablolarının hangi standartlara göre hazırlandığı konusu, hem mahkemeler hem alacaklılar hem de konkordato komiserleri açısından ciddi tereddütler doğurmaktaydı.
Yeni düzenleme ile birlikte artık şirket ölçeğine ve denetim durumuna göre uygulanacak finansal raporlama sistemi netleşmiştir. Bu durum özellikle mali tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda daha sağlıklı değerlendirme yapılmasına katkı sağlayacaktır.
2. “Makul Güvence Veren Denetim Raporu” Dönemi
Yönetmeliğin en dikkat çekici değişikliklerinden biri ise şüphesiz makul güvence veren denetim raporuna ilişkin düzenlemedir.
Değiştirilen 5. maddeye göre artık konkordato talebine “makul güvence veren denetim raporunun iki nüshası” da eklenecektir.
Bu değişiklik son derece önemlidir. Çünkü uygulamada konkordato başvurularının önemli bir kısmında mali verilerin gerçeği ne ölçüde yansıttığı tartışma konusu olmakta, bazı dosyalarda iyileşme projelerinin gerçekçi olmadığı yönünde ciddi eleştiriler yapılmaktaydı.
Makul güvence raporu, bağımsız denetim kuruluşunun mali veriler üzerinde belirli bir güven düzeyi oluşturduğunu ifade eder. Bu rapor, şirketin sunduğu finansal bilgilerin gerçeğe uygunluğu konusunda mahkemeye ve alacaklılara daha güçlü bir güvence sağlamayı amaçlamaktadır.
Bu yönüyle düzenleme;
- Keyfi konkordato başvurularının azaltılması,
- Mali tabloların daha gerçekçi hale gelmesi,
- Alacaklıların korunması,
- Mahkemelerin daha sağlıklı karar verebilmesi,
- Konkordato kurumuna duyulan güvenin artırılması
bakımından olumlu sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da bulunmaktadır. Makul güvence raporunun maliyeti özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler bakımından ciddi bir yük oluşturabilir. Dolayısıyla uygulamada, gerçekten mali sıkıntı yaşayan fakat ek denetim maliyetlerini karşılamakta zorlanan şirketler açısından yeni tartışmaların ortaya çıkması da mümkündür.
3. Bağımsız Denetim Kuruluşlarına Bildirim Yükümlülüğü
Yönetmeliğin 19. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte bağımsız denetim kuruluşlarına önemli bir bildirim sorumluluğu getirilmiştir.
Buna göre;
- Bağımsız denetim kuruluşu, raporun imzalanmasından itibaren en geç otuz gün içinde Kamu Gözetimi Kurumu’na bildirim yapmak zorundadır.
- Ayrıca ilgili rapor, dava açıldıktan sonra mahkeme yazı işleri müdürlüğü tarafından da gecikmeksizin Kuruma bildirilecektir.
Bu düzenleme, konkordato sürecinin merkezi biçimde izlenmesini ve denetlenmesini sağlayacak önemli bir adımdır. Böylece yalnızca mahkeme dosyası içerisinde kalan bir süreç yerine, Kamu Gözetimi Kurumu’nun da aktif biçimde takip ettiği daha kurumsal bir sistem hedeflenmektedir.
Özellikle son yıllarda konkordato süreçlerinde ortaya çıkan bazı kötüye kullanım iddiaları dikkate alındığında, merkezi bildirim sistemi denetim mekanizmasını güçlendirebilir.
4. Yeni Düzenlemenin Olası Sonuçları
Yapılan değişiklikler genel olarak değerlendirildiğinde, konkordato kurumunun daha disiplinli, denetlenebilir ve güvenilir hale getirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de konkordato, ekonomik hayatın devamı bakımından son derece önemli bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Ancak bu kurumun kötüye kullanılması yalnızca alacaklıları değil, ticari hayatın bütününü olumsuz etkilemektedir.
Bu nedenle mali verilerin daha şeffaf hale getirilmesi ve bağımsız denetim mekanizmasının güçlendirilmesi isabetli bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte uygulamanın başarısı büyük ölçüde şu unsurlara bağlı olacaktır:
- Denetim raporlarının gerçekten objektif hazırlanması,
- Bağımsız denetim kuruluşlarının etkin şekilde denetlenmesi,
- Sürecin gereksiz bürokrasiye dönüşmemesi,
- Küçük ve orta ölçekli işletmelerin aşırı mali yük altında bırakılmaması.
Aksi halde iyi niyetli şirketlerin konkordato mekanizmasına erişiminin zorlaşması gibi bir sonuç da ortaya çıkabilir.
Sonuç
13 Mayıs 2026 tarihli yönetmelik değişikliği, konkordato hukukunda yeni bir dönemin başlangıcı niteliğindedir. Özellikle makul güvence raporunun zorunlu hale getirilmesi ve finansal raporlama standartlarının netleştirilmesi, konkordato kurumunun güvenilirliğini artırmayı hedefleyen önemli adımlardır.
Önümüzdeki süreçte uygulamanın nasıl şekilleneceği, mahkemelerin ve bağımsız denetim kuruluşlarının bu düzenlemeleri nasıl yorumlayacağı büyük önem taşıyacaktır. Ancak açık olan bir gerçek vardır ki; artık konkordato süreçlerinde yalnızca mali sıkıntının varlığı değil, bu sıkıntının şeffaf, denetlenebilir ve objektif verilerle ortaya konulması da temel unsur haline gelmiştir.