Teknoloji çağında olmamız nedeniyle İnternet kullanımı yaygınlaşmış ve devamında sosyal medya kullanan kişi sayısı da artışa geçmiştir. Hatta sosyal medya hesabı olmayan kişilerin sayısı yok denecek kadar aza inmiştir diyebiliriz. Üstelik kişilerin günlük İnternet kullanım süresi neredeyse 7-8 saate kadar çıkmış olup, günün büyük bir kısmı sosyal medyada geçmektedir. Ayrıca sosyal medya kullanım amacında da zamanla değişim meydana gelmiştir. Bu değişimle birlikte “sosyal linç” denilen kavram hayatımıza girmiştir. Sosyal linç ile artık sosyal medya kullanıcılarının yorumları, eleştirileri ve beğenileri birçok ölçütü alt üst etmiştir.

Sosyal linç mahkemesinin yaptırımı kınama, eleştirme, dışlama ve küfretmedir. Böylelikle linç edilen kişi, sosyal medya üzerinden bu şekilde cezalandırılmaktır. Sosyal linç mahkemesinin delil niteliğindeki belgeleri ise suçun failinin suçu işlediği esnada çekilen videosu veya görüntüleri olup, sosyal linçe konu olan olaya ait görüntüler sosyal medya platformunda kullanıcılarla paylaşılmaktadır. Kısacası sosyal medya kullanıcıları, delillerin değerlendirilmesi sonrasında hükme varmakta ve kullanıcılar paylaşımlarıyla faili linç ederek cezalandırmaktadır. Sosyal linç ile toplumsal algı oluşturmak ve kötü durumların önüne geçmek adına olumlu bir durum oluşturulmuşsa da bir bakımdan olumsuz durumlara da gebe olmuştur.

Sosyal medya kullanıcılarının linç mantığında yapmış olduğu paylaşımlarda kullanıcılar suç dahi işleyebilmektedir. Ne yazık ki böyle durumlarda yapılan hatalarda geri dönülmemekte ve çoktan telafisinin mümkün olmayacağı durumlar açığa çıkmaktadır.

Peki sosyal linç mahkemesinde yapılan hatalar nelerdir?

- Kesin Bilgi Olmadan Linç Edilmesi: Son zamanlarda birkaç olayda kesin bilgi olmadığı halde linç edilerek karşılaştığımız ve belki de gün yüzüne çıkmayan daha nicelerinde yaşanmış bir durumdur. Sosyal medyada yankı uyandıran haber ya da paylaşımda aslında kişinin suç işlediğine dair kesinlik kazanmadan linç edilmesi ve kişi üzerinde toplumsal baskı yaratılması mümkün hale gelebiliyor. Hatta günler sonra linç edilen kişinin aslında o suçu işlemediği ve o suçu başkasının işlediği ya da iftiraya maruz kaldığı ortaya çıkabiliyor. Kişinin intikam almak amacıyla iftiraya uğradığı ortaya çıktığında da o kişi dayak yediğiyle ve arama motorlarında isminin bu tarz haberlerde çirkin ifadelerle geçmesiyle kalmaktadır. Çoğu haberin doğruluk payının ne kadar olduğunu bilemeyiz ancak emin olmadan, gözümüzle görmeden linçe uğratılması olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Sadece duyuma dayalı olarak linç kampanyası başlatılması kötü sonuçlara neden olmaktadır.

- Kurunun Yanında Yaş da Yanıyor: Yine son dakika haberi olarak geçen ve toplumu derinden üzen haberlerde suçlu olduğu iddia edilen kişinin linç edilmesi esnasında sosyal medya üzerinden fotoğrafları yayınlanmakta, suçlu olduğu kişinin yaptığı meslek, oturduğu ev, çalıştığı iş yeri ve ailesi gibi birçok bilgisi paylaşılmaktadır. Bu durumda suçlu olduğu iddia edilen kişinin yanında oturan kişiler ya da suçlu olduğu kişiyle aynı ortamda bir kere bulunmuş kişilerin fotoğrafları da yayınlanmaktadır. Öncelikle Türk Ceza Kanunu’ndaki cezanın şahsiliği ilkesi gereği yalnızca suçu işleyen kimse cezalandırılmaktadır. Cezai yaptırım ancak suçu işleyen kimseye uygulanmaktadır. Suçu işleyen kişiyi yetiştiren ailesi, arkadaşı ya da eşi cezalandırılmamaktadır. Ceza mahkemelerindeki bu durum günlük hayatta da geçerli olmalıdır.    Sosyal linçe konu olan olayın heyecanıyla olayın sorumlusu olan kişinin yanında başka kişiler de katılarak cezalandırılmaktadır. Olaydan sorumlu olan kişinin fotoğrafında bulunan ya da yanında oturan kişinin de açık bir şekilde yayınlanmaması gerekmektedir. Faille birlikte olan kişilerin fotoğrafı paylaşılırken olayla ilgisi olmayan kişilerin yüzleri sansürlenmelidir.

