13 Mayıs 2022

KOŞULLU SALIVERİLME VE KOŞULLU SALIVERİLMENİN GERİ ALINMASINDA MESELELER

Ceza mahkemelerinden verilip kesinleşen ilamlar infaz için C.Başsavcılığına gönderilir. İlamlar birden fazla ise toplanır. Her bir ceza için belirli olan koşullu salıverilme oranlarına göre hesaplanacak süre sonunda hükümlünün koşullu salıverilmesine karar verilir.

Koşullu salıverilme; cezasını infaz etmekte olan hükümlünün, suç türüne göre cezasının belli bir süresini ceza infaz kurumunda ve şartları varsa denetimli serbestlik müdürlüğünde çekmesi ve iyi halli olması halinde, koşullu salıverilmeden sonraki denetim süresi içerisinde hapis cezası alması sonucunu doğuran kasıtlı bir suç işlememesi ve yükümlülük yüklenmişse yükümlülüklerine uyması koşuluyla hakederek tahliye tarihinden önce ceza infaz kurumundan ya da denetimli serbestlik müdürlüğünden infaz hakimliği kararıyla serbest bırakılmasıdır.

Koşullu salıverilme, cezanın infazında bireyselleştirmeyi sağlar, hükümlünün ıslah edilip topluma kazandırılmasında bir kurumdur.

5275 sayılı Kanun’un 107/11. maddesine göre koşullu salıverilmeye infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hakimliğince karar verilir.

Kanunlarımızda bazı suçların cezalarına ilişkin koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiştir. (5275 sayılı Kanun’un 107/13 madde son cümlesi, 107/16, 108/3 maddeleri, 3713 Terörle Mücadele Kanunu’nun 17/2-3-4 maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 167. maddesi)

Hükümlülerin koşullu salıverilmesinde, 5275 sayılı Kanun’daki gibi bir denetim süresi 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunda bulunmayıp 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 107/6 maddesi ile getirilmiştir. Bu durum ve 5275 sayılı Kanun’da koşullu salıverilme oranlarının zaman zaman değiştirilmesi hükümlülerin koşullu salıverilmesinden sonra hakederek tahliye tarihine kadar suç işlemeleri halinde aynen infaz hususunda sorunlara yol açmıştır.

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 17/1 maddesi “Şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz“ şeklinde;

5275 sayılı Kanun’un 107/12.maddesi “Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hakiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.“ şeklinde, 107/13. maddesi “Koşullu salıverilme kararının geri alınması halinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hakederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) Yükümlülüklerine aykırı davranması halinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hakederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.“ şeklinde, 107/14. maddesi “Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.“ şeklindedir.

5275 Sayılı Kanun’un 107/6 maddesinin 7242 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki hali “Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.“ şeklinde olup 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle denetim süresi, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadar olarak belirlenmiştir. Ortaya çıkan sorunlar 107/6 maddenin değişiklikten önceki haline ilişkin olmakla güncelliğini, suç tarihi değişiklikten önce olup koşullu salıverilen hükümlülerin hakederek tahliye tarihi dolana kadar devam ettireceği gibi çocuk hükümlüler için hep güncel olacaktır.

Bu sorunlardan ilki, suç tarihi 765 sayılı TCK döneminde olan ve hakkında koşullu salıverilmede 647 sayılı Kanun hükümleri uygulananlar için, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2019/3614 esas 2021/5910 karar 02.04.2021 tarih sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin karma uygulama teşkil edeceği gerekçesi ile uygulanamayacağı, hükümlünün denetim süresinin hakederek tahliye tarihine kadar olduğu ve hakederek tahliye tarihine kadar suç işlemesi halinde koşullu salıverilme kararının yeni suç tarihinden itibaren geri alınacağının belirtilmesi,

İkincisi, suç tarihi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde olan ve 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları, koşullu salıverilme tarihinden sonra  lehine düşürülenler hükümlüler için, Yargıtay 1. CD nin 2020/678 esas 2021/7518 karar 22.04.2021 tarih sayılı kararı ile hükümlünün lehine olarak değiştirilen koşullu salıverilme oranı üzerinden yapılacak hesaplamanın, sadece “ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin tespiti ve bu tespite göre denetim süresinin belirlenmesi” amacını taşıyıp koşullu salıverilen hükümlünün hapis cezasını gerektiren ikinci suçu, bu belirlenen denetim süresi içinde işlemesi halinde koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilmesi gerektiğinin, bu hesaba göre belirlenen denetim süresinin, yeni bulunacak koşullu salıverilme tarihinden itibaren değil önceki koşullu salıverilme tarihinden itibaren başlatılacağının ve koşullu salıverilme tarihinin değiştirilemeyeceğinin söylenmesidir.

Oysa Yargıtay’ın bir çok kararında ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin  2017/1647 esas  2020/2375 karar 19.10.2020  tarih sayılı kararında “5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinde öngörülen denetim süresinin, infaz rejimine ilişkin olup TCK’nın 7/3 maddesine göre derhal uygulanması gerektiği” ifade edilmiştir.

