TÜRKİYE'DE ULUSLARARASI KORUMA VE GEÇİCİ KORUMA STATÜLERİNDE TEMEL HAKLARA ERİŞİM:
HUKUKİ NİTELİK, KARŞILAŞTIRMA VE UYGULAMADAKİ ZORLUKLAR
GİRİŞ
Göç olgusu, günümüzde uluslararası hukukun ve insan hakları hukukunun en önemli çalışma alanlarından biri hâline gelmiştir. Türkiye ise coğrafi konumu ve son yıllarda yaşanan kitlesel göç hareketleri nedeniyle uluslararası koruma ve geçici koruma mekanizmalarının yoğun olarak uygulandığı ülkeler arasında yer almaktadır.
Her ne kadar uluslararası koruma ve geçici koruma statüleri benzer bir koruma amacına hizmet etse de, hukuki nitelikleri, uygulanma şartları ve statü sahiplerine tanınan haklar bakımından önemli farklılıklar içermektedir. Bu farklılıklar, yabancıların temel haklara erişimi bakımından da çeşitli sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu çalışmada, uluslararası koruma ve geçici koruma statüleri hukuki nitelikleri bakımından karşılaştırılmış; söz konusu statülerin temel haklara erişim üzerindeki etkileri ile uygulamada karşılaşılan başlıca sorunlar değerlendirilmiştir.
I. ULUSLARARASI KORUMA VE GEÇİCİ KORUMA STATÜLERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Uluslararası koruma ve geçici koruma, Türkiye'de uluslararası koruma ihtiyacı bulunan yabancıların korunmasına hizmet eden iki farklı hukuki mekanizmadır. Her iki statü de kişilerin yaşam hakkı, kişi güvenliği ve geri gönderilmeme ilkesi gibi temel haklarını güvence altına almayı amaçlamakla birlikte; hukuki dayanakları, uygulanma şartları ve statü sahiplerine sağladıkları haklar bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Bu nedenle söz konusu statülerin birbirinden bağımsız olarak değil, karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmesi, temel haklara erişimde karşılaşılan sorunların doğru tespit edilebilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Türkiye'de Uluslararası Koruma Sistemi, 11 Nisan 2013 tarihinde kabul edilen 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile kapsamlı ve sistematik bir yasal çerçeveye kavuşturulmuştur. Kanun ile birlikte uluslararası koruma başvurularının değerlendirilmesi, koruma statülerinin belirlenmesi ve bu statülerden yararlanan kişilerin hak ve yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bunun yanında kitlesel nüfus hareketleri nedeniyle bireysel uluslararası koruma mekanizmasının yetersiz kalabileceği durumlar dikkate alınarak geçici koruma kurumu da Türk hukukuna kazandırılmıştır.
Uluslararası koruma ile geçici koruma arasındaki ayrım yalnızca teorik bir sınıflandırma olmayıp uygulamada yabancıların yararlanabilecekleri hakların kapsamını ve bu haklara erişim usullerini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle her iki statünün hukuki niteliğinin doğru anlaşılması, özellikle sağlık, eğitim, çalışma hakkı, sosyal yardım ve adalete erişim gibi temel hakların hangi kapsamda kullanılabileceğinin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.
A. Uluslararası Koruma Statüsü
Uluslararası koruma, vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanamayan veya zulüm görme korkusu nedeniyle bu korumadan yararlanmak istemeyen yabancıların uluslararası hukuk çerçevesinde korunmasını amaçlayan bir hukuki mekanizmadır. Bu mekanizmanın temelini, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi ile bu sözleşmenin kapsamını genişleten 1967 New York Protokolü oluşturmaktadır.
Türkiye'de uluslararası koruma rejimi ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile düzenlenmiş olup Kanun'un 61 ilâ 63. maddelerinde mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma olmak üzere üç farklı uluslararası koruma statüsüne yer verilmiştir. Kanun koyucu, bu ayrımı benimserken Türkiye'nin 1951 Cenevre Sözleşmesi'ne koyduğu coğrafi sınırlama çekincesini esas almıştır. Buna göre yalnızca Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle Türkiye'ye sığınan kişiler mülteci statüsü elde edebilirken Avrupa dışından gelen ve uluslararası koruma ihtiyacı taşıyan kişiler bakımından şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsü söz konusu olabilmektedir.
