1)Piyasa dolandırıcılığı kavramı

Sermaye piyasalarında, adil ve rekabetçi koşulların sağlanması ve bu doğrultuda sermaye piyasası araçlarının gerçek değeri üzerinden fiyatlanması hedeflenir. Bunun sağlanması halinde, yatırım yapmak isteyenler, paralarını sermaye piyasası araçlarına güvenle yatırabileceklerdir. Böylelikle, mülkiyet tabana yayılacak ve ekonomik sistemin çarkları sağlıklı bir şekilde dönebilecektir[1].

Yatırımcıların güveni, sermaye piyasalarında yapılan düzenlemelerle korunacaktır. Fon sahibinin; yatırım yapacağı sermaye piyasası aracının fiyatının manipüle edilmediğine, başka bir deyişle fiyatlar üzerinde suni oynamalar yapılmadığına emin olması ve finansal piyasaya güvenmesi şarttır. Ancak bu dürüst ticaret ilişkisi temin edilirse sermaye piyasası aracı gerçek değeri üzerinden fiyatlanabilecektir. Amaçlanan, fiyatlanmanın doğal yollarla olması olup, piyasa davranışlarının yapay yönlendirmelerden etkilenmesini engellemektir. Piyasanın doğal yollarla işlemesi ve bu şekilde işlediğine dair de güvenin sağlanması için, kanun koyucu, finansal varlıkların fiyatlarını suni olarak yönlendiren ve bu yolla finansal varlıkların gerçek değeri dışında değerlerle alım satımına yol açan fiilleri suç saymıştır [2].

Piyasa dolandırıcılığı, birçok farklı yöntemin kullanılması suretiyle yapılabilir. Ancak gerek teorik olarak üzerinde uzlaşılan gerek uygulamada sık sık ortaya çıkan bazı işlem kalıplarını piyasa dolandırıcı işlem örnekleri olarak ortaya koymak mümkündür. Piyasalar üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, piyasa dolandırıcılığına ilişkin olarak ceza hukukunda yer alan dolandırıcılık hükümlerinden ayrı bir suç olarak düzenleme yapılması ve bu konuda belirli işlem türlerine yasaklamalar getirilmesi ihtiyacı doğmuştur [3].

2)Piyasa Dolandırıcılığı (Manipülasyon) türleri

Piyasa Dolandırıcılığı (manipülasyon) kavramı, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinde ele alınmış olup, iki ayrı suç tipine ayrılmıştır. Suç tipleri aynı madde içerisinde sayılmış olup maddenin 1. ve 2. fıkraları altında düzenlenmiştir.

Kanun koyucunun yaptığı ayrım ile piyasa dolandırıcılığı İşlem Bazlı Piyasa Dolandırıcılığı (6362 sayılı SPKn md. 107/1) ve Bilgi Bazlı Piyasa Dolandırıcılığı (6362 sayılı SPKn md. 107/2) şeklinde ikiye ayrılmıştır. Bu incelememizde işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı incelenecektir.

3)İşlem Bazlı Piyasa Dolandırıcılığı Suçu

a-Suçun tanımı

İşlem Bazlı Piyasa Dolandırıcılığı SPK m.107/1 hükmünde şu şekilde tanımlanmıştır;

“Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz”

İşleme dayalı piyasa dolandırıcılığı suçunun hareket unsurunu, normal şartlarda tek başlarına kanuna uygun görünen, belirli bir amaç için işbirliği içerisinde gerçekleştirildiklerinde ise piyasa dolandırıcılığına neden olan alım ve satımlar, emirler ve hesap hareketleri oluşturmaktadır. 2499 sayılı mülga SPK’da sadece alım veya satım şeklinde işlenebileceği belirtilen işleme dayalı piyasa dolandırıcılığı suçu; yürürlükteki 6362 sayılı SPK ile birlikte sermaye piyasasındaki fiyatları etkilemek amacıyla alım satım yapmanın yanında sisteme alım emri girmek, talepte düşüş beklentisi oluşturmak amacıyla satım emri vermek; emri iptal etmek veya değiştirmek suretiyle fiyatları etkilemek ve yatırımcıların kararlarını yapay şekilde yönlendirmek şeklinde ortaya çıkabilmektedir[4].

