banner613
banner590

16 Temmuz 2021

KOŞULLU SALIVERİLMENİN GERİ ALINMASINDA DENETİM SÜRESİ

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 17/1 madddesi “Şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz“ şeklinde;

5275 sayılı Kanun’un 107/12.maddesi “Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hakiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.“ şeklinde, 107/13. maddesi “Koşullu salıverilme kararının geri alınması halinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hakederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) Yükümlülüklerine aykırı davranması halinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hakederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.“ şeklinde, 107/14. maddesi “Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.“ şeklindedir.

5275 Sayılı Kanun’un 107/6 maddesinin 7242 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki hali “Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.“ şeklinde olup 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle denetim süresi, infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadar olarak belirlenmiştir. Belirteceğim sorunlar 107/6 maddenin değişiklikten önceki haline ilişkin olup güncelliğini, değişiklikten önce koşullu salıverilen hükümlülerin hakederek tahliye tarihi dolana kadar devam ettireceği gibi çocuk hükümlüler için de güncel olacaktır.

Bu sorunlardan suç tarihi 765 sayılı TCK döneminde olan ve hakkında koşullu salıverilmede 647 sayılı Kanun hükümleri uygulananlar için Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2019/3614 esas 2021/5910 karar 02.04.2021 tarih sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin karma uygulama teşkil edeceği gerekçesi ile uygulanamayacağı ve hükümlünün hakederek tahliye tarihine kadar suç işlemesi halinde koşullu salıverilme kararının yeni suç tarihinden itibaren hakederek tahliye tarihine kadar olan süre için geri alınacağı belirtilmiştir.

Yine suç tarihi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde olan ve 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları koşullu salıverilme tarihinden sonra hükümlü lehine düşürülenler için Yargıtay 1. CD nin 2020/678 esas 2021/7518 karar 22.04.2021 tarih sayılı kararı ile hükümlünün lehine olarak değiştirilen koşullu salıverilme oranı üzerinden yapılacak hesaplamanın sadece “ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin tespiti ve bu tespite göre denetim süresinin belirlenmesi” amacını taşıyıp koşullu salıverilen hükümlünün hapis cezasını gerektiren ikinci suçu bu belirlenen denetim süresi içinde işlemesi halinde koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilmesi gerektiği, bu hesaba göre belirlenen denetim süresinin yeni bulunacak olan koşullu salıverilme tarihinden itibaren değil önceki koşullu salıverilme tarihinden itibaren başlatılacağı ve koşullu salıverilme tarihinin değiştirilemeyeceği belirtilmiştir.

Oysa Yargıtay’ın bir çok kararında ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin  2017/1647 esas  2020/2375 karar 19.10.2020  tarih sayılı kararında “5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinde öngörülen denetim süresinin, infaz rejimine ilişkin olup TCK’nın 7/3 maddesine göre derhal uygulanması gerektiği” ifade edilmiştir.

Peki yukarıdaki belirlemelere ve özellikle denetim süresinin Yargıtay kararları ile infaz rejiminden sayılmasına, TCK’nın 7/3 maddesinde koşullu salıverilme oranlarının geçmişe uygulanabileceğinin belirtilmesine göre 647 sayılı Kanun gereğince koşullu salıverilenler için 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin uygulanamayacağı ve yine suç tarihi 5237 sayılı TCK döneminde olup da 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları koşullu salıverilmelerinden sonra lehe değişen hükümlüler için yeniden hesaplanacak ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre ve bu süreye binaen bulunacak denetim süresinin, yeni lehe koşullu salıverilme oranı üzerinden bulunacak koşullu salıverilme tarihinden başlatılamayacağı, önceki koşullu salıverilme tarihi üzerinden başlatılabileceği söylenebilir mi? Yargıtay Ceza Daireleri kararları içtihadı birleştirme kararı olmadığından bu soruya olumlu olarak cevap verilebilecektir, zira farklı yorumlar hukukun gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Bu amaçla öncelikle TCK’nın 7/2 ve 7/3 maddesini aktarırsak 7/2 maddede “ Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”,  7/3 maddede “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç, infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” denilmektedir.