Peki, denetim süresinin infaz rejiminden olmasına ve TCK’nın 7/3 maddesinde  koşullu salıverilme oranlarının geçmişe uygulanabileceğinin belirtilmesine göre 647 sayılı Kanun gereğince koşullu salıverilenler için 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin uygulanamayacağı ve yine suç tarihi 5237 sayılı TCK döneminde olup da 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları, koşullu salıverilmelerinden sonra lehe değişen hükümlüler için yeniden hesaplanacak ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre ve bu süreye binaen bulunacak denetim süresinin, yeni bulunacak koşullu salıverilme tarihinden başlatılamayacağı, önceki koşullu salıverilme tarihi üzerinden başlatılabileceği söylenebilir mi? Yargıtay Ceza Daireleri kararları, içtihadı birleştirme kararı olmadığından bu soruya olumlu olarak cevap verilebilecek ve hükümlü lehine uygulama yapılacaktır, zira farklı yorumlar hukukun gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Birinci konu ile ilgili olarak, TCK’nın 7/2 ve 7/3 maddesini aktarırsak 7/2 maddede “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”,  7/3 maddede “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç, infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” denilmektedir.

Bilindiği gibi 5237 sayılı TCK ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun yürürlüğe girdiğinde suç tarihi 01.06.2005 tarihinden önce olan bir suç için 765 ve 5237 sayılı TCK hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanıp hüküm kurularak lehe olan hangisi ise o TCK hükümleri ve karar kesinleştikten sonra cezanın infazında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri ayrı ayrı cezanın infazında değerlendirilerek hangisi lehe ise o infaz kanunu uygulanacaktır; yani 765 ve 5237 sayılı TCK hükümleri karma olarak uygulanamayacağı gibi, 647 ve 5275 sayılı Kanun hükümleri de karma olarak uygulanamayacaktır. Bir normun maddi ceza hukukuna mı infaz hukukuna mı girdiği, normun infazın amaçları için mi, cezanın amaçları için mi konulduğuna bakılarak tayin edilmeli; bu anlamda infaza ilişkin bir normun maddi ceza hukukuna ait bir kanunda, maddi ceza hukukuna ilişkin bir normun infaz hukukuna giren bir kanunda düzenlenebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir normun infaz hukukuna girmesi kural olarak 7/3 teki istisnalar haricinde derhal uygulanmasını gerektirir. Bunun sebebi de normun cezanın infazının bireyselleştirilmesinde, hükümlünün sosyalleşmesi –topluma kazandırılmasında, cezaevi düzen ve disiplinin sağlanmasında, toplumun korunmasında daha etkin, daha bilimsel, daha insancıl yöntemleri getirmiş olmasıdır. Bu kapsamda hükümlünün eğitim hakkı, internet olanaklarından yararlanma hakkı vs. hakları için yeni kanunda daha açık daha ileri düzenlemeler yapılması gereğince hakkında önceki infaz kanunun uygulandığından bahisle daha geniş haklardan yararlanamayacağı söylenemez.

Denetim süresinin, derhal uygulanması gereken bir infaz rejimi hükmü olduğuna, hükümlüye denetim süresi içerisinde yükümlülük yüklenmesine ilişkin 5275 sayılı Kanun’un 107/7-8-9 maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107/10 maddesi delildir. 107/10 maddede, denetim süresinde denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmayabileceği veya herhangi bir yükümlülük yüklenmeden denetim süresinin geçirilebileceği, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmışsa bunun veya belirlenen yükümlülüklerin kaldırılabileceği belirtilmiş, ancak tüm bu hususlarda hükümlünün kişiliği ve topluma uyumdaki başarısı göz önünde bulundurulmuştur. 5275 sayılı Kanun’daki denetim süresi; salt koşullu salıverilmenin geri alınması hesabı için getirilmemiş, -zira denetim süresinin olması hükümlünün doğrudan ceza infaz kurumuna alınmasını sonuçlamaz- maddeden de anlaşıldığı gibi hükümlünün topluma kazandırılması ve bunun için yapılması gerekenlerin güncel yöntemlerle belirlenmesini hedeflemiştir. Ayrıca mükerrir hükümlü hakkında, cezanın infazının tamamlanmasından sonra 5275 sayılı Kanun’un 108/4-5-6 maddeleri gereğince uygulanan denetim süresi dahi denetim süresinin infaz rejiminden olduğuna kanıttır, zira yine burada da denetim süresinde hükümlüye yükümlülük yüklenerek hükümlünün ıslahı ve topluma kazandırılması amaçlanmaktadır.

Bir başka örnek de cezasının infazı 647 sayılı Kanun’a göre yapılan hükümlü, 5275 sayılı Kanun’da yer alması nedeniyle koşullu salıverilme tarihinden önce yararlanılabilen ve cezaevinden çıkma imkânı tanıyan 105/A maddedeki denetimli serbestlik tedbirinden yaralanamayacak mıdır, yararlanırsa bu karma uygulama mı sayılacaktır? Bu soruya hükümlü 105/A maddedeki denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilecektir şeklinde cevap verilecektir. Zira bu müessese hükümlünün toplum içinde takip ve denetiminin sağlanarak toplum içinde iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması, mağdurun ve toplumun korunması amacını taşımakta olup infaz hukukuna dahil olmakla derhal uygulamayı gerektirmekte ve denetimli serbestlik tedbiri ihlal edilip hükümlünün ceza infaz kurumuna alınma durumu gerçekleşse bile bu bir karma uygulama sayılmamaktadır.

