MAKALE

SAĞLIK TURİZMİNDE “SONUÇ GARANTİSİ” TUZAĞI: YARGITAY ESTETİK MÜDAHALELERE NASIL BAKIYOR?

Abone Ol

Bir klinik düşünün. Operasyon teknik olarak başarılı. Hasta hayatta. Komplikasyon gelişmemiş. Tıbbi standartlara uyulmuş. Ancak mahkeme yine de tazminata hükmediyor. Çünkü sağlık turizminde bazı işlemlerde mahkemeler artık yalnızca “ameliyat doğru yapıldı mı?” sorusunu sormuyor. “Vaat edilen sonuç gerçekleşti mi?” sorusunu da soruyor.

Türkiye, sağlık turizminde dünyanın en önemli destinasyonlarından biri haline gelirken; saç ekimi, estetik cerrahi, diş tedavileri ve obezite cerrahisi alanlarında her yıl yüz binlerce yabancı hastayı ağırlıyor. Ancak sektör büyüdükçe hukuki uyuşmazlıklar da artıyor.

Özellikle estetik amaçlı müdahalelerde Yargıtay’ın son yıllarda benimsediği yaklaşım, hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının sorumluluk alanını önemli ölçüde genişletmiş durumda Artık birçok davada tartışma yalnızca tıbbi hata olup olmadığı değil; hastaya ne vaat edildiği, beklentinin nasıl yönetildiği ve sürecin nasıl belgelendiği üzerinde yoğunlaşıyor. Peki sağlık turizminde en sık uyuşmazlığa konu olan işlemlerde mahkemeler hangi reflekslerle karar veriyor?

1. Saç Ekimi: Mahkeme Sonuca da Bakıyor.

Saç ekimi, hukuki uygulamada çoğu zaman klasik bir tedavi hizmeti olarak değil, eser sözleşmesi niteliğinde değerlendiriliyor. Bu yaklaşımın sonucu oldukça önemli:

Hekim yalnızca gerekli özeni göstermekle değil, hastanın makul estetik beklentisini karşılamakla da yükümlü kabul edilebiliyor.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/4360 E. – 2024/322 K. sayılı kararında hasta, ekim sonrası beklenen yoğunluğa ulaşılamadığı ve kafa derisinde iz kaldığı gerekçesiyle dava açtı. Dosyada bilirkişi raporu tıbbi kurallara uyulduğunu belirtmesine rağmen Yargıtay kararı bozdu. Kararın dikkat çekici yönü şuydu:

Mahkeme yalnızca operasyonun teknik olarak doğru yapılıp yapılmadığıyla ilgilenmedi; estetik amacın gerçekleşip gerçekleşmediğinin de ayrıca araştırılması gerektiğini vurguladı. Bu karar, saç ekimi davalarında “komplikasyon yoksa sorumluluk da yoktur” yaklaşımının tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor.

2. Rinoplasti: Aynı Ameliyat, Farklı Hukuki Rejim

Burun ameliyatları sağlık hukukunun en ilginç alanlarından biridir. Çünkü aynı operasyon bazen estetik müdahale, bazen de tedavi amaçlı cerrahi olarak değerlendirilebilir. Bu ayrım, davanın kaderini değiştirebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/1998 E. – 2025/984 K. sayılı kararında hem nefes alma güçlüğü hem de şekil bozukluğu iddiasıyla yapılan operasyon değerlendirilmiş ve mahkeme işlemi vekalet sözleşmesi kapsamında kabul etmiştir.

Sonuç olarak ortaya çıkan küçük estetik farklılıklar kusur değil, komplikasyon olarak değerlendirilmiş ve dava reddedilmiştir. Bu kararın verdiği mesaj nettir:

Eğer operasyonun tıbbi gerekliliği güçlü şekilde belgelenebilirse, hekimin sorumluluğu “sonuç garantisinden” çok “özen yükümlülüğü” çerçevesinde incelenebilmektedir.

3. Meme Estetiği: Davayı Kaybettiren Şey Bazen Evraktır.

Estetik cerrahi davalarının önemli bir kısmında tartışma operasyonun nasıl yapıldığı değil, hastanın ne ölçüde bilgilendirildiğidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/2697 E. – 2023/3137 K. sayılı kararında meme küçültme operasyonuna ek olarak gerçekleştirilen kol germe işlemi için ayrıca aydınlatılmış onam alınmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme bu eksikliği bozma sebebi saymıştır. Kararın ortaya koyduğu ilke açıktır:

Her işlem kendi hukuki riskini doğurur. “Hasta zaten ameliyata onay vermişti” savunması, ek müdahaleler bakımından çoğu zaman yeterli değildir. Özellikle sağlık turizminde tek bir genel onam formuna dayanılması ciddi risk yaratmaktadır.