Bilindiği gibi 5237 sayılı TCK ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun yürürlüğe girdiğinde suç tarihi 01.06.2005 tarihinden önce olan bir suç için 765 ve 5237 sayılı TCK hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanıp hüküm kurularak lehe olan hangisi ise o TCK hükümleri ve karar kesinleştikten sonra cezanın infazında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri ayrı ayrı cezanın infazında değerlendirilerek hangisi lehe ise o infaz kanunu uygulanacaktır; yani 765 ve 5237 sayılı TCK hükümlüri karma olarak uygulanamayacağı gibi, 647 ve 5275 sayılı Kanun hükümleri de karma olarak uygulanamayacaktır. Bir normun maddi ceza hukukuna mı infaz hukukuna mı girdiği, normun infazın amaçları için mi, cezanın amaçları için mi konulduğuna bakılarak tayin edilmeli; bu anlamda infaza ilişkin bir normun maddi ceza hukukuna ait bir kanunda, maddi ceza hukukuna ilişkin bir normun infaz hukukuna giren bir kanunda düzenlenebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir normun infaz hukukuna girmesi kural olarak 7/3 teki istisnalar haricinde derhal uygulanmasını gerektirir. Bunun sebebi de normun cezanın infazının bireyselleştirilmesinde, hükümlünün sosyalleşmesi –topluma kazandırılmasında, cezaevi düzen ve disiplinin sağlanmasında, toplumun korunmasında daha etkin, daha bilimsel, daha insancıl yöntemleri getirmiş olmasıdır. Bu nedenle koşullu salıverilme oranları 647 sayılı Kanuna tabi olan bir hükümlü için 5275 sayılı Kanun’da ya da infaza yönelik başka bir kanunda yer alan bu tür düzenlemelerden, infazının 647 sayılı Kanun’a göre yapıldığından ve karma uygulama yapılamayacağından bahisle yararlandırılmaması düşünülemez. Yine hükümlünün eğitim hakkı, internet olanaklarından yararlanma hakkı vs. hakları için yeni kanunda daha açık daha ileri düzenlemeler yapılması gereğince hakkında önceki infaz kanunun uygulandığından bahisle daha geniş haklardan yararlanamayacağı söylenemez. Bir başka örnek de cezasının infazı 647 sayılı Kanun’a göre yapılan hükümlü 5275 sayılı Kanun’da yer alması nedeniyle koşullu salıverilme tarihinden önce yararlanılabilen ve cezaevinden çıkma imkanı tanıyan 105/A maddedeki denetimli serbestlik tedbirinden yaralanamayacak mıdır, yararlanırsa bu karma uygulama mı sayılacaktır? Bu soruya hükümlünün 105/A maddedeki denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilecektir şeklinde cevap verilecektir, zira bu müessese hükümlünün toplum içinde takip ve denetiminin sağlanarak toplum içinde iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması amacını taşımakta olup infaz hukukuna dahil olmakla derhal uygulanması gerekmekte ve hükümlü için bu bir karma uygulama sayılmamaktadır.

Öyleyse temel olarak sorun iki noktada ortaya çıkmaktadır. Birincisi hakkında 647 sayılı Kanundaki koşullu salıverilme oranları uygulanıp koşullu salıverilen ve hakederek tahliye tarihinden önce suç işleyen hükümlünün 5275 sayılı Kanunun 107/6 maddesindeki 1/2lik denetim süresinden fayadalanabilip faydalanamayacağı ve

İkinci olarak suç tarihi 5237 sayılı TCK döneminde olup hakkında 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları uygulanarak koşullu salıverildikten sonra hakederek tahliye tarihinden önce yeniden suç işleyen ancak 5275 sayılı Kanun’daki değişiklikle daha lehe koşullu salıverilme oranı kabul edilen ve yeni koşullu salıverilme oranı ile yeni işlediği suçun tarihi denetim süresinden sonra (değişiklikten önceki koşullu salıverilme oranlarında ise yeni suç tarihi denetim süresi içerisinde olan) olan hükümlü için  sırf denetim süresi hesabı amacıyla ve hükümlüye koşullu salıverilme tarihinin geri çekilmesinden başkaca bir yarar sağlamadan koşullu salıverilme tarihinin geri çekilip çekilemeyeceğidir.