Toplamalı cezalarda koşullu salıverilme bir bütündür, zira hükümlünün koşullu salıverilmesi için ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan iyi hale dair bir rapor gereklidir. Bu nedenle toplama içerisinde 647 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranı uygulanan cezalar ile birlikte 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları uygulanan cezaların birlikte bulunması ve koşullu salıverilmeden sonra hakederek tahliye tarihinden önce ve denetim süresinden sonra suç işlenmesi halinde 647 sayılı Kanun’a tabi cezalar için 647 sayılı Kanun’da denetim süresi yoktur ve karma uygulama yapılamaz denilerek sadece 647 sayılı Kanun’a tabi cezalar için koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilemez, koşullu salıverilme ve koşullu salıverilmenin geri alınması bir bütün olduğundan hükümlünün bazı cezalar için iyi halini ve iyileştirilmesini koruduğu, diğer cezalar için ise korumadığı söylenemez.  Denetim süresi infaz rejiminden olduğuna göre toplamalı ceza için de uygulanacak ve bunun karma uygulama ile bir ilgisi olmayacaktır.

Hükümlü hakkında 647 sayılı Kanun’a tabi tek bir cezanın olması ve hakederek tahliye tarihinden önce hükümlünün suç işlemesi halinde 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin karma uygulama gerekçesi ile uygulanamayacağı Yargıtay kararları ile açıklanmış ise de, esas sorun hükümlü hakkında 647 ve 5275 sayılı Kanun’ tabi olan bir çok cezanın olmasında ortaya çıkacaktır. Uygulamada 90-100 tane cezası olan hükümlü vardır. Bir örnekle açıklamak gerekirse, hükümlü hakkında 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıl, 5275 sayılı Kanun’a tabi 1 yıl ve 3 yıl cezalar olsun. Hükümlünün 2 yıl için 647 sayılı Kanun’a göre cezaevinde koşullu salıverilmesi için yatması gereken süre 293 gün, 4 yıl için 5275 sayılı Kanun’a göre ½ oran üzerinden koşullu salıverilme için yatması gereken süre 2 yıl olacaktır. İnfaz başlama tarihi 01.01.2014 olduğunda koşullu salıverilme tarihi 20.10.2016, hakederek tahliye tarihi 01.01.2020 olacaktır. Burada ilk sorun 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıllık cezanın, denetim süresi hesabında dikkate alınıp alınmayacağında ortaya çıkacaktır, zira Yargıtay 5275 sayılı Kanun’daki denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a tabi cezalar için uygulanmayacağını belirtmektedir. Bu cezayı denetim süresi hesabında dikkate almazsak 4 yıllık ceza için denetim süresi 2 yıl ve denetim süresi sonu 20.10.2018 olacaktır. Hükümlünün 20.09.2018 tarihinde yeni suç işleyip 3 ay ceza alması halinde 5275 sayılı Kanun’a tabi 4 yıllık cezaya ilişkin olarak 3 ayın 2 katı olan 6 ay sürenin aynen infazına karar verilecek; ancak 647 sayılı Kanun’a tabi olan 2 yıllık ceza için denetim süresi olmadığından ve karma uygulama olmaması için 5275 sayılı Kanun’un 107/13-a maddesindeki “yeni suçtan alınan hapis cezasının iki katı süre” hükmü uygulanamayacağından bu cezanın kalan kısmının aynen infazına karar vermek gerekecektir.  Peki yeni suç tarihi olan 20.09.2018 tarihine kadar 2 yılık ceza süresinden ne kadarı infaz edilmiş ve infaz edilmeyen süre ne kadardır? Toplamadaki cezalar sırasıyla ayrı ayrı infaz edilmeyip aynı anda toplamalı olarak infaz edildiklerinden ceza miktarlarına göre aralarında bulunacak orana göre infaz edilen süre her ceza için ayrı ayrı hesaplanacaktır. Buna göre 2, 1 ve 3 yıllık cezaların aralarındaki orana göre infaz edilen süreden 1/6 sı 1 yılık cezanın, 2/6 sı 2 yıllık cezanın ve 3/6 sı 3 yıllık cezanın olduğunda 20.09.2018 suç tarihine kadar 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıllık cezanın küsuratlar lehe değerlendirildiğinde 575 günü (01.01.2014 ile 20.09.2018 tarihi arasında infaz edilen süre 1723 gün, 1723 günün 2/6 sı yani 1/3 ü 575 gün etmektedir.) infaz edilmiş olacak ve geri kalanının aynen infazına karar verilecektir. Bu kez hükümlünün yeni suçu denetim süresinden sonra 20.11.2018 tarihinde işlediğini kabul edersek denetim süresine tabi olmayan 2 yıllık cezanın ne kadarının infaz edilmiş olduğu hususunda hesaplama yöntemi değişmeyecektir.