b-Suçun seçimlik hareketleri

Kanun koyucu yasa hükmü ile suçun hareket unsuru olarak seçimlik hareketler belirlemiş olup yasada sayılan seçimlik hareketler şu şekildedir;

-Alım veya Satım Yapmak

-Emir Vermek

-Emir İptal Etmek

-Emir Değiştirmek

-Hesap Hareketleri Gerçekleştirmek

c-Suç bir sırf hareket suçudur

İşleme dayalı manipülasyon suçu sırf hareket suçudur. Bir başka deyişle bu suç neticesiz bir suçtur. Suç tanımında da bir zarar neticesine yer verilmemiştir. Sanığın eylemi sonucunda yanlış ve yanıltıcı bir izlenim oluşturulmamış veyahut hiç kimse zarara uğramamış olsa dahi, suç sırf hareket suçu olması nedeniyle vukuu bulmuş olur. Bir makale içerisinde bu durum şu şekilde ifade edilmiştir;

İşleme dayalı manipülasyon suçlarında, failin; “sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla” fiili gerçekleştirmesi aranmıştır. Suçun kanuni tanımında, zararın doğma ihtimalini doğuran bir fiil aranmış ve fakat herhangi bir zarar neticesine yer verilmemiştir[5]. Buna göre, yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırılmamış olsa bile, suç sırf Kanun’da sayılmış hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi ile tamamlanacaktır. Bu çerçevede, işleme dayalı piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon) suçu sırf hareket suçu, başka bir deyişle neticesiz suçtur. Manipülasyon neticesi yaratmaya elverişli bir hareketin gerçekleştirilmesi, sırf hareket suçunun oluşması için yeterlidir[6].

d-Suçun manevi unsuru yönünden değerlendirme

TCK’nın 21. maddesine göre, “Suçun oluşması, kastın varlığına bağlıdır.” Bu hükme göre, kural olarak suçların oluşumu açısından kastın varlığı aranır. Yine TCK’nın 22. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.” Bu iki hükümden anlaşılacağı üzere kast kuraldır, taksir istisnadır. Kanuni tanımında suçun kasten işleneceğinin açıkça belirtilmesine gerek yoktur. Ancak, taksirle işlenebilen suçların mutlaka kanunda açıkça düzenlenmiş olması gerekir [7] [8].

SPK’ya göre (md. 107/1), işleme dayalı piyasa dolandırıcılığı suçu, “Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla…” işlenir. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu suçun işlenebilmesi için genel kastı yeterli görmemiş, suçun özel bir amaçla/saikle işlenmesini aramıştır. Bu nedenle fail, böyle bir amaç gütmeden sadece yatırım amacıyla büyük miktarlarda alım veya satım yapması durumunda fiyatların bu işlemden büyük ölçüde etkileneceğini bilse dahi suç oluşmayacaktır[9]. Piyasa dolandırıcılığı suçunun oluşması için, failin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla piyasaya müdahale etme kastının da bulunması gerekir[10].

e-Etkin pişmanlık yönünden değerlendirme

İşlem Bazlı Piyasa Dolandırıcılığı suçu yönünden etkin pişmanlık, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. SPK m.107/3 hükmü;

“Birinci fıkrada tanımlanan suçu işleyen kişi pişmanlık göstererek, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı kadar parayı, Hazineye;

a) Henüz soruşturma başlamadan önce ödediği takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

b) Soruşturma evresinde ödediği takdirde, verilecek ceza yarısı oranında indirilir.

c) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.” şeklindedir.

İşleme dayalı manipülasyona dair etkin pişmanlık düzenlemesinde, mağdurun zararını gidermekten öte, Hazine’ye ödeme yapılması suretiyle ceza adaletinin sağlanmasını amaçlayan bir etkin pişmanlık düzenlemesinin yapılmış olması, ekonomik suça ekonomik ceza yönündeki görüşle uyumlu bir netice ortaya çıkarmıştır[11]. Bununla birlikte, mağdurun zararının giderilmesi gayesinin güdülmemesi, diğer malvarlığı suçlarındaki mağdurun mağduriyetini giderme prensibinden uzaklaşıldığını göstermektedir[12].