Birinci konu ile ilgili olarak yukarıda yapılan açıklamalar ve Yargıtay’ın denetim süresini infaz rejiminden saymasına göre hakkında koşullu salıverilme için 647 sayılı Kanun uygulanan hükümlü hakkında 5275 sayılı Kanun’daki ½ lik denetim süresi uygulanmalıdır. Zira TCK 7/3 e göre infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır ve bu bir karma uygulama değildir. Karma uygulama sayılacak olan husus ise koşullu salıverilme oranları yönündendir. Koşullu salıverilme oranları için hangi kanun lehe ise o uygulanmalı 647 ve 5275 sayılı Kanun hükümleri aynı anda uygulanmamalıdır. Dolayısı ile hangi hususların karma uygulama teşkil ettiği ve etmediğinin sorunların çözümü için iyi tespit edilmesi gerekir. İnfaz rejimine ilişkin hükümler hükümlünün iyileştirilmesinde daha etkin ve iyi yöntemler getirip derhal uygulanması gerektiğinden ve karma uygulama engeli ile karşılaşmayıp geleceğe yönelik olarak uygulanacağından hükümlünün cezasının infazı tamamlanmadıkça uygulanabilecektir. İnfaz rejiminden olan denetim süresi,  infazı tamamlanmayan ve hakkında koşullu salıverilmenin geri alınması sözkonusu olan hükümlü için uygulanma imkanı bulacaktır. Aksi takdirde TCK’nın 7/3 maddesindeki “infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır” hükmünün zımnen ilgası söz konusu olacaktır.

Ayrıca bu konu ile ilgili olarak daha önemli ve çözümü zorlaşan bir husus da şöyle ortaya çıkacaktır. Hükümlü hakkında 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıllık ve 5275 sayılı Kanun’a tabi 3 yıl ile 4 yıllık toplamalı (içtimalı) üç cezanın olması halinde hükümlünün koşullu salıverilmesinden sonra hakederek tahliye tarihinden önce ve denetim süresinden sonra suç işlemesi halinde nasıl bir yol izlenecektir? Toplamalı cezada 647 sayılı Kanun’a göre koşullu salıverilme oranı uygulanan ceza da olduğuna göre koşullu salıverilmenin  tüm cezalar için geri alınmasına karar verilecek midir, yoksa sadece 647 sayılı Kanundaki koşullu salıverilme oranı uygulanan ceza  için mi koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilecektir?

Toplamalı cezalarda koşullu salıverilme bir bütündür, zira hükümlünün koşullu salıverilmesi için ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan iyi hale dair bir rapor gereklidir. Bu nedenle toplama içerisinde 647 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranı uygulanan cezalar ile birlikte 5275 sayılı Kanun’daki koşullu salıverilme oranları uygulanan cezaların birlikte bulunması ve koşullu salıverilmeden sonra hakederek tahliye tarihinden önce ve denetim süresinden sonra suç işlenmesi halinde 647 sayılı Kanun’a tabi cezalar için 647 sayılı Kanun’da denetim süresi yoktur ve karma uygulama yapılamaz denilerek sadece 647 sayılı Kanun’a tabi cezalar için koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilemez, koşullu salıverilme ve koşullu salıverilmenin geri alınması bir bütün olduğundan hükümülünün bazı cezalar için iyi halini ve iyileştirilmesini koruduğu, diğer cezalar için ise korumadığı söylenemeyecektir.  Denetim süresi infaz rejiminden olduğuna göre derhal toplamalı ceza için de uygulanacak ve bunun karma uygulama ile bir ilgisi olmayacaktır.