647 sayılı Kanun’a tabi olan cezayı 5275 sayılı Kanun’a tabi olan cezalarla birlikte toplam denetim süresi hesabına kattığımızda, 647 sayılı Kanun’a tabi ceza için hakederek tahliye tarihine kadar, diğerleri için denetim süresi sonuna kadar suç işlenmemesi gerektiğine ilişkin örnekte konu daha iyi anlaşılacaktır. Hükümlünün 647 sayılı Kanun’a tabi 10 ay, 5275 sayılı Kanun’a tabi 8 ay cezası olsun. Hükümlünün 10 ay için 647 sayılı Kanun’a göre cezaevinde koşullu salıverilmesi için yatması gereken süre 4 ay, 8 ay için 5275 sayılı Kanun’a göre ½ oran üzerinden koşullu salıverilme için yatması gereken süre 4 ay ve toplam yatması gereken süre 8 ay, bunun yarısı olan 4 ay da denetim süresi olacaktır. İnfaz başlama tarihi 01.01.2014 olduğunda koşullu salıverilme tarihi 29.08.2014, hakederek tahliye tarihi 25.06.2015, denetim süresi sonu 26/12/2014 olacaktır. Hükümlünün denetim süresinden sonra 28.12.2014 tarihinde yeni suç işleyip 4 ay ceza alması halinde suç tarihi denetim süresinden sonra olduğundan 5275 sayılı Kanun’a tabi cezanın değil 647 sayılı Kanun’a tabi cezanın kalan kısmının aynen infazına karar verilmesi gerekecektir. Bunun için de infaz başlama tarihi olan 01/01/2014 tarihinden yeni suç tarihi olan 28/12/2014 tarihine kadar geçen 361 günlük infaz süresinin ne kadarının 647 sayılı Kanun’a tabi 10 aylık cezaya ait olduğunun bulunması gerekir. İki cezanın aralarındaki orana göre 10 aylık cezanın 5/9 u, 8 aylık cezanın 4/9 u infaz edilmiş olduğuna göre 10 aylık cezanın 201 günü, 8 aylık cezanın 160 günü infaz edilmiş olacak ve 10 aylık cezadan infaz edilmeyen 99 günlük kısmının aynen infazına karar verilmesi gerekecektir. 99 günlük süre de hakederek tahliye tarihi sonuna ulaşmayacaktır, zira 5275 sayılı Kanun’a tabi cezalar için yeni suç denetim süresinden sonra olduğunda bu cezaların, koşullu salıverilmenin geri alınmasındaki süreye dahil edilmemesi gerekir. Ancak böyle bir durumda yani 647 ve 5275 sayılı Kanun’a tabi cezaların toplamalı olması halinde Yargıtay hakederek tahliye tarihi sonuna kadar aynen infaza karar verilmesi gerektiğini belirterek 5275 sayılı Kanun’a ve daha az denetim süresine tabi cezalara da hakederek tahliye tarihi sonuna kadar denetim süresi uygulamış olmaktadır. Aslında bu, 5275 sayılı Kanun’a tabi cezaya 647 sayılı Kanun’daki hakederek tahliye tarihine kadar olan denetim süresinin uygulanarak karma uygulama yapılmasıdır.

647 sayılı Kanun’a tabi cezalara, 5275 sayılı Kanun’daki denetim süresinin uygulanması kabul edilmediğinde;  bu hesaplamalar, yeni suçun ceza miktarına, denetim süresinden önce veya sonra işlenmesine, toplama kararında birden fazla 647 sayılı ve 5275 sayılı Kanun’a tabi cezaların olması durumuna göre çok daha karmaşık olacaktır.

Karma uygulama ile ilgili olarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2021/7438 esas 2021/1681 karar 08/07/2021 tarihli kararına da değinmek gerekir. Kararda, 647 sayılı Kanun’a tabi 12 yıl 6 ay hapis cezasından 16/03/2008 tarihinde koşullu salıverilmesinden sonra hükümlünün yeni suç işleyip 5 ay hapis cezası alması nedeniyle Mahkemece, koşullu salıverilmenin 647 sayılı Kanun’a göre olmasına binaen koşullu salıverilmenin geri alınmasının da buna göre olması gerektiği, 5275 sayılı Kanun’un uygulanarak karma uygulama yapılamayacağı gerekçesi ile ikinci suç tarihi olan 31/08/2009 tarihi ile hakederek tahliye tarihi olan 14/09/2015 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesince ise koşullu salıverilmenin geri alınmasında 765 sayılı TCK’nın 17. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107/12-13 maddesinin aynı mahiyette olduğu, 765 sayılı TCK’nın yürürlükten kaldırılması nedeniyle 765 sayılı TCK’da koşullu salıverilmenin geri alınmasına dair artık bir değişiklik yapılamayıp değişikliğin 5275 sayılı Kanun’un 107/12-13 maddesi kapsamında yapılabileceği belirtilip koşullu salıverilmenin geri alınmasında 5275 sayılı Kanun’un 107/13-a maddesi gereğince hükümlü hakkında 5 ay hapis cezasının 2 katı olan 10 ay sürenin geri alınabileceğine karar verilmiştir. Yargıtay kararındaki aynı gerekçenin 107/6 maddedeki denetim süresi için de geçerli olması gerekirdi. Aslında 647 sayılı Kanun’a tabi cezaların koşullu salıverilmesinin geri alınması müessesesi ile 5237 sayılı Kanun’a tabi cezaların koşullu salıverilmesinin geri alınması müessesesi tamamen aynı değildir. 5275 sayılı Kanun’daki cezalarda denetim süresi daha kısa ve denetim süresinde infaz rejimine ilişkin yükümlülükler hükümlüye yüklenebilmektedir. Ayrıca karma uygulama olmaması için lehe-aleyhe karşılaştırılması zaten kanunların mevcut haline göre yapılmalıdır, yani 647 sayılı Kanun ve 765 sayılı TCK’nın 17. maddesinin mevcut hali ile 5275 sayılı Kanun’un koşullu salıverilmeye ilişkin oranlarının ve 107/6-12-13 maddesinin mevcut hali karşılaştırılmalıdır. Oysa Yargıtay kararında, 647 sayılı Kanun gereğince koşullu salıverilen hükümlüye, koşullu salıverilmenin geri alınmasında 5275 sayılı Kanun uygulanarak karma uygulama yapılmıştır.