Yasa hükmünde açıkça belirtildiği üzere, etkin pişmanlığın gösterildiği zaman ve indirim miktarları yönünden üçlü bir ayrıma gidilmiştir. Bu ayrım ödemenin henüz soruşturma başlamadan önce yapılması, soruşturma evresi içerisinde yapılması ve kovuşturma evresi içerisinde hüküm verilinceye kadar yapılması şeklindedir.

Ödemenin soruşturma başlamadan önce yapılması halinde cezaya hükmolunmazken, soruşturma evresinde yarı oranda indirim, kovuşturma evresinde ise 1/3 oranda indirim belirlenmiştir.

Ayrıca SPK m.107/3- 1. cümle hükmünde; “Birinci fıkrada tanımlanan suçu işleyen kişi pişmanlık göstererek, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı kadar parayı…” şeklinde bir ibareye yer verilmiş olup, etkin pişmanlıkta ödenecek miktarın her halükarda 500.000 TL’den veya elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı hükmü belirlenmiştir.

Örnek vermek gerekirse, sanığın işlem manipülasyonu suçundan 10.000 TL menfaat etmesi örneğinde dahi işbu yasa hükmü kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanması halinde ödeyeceği miktar 500.000 TL olacaktır.

Bir başka örnekte sanığın işlem manipülasyonu sonucunda elde ettiği menfaat 300.000 TL olması halinde ise, “elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı” ibaresi gereği, etkin pişmanlıktan yararlanmak için ödemesi gereken bedel 600.000 TL olacaktır.

f-Soruşturma usulü yönünden değerlendirme

CMK m.160/1 hükmü uyarınca; “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.”

Kural olarak Cumhuriyet savcısı ihbar veya başka bir suretle yahut re’sen bir suç şüphesi hakkında soruşturma başlatabilmekteyken, bazı özel yasalarda belirlenen muhakeme şartları ile bu usulün dışına çıkılabilmektedir. İşte işlem manipülasyonu suçu da özel muhakeme şartı belirlenmiş suçlardan biridir.

Sermaye Piyasası Kanunu’nda “tanımlanan veya atıfta bulunulan” suçlarla ilgili soruşturmaya başlanabilmesi, “Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır” (SPK m.115/1). Yazılı başvuru şartından bahsedilmesi için, Sermaye Piyasası Kurulu’nun bizatihi yazılı başvuru işlemini gerçekleştirmesi gerekir. Öyle ki, yazılı başvuru yapılmasına ilişkin kararın Sermaye Piyasası Bülteni’nde ya da diğer mecralarda yayımlanması ve Cumhuriyet savcısının kararı resen görmesi yazılı başvuru şartının yerine getirildiği anlamına gelmez[13].

Yazılı başvuru yapılmadan ne soruşturma işlemi yapılabilir ne de kovuşturma aşamalarına geçilebilir. Sermaye Piyasası Kurulu’nun başvurusu “muhakeme şartı” niteliğinde olduğundan, Cumhuriyet savcısının bu şart yerine gelmeksizin resen soruşturma yapabilmesi mümkün değildir (SPK m.115/1). O halde, soruşturma ve kovuşturma yapılması, bu muhakeme şartının yerine getirilmesiyle mümkün olabilecektir[14].

Özel soruşturma usulünü açıklayan SPK m.115/1 hükmü şu şekildedir;

(1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.

Buna ek olarak, başvuru üzerine kamu davası açılması halinde SPK m.115/2 hükmü uyarınca Sermaye Piyasası Kurulu katılan sıfatını kazanmakta olup, SPK m.115/4 hükmü uyarınca da Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararlarına karşı itiraz yetkisi bulunmaktadır.

g-Görevli ve yetkili mahkeme yönünden değerlendirme

Sermaye Piyasası Kanunu’nun, görev ve yetki kenar başlıklı 116. Maddesi; “Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yargılama yapmaya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği asliye ceza mahkemeleri yetkilidir.”