Hükümlü hakkında 647 sayılı Kanun’a tabi tek bir cezanın olması ve hakederek tahliye tarihinden önce hükümlünün suç işlemesi halinde 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin karma uygulama gerekçesi ile uygulanamayacağı Yargıtay kararları ile açıklanmış ise de, esas sorun hükümlü hakkında 647 ve 5275 sayılı Kanun’ tabi olan bir çok cezanın olmasında ortaya çıkacaktır. Uygulamada 90-100 tane cezası olan hükümlü vardır. Bir örnekle açıklamak gerekirse, hükümlü hakkında 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıl, 5275 sayılı Kanun’a tabi 1 yıl ve 3 yıl cezalar olsun. Hükümlünün 2 yıl için 647 sayılı Kanun’a göre cezaevinde koşullu salıverilmesi için yatması gereken süre 293 gün, 4 yıl için 5275 sayılı Kanun’a göre ½ oranı üzerinden koşullu salıverilme için yatması gereken süre 2 yıl olacaktır. İnfaz başlama tarihi 01.01.2014 olduğunda koşullu salıverilme tarihi 20.10.2016, hakederek tahliye tarihi 01.01.2020 olacaktır. Burada ilk sorun 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıllık cezanın denetim süresi hesabında dikkate alınıp alınmayacağında ortaya çıkacaktır, zira Yargıtay 5275 sayılı Kanun’daki denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a tabi cezalar için uygulanmayacağını belirtmektedir. Bu cezayı denetim süresi hesabında dikkate almazsak 4 yıllık ceza için denetim süresi 2 yıl ve denetim süresi sonu 20.10.2018 olacaktır. Hükümlünün 20.09.2018 tarihinde yeni suç işleyip 3 ay ceza alması halinde 4 yıllık cezaya ilişkin olarak 3 ayın 2 katı olan 6 ay sürenin aynen infazına karar verilecek, ancak 647 sayılı Kanun’a tabi olan 2 yıllık ceza için denetim süresi olmadığından bu cezanın kalan kısmının aynen infazına karar vermek gerekecektir.  Peki yeni suç tarihi olan 20.09.2018 tarihine kadar 2 yılık ceza süresinden ne kadarı infaz edilmiş ve infaz edilmeyen süre ne kadardır? Toplamadaki cezalar sırasıyla ayrı ayrı infaz edilmeyip aynı anda toplamalı olarak infaz edildiklerinden ceza miktarlarına göre aralarında bulunacak orana göre infaz edilen süre her ceza için ayrı ayrı hesaplanacaktır. Buna göre 2, 1 ve 3 yıllık cezaların aralarındaki orana göre infaz edilen süreden 1/6 sı 1 yılık cezanın, 2/6 sı 2 yıllık cezanın ve 3/6 sı 3 yıllık cezanın olduğunda 20.09.2018 suç tarihine kadar 647 sayılı Kanun’a tabi 2 yıllık cezanın küsuratlar lehe değerlendirildiğinde 575 günü (01.01.2014 ile 20.09.2018 tarihi arasında infaz edilen süre 1723 gün, 1723 günün 2/6 sı yani 1/3 ü 575 gün etmektedir.) infaz edilmiş olacak ve geri kalanının aynen infazına karar verilecektir. Bu kez hükümlünün yeni suçu denetim süresinden sonra 20.11.2018 tarihinde işlediğini kabul edersek denetim süresine tabi olmayan 2 yıllık cezanın ne kadarının infaz edilmiş olduğu hususunda hesaplama yöntemi değişmeyecektir.

647 sayılı Kanun’a tabi olan 2 yıllık cezayı denetim süresi hesabına katarsak bulunacak denetim süresi sonuna göre yeni suçun denetim süresi sonundan önce veya sonra işlenmesi halinde yine aynı sorunlar ve hesaplamalar ile karşı karşıya kalınacaktır; yeni suçun denetim süresi içerisinde ve ceza miktarının 2 katının hakederek tahliye tarihini aşmaması halinde 5275 sayılı Kanun’a tabi cezalar için yeni suçtan alınan ceza miktarının 2 katının aynen infazına karar verilirken 647 sayılı Kanun’a tabi ceza için infaz edilmeyen kısmının aynen infazına karar verilmesi amacıyla ne kadarlık sürenin infaz edildiğinin hesaplanması gerektiği gibi, yeni suçun denetim süresinden sonra işlenmesi halinde 647 sayılı Kanun’a tabi ceza için aynı hesaplamanın yapılması gerekecektir.

Bu hesaplama, toplama kararında birden fazla 647 sayılı ve 5275 sayılı Kanun’a tabi cezaların olması durumunda da ortaya çıkacak, 70-80 cezalı bir toplama kararında özellikle cezalar arasındaki oranın bulunması güç olacağı gibi bu oranın küsuratlı çıkması halinde işin içinden çıkılmaz bir hal ortaya çıkacaktır.

