T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1373
KARAR NO : 2026/101
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/05/2023
NUMARASI : 2022/228 Esas - 2023/403 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 23/01/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/01/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/05/2023 gün ve 2022/228 Esas - 2023/403 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkili aleyhine Menderes İcra Müdürlüğünün 2019/919 Esas sayılı dosyası ile 01.10.2018 düzenleme tarihli, 15.04.2019 ödeme tarihli, 500.000 TL bedelli senet yönünden icra takibi başlatıldığını, takibe esas senetten dolayı müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davalı ... tarafından müvekkili .... hakkında açılan takibe konu senet üzerinde imza ve şirket kaşesinin bulunduğunu, takip konusu senedin tanzim bölümünde imza bulunmadığını, kaşe dışında müvekkiline ait imza bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu senetten dolayı davalıya borcu olmadığını, söz konusu senet metninde teminat senedidir şeklinde teminat kaydı yer aldığını, bu nedenle senedin kambiyo vasfının da olmadığını belirterek davanın kabulü ile Menderes İcra Müdürlüğünün 2019/919 Esas sayılı icra dosyasına konu 01.10.2018 düzenleme tarihli, 15.04.2019 ödeme tarihli, 500.000 TL bedelli bonodan dolayı müvekkili ...’ün davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine % 20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, takibe konu senedin keşideci bölümünde davacının isim, soy isim, TC Kimlik numarası ve adresinin bulunduğunu, senet üzerinde davacının iki adet imzasının bulunduğunu, davacının takibe konu senetten dolayı sorumluluğu olmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu senet üzerinde senedin teminat senedi olduğuna ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığını, davacının bu yöndeki iddiasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senet üzerinde yer alan imzanın ...’e ait olduğu, ancak her ikisinin de kaşe üzerinde yer aldığı, bu nedenle ....’ün ayrıca aval veren sıfatı ile borçlandırma iradesinin bulunmadığı, dolayısıyla her iki imzanın şirketi temsilen atıldığı tespit edilmekle bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebi Yargıtay 11. HD’nin 2020/3287 Esas 2020/4582 Karar 27.10.2020 tarihli kararında yer aldığı üzere davacının icra takibinde davacının dava konusu senette çift imza olması sebebiyle davalı hakkında icra takibi yapmasının kötü niyetli olmasını göstermediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkememizce de yapılan değerlendirmede de davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, senedin düzenlendiği tarih itibariyle Ticaret Sicilden şirket yetkilisini temsil bilgilerinin kazandırılmadığı, davaya konu senedin icra dosyası celp edilmeden kurulan hükmün yasaya aykırı olduğu gibi cevap dilekçesinde delil olarak belirtilen Menderes İcra müdürlüğünün 2019/918 E sayılı dosyasının da celp edilmediği dolayısıyla savunma hakkının kısıtlandığı belirtilerek hükmün bu sebeple kaldırılması aksi kanaatte olunur ise senedin ödeyecek/düzenleyen kısmında ...'e ait kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle esasen düzenleyenin ve borçlunun .... olduğunun sabit olduğu bu hususta emsal yargı kararlarından bahsedilmekle birlikte konu senet gibi bu yargılamaya konu olmamakla birlikte belirtilen diğer senetlerin tümünün davacı tarafından düzenlendiği ve ödeme tarihlerinin aynı gün olduğu, davacı lehine birer ay ara ile toplam üç senet düzenlendiği ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığı, senet üzerindeki şirket kaşesine yönelik değerlendirmenin doğru olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, icra takibine konu bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava konusu bononun konu edildiği icra dosyasının tetkikinde; Davalı ... tarafından davacı.... ve dava dışı ... Şti aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip dayanağının 01/10/2018 tanzim, 15/04/2019 vade tarihli ve 500.000,00 TL bedelli bono olduğu, senedin arka yüzünde "teminat senedidir" kaydı olduğu, görülmüştür.
Dava dışı ... Şti birden fazla ortaklık yapısına sahip iken ortak ...'ün hisselerinin 03/08/2012 tarih ve 9849 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan yönetim kurulu ve genel kurul kararı ile diğer ortak/davacı ....' devir edilmekle şirketin tek ortaklı hale geldiği ve tanzim tarihi itibariyle şirketin tek ortaklı olduğu anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli, ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Senet üzerine yazılacak olan "teminattır" ibaresi tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmaz. "teminat senedidir," "devredilemez", "ciro edilemez", ibareleri tek başına geçersiz olup, hiç yazılmamış kabul edilir. Aynı yönde (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamı). Bir senedin teminat senedi olduğunu ileri süren taraf bunu yazılı bir belge ile ispatlamalıdır.
Somut olayda takip konusu senedin ön yüzünde yer alan kaşe üstünde iki imza olmakla birlikte davacı yanca imzanın şirket kaşesi üzerine atıldığı ve bu durumun davacı ....'i borçlu kılmayacağı iddiasına karşılık davalı yanca senet üzerinde atılan iki imzanın şirket temsilcisi ve ayrıca yine kendi adına Aval veren sıfatıyla ....’ü bağladığı iddiasında bulunulmakla birlikte Mahkemece bu hususta yapılan değerlendirme neticesinde her iki imzanın da kaşe üzerinde yer aldığı, bu nedenle ....’ün ayrıca aval veren sıfatı ile borçlandırma iradesinin bulunmadığı, dolayısıyla her iki imzanın şirketi temsilen atıldığı yönündeki tespit zımmında davacı yanın bonodan kaynaklı borçlu olmadığı yönünden açılın davanın kabulüne karar verilmiş ise de takip konusu bononun arka yüzünde az yukarıda da belirtildiği gibi "teminat senedidir" açık ibaresi olmakla birlikte bu hususta ayrıca bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, zira senedin teminat senedi olduğunun anlaşılması halinde kambiyo vasfı yönünden bir değerlendirme yapılacağı gibi illeten mücerretlik olgusunun kalkması durumunda istem konusu edilen menfi tespit talebine yönelik genel hükümler dairesinde ve genel ispat kuralları çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak sonuca gidileceğinden belirtilen yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın karar verilmiş olması eksiklik oluşturacaktır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Açıklanan ilkeler ışığında Mahkemece icra dosyasından da görüldüğü üzere senedin arka yüzünde "teminat senedidir" açık ibaresi yer almakla yukarıda açıklanan ilkeler ışığında konu bononun teminat senedi olarak alınıp alınmadığı yönünden taraflarca bildirilen deliller kapsamında bir değerlendirme yapılarak bu yönde oluşacak sonuca göre talep konusu menfi tespit istemi yönünden karar verilmesi gerekirken iş bu yöndeki iddia karşısında bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu sebepler ile davalı istinaf itirazının yerinde olduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/05/2023 gün, 2022/228 esas ve 2023/403 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/01/2026





