1. GİRİŞ
Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesi, satıcının alacağını güvence altına almayı amaçlayan klasik bir hukuki kurum olmakla birlikte, icra hukuku bakımından uygulamada ciddi tereddütler doğurmaktadır. Özellikle satıcının, mülkiyeti muhafaza kaydı ile sattığı mal nedeniyle semen alacağı için icra takibi yapması ve bu takip kapsamında aynı malı haczettirmesi, mülkiyet hakkından feragat edilip edilmediği ve satış bedelinin paylaştırılmasında rüçhanlılık meselesini gündeme getirmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/2917 Esas, 2022/5948 Karar sayılı ilamı başta olmak üzere Yargıtay’ın yerleşik içtihatları incelendiğinde; mülkiyeti muhafaza kaydının, icra takibi sürecinde mutlak ve dokunulmaz bir üstünlük sağlamadığı, ancak semen alacağı bakımından rüçhanlılığın korunduğu açıkça görülmektedir.
2. MÜLKİYETİ MUHAFAZA KAYDI İLE SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesi, Türk Medeni Yasası’nın 764. maddesinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeden aşağıdaki zorunlu unsurlar anlaşılmaktadır:
a. Satışa konu malın menkul olması,
b. Mülkiyetin, bedelin tamamen ödenmesine kadar satıcıda kalması,
c. Sözleşmenin resmi şekilde yapılması,
d. Alıcının yerleşim yeri noterliğinde tutulan özel sicile tescil edilmesi[1].
TMK m. 764 hükmü uyarınca:
“Mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışlarda, mülkiyet alıcıya satış bedelinin tamamı ödenmedikçe geçmez.”[1]
Bu yönüyle mülkiyeti muhafaza kaydı, ayni bir hak tesisinden ziyade, mülkiyet devrinin şarta bağlanması niteliğini taşımaktadır.
3. MÜLKİYETİN GEÇİŞİ VE ALICININ HUKUKİ KONUMU
Satış bedelinin peşin ödenmediği hâllerde mülkiyetin ne zaman alıcıya geçeceği, Türk Borçlar Yasası’nın 170. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Anılan hükme göre:
“Satış bedelinin tamamı ödenmedikçe mülkiyet alıcıya geçmez.”[3]
Bu düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, bedelin tamamı ödenmediği sürece alıcının, mal üzerinde mülkiyet hakkı değil yalnızca zilyetlik hakkına sahip olduğu sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla alıcı, icra hukuku bakımından malın gerçek maliki olarak kabul edilemez.
4. ALICININ TEMERRÜDÜ VE SATICININ SEÇİMLİK HAKLARI
Alıcının satış bedelinin tamamını veya bir kısmını ödememesi hâlinde satıcıya tanınan haklar, TMK’nın 765. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre:
“Alıcı satış bedelini ödemezse, satıcı özel hükümlere uymak koşuluyla malın geri verilmesini isteyebilir.”[2]
Bu çerçevede satıcının;
1. Malın geri verilmesini talep etme,
2. Semen alacağı için icra takibi yapma,
3. Sözleşmeyi feshederek karşılıklı iade isteme
hakları bulunmaktadır. Satıcının bu haklardan birini kullanması, kural olarak diğerlerinden feragat ettiği anlamına gelmez.
5. SEMEN ALACAĞI İÇİN İCRA TAKİBİ YAPILMASI
Satıcının, mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesinden doğan semen alacağı için ilamsız icra takibi yapmasının önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. İlamsız takipte alacağın belgeye dayanması zorunlu olmayıp, bu husus öğretide de açıkça kabul edilmektedir[8].
Bu bağlamda satıcı, İİK’nın 58. maddesi uyarınca Örnek No: 1 takip talebi ile icra takibini başlatabilir ve borçluya Örnek No: 7 ödeme emri gönderilebilir. Satıcının bu aşamadaki davranışı, mülkiyeti muhafaza hakkından feragat anlamına gelmez.