Uluslararası koruma statüsünün belirlenmesinde esas alınan unsur, başvuru sahibinin bireysel durumunun idari makamlar tarafından ayrı ayrı değerlendirilmesidir. Bu yönüyle uluslararası koruma, kitlesel nüfus hareketlerine yönelik olarak uygulanan geçici koruma rejiminden ayrılmaktadır. Başvurucunun ülkesini terk etme nedenleri, maruz kaldığı riskler ve geri gönderilmesi hâlinde karşılaşabileceği tehlikeler somut olay özelinde incelenmekte; değerlendirme sonucunda kişinin uluslararası koruma statüsünden yararlanıp yararlanamayacağına karar verilmektedir.
Uluslararası koruma statüsü yalnızca kişiye ülkede kalma imkânı tanımamakta; aynı zamanda başta geri gönderilmeme ilkesi olmak üzere sağlık, eğitim, belirli şartlar altında çalışma, sosyal yardım ve adalete erişim gibi çeşitli temel haklardan yararlanabilmesinin de hukuki temelini oluşturmaktadır. Bununla birlikte söz konusu hakların kapsamı ve kullanım şekli, kişinin sahip olduğu koruma statüsüne ve ilgili mevzuat hükümlerine göre değişebilmektedir. Bu durum, uluslararası koruma ile geçici koruma rejimlerinin temel haklara etkisinin karşılaştırmalı olarak incelenmesini gerekli kılmaktadır.
B. Geçici Koruma Statüsü
Geçici koruma, kitlesel nüfus hareketleri sonucunda ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve bireysel uluslararası koruma başvurularının kısa sürede değerlendirilmesinin fiilen mümkün olmadığı durumlarda uygulanan istisnai bir koruma mekanizmasıdır. Türk hukukunda geçici korumanın yasal dayanağı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91. maddesidir. Anılan maddede, kitlesel olarak Türkiye sınırlarına gelen veya sınırları geçen ve ülkelerine geri dönemeyen yabancılara geçici koruma sağlanabileceği düzenlenmiştir.
6458 sayılı Kanun'un 91. maddesine dayanılarak çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliği, geçici koruma rejiminin kapsamını, uygulanma usulünü, geçici koruma altındaki kişilerin hak ve yükümlülüklerini ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Yönetmeliğe göre geçici koruma; uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan kişilere sağlanan, acil ve geçici nitelikte bir koruma mekanizmasıdır. Bu yönüyle geçici koruma, bireysel değerlendirmeye dayanan uluslararası koruma statüsünden ayrılmaktadır.
Türkiye'de geçici koruma rejimi özellikle 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş sonrasında ülkeye kitlesel olarak gelen Suriyelilere uygulanmıştır. Kitlesel göç hareketinin büyüklüğü nedeniyle bireysel uluslararası koruma başvurularının kısa sürede sonuçlandırılması mümkün olmadığından, geçici koruma rejimi hem kamu düzeninin korunması hem de kitlesel olarak ülkeye gelen kişilerin temel haklardan yararlanabilmesi amacıyla tercih edilmiştir.
Bununla birlikte geçici koruma statüsü, uluslararası koruma statüsünden farklı olarak kişiye doğrudan mülteci veya şartlı mülteci statüsü kazandırmamakta; kitlesel göç olgusuna yönelik geçici nitelikte bir koruma sağlamaktadır. Bu durum, geçici koruma altındaki kişilerin sahip oldukları hakların kapsamı ve bu haklardan yararlanma usulleri bakımından farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Dolayısıyla uluslararası koruma ile geçici koruma arasındaki hukuki farklılıklar yalnızca statünün niteliği bakımından değil, temel haklara erişim bakımından da önem taşımaktadır.
II. ULUSLARARASI KORUMA VE GEÇİCİ KORUMA STATÜLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
İlk bölümde her iki koruma statüsünün hukuki niteliği ayrı ayrı inceledik bununla birlikte söz konusu statüler aynı amaca hizmet ediyor görünse de hukuki dayanakları, uygulanma usulleri, koruma kapsamları ve sağladıkları haklar bakımından önemli farklılıklar içermektedir. Bu farklılıklar yalnızca teorik bir ayrım niteliğinde olmayıp statü sahiplerinin temel haklara erişimini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle uluslararası koruma ile geçici koruma statülerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi, uygulamada karşılaşılan sorunların anlaşılabilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Uluslararası koruma, bireysel değerlendirme esasına dayanan bir koruma mekanizmasıdır. Başvuru sahibinin ülkesinden ayrılma nedenleri, maruz kaldığı riskler ve geri gönderilmesi hâlinde karşılaşabileceği tehlikeler her somut olay bakımından ayrı ayrı incelenmektedir. Buna karşılık geçici koruma, kitlesel nüfus hareketleri sonucunda ortaya çıkan acil insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak geliştirilmiş olup bireysel değerlendirmeden ziyade belirli bir gruba toplu şekilde uygulanmaktadır. Dolayısıyla uluslararası koruma bireysel nitelik taşırken geçici koruma kitlesel koruma anlayışına dayanmaktadır.
