T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
2025/554 E., 2026/104 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 671-40
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-1.cümle, 103/3-c, 43, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2022 tarihli ve 46-143 sayılı resen de istinafa tabi hükmün, mağdure vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 08.06.2022 tarih ve 363-930 sayı ile; "...hükmün gerekçesinde sanığın alt soyuna karşı 2018 yılından itibaren 3 yıl boyunca farklı zamanlarda cinsel istismarda bulunduğunun kabul edildiği, mağdurun 19.10.2004 doğumlu olup 15 yaşını 19.10.2019 tarihinde ikmal ettiği, TCK 103/4-1 cümlesi uyarınca cinsel istismar eylemlerinin TCK 103/1-a maddesi kapsamında bulunan mağdurlara karşı işlenmesi durumunda 1/2 oranında ceza artırımı gerektiği, ilk derece mahkemesince sanığın mağdura karşı eylemleri nedeniyle TCK 103/4 maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmadığı, tehdit eyleminin son cinsel istismar eyleminden sonra mı olduğu yoksa ilk cinsel istismar eyleminden sonraki aşamada mı olduğu hususunun iddianameyi tanzim eden Cumhuriyet savcısına açıklattırılmadığı, bu hâliyle suç tarihleri tartışılıp açıklığa kavuşturulmadığından hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu, bu hâliyle denetime elverişli hükümler bulunmadığı," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 15.11.2022 tarih ve 516-607 sayı ile sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1. cümle, 103/3-c, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 22... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin resen de istinafa tabi hükmün, mağdure vekili, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 19.01.2023 tarih ve 1411-80 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bu kararın da katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.09.2023 tarih ve 5346-5173 sayı ile; "...Mağdurenin bozmadan önceki mahkeme beyanında ifade ettiği sanığın kendisine yönelik 'Senin meslek hayatın biter.' şeklindeki sözlerini hangi yaşta ve aşamada söylediğinin belirsiz olması ve bozmadan sonra eylemlere rızasının bulunduğunu ifade etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu cebir veya tehditle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden müsnet suçtan belirlenen temel cezanın koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırılması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 23.01.2024 tarih ve 671-40 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de mağdure vekili, katılan vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2024 tarihli ve 20921 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.05.2024 tarih ve 2728-5057 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 08.01.2025 tarih ve 368-9 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesine ilişkin Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebine yönelik ek görüş bildirilmesi ve direnme kararına konu hükme yönelik temyiz denetimi yapılması için dosyanın Özel Dairece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, anılan eksiklik giderildikten sonra Özel Dairece 29.09.2025 tarih ve 2626-7126 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nın 103/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli kararındaki gerekçeyle bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın suç tarihinde öz çocuğu olan mağdureye yönelik zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yargılamanın "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.10.2025 tarihli ve 109-434 sayılı, 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayılı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
Hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilen Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."
Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir.
Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.
Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
B. Hukuki Değerlendirme
Zincirleme biçimde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-c, 43, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2022 tarihli ve 46-143 sayılı resen de istinafa tabi hükmün, mağdure vekili ve sanık müdafii istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 08.06.2022 tarih ve 363-930 sayı ile özetle; tehdit eyleminin cinsel istismar eyleminden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştirildiğinin Cumhuriyet savcısına açıklattırılmaksızın ve bu bağlamda suç tarihleri belirlemeksizin mevcut hâliyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki oluştuğundan bahisle bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma gerekleri yerine getirilerek 15.11.2022 tarih ve 516-607 sayı ile sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1. cümle, 103/3-c, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca mahkûmiyetine dair verilen resen istinafa tabi hükme yönelik mağdure vekili, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmasını müteakip Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 19.01.2023 tarih ve 1411-80 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddedildiği, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilen bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.09.2023 tarih ve 5346-5173 sayı ile bozulduğu, Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince 23.01.2024 tarih ve 671-40 sayı ile bozmaya direnilerek önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün de mağdure vekili, katılan vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesiyle Özel Dairece 27.05.2024 tarih ve 2728-5057 sayı ile yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği, Ceza Genel Kurulunca direnme kararının yerinde görülmemesine ilişkin Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebine yönelik ek görüş bildirilmesi için dosyanın Özel Dairece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verildiği, anılan eksiklik giderildikten sonra Özel Dairece 29.09.2025 tarih ve 2626-7126 sayı ile yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada;
Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılması, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 08.06.2022 tarihli ve 363-930 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasında gösterdiği "tehdit eyleminin cinsel istismar eyleminden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştirildiğinin Cumhuriyet savcısına açıklattırılmadan ve bu bağlamda suç tarihleri açıklattırılmadan mevcut hâliyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki oluştuğu" gerekçelerinin CMK'nın 280. maddesinde tahdidi olarak düzenlenen sebeplerden olmaması karşısında İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar veremeyeceği kabul edilmelidir.
Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince verilen 08.06.2022 tarihli ve 363-930 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli ve 516-607 sayılı hükmün ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve 1411-80 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 13.09.2023 tarih ve 5346-5173 sayılı bozma, 29.09.2025 tarih ve 2626-7126 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
İsabetsiz bulunan Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ve 671-40 sayılı direnme hükmünün bozulmasına,
Dava dosyasının, Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2022 tarihli ve 46-143 sayılı hükümle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince verilen 08.06.2022 tarihli ve 363-930 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli ve 516-607 sayılı hükmün ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve 1411-80 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 13.09.2023 tarih ve 5346-5173 sayılı bozma, 29.09.2025 tarih ve 2626-7126 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına,
2- İsabetsiz bulunan Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ve 671-40 sayılı direnme hükmünün, "Mahkemece verilen 03.03.2022 tarihli ve 46-143 sayılı hükümle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
3- Dava dosyasının, Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2022 tarihli ve 46-143 sayılı hükümle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine,
4- Sanığın tutukluluk hâlinin DEVAMINA,
5- Dava dosyasının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.





