T.C.

KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

E. 2025/1136

K. 2025/1221

T. 13.6.2025

* SATIM SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN FATURA ALACAĞI ( Mahkemece Taraflara Ait BA/BS Formları İstenmiş Olup Davalı Tarafça 2024 Yılında Davacı Taraftan 257.689,11 TL Tutarında Mal Alındığına Dair BA Formuyla Bildirimde Bulunduğu Görülmekle Bu Durumda Davalı Taraf BA Formuyla Bildirdiği Faturadaki Malların Kendisine Teslim Edilmediğini İspat Külfeti Altında Olup Mahkemece İspat Külfetinde Yanılgıya Düşülerek Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Görüldüğü )

* TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZ EDİLMEMESİ VE TESLİMİNİN GEÇ YAPILMASI ( İbrazdan Kaçınan Tarafa Ticari Defterlerini İbraz Etmeme Hakkındaki Delil ve Belgelerini Sunması Defterleri Bulamadığı Taktirde Nerede Olduğunu Bilmediğine İlişkin Yemin Teklifinde Bulunması Defterleri İbrazına Karar Verilen Tarafın Kendisine Verilen Sürede Defterleri İbraz Etmez ve İbraz Etmeme Hakkında Kabul Edilebilir Bir Mazeret Göstermez Ya da Belgenin Elinde Bulunduğunu İnkar Eder ve Teklif Edilen Yemini Kabul veya İcra Etmezse Mahkemenin Duruma Göre Belgenin İçeriği Konusunda Diğer Tarafın Beyanını Kabul Etmek Suretiyle Karar Verilebileceği )

* FATURANIN TESLİMİNİN DAVALI TARAFÇA KABULÜ KARŞISINDA TESLİMİN YAPILMADIĞININ DAVALI TARAFÇA İSPAT YÜKÜ ALTINDA BULUNDUĞU ( Vergi Kayıtlarında Tarafların Faturaları Beyan Etmeleri ve İtiraz Etmemeleri Durumunda Malın Teslim Edilmediği İddiasının Davalı Tarafça Delillendirilmesi Gerektiği )

6102/m.85

6100/m.222/1

ÖZET: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına dayalı başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece taraflara ait BA/BS formları istenmiş olup davalı tarafça 2024 yılında davacı taraftan 257.689,11 TL tutarında mal alındığına dair BA formuyla bildirimde bulunduğu görülmüştür.

Bu durumda davalı taraf BA formuyla bildirdiği faturadaki malların kendisine teslim edilmediğini ispat külfeti altında olup mahkemece ispat külfetinde yanılgıya düşülerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür .

Kabule göre de;

Taraflardan biri ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesine rağmen karşı taraf ticari defterleri ibrazdan kaçındığı taktirde mahkeme defter ibrazını TTK 85 ve HMK 222/1. Maddeye göre resen emredebileceğinden HMK'nın 220. maddesi gereğince ibrazdan kaçınan tarafa ticari defterlerini ibraz etmeme hakkındaki delil ve belgelerini sunması defterleri bulamadığı taktirde nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklifinde bulunması defterleri ibrazına karar verilen tarafın kendisine verilen sürede defterleri ibraz etmez ve ibraz etmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemenin duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul etmek suretiyle karar verilebileceği kabul edilmiştir.

Mahkemece takibe konu faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirilip bildirilmedikleri dayanakları belirtilerek sorulmadan faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirilmediğinin tespit halinde belirtilen hususlar tamamlandıktan oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

