Yargı mensubu olmak, dünyanın hemen her hukuk sisteminde kişisel özgürlüklerin "yargısal tarafsızlık ve vakar" adına gönüllü olarak sınırlandırılması anlamına gelir. Bu sınırlamanın temel gerekçesi evrenseldir: Bir hâkim veya savcının hatası, toplum nezdinde tüm yargı teşkilatına kesilen bir faturaya dönüşür. Çünkü sergilediğimiz her davranış, meslektaşlarımızın onurunun ve yargıya olan güvenin teminatıdır. İşte bu yüzden sosyal medya paylaşımlarımıza ve özel yaşantımıza dikkat etmeliyiz.

Farklı ülkelerden çarpıcı örnekler:

ABD (Özel Yaşantı ve Görünürde Tarafsızlık): ABA rehberlerine göre; bir hâkimin veya savcının sosyal yaşamında dava taraflarıyla veya avukatlarla samimi bir görüntü vermesi (akşam yemeği, özel davet vb.) "arkadaşlık" bağını gösterdiği için yasaktır. Sosyal medyada bir taraf avukatıyla "arkadaş" olmak dahi disiplin suçudur. Gerekçe: "Adaletin şahsi ilişkilerle yürüdüğü zannını uyandırmamak."

ALMANYA (Özel Hayatta Siyasi Ilımlılık): Alman Hâkimler Kanunu uyarınca "Mäßigungspflicht" (Ilımlılık Yükümlülüğü) sadece kürsüde değil, özel hayatta da esastır. Hâkim ve savcılar, sosyal yaşamlarında veya sosyal medyada bir siyasi partinin militanı gibi davranamaz, kutuplaştırıcı bir dil kullanamazlar. Tarafsızlıklarını hayatın her alanında ispatlamak zorundadırlar.

FRANSA (Yaşam Tarzı ve Vakar): Fransız yargı etiği, yargı mensubunun özel yaşantısındaki "vakar dışı" her türlü davranışı (kamuoyuna mal olmuş kavgalar, agresif tutumlar) "hizmet kusuru" sayar. Özel hayatın, yargı makamının onurunu zedelemeyecek düzeyde saygın olması şarttır.

İTALYA (Lüks ve Görsel Saygınlık): İtalya Yüksek Yargı Kurulu, yargı mensuplarının sosyal medyada veya kamusal alanlarda lüks yaşantı sergilemesini, şatafatlı paylaşımlar yapmasını veya ideolojik keskinlik içeren fotoğraf paylaşmasını yasaklamıştır. Yaşam tarzının mesleğin ciddiyetini yansıtması zorunludur.

KANADA (Dış İlişkiler ve Bağlantısızlık): Hâkim ve savcıların özel yaşamlarında meslekle ilgili olmayan dernek, vakıf veya topluluk üyelikleri bile "çıkar çatışması" yaratıp yaratmadığına göre denetlenir. İnternette veya sosyal bir ortamda belirtilen görüşün artık şahsa değil "yargı kürsüsüne" ait olduğu kabul edilir.

İNGİLTERE (Özel Hayatta Mesafe): Yargı mensuplarına sosyal yaşamlarında dahi mesleki kimliklerini ön plana çıkarmamaları ve müstear isim kullanmaları tavsiye edilir. Özel çevredeki tek bir "dikkatsizlik" veya uygunsuz bir fotoğraf, tüm İngiliz yargı sisteminin vakarını zedeleyen bir etik ihlali kabul edilir.

RUSYA (Yaşam Boyu Etik): Rusya Hâkimler Etik Kanunu uyarınca; bir yargı mensubunun mesai saatleri dışındaki yaşantısı da "yargı erkinin otoritesini zedelemeyecek" şekilde olmalıdır. Özel ve sosyal hayattaki etik dışı tutumlar meslekten çıkarma sebebidir.

ÇİN (Özel ve Kamusal Sadakat): Hâkim ve savcıların özel yaşantılarındaki her türlü ilişki ağı "kamusal güven" ilkesi gereği sıkı denetlenir. Devlet politikalarına aykırı özel tutumlar veya resmi olmayan yorumlar ağır yaptırımlara tabidir.

AİHM YAKLAŞIMI: Mahkeme kararlarında (Baka/Macaristan vb.); yargıçların ifade özgürlüğü olsa da, özel ve kamusal alandaki bu özgürlüğün "yargı erkinin otoritesini ve tarafsızlığını koruma" amacıyla sınırlandırılabileceğini savunur.

Diğer mesleklerde şahsi olan hata, bizim mesleğimizde kurumsaldır. Bir meslektaşımızın sosyal medyadaki kontrolsüz bir üslubu veya özel hayatındaki bir dikkatsizliği; binlerce hâkim ve savcının emeğine sürülen kolektif bir lekeye dönüşür. Toplum tek bir ismi değil, tüm teşkilatı mahkûm eder. Bu yüzden vakar, sadece kürsüde değil hayatın her alanında ortak sorumluluğumuz olmalıdır.

Mustafa POLAT

Hakim