İki koruma rejimi arasındaki bir diğer önemli farklılık, korumanın hukuki niteliği ve süresidir. uluslararası koruma statüsü, bireysel başvurunun kabul edilmesi sonucunda kişiye hukuki bir statü kazandırırken; geçici koruma, olağanüstü göç hareketlerinin yönetilebilmesi amacıyla uygulanan geçici ve idari nitelikte bir koruma mekanizmasıdır. Bu nedenle geçici koruma statüsü, uluslararası koruma statüsüne kıyasla daha sınırlı ve geçicilik esasına dayanan bir hukuki yapıya sahiptir.
Söz konusu farklılıklar, statü sahiplerinin temel haklardan yararlanma biçimini de etkilemektedir. Her iki statü kapsamında bulunan kişiler bakımından geri gönderilmeme ilkesi esas olmakla birlikte sağlık hizmetleri, çalışma hayatına katılım, eğitim, sosyal yardım ve ikamet gibi alanlarda uygulanacak usul ve şartlar farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle temel haklara erişimde yaşanan güçlüklerin değerlendirilebilmesi için, öncelikle iki koruma rejimi arasındaki hukuki ayrımın doğru şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
Tablo 1. Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma Statülerinin Karşılaştırılması
|
Kriter |
Uluslararası Koruma |
Geçici Koruma |
|
Hukuki Dayanak |
6458 sayılı Kanun m. 61-63 |
6458 sayılı Kanun m. 91 ve Geçici Koruma Yönetmeliği |
|
Korumanın Amacı |
Bireysel koruma ihtiyacı bulunan yabancının korunması |
Kitlesel nüfus hareketleri nedeniyle ülkeye gelen yabancıların geçici olarak korunması |
|
Korumanın Niteliği |
Bireysel değerlendirmeye dayalı statü |
Kitlesel ve geçici nitelikte koruma |
|
Başvuru Usulü |
Her başvuru bireysel olarak incelenir |
Bireysel statü belirlenmez; belirli bir gruba topluca uygulanır |
|
Statü Türleri |
Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma |
Tek bir geçici koruma statüsü uygulanır |
|
Korumanın Süresi |
Kanunda öngörülen şartların devamına bağlıdır |
Geçici niteliktedir; idarenin sona erdirme kararına bağlı olarak son bulabilir |
|
Hakların Kullanımı |
Statüye göre kanunda düzenlenen haklardan yararlanılır |
Haklar Kanun ve Geçici Koruma Yönetmeliği çerçevesinde kullanılır |
|
Uygulama Alanı |
Bireysel uluslararası koruma ihtiyacı bulunan yabancılar |
Kitlesel akın sonucu ülkeye gelen yabancılar |
|
Temel Haklara Etkisi |
Hakların kapsamı bireysel statüye göre belirlenir |
Hakların kullanımı Geçici Koruma Rejiminin şartlarına göre şekillenir |
Kaynak: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Geçici Koruma Yönetmeliği hükümleri esas alınarak yazar tarafından hazırlanmıştır.
Bu tablo, uluslararası koruma ile geçici koruma statülerinin yalnızca hukuki nitelikleri bakımından değil, temel haklara erişim açısından da farklı sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Özellikle korumanın bireysel veya kitlesel nitelikte olması, haklardan yararlanma usulünü ve kapsamını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, söz konusu statüler kapsamında bulunan yabancıların sağlık, eğitim, çalışma, sosyal yardım ve adalete erişim gibi temel haklardan yararlanırken karşılaştıkları güçlüklerin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
III. TEMEL HAKLARA ERİŞİMDE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR
A. Sağlık Hakkına Erişim
Uluslararası koruma ve geçici koruma statüsündeki yabancıların temel haklarından biri sağlık hizmetlerine erişim hakkıdır. Türk hukukunda bu hak, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Geçici Koruma Yönetmeliği başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde güvence altına alınmıştır. Ayrıca sağlık hakkı, uluslararası insan hakları hukukunda da temel haklardan biri olarak kabul edilmektedir.
