I. Genel Olarak
Cebri icra hukukunda sıra cetveli, birden fazla alacaklının bulunduğu hâllerde satış bedelinin hangi alacaklıya, hangi sırayla dağıtılacağını belirleyen temel araçtır. Bu bağlamda kanun koyucu, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak bazı alacak türlerine imtiyaz tanımış; özellikle işçi alacaklarını korunmaya değer görmüştür.
Ancak işçi alacaklarının sıra cetvelinde imtiyazlı olarak yer alabilmesi, salt alacağın “işçi alacağı” olarak nitelendirilmesine değil, hukuken ispatlanmış olmasına bağlıdır.
Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, ilamsız takip yoluyla başlatılan ve takip kesinleşmiş olsa dahi mahkeme ilamına dayanmayan alacakların, sıra cetvelinde işçi alacağı olarak imtiyazlı kabul edilip edilemeyeceğidir. Bu çalışma, söz konusu sorunu mevzuat ve icra hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde ele almaktadır.
II. İşçi Alacaklarının Hukuki Dayanağı ve İmtiyaz Rejimi
İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesi uyarınca, işçilerin iş sözleşmesinden doğan ve belirli bir süreyle sınırlı alacakları, birinci sırada imtiyazlı alacaklar arasında sayılmıştır. Bu imtiyaz; ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile kıdem ve ihbar tazminatlarını kapsar.
Ancak burada kritik nokta, alacağın gerçekten işçi alacağı olduğunun hukuken tespit edilmiş olmasıdır. Zira sıra cetveli, maddi hukuktan bağımsız soyut beyanlara değil, hukuki niteliği belirli ve ispat edilmiş alacaklara dayanır.
III. İlamsız Takipte İşçi Alacağı İddiası ve Hukuki Değeri
İlamsız icra takibi, alacaklının alacağını bir ilama dayanmaksızın talep edebilmesine imkân tanıyan, şekli bir takip yoludur. Borçlunun itiraz etmemesi hâlinde takip kesinleşir; ancak bu kesinleşme, alacağın maddi hukuk anlamında kesin olarak varlığını ve niteliğini ispatladığı anlamına gelmez.
Bu nedenle ilamsız takipte alacağın “işçi alacağı” olarak belirtilmiş olması ve takibin kesinleşmiş bulunması tek başına alacağın sıra cetvelinde imtiyazlı alacak olarak kabul edilmesi için yeterli değildir.
Zira kesinleşme, yalnızca borçlunun takibe itiraz etmemesi sonucunu doğurur; alacağın iş hukukuna özgü niteliği bu yolla tespit edilmiş olmaz. Aksi yorum, ilamsız takip yolunun kötüye kullanılmasına ve imtiyaz rejiminin işlevsizleşmesine yol açar.
IV. İşçi Alacağının Mahkeme İlamı ile Sabit Olması Gereği
İşçi alacağının imtiyazlı sayılabilmesi için, alacağın işçi-işveren ilişkisine dayandığının ve miktarının bir mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olması gerekir. Bu ilam:
• İş mahkemesi,
• İş mahkemesi sıfatıyla görevli asliye hukuk mahkemesi,
tarafından verilmiş bir hüküm olabileceği gibi, kesinleşme şartı da aranmaz; ilamlı takip yapılabilir nitelikte olması yeterlidir. Buna göre, alacağı ilama bağlı bir alacaklı illa ilamlı takip yapmak zorunda olmayıp isterse ilamsız takip yapabilir. Önemli olan alacağını ilamla ispat edebilmesidir. Bir başka ifade ile, sıra cetvelinde imtiyaz tanınabilmesi için alacağın hukuki niteliğinin tereddütsüz şekilde ortaya konulması gerekir.
V. İlamsız Takip Dosyasına İlamın Sonradan İbrazı
Uygulamada sıkça rastlanan bir diğer durum, ilamsız takip başlatıldıktan sonra alacaklının eline işçi alacağına ilişkin bir mahkeme ilamı geçmesidir. Bu durumda:
• İlamsız takip dosyasına,
• Sıra cetveli düzenlenmeden önce,
mahkeme ilamı ibraz edilmişse, artık alacağın işçi alacağı olduğu hukuken sabit hâle gelir. Bu hâlde, söz konusu alacak sıra cetvelinde imtiyazlı alacak olarak dikkate alınabilir.
Burada önemli olan husus, ilamın takip türünü geriye dönük olarak “ilamlı takibe” dönüştürmesi değil; alacağın niteliğinin belgeyle ispat edilmiş olmasıdır.
VI. Aksi Hâlde Başvurulabilecek Yol: Sıra Cetveline Karşı Şikâyet
Eğer:
• Alacak ilamsız takibe dayanıyorsa,
• Dosyada alacağın işçi alacağı olduğunu gösteren bir mahkeme ilamı bulunmuyorsa,
• Buna rağmen alacak sıra cetvelinde imtiyazlı olarak yer almışsa,
bu durum hukuka aykırıdır.
Bu hâlde diğer alacaklılar, İİK m. 142 ve devamı hükümleri uyarınca sıra cetveline karşı şikâyet yoluna başvurabilirler. Şikâyetin konusu, alacağın varlığı değil; imtiyazlı sırada yer almasının hukuka aykırı olmasıdır.
Şikâyet sonucunda mahkeme, söz konusu alacağın imtiyazlı sıradan çıkarılarak adi alacaklar arasına alınmasına karar verebilir.
Sonuç
İşçi alacaklarının korunması, sosyal hukuk devletinin vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak bu koruma, hukuki güvenlik ve alacaklılar arasında eşitlik ilkesiyle dengelenmelidir. İlamsız takipte “işçi alacağı” ibaresinin yer alması, tek başına imtiyaz tanınması için yeterli kabul edilirse, imtiyaz rejimi suistimale açık hâle gelir.
Bu nedenle:
• İşçi alacağının imtiyazlı sayılabilmesi için mahkeme ilamı şarttır.
• İlamsız takip dosyasına ilam sonradan ibraz edilmişse imtiyaz mümkündür.
• Aksi durumda sıra cetveline karşı şikâyet yolu her zaman açıktır.