ÖZET

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerden kaynaklanan ilamların icrasında, tarafların edimlerini aynı anda ifa etme yükümlülüğü icra hukukunda önemli uygulama sorunlarına yol açmaktadır. Özellikle borçlunun ödemezlik def’ine dayanarak haciz işlemlerine itiraz etmesi, maddi hukuk ile icra hukuku arasındaki sınırın tartışılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, 6098 sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 97. maddesi kapsamında aynı anda ifa ilkesi, ödemezlik def’inin icra takibine etkisi ve haciz işlemleri bakımından sonuçları ele alınmıştır. İncelemede özellikle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.04.2017 tarihli, 2017/9949 Esas – 2017/5090 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2018 tarihli, 2018/8269 Esas – 2018/6163 Karar sayılı ilamı uygulamaya yön veren içtihatlar olarak değerlendirilmiştir.

1. GİRİŞ

İcra hukuku, maddi hukukta tanınan hakların cebrî icra yoluyla hayata geçirilmesini amaçlayan bir hukuk dalıdır. Ancak takip konusu ilamın, taraflara karşılıklı edimler yükleyen bir hukuki ilişkiden doğması hâlinde, icra süreci yalnızca alacağın tahsili ile sınırlı kalmamakta; edimler arasındaki denge ve eş zamanlılık ilkesi gündeme gelmektedir. Uygulamada özellikle satım sözleşmelerinden doğan ilamlı icra takiplerinde, borçlunun ödeme borcu ile alacaklının teslim borcu arasındaki ilişki, ödemezlik def’i bağlamında tartışılmaktadır.

2. AYNI ANDA İFA İLKESİ VE ÖDEMEZLİK DEF’İ

2.1. Aynı Anda İfa İlkesinin Yasal Dayanağı

6098 sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 97. maddesi uyarınca:

“Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını isteyen taraf, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmalıdır.”

Bu düzenleme ile, karşılıklı edimler arasında sıkı bir bağ kurulmuş; taraflardan birinin karşı edimi elde etmeden kendi edimini ifaya zorlanması engellenmiştir.

2.2. Ödemezlik Def’inin Hukuki Niteliği

Ödemezlik def’i, borcu ortadan kaldıran veya sona erdiren bir savunma olmayıp, borcun ifa zamanına ilişkin geçici bir def’idir. Borçlu, borcun varlığını inkâr etmemekte; yalnızca karşı tarafın edimini ifa etmemesi nedeniyle ödeme yapmaktan kaçındığını ileri sürmektedir.

3. ÖDEMEZLİK DEF’İNİN İCRA TAKİBİNE ETKİSİ

2004 sayılı İcra ve İflas Yasası sistematiğinde icra takibinin durması; infaz, feragat, haricen tahsil, takibin iptali veya mahkemece verilen durdurma kararına bağlıdır. Bu nedenle borçlunun ödemezlik def’ine dayanması, tek başına haciz işlemlerini durdurmaz. Bununla birlikte, karşılıklı edimler içeren ilamların infazında, icra müdürlüğünün aynı anda ifa ilkesini göz ardı etmesi de mümkün değildir.

4. YARGITAY İÇTİHATLARI IŞIĞINDA AYNI ANDA İFA

4.1. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.04.2017 Tarihli, 2017/9949 E. – 2017/5090 K. Sayılı Kararı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi söz konusu kararında, takip dayanağı ilamın taraflar yönünden karşılıklı edimler içerdiğini açıkça vurgulamıştır. Kararda;

“Takip konusu ilamın taraflar yönünden karşılıklı edimleri içerdiği, kendi edimini yerine getiren tarafın karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyebileceği”

ilkesi benimsenmiştir. Daire ayrıca, aynı ilama dayanılarak taraflar arasında birden fazla takip başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu belirterek, derdest takip hâlinde sonraki takibin iptal edilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

4.2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2018 Tarihli, 2018/8269 E. – 2018/6163 K. Sayılı Kararı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi anılan kararında, karşılıklı edimler içeren ilamların icrasında aynı anda ifa ilkesini ayrıntılı biçimde ele almıştır. Kararda şu tespitlere yer verilmiştir:

“…takip konusu ilamın taraflar yönünden karşılıklı edimleri içerdiği, kendi edimini yerine getiren tarafın karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyebileceği, icra öncesi alacaklı … A.Ş.’nin ilamda hüküm altına alınan para borcunu icra dairesine depo ederek, bahse konu hisse senetlerinin kendisine teslimini isteme hakkının doğduğu…”

Bu içtihat ile, para borcunun icra dosyasına depo edilmesi, alacaklının edimini ifaya hazır olduğunu gösteren objektif bir ölçüt olarak kabul edilmiştir.