6. SATILAN MALIN BİZZAT SATICI TARAFINDAN HACZETTİRİLMESİ
Öğreti ve Yargıtay uygulamasında belirleyici ayrım, satıcının kendi sattığı ve mülkiyetini muhafaza ettiği malı haczettirmesi noktasında ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, satıcının mülkiyeti muhafaza hakkından zımnen vazgeçtiği kabul edilmektedir.
Nitekim öğretide şu görüş yerleşik hâle gelmiştir:
“Satıcı, mülkiyeti muhafaza kaydıyla devrettiği malı haczettirirse, bununla mülkiyetin saklı tutulmasından feragat etmiş sayılır; ancak semen alacağı satış bedelinden rüçhanlı olarak tahsil edilir.”[7]
Bu feragat, mülkiyet iddiasına ilişkindir; semen alacağının hukuki niteliğini ortadan kaldırmaz.
7. YARGITAY UYGULAMASI VE RÜÇHAN MESELESİ
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2022/2917 Esas, 2022/5948 Karar sayılı ilamında şu tespitte bulunmuştur:
“Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesinde, alıcı satış bedelini ödememiş ve temerrüde düşmüş ise mülkiyet henüz alıcıya geçmemiştir. Satıcı üçüncü kişi sözleşmeyi feshetmedikçe, takip alacaklısı ancak ödenmeyen taksitleri satıcıya ödeyerek mülkiyetin borçluya geçmesini sağladıktan sonra haciz ve satış isteyebilir.”[4]
Benzer şekilde Yargıtay 23. Hukuk Dairesi de sıra cetveli bakımından şu sonuca ulaşmıştır:
“İlk sıralarda yer alan mülkiyeti muhafaza kaydı ve rehinli alacaklara ilişkin sıralamada usulsüzlük bulunmadığı, bu alacakların nitelikleri itibariyle garameten taksime tabi tutulamayacağı anlaşılmıştır.”[6]
Bu içtihatlar, semen alacağının rüçhanlı niteliğini açıkça ortaya koymaktadır.
8. ELEŞTİREL DEĞERLENDİRME
Uygulamada en sık yapılan hata, satıcının mülkiyeti muhafaza kaydıyla sattığı malı haczettirmesi hâlinde, semen alacağının da sıradan bir alacak hâline geldiğinin kabul edilmesidir. Oysa bu yaklaşım, hem öğretisel görüşlere hem de Yargıtay içtihatlarına aykırıdır.
Mülkiyeti muhafaza hakkından feragat ile semen alacağının rüçhanlılığı birbirine karıştırılmamalıdır. Satıcının mülkiyet iddiasından vazgeçmesi, alacağının hukuki önceliğini ortadan kaldırmaz.
9. SONUÇ
Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesine konu mal nedeniyle satıcının, semen alacağı için icra takibi yapması mümkündür ve bu durum mülkiyeti muhafaza hakkından feragat anlamına gelmez. Satıcının bizzat bu malı haczettirmesi hâlinde mülkiyeti muhafaza hakkı sona erer; ancak semen alacağı, satış bedelinden rüçhanlı olarak tahsil edilme özelliğini korur.
Bu nedenle icra hukukunda mülkiyeti muhafaza kaydı değerlendirilirken, şekli değil fonksiyonel ve hakkaniyete uygun bir yorum benimsenmelidir.
Ali TAT
Hukukçu-Eğitimci-İcra Müdürü
DİPNOTLAR
[1] TMK m. 764
[2] TMK m. 765
[3] TBK m. 170
[4] Yargıtay 12. HD, 2022/2917 E., 2022/5948 K.
[5] Yargıtay 23. HD, 2016/4166 E., 2019/3922 K.
[6] Yargıtay 23. HD, 2016/3168 E., 2019/981 K.
[7] Kuru / Arslan / Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku, 26. Baskı, s. 302–303
[8] Kuru / Arslan / Yılmaz, age., s. 113