Bununla birlikte, mevzuatta öngörülen güvencelere rağmen uygulamada sağlık hizmetlerine erişim bakımından çeşitli güçlüklerle karşılaşılabilmektedir. Özellikle kayıt işlemleri, ikamet edilen il dışında sağlık hizmetlerinden yararlanılması, dil engeli ve idari uygulamalardan kaynaklanan sorunlar, koruma altındaki yabancıların sağlık hizmetlerine fiilen erişimini zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle sağlık hakkı bakımından yaşanan sorunların önemli bir kısmı, hakkın kanunda düzenlenmemesinden değil, uygulamadaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bu durum, uluslararası koruma ve geçici koruma statülerinin hukuki farklılıklarının yalnızca teorik bir ayrımdan ibaret olmadığını; temel hakların kullanılmasına da doğrudan etki ettiğini göstermektedir.
B. Eğitim Hakkına Erişim
Eğitim hakkı, uluslararası koruma ve geçici koruma statüsündeki yabancılar bakımından temel haklardan biri olup, hem uluslararası sözleşmeler hem de Türk hukuku kapsamında güvence altına alınmıştır. Özellikle çocukların eğitime erişiminin sağlanması, koruma mekanizmalarının temel amaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte uygulamada eğitim hakkının kullanılmasını zorlaştıran çeşitli sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Dil farklılığı, eğitim sistemine uyum süreci, kayıt işlemleri ve ailelerin ekonomik koşulları gibi nedenler, özellikle çocukların eğitim hayatına düzenli şekilde devam etmelerini güçleştirebilmektedir. Bu durum, eğitim hakkının mevzuatta güvence altına alınmış olmasının tek başına yeterli olmadığını, hakkın etkin şekilde kullanılabilmesi için uygulamaya yönelik tedbirlerin de önem taşıdığını göstermektedir.
C. Çalışma Hakkına Erişim
Çalışma hakkı, uluslararası koruma ve geçici koruma statüsündeki yabancıların ekonomik ve sosyal yaşama katılımı bakımından önemli bir yere sahiptir. Türk hukukunda belirli şartların sağlanması hâlinde bu kişilerin çalışma izni alabilmelerine imkân tanınmıştır. Böylece koruma altındaki yabancıların kayıtlı istihdama katılarak hem kendi geçimlerini sağlamaları hem de toplumsal yaşama uyum sağlamaları amaçlanmaktadır.
Ancak uygulamada çalışma hakkının kullanılmasının önünde çeşitli güçlükler bulunmaktadır. Çalışma izni alınmasına ilişkin idari süreçler, işverenlerin izin başvurusunda bulunma konusundaki isteksizlikleri ve kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, koruma altındaki birçok yabancının fiilen çalışma hakkından tam anlamıyla yararlanamamasına neden olabilmektedir. Bu durum yalnızca çalışma hakkını değil, sosyal güvenlik, adil ücret ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları gibi diğer sosyal hakları da doğrudan etkilemektedir.
Nitekim çalışma hayatına ilişkin mevzuat ve idari uygulamalar son dönemde değişim göstermektedir. Yakın zamanda geçici koruma kapsamındaki Suriyelilere yönelik çalışma izni alma zorunluluğunun kaldırılarak çalışma izni muafiyeti uygulamasına geçileceği açıklanmıştır. Söz konusu düzenlemenin kayıtlı istihdamın artırılması ve çalışma hayatına katılımın kolaylaştırılması amacı taşıdığı ifade edilmekle birlikte, uygulamanın yabancıların çalışma hakkına erişimi ve iş gücü piyasasına etkilerinin zaman içerisinde daha sağlıklı değerlendirilebileceği düşünülmektedir.
D. Sosyal Yardım ve Barınma Hakkına Erişim
Uluslararası koruma ve geçici koruma statüsündeki yabancıların insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmeleri bakımından sosyal yardım ve barınma hizmetlerine erişimleri önem taşımaktadır. Türk hukukunda koruma altındaki yabancıların belirli şartlar altında sosyal yardım ve sosyal hizmetlerden yararlanabilmelerine yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.
Bununla birlikte uygulamada sosyal yardım ve barınma imkânlarına erişim, idari uygulamalar, ekonomik koşullar ve mevcut kapasite gibi nedenlerle her zaman aynı ölçüde sağlanamayabilmektedir. Özellikle kırılgan gruplar bakımından sosyal destek mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi, yalnızca temel ihtiyaçların karşılanması açısından değil, toplumsal uyumun sağlanması bakımından da önem taşımaktadır.