Bu nedenlerle 647 sayılı Kanun’a tabi cezalarda da 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresi uygulanmalıdır. Bu kabul edildiğinde 647 ve 5275 sayılı Kanun’a tabi cezaların toplamalı olarak bulunması ve denetim süresinin yeni suç işlenerek değil de yükümlülüklere uyulmaması ile ihlal edilmesi haline ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un 107/13-b maddesinde takdir edilecek bir sürenin aynen infazına karar verilecek olmasına 647 sayılı Kanun’da 5275 sayılı Kanun’daki gibi yükümlülükler bulunmamasına göre hakim süreyi takdir ederken 647 sayılı Kanun’a tabi cezaları gözönünde bulundurmayabilecektir; bu, adalet gereği bir uygulama için yapılacaktır ve 647 sayılı Kanun’a tabi cezalara 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin uygulanmasının kabulünde başkaca bir sorun ortaya çıkmayacaktır.

5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a tabi cezalara uygulanması kabul edildiğinde, 01.06.2005 tarihinden önce koşullu salıverilen hükümlünün hakederek tahliye tarihi 01.06.2005 tarihinden sonra ise 5275 sayılı Kanun’un 107/6 maddesindeki denetim süresi 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğinden ceza infaz kurumunda geçirilen süreye göre hesaplanacak, infaz rejiminden olması nedeniyle geleceğe dönük uygulanan denetim süresinin başlangıcı 01.06.2005 tarihi olacaktır.

İkinci konu ile ilgili olarak cezası 6 yıl  ve 5275 sayılı Kanun’a göre koşullu salıverilme oranı 2/3, cezasının infazı için cezaevine giriş tarihi 14.05.2012 olan hükümlünün, koşullu salıverilme tarihi 14.05.2016,  hakederek tahliye tarihi 14.05.2018, denetim süresi 2 yıl ve denetim süresi sonu 14.05.2018 olacaktır. Yapılan değişiklikle hükümlünün koşullu salıverilme oranı ½ ye indirildiğinde ve yeniden 12.12.2016 tarihinde suç işlendiğinde denetim süresi içerisinde suç işledi denilerek lehine olan koşullu salıverilme oranı ve tarihi hükümlünün cezasına hiç uygulanmadan koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilebilecek midir? Zira değişiklik gereğince ½ orana göre yapılan hesaplamada hükümlünün koşullu salıverilme tarihi 14.05.2015, hakederek tahliye tarihi değişmeyecek, denetim süresi 1 yıl 6 ay, denetim süresi sonu 10.11.2016 olacak ve bu durumda yeni suç denetim süresinden sonra işlenmiş olduğundan hükümlü hakkındaki koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilemeyecektir.

Yargıtay koşullu salıverilme tarihinin geri çekilemeyeceğini ve lehe olan koşullu salıverilme oranının sadece yeni denetim süresi hesabı için uygulanıp bulunacak denetim süresi başlangıcının koşullu salıverilme kararındaki koşullu salıverilme tarihi olacağını belirtmektedir. Buradaki hassasiyetin, koşullu salıverilme tarihinin geri çekilmesi halinde aradaki süre için hükümlünün devletten alacak hakkı olduğu düşüncesi ile talepte bulunabileceği düşüncesi olabilir; ancak zaten Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2014/4962 esas 2014/12249 karar 04.12.2014 tarih ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2015/1292 esas 2015/1808 karar 25.03.2015 tarih sayılı kararları ile “Yasal değişiklikle suçun ortadan kaldırılması veya cezadan indirime gidilmesi geçmişte gerçekleştirilen ceza infazını haksız tutuklama durumuna getirmeyecektir.” denilerek bu tür durumlarda hükümlülerin aradaki süre için mahsup talebinde ya da başkaca bir talepte bulunulamayacakları belirtilmiştir ve bu kararlar koşullu salıverilme oranlarının düşürülmesi halinde geçmişteki infaz için de geçerlidir. Ayrıca hükümlü, mevzuatta eyleminin suç olduğunu, suç karşılığı alacağı ceza için koşullu salıverilme oranını bilerek suç işlediğine göre suçunun cezası nedeniyle koşullu salıverilme için gereken süreyi infaz ettikten sonra kanun değişikliği ile koşullu salıverilme oranının düşürülmesi nedeniyle infaz ettiği aradaki sürenin başka bir cezasından mahsubunun yapılmamasının kendisine haksızlık teşkil ettiğini söyleyemeyecektir. Dolayısıyla hükümlünün aradaki süre için herhangi bir talep hakkı zaten olmayan hususta koşullu salıverilme tarihinin yeni lehe olan ½ lik koşullu salıverilme oranına göre hesaplanması, hükümlünün koşullu salıverilme tarihini değişirmeyecek, sadece denetim süresinin hesaplanmasında lehe olarak bulunan koşullu salıverilme tarihinin baz alınmasını sonuçlayacaktır.