Bu çerçevede, HSYK Birinci Dairesinin 09/05/2013 tarihli ve 864 sayılı kararı ile SPK kapsamındaki suçlarla ilgili ceza davalarına; bir asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde bu mahkemenin, iki asliye ceza mahkemesi olan yerlerde ikinci asliye ceza mahkemesinin ve ikiden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise üçüncü asliye ceza mahkemesinin bakacağı düzenlenmiştir.[15] [16]

Yetkili Mahkeme yönünden değerlendirme yapacak olursak ise;

6362 sayılı SPKn incelendiğinde, piyasa dolandırıcılığının da aralarında bulunduğu sermaye piyasası suçları açısından yer bakımından yetkiye ilişkin özel bir muhakeme usulünün öngörülmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ceza muhakemesindeki genel yetki kuralları piyasa dolandırıcılığı suçu açısından da geçerlidir. Bu kapsamda, CMK md. 12 hükmü uyarınca kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı suçu bakımından, Kurul’un yazılı başvuruları BİAŞ merkezinin bulunduğu yer olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılmaktadır. SPKn md. 138 hükmü uyarınca, BİAŞ’ın merkezi İstanbul’dur. İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında, bilişim sistemleri aracılığıyla, sermaye piyasası araçları üzerinde alım-satım emirleri verilmekte, işlemler aracı kurumlar tarafından Borsa sunucularına iletilmektedir. Dolayısıyla, suça ilişkin seçimlik hareketler, aracı kurumlar vasıtasıyla bilişim sistemi üzerinden borsada gerçekleştirildiğinden, BİAŞ’ın merkezi İstanbul suçun işlendiği yer olarak kabul edilmektedir[17].

h-Yargı kararları yönünden değerlendirme

aa) Yargıtay 19.Ceza Dairesi’nin, 2017/5976 esas, 2018/6574 karar sayılı, 30.05.2018 tarihli kararı;

“…Dosya içerisinde mevcut olan bilirkişi raporunda, ... A.Ş.'nin ... Holding ile 25/04/2012 tarihinde yapmış olduğu sanık ...'ye ait olan 4.999.997,58 adet hisse senetlerini beher 1,05 TL'den işlem görmek şartıyla toplam 5.250.000,61 TL'lik bedel karşılığında hisse senedi satış sözleşmesi ve bu sözleşmenin 15/05/2012 tarihinde iptali sonrasında; ... Holding'den hisse senetlerinin satışı sonrasında tahsil edilen miktar (5.250.000,61 TL) ile satıştan elde edilip şirkete aktarıldığı belirtilen 2.600.000 TL'lik miktar arasındaki farkın sanığın elde ettiği haksız menfaat olarak belirlenmesi üzerine mahkemece sanığın elde ettiği haksız menfaatin bilirkişi raporunda belirtilen 2.650.000 TL olduğu kabul edilerek sanık hakkında haksız menfaatin 2 katı oranında (2.650.000 TL x 2= 5.300.000 TL) adli para cezasına hükmedilmiş ise de;

... Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi' nin 08.10.2012 tarih ve XXIII-16/13-2 sayılı denetleme raporu, ...'nun 10/12/2012 tarihli B.02.1.SPK.0.61-1870-11616 sayılı suç duyurusunda ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15/01/2013 tarih, 2012/165172 soruşturma, 2013/1089 sayılı iddianamesinde anlatılan somut olay sonucunda sanığın elde ettiği belirtilen haksız menfaat miktarının 1.712.563 TL olduğu, sanık ...'nin 6362 sayılı SPK'nın 106/1-a-son. maddesinde tanımlı "Bilgi Suistimali" (bilgiye dayalı manipülasyon) suçunu işlemesi sonucu elde ettiği haksız menfaatin belirlenmesi açısından denetleme raporu, suç duyurusu ve iddianamedeki anlatılan eylemle sınırlı olarak haksız menfaat miktarının belirlenmesi gerekirken somut olayın dışına çıkılarak farklı bir eylemle ilgili tespitin yapıldığı, sanığın elde ettiği haksız menfaat miktarının denetleme raporu, suç duyurusu ve iddianamede belirtilen 1.712.563 TL olduğu dikkate alınmadan sanık hakkında elde ettiği menfaatin 2 katı oranında adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken haksız menfaat miktarının yüksek hesaplanması sebebiyle sonuç olarak fazla ceza tesisi…” şeklindedir.

