Giriş ve Özet

Aynı başlığı taşıyan yazının birinci bölümünde belirtildiği için tekrar edilmemiştir.

İlgili Sorun ve Çözüm Önerileri

A) İstinaf Cumhuriyet Başsavcılıklarına Düşen Görevler

İstinafın, kuruluş amacına uygun olarak ve mümkün oldukça daha hızlı ve etkili uygulamanın yerleşmesi ile ilk derece mahkemelerine hukuki yol gösterici ve uygulama birliğine katkı sunulmasının temini yönünden istinaf Cumhuriyet başsavcılıklarına (savcılarına) önemli görevler düşmektedir. C. Savcıları yönünden, özellikle “görüldü” işlemi sırasında, genel hukuki aykırılıkların yanında, dairece verilen karar türünün, yasa maddesinde belirtilen hallere uygun olup olmadığının incelenmesinde yarar vardır. Bu çerçevede örneğin,

- Duruşma açılması gereken bir halde, dosya üzerinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi,

- Duruşma açılması gereken bir halde, Yargıtay Ceza Daire ve Genel Kurul kararlarında da belirtildiği üzere yasa maddesinde sınırlı sayıda gösterilen bozma nedeninin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı halde bozma kararının verilmesi,

- İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına dair kararın, mutlaka duruşma sonrası verilmesi gerekirken dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmesi,

- İstinaf incelemesi sonucunda işin esasına girilerek verilen bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesinde veya bozma olmaksızın istinaf aşamasınada karar niteliğinin değişmesi (istinaf sonucunda beraatin mahkumiyete ya da mahkumiyetin beraate dönüşmesi) hallerinde kararın mahkemeye erişim ve adil yargılanma hakkı bakımından temyize tabi olduğunun gözetilmemesi,

CMK'nın 280. maddesinde belirtilen yasal düzenlemeye aykırı olacaktır.

İlk derece mahkemelerinde görevli Cumhuriyet savcılarının özellikle temyiz imkanlarının bulunmadığı da gözetilerek işleyişe ve genel uygulamaya katkısı olabileceği düşünülen esas ve usul konularında istinaf C. Savcılarının yasa yollarına başvurmaları,

Mesleki uygulamada karşılaşılan kayda değer hususların bir araya getirilmesi, niteliğe göre Adalet Bakanlığı, HSK, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay Başkanlığı, Yargıtay Daireleri ile paylaşılması, tartışılıp değerlendirilmesi,

uygulama birliğine, uygulamanın yerleşmesine veya teamüllerin oluşmasına ya da istinafların daha da kurumsallaşmasına katkı verebilecektir.

B) Barolara ve/veya Avukatlara Düşen Görevler

İstinaf Cumhuriyet başsavcılıklarına düşen görevlere ek olarak, meselenin kendi yönleri açısından yapılan istinaf taleplerinde, karar türlerine uygun terimleri belirtmeleri, bu şekilde dilekçe yazmaları ve bu tabirleri kullanmaları yararlı olacaktır. Bu çerçevede örneğin, uygulamada sıklıkla görülen;

- Sanık tarafı yönünden, iradenin gerçekte istinafın beraatine veya cezasının indirilmesine ya da lehine olan bir yasal durumun uygulanmasına karar verilmesini istemek iken "kararın bozulması"nı istemesi ve bunu talebinde-karşı cevabi yazısında belirtmesi. Hâlbuki buradaki “bozma”, teknik bir hukuki terim olup sadece yasa maddesinde sınırlı sayıda, ismen belirtilen ve kesin hukuka aykırı hal olarak kabul edilen durumlarda verilerek dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesinden ibarettir. Oysa onun murat ettiği talebin hukuki karşılığı çoğunlukla, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine veya duruşma sonucunda ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak lehine bir karar verilmesidir ki bu uygulama dosyanın daha erken sonuca bağlanmasına da katkı verebilir.

- Mahkûmiyetlerde ise katılan tarafın gerek aleyhe istinaflarında gerekse de istinaf başvurularına verilen karşı cevap-talep dilekçelerinde, ilk derece mahkemesi kararının onanmasını istemeleri. Hâlbuki istinaf aşamasında kararın “onanmasına” dair bir karar türü yoktur. Bu durum, Yargıtay'daki uygulamadan kalan bir ezber alışkanlığıdır. Bu taleplerle daha çok murat edilenin hukuki karşılığı çoğunlukla, istinaf başvurusunun reddine veya istinaf başvurusunun esastan reddine ya da duruşma sonucunda ilk derece mahkemesi hükmün kaldırılarak daha aleyhe bir karar verilmesidir.

- Özellikle verilen bozma kararlarının, yasal bozma nedenine dayanıp dayanmadığına dikkat edilerek bu yönden hukuki değerlendirme yapmaları ve/veya yasa yoluna gitmeleri, uygulamayı daha yeknesak ve yasaya uygun hale getirmesine katkı verebilecektir.

- Belli aralıklarla, mesleki uygulamada karşılaşılan kayda değer sorunların bir araya getirilmesi, tartışılması, çözüm önerilerinin ilgili kişi-makamlarla değerlendirilmesi yararlı olabilecektir.

