Türk Ceza Kanunu madde 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçu... Özellikle teknolojinin gelişmesi, bankacılık sisteminde ki giderek kontrolsüz şekilde artan dijitalleşmeyle beraber sosyal medya kullanımının da yaygınlaşmasıyla birlikte suç türleri ve suçların işlenme tarzları da değişmekte ve dijital ortamlarda suç işlenmesi de son yıllarda giderek artmaktadır.

Bu artışın en çarpıcı ve binlerce insanı da mağdur eden yönlerinden birisi de herkesin duyduğu yada illaki haberlerde gördüğü "İban bilgisini paylaştığı için ceza soruşturmalarına muhatap olan kişilerdir".

Kamuoyunda genelde "ben sadece İBAN verdim", "hesabımı kiralamıştım böyle bir olayı ben yapmadım", "bu paranın suçtan gelen bir para olduğunu bilmiyordum haberim yoktu’’ şeklinde savunmalarını da çok sık gördüğümüz bu durumlarda aslında hakikaten ömrü hayatında hiçbir suça karışmamış ama böyle bir eylem gerçekleştirdiği için ağır cezada yargılanan binlerce insan bulunuyor.

TCK 158/1-f ilgili maddesinde özellikle, "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle" işlenmesi uygulamada son yıllarda oldukça sık görünüyor. Bu suçtan dolayı da 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülüyor.

Uygulamada en çok görünen yöntemlerden bazıları şunlar; Sosyal medya uygulamaları üzerinden hesap kiralama teklifleri, iş vaadi komisyon alma yada yardım kampanyası bahaneleri, kripto para transferlerinde hesap kullandırma bahisden kazanılan paranın hesaba geçirilmesi işlemleri yada yatırım hesabı kullandırma bahaneleri.

Yani siz çok masum bir şekilde bir arkadaşınızın gelip benim hesabım bloke oldu senin İBAN’ına gönderebilir miyiz şu kadar miktar parayı diye teklif edildiği zaman karşı tarafın aslında ne iş yaptığını nelerle uğraştığını bilmeden vermiş olduğunuz İBAN’ınınıza gelen paradan dolayı aylar sonra gelen iddianame ile şoka girebilirsiniz.

Aslında çok masum bir şey yapıp yardım ettiğini zanneden kişiler burada kendi adlarına kayıtlı banka hesaplarını üçüncü bir kişinin kullanımına açmakta ve İBAN bilgilerini paylaşarak kaynağını bilmediği bir paranın transferinde suça iştirak etmektedir. Burada da ceza hukukunda failin fiil üzerinde ki hakimiyeti ve kastı önemlidir ama yerleşik içtihatlarda hesabına sürekli veya bir seferlikte olsa para gelen , paranın kaynağını sorgulamayan yada bu para transferlerinden komisyon alan kişiler, ben "bilmiyordum" diyerek bir savunma yapmaları hukuken kabul görmemektedir. Bu kişiler çoğu zaman fail yada yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulmaktadır.

Peki burada bu işten komisyon alanları ayrı tutarak, sadece tek seferlik yardım etmiş yada iki veya üç kere bu para transferlerine yardım etmiş ve bu olaylardan ve hukuki sorumluluklarından haberi olmayan kişiler de mağdur olmuyorlar mı ?

Bu bize şunu gösteriyor ki bu olayda aslında 2 farklı mağdur var. Birinci grup zaten parası dolandırılan tüm birikimini kaybeden borçlanan ve psikolojik yıkım yaşayan klasik anlamda ki suç mağduru kişiler. İkinci mağdur grubu da hesabını ( neye bulaştığını bilmeden ) kullandıran mağdur grubunda ki kişiler. Bu kişiler de ya hukuki anlamda bilgi eksikliğinden yada yardım etmek için bu işi yapan yada bir şekilde manipüle edilip yönlendirilen kişilerdir.

Velhasılı kelam bu bize şunu göstermektedir ki bu suç maddesiyle ilgili yeni bir düzenleme şart. Burada cezai sorumluluğun belirlenmesi aşamasında bu suçla ilgili şu anda gündemde de olan yapılması planlanan düzenlemelerde aslında hesabını kullandıran kişilerin mağdur olup olmadıklarının belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar , hesabını kaç kez ve ne kadar zaman aralığında kullandırmış , bu gelen paraları geldikten sonra nereye ve kime göndermiş , bu işten maddi bir menfaat elde etmiş mi ( komisyon almış mı almamış mı ), herhangi bir suç örgütüyle bağlantısı var mı yok mu ve en önemlisi burada gelen paranın kaynağını biliyor mu bilmiyor mu ? Bu soruların cevaplarını vererek bir cezalandırma yapılması hakkaniyete uygun olacaktır diye düşünüyorum. Aksi halde her sene artarak devam eden ve altın transferinde dahi dijital takibe geçilmesi gündemdeyken aldığımız nefesin bile neredeyse dijitalleştirilmeye çalışıldığı bu dönemde, önümüzdeki yıllarda hırsızlık ve dolandırıcılığın artık büyük oranda internet ve bilişim üzerinden olacağını hesaba katarsak yeni bir düzenlemenin şart olduğunu düşünüyorum.

Av. Melihresül ŞENOĞLU