İmar planı değişiklikleri sonucunda taşınmazların değerinde meydana gelen artışların kamuya kazandırılması amacıyla getirilen “değer artış payı” kurumu, son yıllarda uygulamada önemli uyuşmazlıklara konu olmaktadır. Bu uyuşmazlıkların en temel sorunlarından biri ise, söz konusu yükümlülükten doğan davalarda görevli yargı yerinin belirlenmesidir. Özellikle değer artış payının hukuki niteliği bağlamında, uyuşmazlığın vergi mahkemelerinde mi yoksa idare mahkemelerinde mi görüleceği hususu tartışma yaratmıştır.

İdari yargı sisteminde görev ayrımı, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Buna göre: Kanun'un 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derece Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davaları ile tam yargı davalarını ve genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyeceği; aynı Kanun'un 6. maddesinde ise, vergi mahkemelerinin genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümleyeceği belirtilmektedir.

Dolayısıyla bir uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceği, öncelikle uyuşmazlığa konu işlemin hukuki niteliğinin doğru tespiti ile mümkündür.

Değer artış payının hukuki niteliği incelendiğinde; 3194 sayılı İmar Kanunu’na dayanılarak çıkarılan İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre:

1-Değer artış payı, imar planı değişikliği sonucunda taşınmazda meydana gelen değer artışına bağlı olarak alınmaktadır.

2-Söz konusu pay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Kıymet Takdir Komisyonu tarafından belirlenmektedir.

3-Tahsil edilen tutar, doğrudan genel bütçeye gelir kaydedilmemekte; Bakanlık hesabında toplanarak proje özel hesaplarına ve ilgili idarelere dağıtılmaktadır.

Bu özellikleri itibarıyla değer artış payı; Vergi, resim veya harç gibi klasik mali yükümlülüklerden farklıdır, Yerel idareler tarafından tarh ve tahsil edilmemektedir, Kamu maliyesi sistemine doğrudan gelir olarak intikal etmeden önce dağıtıma tabi tutulmaktadır.

Bu nedenle, değer artış payının vergi benzeri bir mali yükümlülük olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Yargı içtihatları incelendiğinde, değer artış payından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin yaklaşımın netleştiği görülmektedir.

Nitekim Danıştay Başkanlar Kurulu’nun 02.06.2025 tarihli ve E:2025/13, K:2025/1 sayılı kararı ile, değer artış payına ilişkin uyuşmazlıklarda idare mahkemelerinin görevli olduğu açıkça ortaya konularak tartışmalar sona erdirilmiş, kimi Bölge İdare Mahkemelerince söz konusu uyuşmazlıklarda vergi mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kararlarından sarfınazar edilmiştir.

İdari yargı düzeni içerisinde idare mahkemelerinin genel görevli yargı mercii olarak kabul edildiği, vergi mahkemelerinin ise sadece kanunda sayılan genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılındığı, söz konusu düzenlemede tahsilatı yapan idareye ait olan yani söz konusu idarelerin kendi yetki alanı içerisinde yasal olarak uygulamak ve ondan yararlanmak hakkına sahip olduğu mali yükümlülüklerden bahsedildiği, böyle bir durumda söz konusu idarelerin ilgili mevzuatları uyarınca tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini yürütme yetkisine sahip olduğu, tahsili yapılan gelirlerin de ilgili genel bütçe veya yerel yönetim bütçesine kaydolunduğu; uyuşmazlığa konu değer artış payının ise, taşınmaz maliklerince Bakanlığa ait bir hesaba yatırıldıktan sonra Kanun'da öngörülen proje özel hesabına ve yerel yönetim kuruluşlarına ait hesaplara dağıtıldığı, dağıtımdan sonra yalnızca kalan bir kısmın genel bütçeye kaydedildiği, bu dağıtımın söz konusu payların kamu maliyesine ilişkin mevzuat uyarınca genel bütçeye henüz kaydedilmeden yapıldığı, kendisine pay aktarılan idarelerin bu payın tespiti, takibi ve tahsilinde her hangi bir yetkisinin bulunmadığı, bu haliyle ilgili idarelere gelir olarak aktarılan payın 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (a) bendi ile öngörülen genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç benzeri bir mali yükümlülük olarak kabul edilemeyeceği, bu nitelikte olmayan yükümlülüklere ilişkin benzer uyuşmazlıkların da idare mahkemelerinde görülmekte olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın genel görevli idare mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda; değer artış payına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idare mahkemesi olduğu anlaşıldığından, davanın görev yönünden reddi gerekirken, görev hususu aşılmak suretiyle davayı süre aşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvuruları hakkında yukarda yazılı gerekçeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.(Danıştay 9.Daire 2025/4084E. 2025/3593K.)