Bu meseledeki en önemli husus ise TCK’nın 7/3 maddesindeki koşullu salıverilme (oranlarının) hükümlerinin derhal uygulanamayacağı hükmüdür. Yani hükümlü hakkındaki koşullu salıverilme oranları infaz hukukuna girmesine rağmen maddi ceza hukuku hükümleri gibi geçmişe uygulanabilecektir. Ancak buradaki geçmiş, cezası bihakkın infaz edilmeyen hükümlüler içindir; yoksa cezası infaz edilen hükümlü için böyle bir değerlendirme imkanı yoktur. Koşullu salıverilip hakederek tahliye süresi dolmayan ve hakederek tahliye tarihinden önce suç işleyen hükümlünün 7/3 maddeden yararlanma hakkı ise elbette vardır, çünkü hükümlü hakkında güncel bir infaz vardır ve TCK’ nın 7/3 maddesindeki koşullu salıverilme oranına ilişkin hükmün amaçlarından biri tam da budur, zira bu hüküm koşullu salıverilme tarihi henüz gelmeyen hükümlüler için zaten uygulanacaktır. Hükümlünün TCK’nın 7/3 maddedeki lehe olan koşullu salıverilme oranından geçmişe dönük olarak yararlanamayacağını kabul etmek ise TCK’nın 7/3 maddenin zımni olarak ilga edilmesi demektir. Dolayısıyla hükümlü hakkında ½ orana göre yeni koşullu salıverilme tarihi ve bu tarih üzerine de yeni denetim süresi sonu hesaplanıp hükümlünün yeni suçu bu tarihten sonra işlemesi halinde  koşullu salıverilme kararı geri alınmamalıdır. Yukarıda belirtildiği üzere bu hesaplama; koşullu salıverilme tarihini resmiyette değiştirmeyecek, hükümlüye aradaki süre için herhangi bir hak vermeyecek, sadece yeni koşullu salıverilme tarihinden başlatılmak üzere hükümlünün yeni denetim süresi sonunun tespitini sağlayacak ve yine hükümlünün yeni suçu koşullu salıverilme kararındaki koşullu salıverilme tarihinden sonra işlemesi gerekecektir.

Koşullu salıverilme tarihinden itibaren başlayan denetim süresinin bitmesi halinde ceza infaz edilmiş sayılacaktır. Ancak denetim süresi bitmeden bu sürenin kanun değişikliği ile uzatılması halinde uzayan denetim süresi dikkate alınacaktır; zira denetim süresi infaz rejimindendir ve derhal uygulanması gerekir.

5275 sayılı Kanun’un 107/5 maddesine de değinmek gerekirse, bu maddede “Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.” denilmektedir. Bir günün iki gün sayılması doğrudan koşullu salıverilme tarihini etkilediğinden yürürlüğe girdiği tarihteki koşullu salıverilme oranlarının eki ve bu koşullu salıverilme oranları ile birlikte uygulanma durumundadır. Bu nedenle bir günün iki gün olarak sayılması geçmişe, ancak yürürlüğe girdiği andaki koşullu salıverilme oranları ile birlikte uygulanabilir. Yani koşullu salıverilme oranı bırakılarak sadece bir günün iki gün sayılması geçmişe uygulanamayacaktır; aksi takdirde bu karma uygulama olacaktır.