4. Diş İmplantları ve Estetik Diş Tedavileri: Sonuç Beklentisinin En Yüksek Olduğu Alan

Diş tedavileri, özellikle implant ve estetik uygulamalar bakımından mahkemeler tarafından sıklıkla eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. Bunun temel nedeni hastanın somut ve ölçülebilir bir sonuç beklemesidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1772 E. – 2023/1500 K. sayılı kararında Empress kaplama sonrası meydana gelen kırıklar incelenmiş ve olay komplikasyon olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu kararın asıl önemi başka bir noktadadır:

Mahkemeler yalnızca komplikasyonun meydana gelip gelmediğine değil, komplikasyon sonrasında hekimin nasıl davrandığına da bakmaktadır.

· Revizyon önerildi mi?

· Hasta düzenli takip edildi mi?

· Alternatif çözümler sunuldu mu?

Çoğu zaman davanın sonucu bu soruların cevabına göre şekillenmektedir.

5. Bariatrik Cerrahi: Komplikasyon Kaçınılmaz Olabilir, Yönetim Kusuru Değil

Obezite cerrahisi yüksek riskli operasyonlar arasında yer almaktadır. Kaçak, enfeksiyon ve tromboemboli gibi komplikasyonlar literatürde kabul edilen risklerdir. Bu nedenle mahkemeler çoğu zaman komplikasyonun varlığına değil, komplikasyonun yönetimine odaklanmaktadır.

Yakın tarihli bir istinaf kararında ameliyat sonrası gelişen kaçak nedeniyle açılan davada mahkeme, komplikasyonun zamanında tespit edildiğini ve gerekli müdahalelerin eksiksiz yapıldığını belirleyerek davayı reddetmiştir. Bu yaklaşım sağlık hukukunda giderek güçlenmektedir. Komplikasyon tek başına kusur değildir. Ancak komplikasyonu geç fark etmek, takip etmemek veya kayıt altına almamak kusur olarak değerlendirilebilir.

Mahkemelerin Aslında Sorduğu Dört Temel Soru

İncelenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde mahkemelerin farklı işlemlerde aslında aynı dört soruya cevap aradığı görülmektedir:

· Hastaya belirli bir sonuç vaat edildi mi?

· Hasta yeterince aydınlatıldı mı?

· Komplikasyon doğru yönetildi mi?

· Tüm süreç eksiksiz şekilde belgelenebildi mi?

Davaların büyük bölümünde sonucu belirleyen unsur tıbbi müdahalenin kendisinden çok bu sorulara verilen cevaplardır.

Sağlık Turizminde Gözden Kaçan Hukuki Riskler

-Dil Bariyeri

Yabancı hastanın anlamadığı dilde imzaladığı onam formu çoğu durumda koruma sağlamaz. Hasta gerçekten neye onay verdiğini anlayabilmelidir.

-Sosyal Medya ve WhatsApp Yazışmaları

· “Harika sonuç alacaksınız.”

· “İz kalmayacak.”

· “Kesin memnun kalırsınız.”

Pazarlama amacıyla kurulan bu cümleler, yıllar sonra mahkeme dosyasında karşınıza çıkabilir. Birçok uyuşmazlıkta Instagram mesajları ve WhatsApp görüşmeleri delil olarak kullanılmaktadır.

-Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşları

Artık birçok davada yalnızca hekim veya hastane değil, sağlık turizmi şirketleri ve organizasyon firmaları da davalı olarak yer almaktadır. Mahkemeler giderek daha sık şekilde müteselsil sorumluluk yaklaşımını benimsemektedir.

-Önümüzdeki Dönemde Neler Bekleniyor?

2025–2026 döneminde sağlık turizmi alanındaki davalarda üç eğilim öne çıkıyor:

1- Estetik işlemlerde eser sözleşmesi yaklaşımının güçlenmesi.

2- Dijital delillerin dava dosyalarındaki ağırlığının artması.

3- Yabancı hastaların kişisel verilerinin işlenmesi ve yurt dışına aktarılması nedeniyle KVKK kaynaklı yeni sorumluluk alanlarının ortaya çıkması.

Sonuç

Sağlık turizminde hukuki risk çoğu zaman ameliyathanede başlamaz. İlk Instagram mesajında, ilk telefon görüşmesinde, ilk vaat cümlesinde başlar.

Bugün mahkemeler cerrahi başarı kadar beklenti yönetimine, kayıt disiplinine ve iletişim sürecine de odaklanmaktadır. Bu nedenle sağlık kuruluşları için en önemli soru artık şudur:

“Operasyonu doğru yaptık mı?” değil, “Yarın mahkemede bunu ispatlayabilecek miyiz?”

Çünkü sağlık hukukunda çoğu zaman tartışılan şey tıbbi müdahalenin kendisi değil, o müdahalenin nasıl belgelendiğidir.

Av. Fatma TOKAT