5. UYGULAMADA AYNI ANDA İFA İLKESİ VE ÖRNEK 2 İCRA TAKİPLERİ

Karşılıklı edimler içeren ilamların icrası, uygulamada en sık Örnek 2 icra emrine dayalı ilamlı icra takipleri kapsamında karşımıza çıkmaktadır. Özellikle satım sözleşmeleri, eser sözleşmeleri ve mal iadesi–bedel ödemesi ilişkisini içeren uyuşmazlıklarda, mahkemeler tarafından verilen eda hükümleri çoğu zaman taraflara eş zamanlı borçlar yüklemektedir.

Uygulamada borçlu vekilleri, alacaklının edimini henüz ifa etmediğini ileri sürerek ödemezlik def’ine dayanmakta ve bu savunmayı icra müdürlüğü nezdinde haciz işlemlerine itiraz gerekçesi olarak ileri sürmektedir. Ancak 2004 sayılı İcra ve İflas Yasası çerçevesinde icra müdürlüklerinin haciz işlemlerini kendiliğinden durdurma yetkisi bulunmadığından, bu tür itirazların doğrudan kabul edilmesi mümkün değildir.

Buna karşılık uygulamada yerleşik hâle gelen yöntem, Yargıtay içtihatlarıyla da uyumlu biçimde, borcun icra dosyasına depo edilmesi suretiyle aynı anda ifa ilkesinin hayata geçirilmesidir. Özellikle Örnek 2 icra emri gönderilen dosyalarda, borçlu tarafından para borcunun icra kasasına yatırılması hâlinde, icra müdürlüğü alacaklının edimini yerine getirmesi için teslim veya iade talimatı/muhtırası düzenlemektedir.

Bu noktada icra müdürlükleri, maddi hukuka ilişkin bir değerlendirme yapmaksızın, yalnızca ilamın lafzı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda işlem tesis etmektedir. Zira karşılıklı edimler içeren ilamlarda, edimlerden birinin tek başına cebrî icraya konu edilmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 97. maddesinde düzenlenen aynı anda ifa ilkesine açıkça aykırılık teşkil eder.

Nitekim uygulamada sıkça rastlanan bir diğer durum da, borçlunun malı iade etmeye hazır olduğunu, ancak alacaklının bedeli ödemekten kaçındığını ileri sürmesidir. Bu hâllerde borçlunun malı fiilen teslim etmeden önce bedelin icra dosyasına depo edilmesini talep etmesi, hem hukuken korunabilir hem de icra sürecinin sağlıklı işlemesini sağlayan bir yöntemdir.

Sonuç olarak, özellikle Örnek 2 icra takiplerinde, icra müdürlüklerinin hacizleri durdurmak yerine; borcun dosyaya depo edilmesi, karşı edimin ifası için talimat yazılması ve edimler tamamlandığında paranın alacaklıya ödenmesi yönündeki uygulaması, Yargıtay 8. ve 12. Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarıyla tam bir uyum içerisindedir.

Bu uygulama, bir yandan alacaklının ilamdan doğan hakkına ulaşmasını sağlarken, diğer yandan borçlunun karşı edimi almadan ödeme yapmaya zorlanmasının önüne geçerek icra hukukunda denge, hakkaniyet ve öngörülebilirlik ilkelerini güçlendirmektedir.

6. SONUÇ

İcra takibinde aynı anda ifa ilkesi, maddi hukuktan kaynaklanan ve icra hukukuna yön veren temel bir ilkedir. Ödemezlik def’i, icra takibini kendiliğinden durdurmamakla birlikte, borcun icra dosyasına depo edilmesi suretiyle karşı edimin ifaya zorlanmasına imkân tanır. Yargıtay 8. ve 12. Hukuk Dairelerinin vurguladığı üzere, bu yaklaşım icra hukukunda hakkaniyet, denge ve usul ekonomisi ilkelerinin doğal bir sonucudur.

Ali TAT

Hukukçu-Eğitimci-İcra Müdürü

KAYNAKÇA

- 6098 sayılı Türk Borçlar Yasası.

- 2004 sayılı İcra ve İflas Yasası.

- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 06.04.2017, 2017/9949 E. – 2017/5090 K.

- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 18.06.2018, 2018/8269 E. – 2018/6163 K.