Sonuç olarak;

5275 sayılı Kanun 107. maddesindeki koşullu salıverilme hükümlerinin kural olarak bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekse de bu kuralın mutlak olarak algılanmaması gerekir; eski dönemde de (01 Haziran 2005 tarihinden önceki dönem) koşullu salıverilme oranları 647 sayılı Kanun’da düzenlendiği halde koşullu salıverilmenin geri alınması 765 sayılı TCK’da düzenlenmiştir.

Yukarıda da belirtildiği gibi koşullu salıverilme oranları ile koşullu salıverilmenin geri alınması birbirinden ayrı düşünülmelidir. Koşullu salıverilme oranları koşullu salıverilme öncesini ilgilendirdiği halde, koşullu salıverilmenin geri alınması ve denetim süresi koşullu salıverilme tarihinden sonrası ile ilgilidir. Koşullu salıverilmeden sonraki denetim süresinden amaç; hükümlünün topluma kazandırılması ve iyileştirilmesi için bu sürede yapılabilecek olanların yapılmasıdır. Bu nedenlerle TCK’nın 7/3 maddesini hakeder şekilde uygulamak için infaz rejiminden olan ve geleceğe yönelik derhal uygulanması gereken denetim süresinin, hakederek tahliye tarihi 01.06.2005 tarihinden sonra olan 647 sayılı Kanun’a tabi cezalara da uygulanması ve maddi ceza hukuku hükümleri gibi geçmişe uygulanma niteliği olan koşullu salıverilme oranlarının geçmişe uygulanmasında bulunacak koşullu salıverilme tarihinin denetim süresi başlangıcında esas alınması gerekir.

Yine son olarak şunu hatırlatmakta fayda olacaktır: İnfaz hukuku uygulamasında hangi hususların karma uygulama teşkil ettiği ve etmediğinin tespiti sorunların çözümünde önemli olacaktır. Bu anlamda koşullu salıverilme oranları karma olarak uygulanamazken, denetim süresinin karma uygulama hususu ile ilgili olmaksızın geleceğe dönük olarak derhal uygulanması gerekir.

Makalenin konusu ile doğrudan ilgili olmamakla birlikte koşullu salıverilmenin geri alınmasında ceza zamanaşımı ile ilgili bir hususa da değinmek gerekirse;

Hükümlü koşullu salıverilmeden sonra denetim süresi içerisinde yeni suç işlediğinde yeni suçun cezasının kesinleşmesi şartına bağlı olarak yeni suç tarihinden itibaren hesaplanacak ceza zamanaşımına göre koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilmelidir. Yeni cezanın kesinleşme şartının hükümlünün iradesi dışında bir süreç olduğu,  benzer hususta dava zamanaşımı hesabında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında denetim süresi içerisinde suç işlendiğinde dava zamanaşımının, yeni işlenen suçun kararının kesinleşme tarihinden itibaren değil suç tarihinden itibaren başlatılmasına binaen aynı hususun ceza zamanaşımının başlangıcı için de geçerli olduğu, TCK'nun 68/5 maddesindeki ceza zamanaşımının işlemeye başlamasıyla ilgili "hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı" ifadelerinin, hükümlünün yeni suç işlemesi ile infaz edilebilme durumuna gelen cezasının infazına kaldığı yerden devam edilmesi  gerekirken devam edilememesi hali için de geçerli olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmalıdır. Bunlara göre koşullu salıverilmeden sonra denetim süresinde suç işlendiğinde ceza zamanaşımı süresinin, yeni suçun cezasının kesinleşme tarihinden itibaren değil, yeni suç tarihinden itibaren başlatılması gerekir.

Cumhur ŞENGÜL
İstanbul İnfaz Hakimi

---

Yazarın 21.09.2021 tarihli dipnotu;

Yeni yayınlanmış olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/1-206 esas 2021/272 karar 10/06/2021 tarih sayılı kararı ile lehe koşullu salıverilme oranları ile yeniden bulunacak koşullu salıverilme tarihinden itibaren denetim süresinin işlemeye başlayacağı makaledeki gibi kabul edilmiştir.