C) Olağan Üstü İtiraz Uygulaması

Bu kanun yolu kapsamındaki başvurular, zamanla gittikçe ciddi olarak artan bir oranla yapıldığı gözlenmektedir.

a-Sorun: CMK’nın 308/A. maddesi uyarınca ceza dairesinin kesin nitelikteki kararına karşı aleyhe olağan üstü itiraz süresi taraflar aleyhine sonuç doğurabilmektedir. Bu itirazı ancak re’sen veya istem üzerine istinaf Cumhuriyet başsavcılığı yapabilir. Taraflara bu itirazı doğrudan daireye yapabilme imkânı tanınmamıştır. Aleyhe itiraz 01.06.2024 tarihi itibariyle 1 aylık sürede, lehe itiraz ise her zaman yapılabilir. Taraflar buna ilişkin, yani itiraza gidilmesine dair istemlerini ancak istinaf Cumhuriyet başsavcılığına yapabilirler. İlk derece mahkemesine veya istinaf ceza dairesine ya da başka yere yapılan bu yöndeki başvurular, istinaf başsavcılığına gönderilir ama başvuru yapılmakla süre durmadığı için bu arada sürenin kaçırılması kuvvetle muhtemel olabiliyor. Başvurunun süre geçmeden ve olabilecek en kısa zamanda itiraz makamına ulaştırılması önem arz eder. Uygulamada aleyhe yapılan itiraz başvurularının önemli kısmı yasal süre geçtiği için ret ediliyor. Yasa maddesine göre Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren süresi içinde kararı veren daireye aleyhe itiraz edebilir. Uygulamada karar, CMK 38A. maddesi uyarınca UYAP sisteminden Cumhuriyet savcısının ekranına düşmekle tebliğ yapılmış ve süre de bu şekilde işlemeye başlamış oluyor. Dolayısıyla katılanın, müştekinin veya vekillerinin yaptıkları aleyhe itiraz istemindeki süre, ilgililere kararın yapılan tebliğinden değil, Cumhuriyet savcısına yapılan Uyap üzerindeki tebliğden başlıyor. Bu nedenle kısmen de konunun hukuki yönünün anlaşılmaması nedeniyle süre geçtiği için, olağan üstü bir hukuki hata olsa bile itiraza gitme imkânı kalmıyor. Ayrıca genel ve doğal olarak istinaf Cumhuriyet savcısı, görüldü veya kanun yolu incelemelerini daha çok olağan kanun yolu çerçevesinde değerlendirebildiği için, tarafların olası aleyhe olağan üstü tespitlerinin önüne geçilmemesi adına onlara da makul bir süre verilmesi yararlı olabilecektir. Zira az da olsa zaman zaman nitelik itibariyle önemli hukuka aykırılıklar gözden kaçabilmektedir. Kanuni süre geçtiği için başvuru yapma imkanı ortadan kalkmış oluyor.

Öneri: Aleyhe itirazda, taraflar (katılan, müşteki, vekilleri) yönünden itiraza gidilmesine dair istem için süre başlangıcının, uygulamadaki olası mağduriyetlerin önlenmesinin temini bakımından kendilerine yapılan tebliğden itibaren başlatılması, süresinde ilk derece mahkemesine, istinaf ceza dairesine veya Cumhuriyet başsavcılığına itiraz istemi yapılması halinde bunun süresinde sayılması ve Cumhuriyet Savcısının geliş tarihinden itibaren bir aylık sürede istemi sonuçlandırması, resen itirazda ise sürenin tebliğden başlanmasının düzenlenmesi değerlendirilebilir.

b-Sorun: CMK’nın 308/A. maddesi uyarınca ceza dairesinin kesin nitelikteki kararına karşı hangi suçlar ya da aykırılıklar veya hangi nedenle bu itirazın yapılabileceğine ilişkin yoruma bağlı uygulamalar olabilmektedir. Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması zorunlu olması öngörülmüştür ancak “esaslı hata”dan ne anlaşılması gerektiği belirtilmemiştir. Buradaki “esaslı hata”dan ne anlaşılması gerektiğinin tartışılması gerekir. Buna karşılık, sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin mefhumu muhalifine göre sanık lehine esaslı olmayan, basit gibi görünse de tüm hukuka aykırılıklar için olağan üstü olmasına rağmen bu itiraz yoluna gidilebileceğini ileri sürmek mümkün olabilir ki bu vaziyet olağan üstü itirazın mahiyeti ile örtüşmez. Yine önemli ve uygulamada oran olarak çok verilen bozma kararlarına karşı bu yola gidilip gidilmeyeceği belirsizliği söz konusudur. Madde içeriğinde bozma kararına karşı bu itiraza gidilmeyeceği anlamı çıkmamakla, hatta engeli olmamakla beraber, genellikle bozma kararına karşı olağan üstü itiraza gidilmemesi gerektiği görüşü ağır basmaktadır.