Denetim süresi konusunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/1-206 esas 2021/272 karar 10/06/2021 tarih sayılı kararında, karardaki cezalar 5275 sayılı Kanun’a tabi olsa da, 647 sayılı Kanun’u da kapsayan genel bir çözümleme yapılmış ve denetim süresinin koşullu salıverilme kurumundan bağımsız olarak düşünülemeyeceği, denetim süresi ile ilgili de lehe kanun değerlendirilmesi yapılması gerektiği belirtilmiş; denetim süresi açısından 5275 sayılı Kanun’un 647 sayılı Kanun’a göre daha lehe olduğu açıklanmıştır. Yani kararda denetim süresinin,  geleceğe dönük derhal uygulanması gereken bir infaz rejimi hükmü değil, TCK 7/3 madde gereğince geçmişe de uygulanabilen bir infaz rejimi hükmü olduğu kabul edilmiştir. Bu kabulü 2 şekilde değerlendirmek gereklidir. Birincisi, hükümlünün tek bir cezasının olması ve bu cezanın da 647 sayılı Kanun’a tabi olması: Bu durumda karma uygulama olmaması için 5275 sayılı Kanun’a tabi koşullu salıverilme oranı ve denetim süresi birlikte olarak bu cezaya uygulanıp daha lehe bir denetim süresi sonu ortaya çıktığında 5275 sayılı Kanun lehe denecektir. Ancak hükümlünün ceza infaz kurumunda koşullu salıverilme için yatması gereken süre 647 sayılı Kanun’da daha az olduğuna göre 5275 sayılı Kanun’a göre yatması gereken aradaki süre karma uygulama olmaması için sonradan infaz mı edilecektir? İkincisi, hükümlünün bir cezasının (ya da birden fazla) 647 sayılı Kanun’a, bir cezasının da (ya da birden fazla) 5275 sayılı Kanun’a tabi olması: Bu durumda karma uygulama olmaması için her iki infaz kanunu toplamadaki cezalara ayrı ayrı uygulanıp sonuç karşılaştırılacaktır. Önce 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranı, her iki cezaya denetim süresi ile birlikte uygulanacaktır, ancak burada denetim süresi sonu daha lehe olduğunda yukarıda belirtilen sorun ortaya çıkacak, yani hükümlü 647 sayılı Kanun’a tabi ceza için koşullu salıverilmede daha az süre yattığından aradaki fazla çıkan süre yeniden infaz mı edilecektir? Daha sonra toplama kararındaki her iki cezaya 647 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması değerlendirildiğinde, 5237 sayılı TCK döneminde olan suçun cezasına 647 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranlarının uygulanamayacağı ortaya çıkacaktır. Zira lehe kanun değerlendirilmesinde şimdiki kanun geçmişe uygulanabildiği halde, geçmişteki kanun şu andaki duruma uygulanamaz.

647 sayılı Kanun’a tabi cezalara da 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin uygulanması kabil edildiğinde 647 ve 5275 sayılı Kanun’a tabi cezaların toplamalı olarak bulunması ve denetim süresinin yeni suç işlenerek değil de yükümlülüklere uyulmaması ile ihlal edilmesi haline ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un 107/13-b maddesinde takdir edilecek bir sürenin aynen infazına karar verilecek olmasına, 647 sayılı Kanun’da 5275 sayılı Kanun’daki gibi yükümlülükler bulunmamasına göre hakim süreyi takdir ederken 647 sayılı Kanun’a tabi cezaları göz önünde bulundurmayabilecektir; bu, adalet gereği bir uygulama için yapılacaktır ve 647 sayılı Kanun’a tabi cezalara 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin uygulanmasının kabulünde başkaca bir sorun ortaya çıkmayacaktır.

5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a tabi cezalara uygulanması kabul edildiğinde, 01.06.2005 tarihinden önce koşullu salıverilen hükümlünün hakederek tahliye tarihi 01.06.2005 tarihinden sonra ise 5275 sayılı Kanun 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğinden, ceza infaz kurumunda geçirilen süreye göre hesaplanacak denetim süresinin başlangıcı 01.06.2005 tarihi olacaktır.

Bu tespitlere göre hakkında koşullu salıverilme için 647 sayılı Kanun uygulanan hükümlü hakkında, 5275 sayılı Kanun’daki ½ lik denetim süresi uygulanmalıdır. Aksi takdirde TCK’nın 7/3 maddesindeki “infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır” hükmünün zımnen ilgası söz konusu olacaktır.

İkinci konu ile ilgili olarak cezası 6 yıl ve 5275 sayılı Kanun’a göre koşullu salıverilme oranı 2/3, cezasının infazı için cezaevine giriş tarihi 14.05.2012 olan hükümlünün, koşullu salıverilme tarihi 14.05.2016,  hakederek tahliye tarihi 14.05.2018, denetim süresi 2 yıl ve denetim süresi sonu 14.05.2018 olacaktır. Yapılan değişiklikle hükümlünün koşullu salıverilme oranı ½ ye indirildiğinde ve yeniden 12.12.2016 tarihinde suç işlendiğinde denetim süresi içerisinde suç işledi denilerek lehine olan koşullu salıverilme oranı ve tarihi hükümlünün cezasına hiç uygulanmadan koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilebilecek midir? Zira değişiklik gereğince ½ orana göre yapılan hesaplamada hükümlünün koşullu salıverilme tarihi 14.05.2015, hakederek tahliye tarihi değişmeyecek, denetim süresi 1 yıl 6 ay, denetim süresi sonu 10.11.2016 olacak ve bu durumda yeni suç denetim süresinden sonra işlenmiş olduğundan hükümlü hakkındaki koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilemeyecektir.