Ancak daha önce Yargıtay kararlarında 5275 Sayılı Kanunun 107/6 maddesindeki denetim süresi, geleceğe dönük derhal uygulanması gerektiği anlamında  infaz rejiminden sayılırken bu kez koşullu salıverilme oranları ile birlikte TCK 7/3 madde gereğince  lehe-aleyhe değerlendirmeye tabi tutulması gereken bir husus olarak belirtilmiştir. Böyle bir durumda makalede belirtildiği gibi toplamalı birçok cezanın bulunup bunlardan bazılarının 647 Sayılı Kanundaki orana bazılarının 5275 Sayılı Kanundaki koşullu salıverilme oranlarına tabi olması ve yeni suçun 5275 Sayılı Kanuna tabi cezalardaki denetim süresinden sonra işlenmesi halinde toplamalı cezalardan hangileri ne miktarda yeni suç tarihine kadar infaz edilmiştir ve hangi sürenin aynen infazına karar verilecektir? Bu soruya cevap verilemeyecektir. Ayrıca Yargıtay  CGK kararındaki gibi denetim süresinin koşullu salıverilme oranına bağlı olması durumunda, toplama kararındaki 647 Sayılı Kanundaki orana tabi cezalar için yeniden lehe koşullu salıverilme oranı için bakıldığında çoğunlukla 5275 Sayılı Kanundaki 1/2'lik oran ve buna bağlı 1/2'lik  denetim süresi lehe olacaktır, zira  647 Sayılı Kanunda denetim süresi hakederek tahliye tarihine kadardır. O zaman 647 Sayılı Kanuna göre cezaevinden koşullu salıverilenler için 5275 Sayılı Kanuna göre yeniden yapılan hesaplamada eksik infaz söz konusu olacağından önce bu süre mi tamamlattırılacaktır ?

Bu sebeplerle en doğru çözüm; koşullu salıverilme oranları ile denetim süresinin aynı şey olmayıp farklı müesseseler olduğunu kabul etmektir. Bu durumda 647 Sayılı Kanuna tabi cezalar için  de denetim süresi uygulanabilecektir, 647 Sayılı Kanuna tabi cezaları infaz edilmekte olan hükümlülere 5275 Sayılı Kanunun 105/A maddesindeki denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
. 4 ay önce

Koşullu salıverilme kararları hükümlüye tebliğ dahi edilmiyor. Hükümlü haberi olmadığı bir karardan sorumlu tutuluyor.

Avatar
1 3 ay önce

Hükümlüye müddetname tebliğ edildiğinde hükümlü koşullu salıverilme ve hakederek tahliye tarihini öğrenmiş oluyor.

Misafir Avatar
. 3 ay önce @1

Deneme süresini öğrenmiş olmuyor. Müddetnamenin tebliğindeki amaç, hükümlünün müddetnameye itirazı var ise, buna imkan sağlamaktır. Müddetname hazırlandığında deneme süresi belli olmaz. Deneme süresi koşullu salıverilme kararı ile tespit edilir. Burada tartışılan konu deneme süresi. Deneme süresinin ne olduğunu tam olarak kavrayamamışsın ki hakederek tahliye tarihi ile karıştırıyorsun. Ayrıca koşullu salıverilme kararında hükümlüye salıverildikten sonra başkacayükümlülüklerde verilebilir. Her türlü mahkeme kararının ilgilisine tebliği zorunludur.

Beğenmedim! (0)
Avatar
1 3 ay önce

Tebliğ konusuna katılıyorum, özellikle denetim süresinde yükümlülük belirlenmişse; ancak yeniden kasten suç işleyen kişi iyi niyetli olmadığından özel hukukta dahi kötü niyet korunmadığından kasten suç işleyen kişi bunun her türlü sonucuna katlanmalıdır; ama yine de denetim süresinde kasten suç işleyen konusunda koş.salv. kararının tebliğinin gerekip gerekmediğine dair Yargıtay’ın net bir kararına ihtiyaç vardır

Misafir Avatar
tebliğ 3 ay önce @1

Koşullu salıverilme kararlarına hükümlünün 7 gün içerisinde itiraz hakkı var. Hükümlünün itiraz edebilmesi için tebliğ gerekli.

Beğenmedim! (0)