Öneri: Olağan üstü itirazın mahiyeti de gözetilerek bu kanun yoluna hangi hallerde gidilebileceği veya gidilmeyeceğinin belirtilmesi veya bunların tartışılması.

c- Sorun: CMK’nın 308/A. maddesi uyarınca olağan üstü itiraz yoluna gidilmesi talepli dilekçelerin ilk derece mahkemesine verilmesi veya yapılan itiraz nedeniyle dosyanın Cumhuriyet başsavcılığınca istenmesi üzerine mahkeme kalemince her nasılsa istinaf formu düzenlenerek dosya gönderiliyor. Bu yöntem, önemli ölçüde gecikmelere ve bazen de yasal sürenin dolmasına neden olabilmektedir. Yasal olarak itiraz etme yetkisine sahip bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına dosyanın gönderilmesi gerektiği halde, ilk derece mahkemesince sehven de olsa istinaf formu düzenlenmesi sonucu UYAP sisteminde daire esasına otomatik kayıt alınmaktadır. Bu halde daire kararına yönelik bir itiraz başvurusu var sayılmadığından ve açılan esas numarasının da kapatılması gerektiğinden dairece karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi zorunluluğu doğuyor. Daire, bu kararı verdikten sonra itiraza gidilmesi yönündeki talebin değerlendirilmesi için dosyayı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına gönderiyor. Bu uygulama, gecikmelere neden olduğu gibi eğer aleyhe itiraza gidilmesi yönünde başvuru yapılmış ise kuvvetle muhtemel hak düşürücü sürenin dolmasına neden olabiliyor.

Öneri: İtirazın doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yapılması ve dosyanın fiziki olarak ilk derece mahkemesinden istenmesi icap ettiğinde dosya isteme üst yazısında açıkça “istinaf formu düzenlenmeksizin gönderilmesi” ibaresinin yazılması, ilk derece mahkemesinin dosyayı, istinaf formu düzenlemeden üst yazıyla göndermesi, her nasılsa form düzenlenmiş ise ya mümkün olduğunca aynı günde açılan esasın kapatılarak dosyanın gönderilmesine çalışılması ancak karar yazılması, heyetin onaylaması, Cumhuriyet savcısının görüldüsü gibi işlemler yine de belli bir zamanı alacağı için özellikle aleyhe başvurularda esas kapatılmadan önce dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi, buradaki işlemin sonucundan sonra esasın kapatılması ya da başka çözümlerin tartışılması…

D) İtirazları İncelemeye Yetkili Başkanlar Kurulu

Sorun: Kurulun oluşumu ve etkinliği ile ilgili olarak, CMK'nın 308/A. maddesi uyarınca özellikle İstanbul, Ankara, İzmir’de ceza dairesi başkanları arasından bir yıllık dönüşümlü ve dairelerindeki görevlerine ek olarak itirazları incelemeye yetkili başkanlar kurulu oluşturuluyor. Kurulu oluşturan başkanların asli daire işlerinin yoğunluğu, geçici olarak görevlendirilmeleri, bir yıl sonra başka daire başkanlarının kurula gelecek olmaları gibi nedenler, yapılan itirazların daha etkin ve hızlı olarak karara bağlanmasına etki edebiliyor. Kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendirilen üye, itiraz nedeniyle başkanlar kurulana rapor hazırlıyor ve/veya kurula izahat-açıklama yapıyor. Ayrıca kararına itiraz edilen daire başkanı itirazın karara bağlanmasında oylamaya katılıyor.

Öneri: Büyük veya ihtiyacı karşılayacak derecede itiraz işi olan yerlerde itirazları incelemeye yetkili başkanlar kurulu üyelerinin, yapılan itirazların daha etkin ve hızlı olarak karara bağlanmasının sağlanması amacıyla münhasıran bu işle görevlendirilmeleri, kararına itiraz edilen dairenin, açıklama yapması veya rapor hazırlamasının, bu husus dairenin itiraza konu kararında olduğu için sonlandırılması, hukuki güven ve istikrar yönünden yeni gerekçe oluşturmanın önlenmesi, kararına itiraz edilen daire başkanı veya üyesinin oylamaya katılmaması, alternatif öneri olarak münhasıran itiraz inceleme işlerine bakan bir hakimin veya üyenin hazırladığı raporun başkanlar kurulu üyelerine dağıtılması, kararın da bu hakim veya üyenin yazması, karar ve gerekçesinin daire tarafından yazılmaması ya da silahların eşitliği adına Cumhuriyet savcısı ile tarafların-vekillerinin de dairenin hazırladığı rapora karşı veya başka nedenlerle kurul huzurunda itirazlarını ileri sürebilmelerine-savunmalarına imkan verilmesi tartışılmalıdır.

Yukarıdaki Sorunlar İtibariyle Sonuç Olarak,

Belirtilen uygulamaların, daha hızlı ve etkin yargılama bakımından tüm yönleriyle tartışılması yararlı olabilecektir.

>> HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (1)

-

>> HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (2)

-

>> HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (3)

Alıntı yapılan kaynak:

Uygulamada İstinaf Ceza El Kitabı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 7.Baskı, 2026