Yargıtay, koşullu salıverilme tarihinin geri çekilemeyeceğini ve lehe olan koşullu salıverilme oranının, sadece yeni denetim süresinin tespitine yaradığını, bulunacak denetim süresinin önceki koşullu salıverilme tarihi üzerine ekleneceğini, yeni bulunan koşullu salıverilme tarihinden itibaren denetim süresinin başlatılamayacağını belirtmektedir. Buradaki hassasiyetin, koşullu salıverilme tarihinin geri çekilmesi halinde aradaki süre için hükümlünün devletten alacak hakkı olduğu düşüncesi ile talepte bulunabileceği düşüncesi olabilir; ancak zaten Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2014/4962 esas 2014/12249 karar 04.12.2014 tarih ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2015/1292 esas 2015/1808 karar 25.03.2015 tarih sayılı kararları ile “Yasal değişiklikle suçun ortadan kaldırılması veya cezadan indirime gidilmesi geçmişte gerçekleştirilen ceza infazını haksız tutuklama durumuna getirmeyecektir.” denilerek bu tür durumlarda hükümlülerin aradaki süre için mahsup talebinde ya da başkaca bir talepte bulunulamayacakları belirtilmiştir ve bu kararlar koşullu salıverilme oranlarının düşürülmesi halinde geçmişteki infaz için de geçerlidir. Ayrıca hükümlü, mevzuatta eyleminin suç olduğunu, suç karşılığı alacağı ceza için koşullu salıverilme oranını bilerek suç işlediğine göre suçunun cezası nedeniyle koşullu salıverilme için gereken süreyi infaz ettikten sonra kanun değişikliği ile koşullu salıverilme oranının düşürülmesi nedeniyle infaz ettiği aradaki sürenin başka bir cezasından mahsubunun yapılmamasının kendisine haksızlık teşkil ettiğini söyleyemeyecektir. Dolayısıyla hükümlünün aradaki süre için herhangi bir talep hakkı zaten olmayan hususta, koşullu salıverilme tarihinin, yeni lehe olan ½ lik oranına göre hesaplanması, hükümlünün koşullu salıverilme kararındaki koşullu salıverilme tarihini değiştirmeyecek, sadece denetim süresinin hesaplanmasında lehe olarak bulunan koşullu salıverilme tarihinin baz alınmasını sonuçlayacaktır.

Bu meseledeki önemli husus ise TCK’nın 7/3 maddesindeki koşullu salıverilme (oranlarının) hükümlerinin derhal uygulanamayacağı hükmüdür. Yani hükümlü hakkındaki koşullu salıverilme oranları, infaz hukukuna girmesine rağmen maddi ceza hukuku hükümleri gibi geçmişe uygulanabilecektir. Ancak buradaki geçmiş, cezası bihakkın infaz edilmeyen hükümlüler içindir; yoksa cezası infaz edilen hükümlü için böyle bir değerlendirme imkanı yoktur. Hakederek tahliye tarihi dolmayan hükümlü hakkında güncel bir infaz vardır ve TCK’ nın 7/3 maddesindeki koşullu salıverilme oranına ilişkin hükmün amaçlarından biri tam da budur, zira bu hüküm koşullu salıverilme tarihi henüz gelmeyen hükümlüler için zaten uygulanacaktır. Hükümlünün TCK’nın 7/3 maddesindeki lehe olan koşullu salıverilme oranından geçmişe dönük olarak yararlanamayacağını kabul etmek ise TCK’nın 7/3 maddesinin zımni olarak ilga edilmesi demektir. Dolayısıyla hükümlü hakkında ½ orana göre yeni koşullu salıverilme tarihi ve bu tarih üzerine de yeni denetim süresi sonu hesaplanıp hükümlünün yeni suçu bu tarihten sonra işlemesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınmamalıdır. Yukarıda belirtildiği üzere bu hesaplama; koşullu salıverilme tarihini resmiyette değiştirmeyecek, hükümlüye aradaki süre için herhangi bir hak vermeyecek, sadece yeni koşullu salıverilme tarihinden başlatılmak üzere hükümlünün yeni denetim süresi sonunun tespitini sağlayacak ve yine hükümlünün yeni suçu koşullu salıverilme kararındaki koşullu salıverilme tarihinden sonra işlemesi gerekecektir.

Koşullu salıverilme tarihinden itibaren başlayan denetim süresinin bitmesi halinde ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Aslında infaz rejiminden olması nedeniyle derhal uygulanması gereken denetim süresinin bitmeden kanun değişikliği ile uzatılması halinde, uzayan denetim süresinin dikkate alınması gerekse de, hakkaniyet gereği, uzatılan denetim süresi hükümlü hakkında uygulanmamalı, suç tarihinde yürürlükte olan denetim süresi uygulanmalı, bu sürenin düşürülmesi halinde ise yeni denetim süresi uygulanmalıdır. Toplamalı cezalarda her bir cezaya ilişkin denetim süresi ayrı ayrı dikkate alınmalı ve sonuçta tek bir denetim süresine ulaşılmalıdır.

