Özet

Son dönemde yürütülen adli soruşturmalar neticesinde, kamuoyunda "hasar danışmanlık" veya "hasar takip şirketi" olarak bilinen aracı yapıların tasfiye edilmesi, kazazedelerin korunması açısından tarihi bir adımdır. Ancak bu yapıların sahadan çekilmesi, bedeni zarara uğrayan vatandaşların yasal haklarından haberdar olamaması halinde yeni bir enformasyon boşluğu ve hak mahrumiyeti riski doğurmaktadır.

Bu çalışmada, söz konusu riski bertaraf etmek amacıyla; SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve TBB koordinasyonunda, e-Devlet ve gelişmiş bilişim sistemleri üzerinden kazazedelerin tazminat haklarına ilişkin dijital bildirim gönderilmesini sağlayan kamusal bir aydınlatma modeli çözüm olarak önerilmektedir.

1. Giriş

Sigorta sektörü, doğası gereği teknik risk yönetimi, aktüeryal hesaplama ve hukuki hak arama hürriyetinin kesişim noktasında yer almaktadır. Karayolu motorlu araç işletilmesinden doğan hukuki sorumluluk, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde düzenlenmiş; zarar gören üçüncü kişilerin himayesi amacıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS / Trafik Sigortası) zorunlu tutulmuştur.

Buna karşın mevzuattaki boşluklar, adli süreçlerin karmaşıklığı ve vatandaşların sigorta hukuku bilincinin yetersizliği, son yirmi yılda "hasar danışmanlık" adı altında faaliyet gösteren yetkisiz aracı şirketlerin türemesine sebebiyet vermiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. ve 63. maddelerinde düzenlenen tekel hakkını fiilen ihlal eden, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) aykırı olarak hastane ve kaza kayıtlarını gayriresmî yollarla temin eden ve fahiş komisyon oranlarıyla (%30-%50) hak sahiplerinin tazminatlarına el koyan bu yapıların adli operasyonlarla tasfiye edilmesi, hukuk devleti ve finansal piyasaların güvenliği açısından zorunlu bir icraattır. Bu konuda SEDDK ve adli makamlar tarafından yapılan mücadele takdire şayan bir sonuç vermiştir.

Ancak bu tasfiye süreci, beraberinde ciddi bir operasyonel boşluk riskini de getirmektedir. Aracıların devreden çıkmasıyla, sigorta şirketlerinden tazminat alacağı olduğunu dahi bilmeyen hak sahiplerinin mağduriyet yaşamaması adına, düzenleyici ve denetleyici otoritelerin proaktif ve kamusal önlemler alması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir.

2. Değer Kaybı Sürecindeki Başarılı Modelin İncelenmesi

SEDDK’nın yakın geçmişte yapısal bir sorunu doğrudan çözdüğü en somut örnek, araç değer kaybı raporlamalarında yaşanmıştır. Daha önce değer kaybı alacakları, araç sahiplerinin bilgisizliği sebebiyle aracı yapılar tarafından temlikname veya vekâletnamelerle ucuza kapatılmaktaydı.

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) altyapısı ve SEDDK düzenlemeleriyle;

• Hasar tespitini gerçekleştiren bağımsız sigorta eksperlerinin eş zamanlı olarak değer kaybı raporunu da düzenlemesi,

• Herhangi bir ek talebe gerek kalmaksızın bu raporun doğrudan zarar iletilmesi,

zorunlu kılınmıştır.

Bu model; süreçteki bürokratik basamakları indirgemiş, bilgi asimetrisini ortadan kaldırmış ve hak sahiplerinin üçüncü kişilere ihtiyaç duymadan tazminatına ulaşmasını sağlayarak aracı kurumların bu alandaki varlık gerekçesini tamamen sonlandırmıştır.

3. Bedeni Zararlarda Mevcut Durum ve Riskler

Maddi hasarlarda başarıyla uygulanan doğrudan bilgilendirme modeli, insan hayatını ve beden bütünlüğünü ilgilendiren bedeni zararlar alanında henüz kurulamamıştır. Bedeni zararlar, doğası gereği maddi hasarlara nazaran çok daha karmaşık ve hassas parametreler ihtiva etmektedir.

-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (TBK m.53): Ölümlü kazalarda geride kalan hak sahiplerinin fiili destek kaybıdır; aktüeryal yaşam tabloları ve kusur dağılımı üzerinden teknik hesaplama gerektirir.

Maluliyet tazminat ve bakıcı giderleri (TBK m.54): Yaralanmalı kazalarda sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici ve sürekli bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden oluşmaktadır. Bu zararlar ancak usulüne uygun bir sağlık kurulu raporu ile tespit edilebilmektedir.

Ağır yaralanma veya vefat anında kazazede ve yakınları derin bir şok altındadır. Bilgi eksikliği ve ekonomik çaresizlik, tasfiye edilen hasar şirketlerinin yerini alabilecek yeni istismar odaklarının doğmasına elverişli bir zemin sunmaktadır.