DAVA : KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/04/2025 tarih ve 2024/705 E - 2025/366 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... marka yağların yetkili distribütörü olarak ... marka ürünlerinin ve hizmetlerinin satışını yaptığını, müvekkili şirketin davalı şirkete çeşitli mallar sattığını, müvekkili tarafından davalı şirketçe alınan mallar tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, davalı-borçlu şirket tarafından malların bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkile ait ticari defterlerin incelendiğinde davalı tarafça müvekkili tarafından düzenlenen ve mevcut ticari ilişkinden kaynaklanan faturalara ve içeriğine hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, ticari defterler dışında vergi dairesi kayıtlarından da bu durumun tespit edilebileceğini, itirazın iptali talebi ile müvekkil adına zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu,, ... Arabuluculuk Dosya Numarası kapsamında yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle icra takibine yapılan haksız, dayanaksız ve kötü niyetli itirazın iptali ve alacak miktarının %20 ‘ı oranında tazminata hükmedilerek icra takibinin devamına, yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin, davacı tarafa borcunun bulunmaması nedeniyle icra takibine itiraz ettiklerini, ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, sonuç olarak davacı tarafından itirazın iptali davası açıldığını, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi ve açılan bu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirkete borcu bulunmadığını, bu durumun ticari kayıtların incelenmesi ile ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerle açılan davayı ve talepleri kabul etmediklerini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut olayda, davacı tarafça takibe konu edilen fatura alacağı, ticari defter ve belgeler ile vergi dairesine bildirilen taraf bildirimleri (Form BA-BS) ile birlikte ispatlanması gerekmektedir. Fatura konusu davacı alacağı her iki tarafça bağlı oldukları vergi dairesine bildirilmiş olsa dahi, davacının açık hesaptan kaynaklı hangi alacağı yönünden takip başlattığı, alacağın kısmen yahut tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak yönünden takip başlatılıp başlatılmadığı, ancak davacının ticari defter ve belgelerini ve bu kapsamda muavin defter dökümünü sunması halinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile birlikte ortaya çıkacaktır. Davacı tarafça (ve aynı zamanda davalı tarafça) geçerli bir mazeret sunulmaksızın ticari defter ve kayıtlar sunulmamış, bilirkişi incelemesi yaptırılamamıştır. Çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, HMK m.226 hükmü gereği bilirkişinin oy ve görüşünün alınması zorunlu olup, bu eksikliğin mahkeme hâkimince giderilmesi de mümkün değildir. Ticari davalarda tacir olan tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazı zorunlu olmayıp, somut olayın özellikleri ve ispat konusu vakıaların niteliği dikkate alınarak hâkim tarafından bu konuda bir karar verilecektir. Somut olayda davacının ileri sürdüğü vakıaların ispatı bakımından ticari defter ve belgelerin ibrazı zorunlu olup, bu yöndeki ara kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı, dava dilekçesinde her iki tarafın ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandığına göre öncelikle kendi tuttuğu ticari defter ve belgeleri mahkemeye ibraz etmekle yükümlüdür. Hal böyleyken davacının ticari defter ve belgelerini geçerli bir mazeret öne sürmeksizin ibrazdan kaçınmış olması nedeniyle alacağın varlığı ve miktarı ispat edilememiş olup; dosyada mevcut diğer delil ve belgeler de davacının haklılığını ispata elverişli olmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin, davacının kötü niyetle icra takibi başlattığı kanıtlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacının davasının reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece mahkemesi taraflardan ticari defterlerini "03/02/2025 günü saat 14.30'da tarafların tüm ticari defter ve belgelerini mahkeme duruşma salonunda hazır etmeleri" şeklinde karar verdiğini, öncelikle müvekkilinin tüm ülke çapında ticaret yapmakta olup ticari defterleri kolayca taşınabilir formda bulunmadığını, işbu sebeple ticari defterlerin fiziken bir yerden bir yere götürülebilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin ticari defterleri duruşma salonuna fiziken getirilmesi yönünde tek taraflı olarak taraf vekilleri ile müzakere etmeden karar verdiğini, aslolan yargılamanın mahiyeti ve tarafların delillerini incelemekken mahkemenin Ticari Defter gibi büyük ölçekli bir unsuru bir not defteriymiş gibi duruşma salonuna istemesinin usul ekonomi ile de çeliştiğini, her ne kadar ticari defterlerin yerinin bildirilmesinin yeterli olacağı açık olsa da müvekkili şirket yetkilisinin ancak hazırlayabildiği ticari defterleri 07/02/2025 tarihinde mahkeme salonunda zor da olsa hazır ettiğini, ancak mahkemece belirlenen gün geçtiği gerekçesiyle işbu ticari defterlerin kabul edilmediğini, taraflarınca 10 ve 11/02/2025 tarihinde dosya kapsamında talep dilekçesi sunulmuş olup ticari defterlerinin yerinin bildirilebileceği gibi tekrardan da hazır edilebileceğinin belirtildiğini, öncelikle mahkeme tarafından verilen kesin sürelerin mantığının tarafların duruşmayı sürüncemede bırakma iradelerinin önüne geçmek olup tarafların kötü niyetli şekilde yargılamayı uzatma kastıyla hareket edebilmelerinin önüne geçebilmek yani Usul Ekonomisine riayet edilerek yargılamaların gerçekleşmesini sağlamak olduğunu, taraflarınca yapılan 11/02/2025 tarihli talep ile bir sonraki 17/04/2025 tarihli celse arasında 2 ay 6 gün bulunduğunu, yargılama konusu dava Basit yargılama usulünde görülmekte olup HMK'da belirtildiği üzere bilirkişinin raporunu 2 ay içerisinde tamamlamasının olağan hali olduğunu, zaten müvekkili tarafından getirilen ticari defterlerle, kesin süre arasında 4 gün bulunmakta olup yargılamayı uzatma amacı olmadığının aşikar olduğunu, yargılama kapsamında mahkemelerinin asıl görevinin hakikate ulaşmak olup tarafların delillerini, yargılamayı uzatma maksatları olmamak kaydıyla, incelemeyip tarafların haklılığını tespit etmekken mahkemenin herhangi bir zaman kaybı olmadığı açık olan dosya ile ilgili yeterli incelemeleri yapmadan karar verdiğini, her halükarda mahkemece ticari defterlerin inceleneceği tarih olan 03/02/2025 tarihinde herhangi bir bilirkişiye görevlendirme yapılmadığını , bilirkişi Teslim Tutanağının tutulmamış olup 03/02/2025 tarihinde bilirkişinin duruşma salonunda bulunmadığının da sabit olduğunu, işbu durum dahi ticari defterlerin o gün incelenmeyeceğini açıkça göstermekte olup ticari defterlerin 3 gün geç ibraz edilmesinin yapılan yargılamayı geciktirmeyeceğinin de ortada olduğunu, mahkeme sunmuş oldukları