Bu durumda; uyuşmazlığa konu değer artış payının İmar Kanunundan kaynaklandığı, İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Hakkında Yönetmelik gereği Kıymet Takdir Komisyonu tarafından belirlenen değer artış payının vergi mahkemesinin görevine giren vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezaları ile tarifelerine ilişkin olmadığı, söz konusu işlemin dayanağı olan imar mevzuatında da vergi mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmadığı, tapu kaydı üzerindeki şerhin uyuşmazlığa konu değer artış payından dolayı konulduğu anlaşıldığından, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde 2576 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi hükmü gereğince idare mahkemeleri görevli bulunmaktadır.(Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2.İdari Dava Dairesi 2025/872E. 2025/1146K.)

İdari yargı düzeni içerisinde idare mahkemelerinin genel görevli yargı mercii olarak kabul edildiği, vergi mahkemelerinin ise sadece kanunda sayılan genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılındığı, söz konusu düzenlemede tahsilatı yapan idareye ait olan yani söz konusu idarelerin kendi yetki alanı içerisinde yasal olarak uygulamak ve ondan yararlanmak hakkına sahip olduğu mali yükümlülüklerden bahsedildiği, böyle bir durumda söz konusu idarelerin ilgili mevzuatları uyarınca tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini yürütme yetkisine sahip olduğu, tahsili yapılan gelirlerin de ilgili genel bütçe veya yerel yönetim bütçesine kaydolunduğu; uyuşmazlığa konu değer artış payının ise, taşınmaz maliklerince Bakanlığa ait bir hesaba yatırıldıktan sonra Kanun'da öngörülen proje özel hesabına ve yerel yönetim kuruluşlarına ait hesaplara dağıtıldığı, dağıtımdan sonra yalnızca kalan bir kısmın genel bütçeye kaydedildiği, bu dağıtımın söz konusu payların kamu maliyesine ilişkin mevzuat uyarınca genel bütçeye henüz kaydedilmeden yapıldığı, kendisine pay aktarılan idarelerin bu payın tespiti, takibi ve tahsilinde her hangi bir yetkisinin bulunmadığı, bu haliyle ilgili idarelere gelir olarak aktarılan payın 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (a) bendi ile öngörülen genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç benzeri bir mali yükümlülük olarak kabul edilemeyeceği, bu nitelikte olmayan yükümlülüklere ilişkin benzer uyuşmazlıkların da idare mahkemelerinde görülmekte olduğu, bu nedenle değer artış payına ilişkin uyuşmazlığın genel görevli idare mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Vergi Mahkemesince işin esasına girilerek verilen kararda yasal isabet bulunmamıştır.(Antalya Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi 2026/79E. 2026/48K.)

Görevli mahkemenin idare mahkemesi olarak belirlenmesinin ardından, yetkili mahkemenin tespiti de önem taşımaktadır;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca, imar mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Bu nedenle değer artış payına ilişkin davalar da taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde açılmalıdır.

Özetlemek gerekirse; Değer artış payı, imar planı değişikliklerinden kaynaklanan ve kamuya aktarılması öngörülen özel nitelikli bir mali yükümlülüktür. Ancak bu yükümlülük; Vergi, resim veya harç niteliği taşımamakta, klasik kamu alacaklarından farklı bir yapıya sahip bulunmakta, İmar mevzuatına dayalı idari bir işlemden doğmaktadır. Bu çerçevede, değer artış payına ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğu açıktır. Nitekim hem Danıştay hem de bölge idare mahkemelerinin yerleşik içtihatları bu yönde istikrar kazanmıştır.