Söz konusu kararda Yargıtay, haksız menfaat miktarının suç duyurusu ve iddianamede anlatılan eylemle sınırlı olduğunu, somut olay dışına çıkılarak değerlendirme yapılmasının usule aykırı olduğunu ifade etmiştir.

bb) Yargıtay 19.Ceza Dairesi’nin, 2018/7815 esas, 2019/4066 karar sayılı, 11.02.2019 tarihli kararı;

“…Sanıkların bireysel olarak yaptıkları işlemlerin miktarlarının ve hacimlerinin düşük yüzdelerde olduğu ancak sanıkların tümünden oluşan 5 kişilik yatırımcı grubunun toplam alış satış miktarının piyasadaki toplam alış satış miktarına oranının yaklaşık %63 seviyesinde olduğu, dolayısıyla sanıkların yatırımcı grubunun piyasaya hakim oldukları, hisse senedi piyasasındaki olağan dışı fiyat değişimi ile yatırımcı grubu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunduğu tespit edilmiştir…” şeklindedir.

Görüldüğü üzere Yargıtay, grup halinde gerçekleştirilmiş olan işlemlerde, işlemi yapan sanıkların grup olarak piyasaya hakim olup olmadıklarının, gerçekleşen fiyat değişimleri ile yatırımcı grubu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir.

cc) Yargıtay 19.Ceza Dairesi’nin, 2019/30364 esas, 2019/11098 karar sayılı kararı;

“…Bu açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlıkta, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, sanıkların kanuna aykırı eylemleri neticesinde elde ettikleri menfaatin belirlenmiş olduğu, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için zararın giderilmesi şartının da gerçekleşmesi gerektiği, atılı suçtan bireysel yatırımcılar, halka açık ortaklıklar ve milli ekonominin de bir bütün olarak zarar gördüğü nazara alındığında, suçtan doğan zararın ülkenin ekonomik varlığının mümessili olan Hazine’ye ödenmesinin zorunluluk arzettiği, bu itibarla İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30/10/2018 tarihli ve 2014/40 Esas, 2018/732 Karar sayılı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, zararın giderilmesi şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kaldırılmasına dair, mercii İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli ve 2019/80 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığının anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 11/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.” şeklindedir.

Söz konusu kararda Yargıtay, HAGB kararı verilebilmesi için zararın giderilmesinin şart olduğunu, zarar giderilmeksizin verilen HAGB kararının kaldırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığını ifade etmiştir.

g)Sonuç ve değerlendirme

Gelinen ekonomik koşullarda, toplumun sermaye piyasalarına olan ilgisi ve talebi her geçen gün hızla artmaktadır. SPK verilerine göre 2020 yılının Ocak ayında 1.240.897 yatırımcı bulunmaktayken 2026 yılının Ocak ayında ise yatırımcı sayısı 6.556.028 kişiye çıkmıştır. Artan yatırımcı sayısı ile birlikte yatırımcıların korunması, adil ve rekabetçi bir ortamda işlemlerin yapılması gerekmektedir.

Bunun önündeki en büyük engellerden birisi hiç şüphesiz ki işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı yani manipülasyondur. Seçimlik hareketler yasada açıkça sayıldığı üzere; alım veya satım yapılarak, emir verilerek, emir iptal edilerek, verilen emirler değiştirilerek bu suç işlenebilmektedir.

Suç bir sırf hareket suçudur, yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırılmamış olsa bile, suç sırf Kanun’da sayılmış hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi ile tamamlanacaktır. Suç nitelik itibariyle genel kast ile işlenebilen bir suç değildir, suçun gerçekleşebilmesi için özel bir kast/saik bulunmalıdır.