Bam ve Yargıtay Kararlarını "ticari defter ve belgelerin ibrazı için yeni bir gün verilmesini talep etmiş ise de; söz konusu Yargıtay ve BAM kararlarının, taraflarca ticari defter ve belgelerin ibrazına ilişkin olmayıp gider avansına ilişkin olduğu," gerekçesiyle kabul etmediğini, sunmuş oldukları kararların ana fikri ve verilen hüküm Gider avansı ve Bilirkişi ücreti olmamakta, mahkeme tarafından verilen Kesin Sürelerin ana amacının ne olduğu ve hangi şartlarda esnetilebileceği olup işbu davada sayın mahkemenin red kararına neden olan olayla da doğrudan bağlantılı olduğunu, kararlarda da izah edildiği üzere kesin süre verilmesinin ana amacı tarafların yargılamayı sürüncemede bırakma durumunu ortadan kaldırmanın kısacası HMK'da belirtilen usul ekonomisi ilkesine uygun şekilde yargılamaların gerçekleşmesini amaçladığını, işbu durumun özelinde müvekkilinin ticari defterlerini ibraz ettiği ilk tarih dikkate alınmayıp 11/02/2025 tarihli talep dilekçesi dahi dikkate alınsa bir sonraki celseye kadar bilirkişi ticari defterlerde incelemeleri yapmış olup raporunu hazırlamış olacağının açık olduğunu, mahkemenin işbu beyanlarımızı dikkate almadan Ticari Defterleri incelememesi ve sonucunda da Davanın Reddine dair karar vermesinin hem HMK'ya hem de Yargıtay İçtihatlarına aykırı olup hukuka aykırı olduğunu, bir diğer hususun da duruşmada vekile ihtarat yükü yüklenmesi olduğunu, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere Tanık deliline ilişkin tanıklara çıkartılacak davetiyelerde sadece duruşmada vekile tanıkları hazır etmesine yönelik ihtarat yapılması usulen hukuka aykırı olup ayrıca tanıklara da davetiye çıkartılması gerektiğini, işbu duruma kıyasen yorumlanması halinde Ticari Defter delilinin durumu ve taşınabilirliği açısından duruşmaya giren vekilin bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, işbu sebeple ayrıca müvekkili asile ihtaratlı şekilde tebligat yapılması gerektiğini, aksi halde sadece vekile yüklenen ihtarat hukuka aykırı olup hak kaybı yaşanmasına sebep olduğunu, mahkemenin tarafların vergi dairesine bildirilmesi zorunlu olan ve taraflarınca delil olarak dayanılmış bulunan BA-BS formlarını sayın mahkemenin dikkate dahi almadığını, işbu formların incelenmesi halinde taraflar arasındaki ticari ilişki bulunduğunun sabit olduğunu, davalı tarafın BA formlarında faturalar kayıtlı olup müvekkilinin de BS formlarında faturaların kayıtlı olduğunu, davalı tarafça da işbu faturalara yönelik herhangi bir itiraz bulunmdığını, zaten davalı tarafın da hem cevap dilekçesinde hem de borca itiraz dilekçesinde tek belirttiği hususun "böyle bir borcunun olmadığına" yönelik olduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde müvekkiline karşı ödeme beyanında bulunmadığını, açıkça borç doğabilecek bir hukuki ilişkisi olmadığına yönelik beyanda bulunduğunu, ancak BA-BS formaları da incelendiğinde faturalar taraflarca vergi dairesine bildirildiğini, her halükarda da davalı tarafça müvekkili tarafından gönderilen faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmediğini, işbu durumda mahkemenin davalı taraftan ödeme belgesi sunmasına yönelik beyanda bulunmasını talep etmesi gerekirken sadece ticari defterler geç sunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/705 e. Ve 2025/366 k. Sayılı dosyada inceleme yapılmayan hususlarının incelenmesi yönünde karar verilerek, 17/04/2025 tarihli davanın reddine dair Kararının kaldırılmasını, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin Davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava bakiye faturaya alacağına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.