Koşullu salıverilmenin geri alınmasında şu meselelere de değinilmelidir:

Koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verebilmek için yeni suçun, koşullu salıverilme karar tarihinden sonra işlenmesi gerekir.

Denetim süresi hesabında 5275 Sayılı Kanun’un 107/6 maddesinin 7242 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki “Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır,” ifadesinden ne anlaşılmalıdır. 5275 sayılı Kanunun 107/6 maddesinde kanun koyucunun amacının; denetim süresi hesabının, koşullu salıverilme oranlarına göre yapılması olduğu, 107. maddede sadece 1/2 değil koşullu salıverilme oranı 2/3 olan cezaların da belirlendiği, ayrıca 108. maddede tekerrüre bağlı olarak koşullu salıverilme oranlarının 2/3 olduğu, yine 108/9 maddede daha yüksek koşullu salıverilme oranlarının tespit edildiği, bu nedenle 107/6 maddede yukarıdaki fıkralara göre denilse de bunun 108. maddedeki koşullu salıverilme oranlarını da kapsadığı kabul edilecektir.

5275 sayılı Kanun’un 107/5 maddesinde, “Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.” denilmektedir. Bir günün iki gün sayılması doğrudan koşullu salıverilme tarihini etkilediğinden yürürlüğe girdiği tarihteki koşullu salıverilme oranlarının eki ve bu koşullu salıverilme oranları ile birlikte uygulanma durumundadır. Bu nedenle bir günün iki gün olarak sayılması geçmişe, ancak yürürlüğe girdiği andaki koşullu salıverilme oranları ile birlikte uygulanabilir. Yani koşullu salıverilme oranı bırakılarak sadece bir günün iki gün sayılması geçmişe uygulanamayacaktır; aksi takdirde bu karma uygulama olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken, hükümlünün ceza infaz kurumunda koşullu salıverilme için kalma süresi 2 yılsa bunun yarısı 1 yıl denetim süresi olacakken, 15 yaşından küçük olduğu tarihlerde 6 aylık süreyi infaz etmişse bu 6 aylık sürenin 1 günün 2 gün sayılması gereğince 12 aya karşılık gelmesi nedeniyle aslında koşullu salıverilme için fiilen 1 yıl 185 gün yatmış olacağı ve bunun yarısı olan 9 ay 2 günün de denetim süresi olacağıdır, aynı hususta 5275 sayılı Kanun’un geçici 6/4 maddesi de göz önünde bulundurulmalıdır.

Yine hükümlü, disiplin cezası nedeniyle olması gereken koşullu salıverilme tarihinden daha geç bir tarihte koşullu salıverilmiş ise, 107/6 maddenin yukarısında disiplin cezasından bahsedilmediğinden hükümlünün denetim süresi hesaplanırken, disiplin cezası nedeniyle koşullu salıverilme için fiilen yattığı süre değil, disiplin cezası nedeniyle yatılan süre hesaba katılmaksızın koşullu salıverilme için yatması gereken süre göz önünde bulundurulacaktır. Ancak bulunacak bu süre, denetim süresi koşullu salıverilmeden itibaren başlayacağından, hükümlünün disiplin cezası nedeniyle koşullu salıverildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.

Denetim süresinin hesabında başka bir husus ise; 5275 sayılı Kanun’un 99/1 maddesinde hapse çevrilen adli para cezalarının toplama kararına dahil edilmesi ile toplama kararında 108/3 maddede belirtilen ikinci defa tekerrür hükmü uygulanan cezanın bulunmasıdır. Koşullu salıverilmenin geri alınmasında amaç, en fazla, hakederek tahliye tarihine kadar olan sürenin infazı olduğundan ve her iki ceza da koşullu salıverilme tarihine kadar zaten tamamen (bihakkın) infaz edilmiş olacağından bu cezalar denetim süresi hesabına katılamaz.

Denetim süresinde birden fazla suç işlenmesine ilişkin 5275 sayılı Kanunun 107/13-a maddesindeki "sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hakederek tahliye tarihini geçmemek koşulu ile sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir." hükmünde önemli olanın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2021/6851 esas 2021/11583 karar 30/06/2021 tarih sayılı kararına göre; aynen infazına karar verilen iki katı sürelerin çakışıp çakışmadığı değil, (10 Nisan’da işlenen ilk suçtan 2 ay, 20 Nisan’da işlenen ikinci suçtan 2 ay ceza alınması halinde 20 Nisan’dan itibaren bazı günler çakışıp üst üste gelse bile önemli olanın bu olmadığı, toplam sürenin ilk suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasındaki süreyi aşıp aşmadığıdır. ) bu sürelerin toplamının yeni ilk suç tarihi ile hakederek tahliye arasındaki süreyi aşmamasıdır. Sürelerin çakışıp çakışmadığının madde ile bir ilgisi yoktur. Tabiki ilk suçun 2 katı süresinin bitiminden bir süre geçtikten sonra ikinci suç işlenmişse aradaki sürenin aynen infazına karar verilemeyecektir, işlenen suçlar arasında bu şekilde bir süre olduğunda bu süre aynen infaza konu olmayacaktır.

