A. GİRİŞ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 23 Haziran 2026 tarihinde vermis olduğu Acar/Türkiye kararında, Türkiye’de kolluk birimleri tarafından tutulan Genel Bilgi Toplama (GBT/KİHBİ) kayıtlarının hukuki niteliği ve kişisel verilerin korunması bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek bir karar vermiştir.

Kararda, adli sicilden silinmiş bir mahkûmiyet kaydının polis veri tabanında tutulmaya devam edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını ihlal edip etmediği sorusuna odaklanılmaktadır.

Mahkeme, başvurucunun mahkûmiyet kaydının adli sicilden silinmesine rağmen (GBT/KİHBİ) sisteminde tutulmaya devam edilmesini hukuka aykırı bularak Türkiye’nin AİHS’nin 8. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Kararın önemi yalnızca başvurucu bakımından değil, Türkiye’de kişisel verilerin işlenmesine ilişkin idari uygulamaların hukuki temelleri bakımından da ortaya çıkmaktadır.

B. OLAYIN ÖZETİ

Başvurucu, 2000 yılında ruhsatsız silah bulundurma suçundan para cezasına mahkûm edilmiştir. Daha sonra 2015 yılında adli sicil kaydının silinmesine ve memnu haklarının iadesine karar verilmiştir.

Buna rağmen mahkûmiyet bilgileri İçişleri Bakanlığı bünyesindeki GBT/KİHBİ sisteminde tutulmaya devam etmiştir. Başvurucu, rutin polis kontrollerinde bu kayıtların ortaya çıkması nedeniyle suçlu muamelesi gördüğünü ileri sürmüş ve kaydının silinmesini talep etmiştir.

İdare Mahkemesi ve sonrasında Anayasa Mahkemesi başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu AİHM’e başvurmuştur.

C. AİHM’İN DEĞERLENDİRMESİ

I. Kişisel Verilerin Saklanması Tek Başına Müdahaledir

Mahkeme öncelikle önemli bir ilkeyi tekrar etmiştir. Buna göre kişisel verilerin yalnızca saklanması bile özel hayata müdahale oluşturabilecek olup verilerin ayrıca kullanılmış olması şart değildir.

Bu yaklaşım, AİHM’in daha önceki S. ve Marper/Birleşik Krallık (30562/04 ve 30566/04, § 67, AİHM 2008) ve Catt/Birleşik Krallık(43514/15 , § 76, 24 Ocak 2019) kararlarında da yer bulmuştur. Böylece devletin elindeki veri tabanlarında kişisel verilerin tutulması, başlı başına insan hakları denetimine tabi hale gelmektedir.

II. Mahkûmiyet Verileri Hassas Kişisel Veri Niteliğindedir

Kararda, suç ve mahkûmiyet bilgilerinin sıradan kişisel veri olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır.

Ceza mahkûmiyetlerine ilişkin bilgiler kişinin sosyal yaşamını, çalışma hayatını ve toplumdaki itibarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle devletlerin bu tür verileri işlerken daha sıkı güvenceler sağlaması gerekmektedir.

III. Kanunilik İlkesi ve Hukuki Dayanak Sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesine göre kişisel verilerin işlenmesine ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenmelidir. Buna rağmen başvurucunun verileri, bir kanuni dayanak gerekçe gösterilerek değil İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılmış KİHBİ Yönergesi’ne dayanılarak tutulmuştur.

Mahkeme buna göre şu sonuca ulaşmıştır:

-KİHBİ Yönergesi bir kanun değildir.

-Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 7. maddesi kişisel verilerin ne şekilde tutulacağını, ne kadar süre saklanacağını veya ne zaman silineceğini düzenlememektedir.

-Bu nedenle veri işlemenin yeterli yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Mahkeme böylece kişisel verilerin işlenmesinde yalnızca genel yetki veren düzenlemelerin yeterli olmayacağını, ayrıntılı ve öngörülebilir kuralların bulunması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

IV. Gizli Düzenlemelerle Veri İşlenemez

Mahkeme kararının en dikkat çekici yönlerinden biri de KİHBİ Yönergesi’nin kamuya açık olmamasına yaptığı vurgudur.

Anayasa Mahkemesi’nin kararında da belirttiği üzere söz konusu yönerge “sadece resmi kullanım için” nitelikte olup (hizmete özel) yayımlanmamıştır.

AİHM’e göre; vatandaşların erişemediği, içeriğini bilmediği ve denetleyemediği bir düzenleme kişisel veri işleme bakımından hukuki temel oluşturamaz.

Bir kişinin hangi verilerinin toplandığını, ne kadar süre saklanacağını ve hangi şartlarda silineceğini önceden öngörebilmesi gerekir. Yayımlanmamış bir idari talimat bu işlevi yerine getiremeyecektir.

D. KARARIN TÜRK HUKUKU AÇISINDAN ÖNEMİ VE SONUÇ

İş bu yazımızda incelememize konu Acar/Türkiye(20039/22) kararı; yalnızca başvurucuyu ilgilendiren bireysel bir karar niteliğinde olmayıp, kararın içeriğinde yer verilen durumlar ve ihlale neden olan olgular değerlendirildiğinde, Genel Bilgi Toplama (GBT/KİHBİ) kayıtlarının hukuki niteliği bakımından önemli sorunlara işaret etmektedir.

Öncelikle kararla birlikte, Genel Bilgi Toplama (GBT/KİHBİ) kayıtlarının tutulmasına ilişkin mevcut uygulamaların hukuki dayanağı yeniden tartışmaya açılmıştır.

Karar, özellikle GBT kayıtları ve kolluk veri tabanları bakımından Türkiye’nin daha şeffaf, erişilebilir ve kanuni güvenceler içeren bir düzenleme yapması gerektiğine işaret etmektedir. AİHM’e göre kişisel verilerin işlenmesi, yayımlanmamış idari talimatlara değil, vatandaşların erişebildiği ve öngörebildiği açık kanuni kurallara dayanmalıdır.

Ayrıca kanunilik şartlarını sağlaması halinde dahi adli sicilden silinen geçmiş suç kayıtlarının başka veri tabanlarında süresiz şekilde tutulmasının insan hakları bakımından özel hayatına saygı hakkına müdahale teşkil edebileceğine yer vermiştir.

Bu bakımdan da, kararın gerekçeleri itibariyle ilerleyen süreçte benzer şikayetlere ilişkin, AİHM tarafından olası ihlal kararlarının verilmesi kuvvetle muhtemel görüldüğünden konuyla ilgili kararda yer verilen durumlar da gözetilmek ve kişilerin özel hayatına saygı hakkına müdahale etmeyecek şekilde kişisel verilerin işlenmesi bakımından gizli idari yönergeler yerine açık ve ayrıntılı kanuni düzenlemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Av. Fatih GÖKÇE