Kayseri İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı borçlusunun davalı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine 195.725,72 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağı olarak "15.04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 163.225,72 TL - 19/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 19.500,00 TL - 18/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 13.000,00 TL Tutarlı Faturalar 195.725,72 TL

" olarak gösterildiği ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,borçlu vekilinin borcun tamamına, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i-) İlamsız takip yapılmış olması,

ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.

Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK'da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.

Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.

Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 Sayılı TTK'nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.

Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 229. maddesi ise;

“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.

Bu hüküm çerçevesinde, ... tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.

6102 Sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.

Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.

6102 Sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.

Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.

Bu hususlarla birlikte 6100 Sayılı HMK'nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:

"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.

7251 Sayılı Kanunu'nun 23. maddesiyle yapılan değişiklik ile 6100 Sayılı Kanun'un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.

Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı)

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı "15.04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 163.225,72 TL - 19/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 19.500,00 TL - 18/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 13.000,00 TL Tutarlı Faturalardan kaynaklı 195.725,72 TL bakiye alacağın ödenmediğini beyan etmiş davalı ise faturalardaki malların kendisine teslim edilmediğini beyan ettiği görülmüştür.

Taraflar arasında ki uyuşmazlık 15.04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 163.225,72 TL - 19/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 19.500,00 TL - 18/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 13.000,00 TL Tutarlı Faturalardan kaynaklı 195.725,72 TL faturalardaki malların davalıya teslim edilip edilmediği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.

Eldeki dava satıştan kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup taraf beyanları doğrultusunda davacı taraf 15.04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 163.225,72 TL - 19/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 19.500,00 TL - 18/04/2024 Tarihli ... Seri numaralı 13.000,00 TL Tutarlı Faturalardan kaynaklı 195.725,72 TL faturalardaki malların davalıya teslim ettiğini ispat külfeti altındadır.

Mahkemece 26.12.2024 tarihli ön inceleme oturumda taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, sunmadıkları takdirde delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve tek tarafça sunulması halinde aleyhine delil teşkil edeceğinin ihtar edildiği davalı tarafça defterlerin ibraz edilmemesi üzerine davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Mahkemece taraflara ait BA/BS formları istenmiş olup davalı tarafça 2024 yılında davacı taraftan 257.689,11 TL tutarında mal alındığına dair BA formuyla bildirimde bulunduğu görülmüştür.

Bu durumda davalı taraf BA formuyla bildirdiği faturadaki malların kendisine teslim edilmediğini ispat külfeti altında olup mahkemece ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür .

Kabule göre de;

Taraflardan biri ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesine rağmen karşı taraf ticari defterleri ibrazdan kaçındığı taktirde mahkeme defter ibrazını TTK 85 ve HMK 222/1. Maddeye göre resen emredebileceğinden HMK'nın 220. maddesi gereğince ibrazdan kaçınan tarafa ticari defterlerini ibraz etmeme hakkındaki delil ve belgelerini sunması defterleri bulamadığı taktirde nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklifinde bulunması defterleri ibrazına karar verilen tarafın kendisine verilen sürede defterleri ibraz etmez ve ibraz etmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemenin duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul etmek suretiyle karar verilebileceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk 2021/2158 Esas 2022/2285 Karar; 11 HD 2024/3960 Esas 2025/2432 Karar)

Mahkemece takibe konu faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirilip bildirilmedikleri dayanakları belirtilerek sorulmadan faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirilmediğinin tespit halinde Yargıtay 6. Hukuk 2021/2158 Esas 2022/2285 Karar; 11 HD 2024/3960 Esas 2025/2432 Karar sayılı ilamında belirtilen şekilde haraket edilerek belirtilen hususlar tamamlandıktan oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

Açıklamalar ışığında davacının istinaf talebinin HMK 353/1-a-6 md uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-)Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

2-)HMK'nın 353/1-a.6 madde gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/04/2025 tarih ve 2024/705 E - 2025/366 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,

3-)HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

4-)Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,

5-)İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

7-)H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.13.06.2025

Kaynak: kazanci.com