5275 sayılı Kanun’un 107/12. maddesindeki “ Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde ……… kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hakiminin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır. “ hükmünde bulunan “infaz hakiminin” ibaresinin kanun koyucu tarafından kaldırılıp “uyarıya rağmen” şeklinde düzeltilmesi gerekir. Çünkü hukukumuzda denetimli serbestlik ve bu kapsamdaki yükümlülüklerin infazı denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılmaktadır. Diğer yükümlülüklerde olduğu gibi bu maddedeki yükümlülüklerde de uyarının denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılması gerekir. Maddedeki infaz hakiminin ibaresi uygulamada bu nedenle karışıklığa neden olacaktır. Aynı husus TCK’nın 51/7 maddesindeki “infaz hakiminin” ibaresi için de geçerlidir.  

Hükümlü koşullu salıverilmeden sonra denetim süresi içerisinde yeni suç işlediğinde, yeni suçun cezasının kesinleşmesi şartına bağlı olarak, cezanın kesinleşme tarihinden değil yeni suç tarihinden itibaren hesaplanacak ceza zamanaşımına göre koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilmelidir. Yeni cezanın kesinleşme şartının hükümlünün iradesi dışında bir süreç olduğu,  benzer hususta dava zamanaşımı hesabında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında denetim süresi içerisinde suç işlendiğinde dava zamanaşımının, yeni işlenen suçun kararının kesinleşme tarihinden itibaren değil suç tarihinden itibaren başlatılmasına binaen aynı hususun ceza zamanaşımının başlangıcı için de geçerli olduğu, TCK'nun 68/5 maddesindeki ceza zamanaşımının işlemeye başlamasıyla ilgili "hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı" ifadelerinin, hükümlünün yeni suç işlemesi ile infaz edilebilme durumuna gelen cezasının infazına kaldığı yerden devam edilmesi gerekirken devam edilememesi hali için de geçerli olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmalıdır. Bu konudaki kanun boşluğu şöyle bir hükümle giderilebilir: “ Koşullu salıverilmeden sonra denetim süresinde suç işlenmesi durumunda, yeni suça ilişkin kararın 1 yıl içerisinde kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, 1 yıl içerisinde kesinleşmemesi halinde 1 yılın sonunda ceza zamanaşımı işlemeye başlar.” Benzeri maddenin erteli cezanın aynen veya kısmen infazı hususunda TCK’nın 51/7 maddesine de getirilmesi gerekir. Denetim süresi içerisinde işlenen suçun cezasının kesinleşmesi bazen 8-10 yılı bulabilmektedir.  Kişinin akıbetinin bu kadar uzun sürede belli olmaması iç dünyasında zarara sebebiyet verecek ve insan hakları ihlali boyutu meydana gelecektir. Bu nedenle konulacak bir hükümle konuya açıklık getirilmelidir.

Sonuç olarak; infaz hukuku uygulamasında hangi hususların karma uygulama teşkil ettiği ve etmediğinin tespiti, sorunların çözümünde önemli olacaktır.

Koşullu salıverilme oranlarının koşullu salıverilme öncesiyle, koşullu salıverilmenin geri alınması ve denetim süresinin koşullu salıverilme sonrasıyla ilgili olması ve denetim süresinin infaz rejiminden olması gereğince koşullu salıverilmeyle koşullu salıverilmenin geri alınması birbirinden ayrı düşünülmeli, bunların ayrı müesseseler olduğu ve karma uygulama konusuna girmediği kabul edilmelidir. Yine koşullu salıverilmenin geri alınmasında makalede belirtilen diğer hususlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Cumhur ŞENGÜL
İstanbul İnfaz Hakimi

>> KOŞULLU SALIVERİLMENİN GERİ ALINMASINDA DENETİM SÜRESİ

(Bu makale, 16/07/2021 tarihinde Hukuki Haber sitesinde yayınlanan "Koşullu Salıverilmenin Geri Alınmasında Denetim Süresi" adlı makalenin bazı ifadelerinin anlaşılmasındaki güçlük nedeniyle sadeleştirilmiş ve bilgiler eklenmiş halidir.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yetmez 7 ay önce

İşte görüldüğü gibi kanunların açık, net, anlaşılır ve sade olması gerekir. Yorum yaparak bu sistem yürümez. 18 yıl önce çıkan kanun halen anlaşılamamış, tartışılıyor, yorumlanıyor. Yargıtay bile bir gün beyaz dediğine ertesi gün siyah diyor. Hukukun temeli olan kanunlar düzgün olmazsa sistem yürümüyor.

Avatar
9 7 ay önce

Tüm kanunlar, hukukçular tarafından yorumlanmalı, anlamlandırılmalıdır. Tüm kanunların hukukçular tarafından yorumlanmaya ihtiyacı vardır. Kanunları herkes anlayabilseydi hukukçuya ihtiyaç olmazdı. Kanunların da anlaşılır olması gerekir

Misafir Avatar
Yanlış 7 ay önce @9

Çok yanlış ve talihsiz bir yorum olmuş. Kanun yorumlanırsa, sen farklı yorumlarsın, ben farklı yorumlarım. Sonucunda ortada adalet diye birşey kalmaz. Kanun yoruma açık olamaz, anlamsız olamaz. Kanun herkes içindir, hukukçular için değil. Dünya hukukçuların etrafında dönmüyor.

Beğenmedim! (0)