- Sosyal Medyada Beğeni Almak Uğruna Görüntü Kaydetme Çabasına Girilmesi: Sokak ortasında ya da herhangi bir yerde olay meydana geldiğinde olayın etrafındaki kişiler olaya müdahale ederek durumu engellemek ya da ilgili yerlere bildirmek yerine cep telefonunu çıkarıp fotoğraf veya video çekmeye başlar hale geldi. Özellikle ülkeyi sarsan olaylardan birisi olan Emine Bulut’un ölümünde en acı örneği yaşandı. Kim ölmek üzere iken biri tarafından görüntüye kaydedilmek ister, kim öldürülürken kurtarılmak istemez? Bütün ülke bir kişinin ölümünü, yaşamının son dakikalarına tanık oldu. Günümüzde daha fazla beğeni alma, en çok izlenme isteği, popüler olma çabaları yüzünden birçok kişinin acı durumu, son dakikaları videoya alınarak kaydedildi. Bir kimsenin ağlayarak intihar etmek istemesi esnasında ilgili yerlere bildirim yapmak amacıyla aramak yerine video çekip paylaşmak adına telefon cepten ya da çantadan çıkarıldı. Olay ya da kavga esnasında müdahale edememeyi, kişinin korkarak olay yerinden uzaklaşması da bir nebze anlaşılır bir durum ancak ne yazık ki bu durumu kayda alarak kayıtsız kalınması insanlık adına daha korkunç bir durumdur. Sosyal linç edilmesi isteği ya da daha fazla beğeni almak adına korkunç durumu yaşamaktayız.

- Linç Etmek Uğruna Cinsel İstismara İlişkin Videoların Paylaşılması: Cinsel istismara uğrayan kişinin uğradığı mağduriyete dair videoların paylaşılarak cinsel istismarın kınanması tezat bir durum oluşturmaktadır. Çocuğun maruz kaldığı durumu kınamak ve suçun failini linç etmek amacıyla çocuğun istismara uğradığı videolar sosyal medya platformunda sürekli paylaşılmaktadır. Bu videoları paylaşan kişilerin amacı sözde çocuğu istismar eden kişiyi eleştirmek, onu kınamak, pedofilinin önüne geçilmek istenmesidir. Peki o videoları pedofili olan kişilerin de izlemesi sağlanarak, o çocuğun bir gün büyüyeceğini ve travmasının sosyal medya platformunda videolarının dolaştığını düşünerek, o çocuğun ve ailesinin bir hayatı olduğunu bilmeden mi istismar eleştirilecektir? Bir resim karesi buğulanarak cinsel istismarda bulunan failin görüntüsü paylaşılıp haber yapılabilir veya kişi eleştirilebilir. Defalarca o ana ait videoların paylaşılması ve paylaşımların altına birçok linç yorumlarının doldurulması cinsel istismarı önlemek adına çözüm değildir.  Sosyal linç edilmesi amacıyla istismara uğrayan çocuğun videosu defalarca yayınlanıyor. O çocuğun ya da çocuğun ailesini düşünmek yerine sosyal linç etmek veya haber etmek uğruna insanlık harcanıyor.

Tüm bu durumlar ve daha nicesi sosyal linç mahkemesinde bu şekilde yargılanmaktadır. Sosyal linçe maruz kalan kişi, toplum nezdinde kötü bir konuma gelmektedir. Ancak bazı konular da göz ardı edilerek hukuka aykırı ve etik olmayan halleri de doğurmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bir Avukat 3 hafta önce

Peki sosyal medya tepkisine göre karar veren savcılıklara, mahkemelere ne demeli?

Avatar
Daha başka bir avukat 2 hafta önce

Evet herkes yargı dağıtır oldu. Bu sadece sosyal medyada değil, sabah yayınlanan magazin programlarının da favori etkinliği. İki üç kişi saatlerce başkalarını bu şekilde eleştirip duruyor. Üstelik hak hukuk bilmeden, yanlış hukuki yönlendirmelerle.

Avatar
bir başka avukat 3 hafta önce

sosyal medya olmasa idi şule çet, münevver karabulut vs nice cinayetler yargının ülkemizdeki acizliği sebepli sosyal, siyasal bağlantılar neticesinde örtbas edilebilecek ya da sanık lehine en hafif şekilde karara bağlanabilecekti, zira insanlar dışarıda şiddet görüyor ağır şekilde yaralanıyor ama şüpheliler ertesi gün elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam ediyor, buna karşın seydioğulları meselesi sosyal medya sayesinde dikkate alındı, unutmayalım ki adaletin bittiği yerde anarşi başlar

Misafir Avatar
bir başka avukat daha 3 hafta önce @bir başka avukat

dikkatli okursanız sosyal medyanın olumlu özelliği olduğu gibi olumsuz özelliği de var diyor makalede...

Beğenmedim! (0)