E. Adalete Erişim ve Hukuki Güvenceler
Adalete erişim hakkı, uluslararası koruma ve geçici koruma statüsündeki yabancıların diğer tüm haklarını etkili şekilde kullanabilmelerinin temel güvencelerinden biridir. Bu kapsamda kişilerin hakları konusunda bilgilendirilmesi, hukuki yardım alabilmesi, gerektiğinde avukat desteğine ulaşabilmesi ve başvuru yollarını etkin biçimde kullanabilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bunun yanı sıra uygulamada yabancıların adalete erişimini güçleştirebilen çeşitli sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Özellikle Türkçe yeterliliği sınırlı olan kişilerin adli ve idari süreçlerde tercüman desteğine her zaman etkin şekilde erişememesi, haklarını tam olarak ifade edememelerine veya yürütülen işlemleri yeterince anlayamamalarına neden olabilmektedir. Benzer şekilde, hukuki yardım ve avukata erişim imkânları konusunda yeterli bilgiye sahip olunmaması da hak arama özgürlüğünün etkin kullanımını olumsuz etkileyebilmektedir.
Özellikle göç hukuku uygulamasında idari gözetim kararları, sınır dışı etme kararları ve uluslararası koruma başvurularına ilişkin işlemler bakımından etkili hukuki yardım ve nitelikli tercüman desteği, adil
bir idari ve yargısal sürecin sağlanması açısından önemli bir güvence niteliğindedir. Bu nedenle yabancıların adalete erişiminin yalnızca mevzuatta güvence altına alınması değil, uygulamada da bu güvencelerin etkin şekilde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
IV. DEĞERLENDİRME
Uluslararası koruma ve geçici koruma rejimleri, hukuki dayanakları ve uygulanma usulleri bakımından farklı koruma mekanizmaları olarak düzenlenmiş olmakla birlikte Türkiye'deki göç hareketlerinin boyutu ve niteliği nedeniyle uygulamada bu iki statünün zaman zaman birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Özellikle kamuoyunda geçici koruma kapsamında bulunan yabancılar ile uluslararası koruma başvuru sahiplerinin aynı hukuki statüde değerlendirildiği yönünde yaygın bir algı bulunmakta olup bu durum statülere bağlı hak ve yükümlülüklerin de yanlış yorumlanmasına neden olabilmektedir.
Geçici koruma rejiminin hukuki niteliği bakımından dikkat çeken hususlardan biri, bu koruma mekanizmasının esasen kitlesel göç hareketlerine karşı geçici ve istisnai bir çözüm olarak öngörülmüş olmasına rağmen Türkiye'de özellikle Suriye'den gelen yabancılar bakımından uzun yıllardır uygulanıyor olmasıdır. Bu durum, geçici koruma rejiminin hukuki niteliğine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Nitekim geçici koruma kapsamında uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan kişilerin bulunması ve bunlardan bir kısmının istisnai usulle Türk vatandaşlığını kazanmış olması, geçicilik ilkesinin uygulamadaki görünümünün yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Bunun yanında, Türkiye'de farklı ülke vatandaşlarının farklı koruma rejimlerine tabi tutulması da uygulamada çeşitli sonuçlar doğurmaktadır. Suriye'den kitlesel olarak gelen yabancılar geçici koruma rejiminden yararlanırken Afganistan başta olmak üzere birçok ülkeden bireysel olarak gelen yabancılar uluslararası koruma prosedürü kapsamında değerlendirilmektedir. Bu ayrım hukuki dayanağını mevzuattan almakla birlikte uygulamada haklardan yararlanma imkânları ve idari süreçler bakımından farklı sonuçlar doğurabilmektedir.
Temel haklara erişim bakımından değerlendirildiğinde ise özellikle geçici koruma kapsamındaki kişilere yönelik olarak Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlar tarafından yürütülen sağlık, eğitim, sosyal uyum ve insani yardım projelerinin uygulamada önemli bir destek mekanizması oluşturduğu görülmektedir. Buna karşılık uluslararası koruma başvuru sahiplerinin yararlanabildiği destek mekanizmalarının kapsamı ve görünürlüğü bakımından farklılıklar bulunabilmektedir. Bu durum, her iki koruma rejiminin hukuki niteliğinden kaynaklanan farklılıkların uygulamaya da yansıdığını göstermektedir.