Suç kapsamında belki de sanıklar açısından en önemli nokta ise etkin pişmanlık konusudur. Etkin pişmanlıkta ödenecek miktar her halükarda 500.000 TL’den veya elde edilen menfaatin iki katından az olamayacaktır. Etkin pişmanlığın gerçekleşeceği zamana göre ise uygulanacak indirimde üçlü bir ayrıma gidilmektedir.

Suça özel bir muhakeme şartı bulunmakta olup, soruşturma yapılabilmesi kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleri, yetkili mahkeme ise İstanbul mahkemeleridir.

Suçun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti hususunda, grup halinde gerçekleştirilmiş olan işlemlerde, işlemi yapan sanıkların grup olarak piyasaya hakim olup olmadıklarının, gerçekleşen fiyat değişimleri ile yatırımcı grubu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmekte olup, Yargıtay kararlarında da bu husus açıkça ifade edilmiştir.

Av. Sarp YAKAN

-------------

[1] Sermaye Piyasası Hukukunda Manipülasyon Suçları (6362 S.Lı Spk M.107-108), Doktora Tezi ,Onur İste, s.65

[2] Sermaye Piyasası Hukukunda Manipülasyon Suçları (6362 S.Lı Spk M.107-108), Doktora Tezi ,Onur İste, s.65

[3] https://spk.gov.tr/yatirimcilar/sermaye-piyasasinda-piyasa-dolandiriciligi-manipulasyon

[4] 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda Düzenlenen Piyasa Dolandırıcılığı (Manipülasyon) Suçu, Doktora Tezi, Buminhan Duman, s.117

[5] Şuekinci Esin, Sermaye Piyasası Kanununda Düzenlenen Piyasa Dolandırıcılığı Suçu, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı, 2019. s.62

[6] Sermaye Piyasası Hukukunda Manipülasyon Suçları (6362 S.Lı Spk M.107-108), Doktora Tezi ,Onur İste, s.92

[7] Koca/Üzülmez, s. 135; Özen, Öğreti Ve Uygulama Işığında Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 346- 347

[8] 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda Düzenlenen Piyasa Dolandırıcılığı (Manipülasyon) Suçu, Doktora Tezi, Buminhan Duman, s.136

[9] Sakin Sinan, “Sermaye Piyasasında Manipülasyon Suçu”, International Journal Of Legal Progress, C. 2, Y. 2016, S. 1. ,S.52 Şensoy, Deniz, “Manipülasyon; Piyasa Dolandırıcılığı Suçu, Uygulanacak Tedbirler Ve Yaptırımlar”, Ankara Barosu Dergisi, Y. 2013, S. 3, 370- 399. ,S.389

[10] 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda Düzenlenen Piyasa Dolandırıcılığı (Manipülasyon) Suçu, Doktora Tezi, Buminhan Duman, s.138

[11] Sakin Sinan, “Sermaye Piyasasında Manipülasyon Suçu (The Crime of Manipulation in Capital Market)”, International Journal of Legal Progress, Volume: 2, Number: 1, 2016, ss.31-77. S.60

[12] Balan Arzu, Ekonomik Bir Suç Olarak Sermaye Piyasası Kanununda Düzenlenen İşleme Dayalı Piyasa Dolandırıcılığı Suçu, İstanbul: Onikilevha, 1. Baskı, 2019. S.244

[13] Sermaye Piyasası Hukukunda Manipülasyon Suçları (6362 S.Lı Spk M.107-108), Doktora Tezi ,Onur İste, s.209

[14] Sermaye Piyasası Hukukunda Manipülasyon Suçları (6362 S.Lı Spk M.107-108), Doktora Tezi ,Onur İste, s.209

[15] Yetkin, Erdi, “Bankacılık Ve Sermaye Piyasası Suçlarına İlişkin Muhakeme Kuralları”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. Xıx, Y. 2015, S. 3, S.420

[16] 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda Düzenlenen Piyasa Dolandırıcılığı (Manipülasyon) Suçu, Doktora Tezi, Buminhan Duman, s.225

[17] Çoşkun, Seçil. Sermaye Piyasası Hukukunda Piyasa Dolandırıcılığı Suçu (6362 Sayılı SPKn Md. 107). On İki Levha Yayıncılık, 2021. s.195.