4.Türkiye’de Benzer Uygulamalar

•SGK Resen Bildirim Prosedürü: İş kazası geçiren sigortalılara veya vefat eden işçinin hak sahiplerine, hastane ve müfettiş bildirimleri üzerine doğrudan resmi bilgilendirme yapılarak hakları hatırlatılmaktadır.

•Ceza Muhakemesinde Kolluk Hak Hatırlatma Tutanağı (CMK m.147): Şüpheli ve mağdura haklarının (susma, müdafi tayini, delil toplama) kollukça matbu formla bildirilip imzalatılması, önerilen kaza aydınlatma formunun usuli dayanağını oluşturur.

5. Somut Bir Reform Önerisi: Tazminat Süreçlerinde Kamusal Aydınlatma Zorunluluğu

Bedeni zararlara ilişkin tazminat süreçlerinde istismarı kökten bitirmek ve hak arama hürriyetini güvenceye almak adına sürecin en başına odaklanan bir mekanizma kurulmalıdır. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında ilk resmi idari işlem, trafik kolluk kuvvetlerince kaza tespit tutanağının düzenlenmesidir.

Model uyarınca; SEDDK, İçişleri Bakanlığı (EGM ve Jandarma) ve TBB arasında yapılacak bir protokol vasıtasıyla, kaza tespit tutanağını tanzim eden kolluk kuvvetleri, kazazede veya yakınlarına standartlaştırılmış matbu bir "Kamusal Aydınlatma Formu" vermekle yükümlü kılınmalıdır.

Formun Kapsamı ve Ceza Soruşturması ile Hukuk Davası Ayrımı

Geliştirilecek aydınlatma formunun asgari olarak şu unsurları içermesi öngörülmektedir:

•Ölümlü Kazalar İçin: Vefat eden kişinin yakınlarının, zarar veren aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) şirketine, araç işletenine ve şartları varsa Güvence Hesabı’na karşı "destekten yoksun kalma tazminatı" talep etme hakkına sahip olabileceğine dair açık bilgilendirme.

•Yaralanmalı Kazalar İçin: Yaralanan bireylerin sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi gideri farkları ve bakıcı gideri gibi yasal alacak kalemlerinin mevcut olabileceğine dair teknik açıklama.

•Ceza Soruşturmasında Bilinçsiz İbra ve Feragat Riskinin Önlenmesi:

Uygulamada mağdurların en sık uğradığı hak kaybı, ceza soruşturmasında (kolluk veya savcılık ifadesinde) insani saiklerle veya sürücünün tutuklanmasını önlemek amacıyla verilen "şikâyetçi değilim, hiçbir maddi ve manevi talebim yoktur, ibra ediyorum" şeklindeki beyanlardır.

Türk Borçlar Kanunu’nun müteselsil teselsüle dair hükümleri (TBK m.166 vd.) uyarınca, zarar veren sürücünün kayıtsız şartsız ibra edilmesi veya haklardan genel feragat edilmesi hali, kural olarak aynı zarardan müteselsilen sorumlu olan araç işletenini ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısını da sorumluluktan kurtarabilmektedir. Düzenlenecek form sayesinde vatandaş; ceza yargılamasındaki şikâyetten vazgeçme iradesi ile özel hukuktan doğan bakiye tazminat hakları arasındaki kesin farkı öğrenecek, sürücüyü cezai bakımdan affederken sigorta şirketine karşı sahip olduğu hakları bilinçsizce kaybetmeyecektir.

•Hukuki Koruma ve Hak Arama Rehberliği: Yasal hakların somut olay özelinde tespiti, doğru tazminat miktarının aktüeryal hesaplatılması ve sürecin takibi adına; yetkisiz aracı kurumlara itibar edilmemesi, doğrudan sigorta şirketine başvurulması ya da barolara kayıtlı bir avukattan profesyonel hukuki danışmanlık alınması yönünde bağlayıcı yasal ihtar.

•Dijital Entegrasyon (e-Devlet ve SBM): Kaza tutanağı sisteme işlendiği anda, yaralıların veya vefat edenlerin kanuni mirasçılarının e-Devlet kapısına ve SMS adreslerine otomatik bilgilendirme yönlendirilmelidir.

6. Sonuç ve Değerlendirme

Mağdur olan vatandaşların haklarının korunması, sosyal devlet ilkesinin ve devletin gözetim-denetim yükümlülüğünün bir parçasıdır. Önerilen sistemin hayata geçirilmesi amacıyla SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve TBB arasında bir iş birliği protokolü imzalanmalıdır.

Böyle bir kurumsal ortaklık;

-Aracı kurumların haksız kazanç kapılarını tamamen kapatacak,

-Mağdurların ceza soruşturması evresindeki bilinçsiz uzlaşma, feragat ve ibra beyanları sebebiyle sigorta teminatından mahrum kalmasını önleyecek,

-Acılı ve kırılgan durumdaki vatandaşların yasal haklarına doğrudan, güvenilir ve anayasal güvence altında ulaşmasını temin edecektir.

SEDDK, İçişleri Bakanlığı ve TBB’den beklenen bu ortak icraat, sadece hukuki bir zorunluluk değil; bu ülkenin canı yanmış tüm insanlarına olan vicdan borcumuzdur.


Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı

Tahkim Hakemleri Derneği Başkanı