Son olarak, yabancıların adalete erişim hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi bakımından tercüman desteği ve hukuki yardım mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Özellikle Türkçe yeterliliği sınırlı olan yabancıların adli ve idari süreçlerde hakları konusunda yeterince bilgilendirilmemesi veya tercüman desteğine etkin biçimde erişememesi, hak arama özgürlüğünü olumsuz etkileyebilmektedir. Koruma rejimlerinin temel amacı yalnızca kişilerin ülkede kalmalarını sağlamak değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerden etkin biçimde yararlanabilmelerini güvence altına almaktır. Bu nedenle koruma rejimlerinin başarısı, yalnızca mevzuatta öngörülen güvencelerle değil, bu güvencelerin uygulamadaki etkinliği ile de ölçülmelidir.
Göç hukukunun dinamik yapısı dikkate alındığında özellikle çalışma hakkı, sosyal uyum politikaları ve geçici koruma rejimine ilişkin idari uygulamalarda meydana gelen değişikliklerin, koruma altındaki yabancıların temel haklara erişimini doğrudan etkilediği görülmektedir. Bu nedenle mevzuat değişikliklerinin ve idari uygulamaların insan hakları perspektifiyle sürekli olarak gözden geçirilmesi, koruma sisteminin etkinliğinin artırılması bakımından önem taşımaktadır.
SONUÇ
Uluslararası koruma ve geçici koruma, her ne kadar uluslararası koruma ihtiyacı bulunan yabancıların korunmasını amaçlayan iki hukuki mekanizma olsa da; hukuki dayanakları, uygulanma usulleri ve statü sahiplerine sağladıkları haklar bakımından birbirinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Türkiye'de bu iki koruma rejimi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde düzenlenmiş olup özellikle kitlesel göç hareketleri sonrasında geçici koruma rejimi uygulamada daha görünür hâle gelmiştir.
Bu çalışmada, uluslararası koruma ve geçici koruma statüleri hukuki nitelikleri bakımından karşılaştırılmış; söz konusu farklılıkların yabancıların temel haklara erişimi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda, mevzuatta sağlık, eğitim, çalışma, sosyal yardım ve adalete erişim gibi temel haklara ilişkin önemli güvenceler öngörülmüş olmakla birlikte, uygulamada çeşitli idari ve fiilî güçlüklerin bu hakların etkin kullanımını sınırlandırabildiği görülmektedir. Özellikle dil engeli, hukuki yardım ve tercüman desteğine erişim, çalışma hayatına katılım ve idari uygulamalardaki farklılıklar, koruma statüsündeki yabancıların haklardan fiilen yararlanmalarını etkileyebilmektedir.
Bununla birlikte, uluslararası koruma ve geçici koruma statülerinin kamuoyunda ve zaman zaman uygulamada birbirine karıştırılması, bu statülere bağlı hak ve yükümlülüklerin de yanlış değerlendirilmesine yol açabilmektedir. Oysa her iki koruma rejiminin hukuki niteliği ve amacı farklı olup bu farklılıkların gözetilmesi hem yabancıların temel haklarının korunması hem de hukuki güvenliğin sağlanması bakımından önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, koruma statüsündeki yabancıların temel haklardan etkin biçimde yararlanabilmesi yalnızca mevzuatta hak tanınmasına değil, bu hakların uygulamada erişilebilir ve etkili şekilde kullanılabilmesine bağlıdır. Bu doğrultuda, uygulama birliğinin güçlendirilmesi, hukuki yardım ve tercüman desteğinin etkinleştirilmesi, idari süreçlerin öngörülebilirliğinin artırılması ve koruma rejimlerinin hukuki sınırlarının açık biçimde uygulanması, yabancıların temel haklarının daha etkin korunmasına katkı sağlayacaktır.

Av. Dilan BOSTANCI
KAYNAKÇA
Mevzuat
1982 Anayasası.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu. Geçici Koruma Yönetmeliği.
Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi. Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü.
Resmî Kaynaklar
T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, Uluslararası Koruma.
T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, Geçici Koruma.
Makaleler
Gümüşlü Tunçağıl, Gülce; Tanrıbilir, Bilge, "YUKK Kapsamında İdarî Makamların Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma Hakkında Verebilecekleri Kararlar ve Bu Kararlara Karşı Başvuru Yolları", Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 15, Sayı 2, 2025.





