Giriş
Bu yazımızda çocuk kavramı, suça sürüklenen çocuk kavramı, çocukların cezai sorumluluğu, yargılama usulleri ve günümüzde daha çok göze çarpan vakaların nedenleri ele alınacaktır.
5237 sayılı TCK m.6/1/b hükmüne göre çocuk, “henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi” şeklinde tanımlanmıştır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.3/1/a hükmüne göre, “Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi” ifade etmektedir. Hukuk sistemimizde, 18 yaşını doldurmamış her bireyin çocuk olduğu kabul edilmektedir.
Çocukların ceza hukuku ile karşı karşıya gelmesi, yalnızca hukuki değil; aynı zamanda sosyal, psikolojik ve toplumsal boyutları olan son derece hassas bir konudur. Bu nedenle modern ceza hukuku sistemleri, çocukları “sanık” olarak tanımlamak yerine “suça sürüklenen çocuk” kavramını benimsemektedir.
1. Suça Sürüklenen Çocuk Nedir?
5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3. Maddesine göre “suça sürüklenen çocuk”; Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk, olarak tanımlanır.
Bu kavramın kullanılmasının temel amaçları:
- Çocuğu doğrudan suçlu olarak etiketlememek
- Çocuğun gelişimsel özelliklerini dikkate almak
- Koruyucu ve eğitici önlemleri ön plana çıkarmaktır.
Söz konusu bu kavramın kullanılmasının altında yatan anlayış, çocukların davranışlarının çoğu zaman çevresel etkenler sonucu ortaya çıktığı ve çocukların suça itildiği anlayışıdır.
2. Suça Sürüklenen Çocukların Cezai Sorumluluğu
Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesine göre yaş küçüklüğü kusur yeteneğini ortadan kaldıran veya azaltan bir neden olarak belirlenmiştir. TCK.m.31’de benimsenen sisteme göre, çocuklar üç yaş grubuna ayrılmakta ve buna göre cezai sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise ne şekilde olduğu öngörülmektedir. Bu yaş grupları; 0-12, 12-15, 15-18 şeklindedir.
- 0–12 yaş arası çocuklar: Cezai sorumlulukları bulunmamaktadır. Ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
- 12–15 yaş arası çocuklar: İşledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği olup olmadığına göre değerlendirme yapılır.
- 15–18 yaş arası çocuklar: Cezai sorumlulukları bulunmaktadır. Ancak indirimli ceza tayin edilir.
Bu değerlendirmeler, çocuğun psikolojik durumu, gelişim düzeyi ve sosyal çevresi de dikkate alınarak yapılır.
3. Suça Sürüklenen Çocuklarda Yargılama Usulü
Suça sürüklenen çocuklar hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleri, yetişkinlerden farklıdır. Örneğin; Soruşturma aşamasında serbest bırakılan çocukların teslim edileceği kişiler bulunamaz veya teslim edilecek kişilerin çocukları suça azmettirdikleri veya istismar ettiklerinden şüphelenilirse Cumhuriyet Savcısının talimatı ile çocuklar ilgili kuruma yerleştirilir. Yine örneğin çocukların; Asliye ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar için çocuk mahkemelerinde, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar için ise çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılamaları yapılır.
Bu süreçlerde; isnat olunan suç ve çocuğun durumu gibi sebeplerle çocukların ifadeleri çocuklara özgü ortamda alınır. Yürütülen yargılama usulü ve sürecindeki amaç, çocuğun cezalandırılmasından daha çok rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırılmasıdır.
4. Suça Sürüklenen Çocukların Gözaltına Alınması, Tutuklanması ve Özgürlüğün Kısıtlanması
Çocuklar bakımından özgürlüğün kısıtlanması istisnai bir durumdur. Bu nedenle de çocukların gözaltına alınması veya tutuklanması yetişkinlere nazaran daha zor şartlara bağlanmıştır. Örneğin; Çocuk Koruma Kanunu’nun 21. Maddesinde ‘’ üst sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından çocuklar hakkında tutuklama kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir.
Ceza hukuku sistemimizde temel ilke, çocuğun özgürlüğünü kısıtlayıcı tedbirlerin mümkün olan en kısa ve en sınırlı şekilde tutulmasıdır. Bu nedenle bu tedbirler yerine daha hafif olan adli kontrol, eğitim ve denetim programları, sosyal hizmet destekleri gibi tedbirler öncelikli olarak değerlendirilir.
5. Sonuç ve Değerlendirme
Suça sürüklenen çocuk vakalarında yalnızca çocuğun değil, ailenin ve sosyal çevrenin de sorumluluğu bulunmaktadır. Çocukların suça sürüklenmesindeki en önemli nedenlerden biri olan aile faktöründeki yanlışlıkların giderilmesi önem arz etmektedir. Ailedeki sorunların çözülmesi, kök sorunların çözülmesi için gereklidir.
Ailelerin:
- Çocuğun eğitim sürecine aktif katılım sağlaması
- Dijital ve sosyal çevresini takip etmesi
- Erken müdahale mekanizmalarından yararlanması
suça sürüklenmenin önlenmesinde büyük önem taşır.
Suça sürüklenen çocukların karıştıkları olaylar incelendiğinde; erkek çocuklarının kız çocuklarına oranla daha fazla suça sürüklendiği, en çok işlenen suçların vücut dokunulmazlığına karşı ve malvarlığına karşı suçlar olduğu görülmektedir. Bu nedenledir ki; suça sürüklenen çocuk kavramı, modern ceza hukukunun çocukları cezalandırmak yerine korumayı, eğitmeyi ve topluma kazandırmayı esas aldığını göstermektedir.
Ancak günümüzde giderek artan şekilde yaşanan vakalar da, çocuklara yönelik koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Av. Abdulhamit URAL