1. MALULİYET TESPİTİ VE RAPORLAMA STANDARTLARI

Yargı kararlarında, tazminat hesaplamalarına esas teşkil edecek maluliyet oranlarının belirlenmesinde, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerinin uygulanması zorunluluğu istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır.

· Yönetmelik ve Kurum Seçimi: Kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal sigorta Sağlık İşlemleri tüzüğüne göre, 11.10.2008 tarih ile 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemlere yönetmeliğine göre, 01.09.2013-01.05.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri yönetmeliğine göre, 01.06.2015 ile 20.09.2019 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek sağlık Kurul raporları hakkında yönetmeliğe göre ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre yani kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (2018/5312) ve BAM-Ankara 35. Hukuk Dairesi (2025/237), raporların kaza tarihindeki yönetmeliğe (örneğin; 11.10.2008 öncesi Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, sonrası Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği veya Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği) uygun olması gerektiğini belirtmiştir. Devlet hastanesi raporlarının yetersiz görüldüğü durumlarda, Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıkları veya Adli Tıp Kurumu (ATK) İhtisas Kurullarından rapor alınması şart koşulmuştur. (BAM-Ankara 35. HD, 2023/1163).

Raporlar Arasındaki Çelişkilerin Giderilmesi: Farklı kurumlardan alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde (örneğin bir raporda %7,3 oran varken diğerinde maluliyet yoksa), ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan çelişkiyi giderici nihai rapor alınması gerekmektedir. (BAM-Bursa 13. HD, 2023/185).

Gelişen Durum: Kaza sonucu başlangıçta öngörülemeyen ancak sonradan ortaya çıkan "gelişen durum" (artan maluliyet) iddialarında, yeni bir ATK raporu alınması zorunludur (BAM-Konya 3. HD, 2024/546). Ayrıca Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2025/2859), yara izi (skar/keloid) gibi spesifik durumların yönetmelik kriterlerine göre (vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla olup olmadığı) titizlikle incelenmesi istenmiştir.

2. AKTÜERYAL HESAPLAMA YÖNTEMLERİ

Tazminat hesaplamalarında kullanılan yaşam tabloları ve hesaplama yöntemleri konusunda yargı kararlarında iki ana yaklaşım ve bir geçiş süreci gözlemlenmektedir. Birçok kararda (BAM-İzmir 11. HD 2023/934, BAM-Adana 3. HD 2024/956, Yargıtay 4. HD 2023/9152), Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda bakiye ömrün TRH 2010 Yaşam Tablosu ile belirlenmesi ve hesaplamanın progresif rant yöntemiyle yapılması gerektiği belirtilmiştir. Önceleri PMF 1931 yaşam tablosu ve teknik faiz yöntemi kullanılarak tazminat hesaplamaları yapılmaktayken artık yargıtay kararlarında da görüleceği üzere TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant yöntemi kullanılması gerektiğine dair kararlar verildiğini belirtmek isteriz. Anayasa Mahkemesi, KTK m.90'da yer alan ve tazminat hesabını "Genel Şartlar"a atıf yapan düzenlemeyi iptal etmiştir. Bu durum, hesaplamaların TBK hükümleri ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (örneğin TRH-2010 yaşam tablosu kullanımı) göre yapılmasını gerektirir. "Anayasa Mahkemesi... KTK'nun 90. maddesindeki... 'genel şartlarda' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal kararına dayanmaktadır. Bu nedenle... zarar gören kişinin zararının ve zararının kapsamının KTK’nin ve TBK’nin haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmekte..." (Elif Anık, 2022).

3. SİGORTA ŞİRKETİNİN SORUMLULUĞU, LİMİTLER VE RÜCU

Sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olup, bu limitlerin aşılması veya kapsam dışı durumlar için farklı sorumluluk esasları benimsenmiştir.

Poliçe Limitleri ve Müşterek Sorumluluk: Sigorta şirketi, işleten ve sürücü, zarar görenin maddi zararından müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlıdır (BAM-İzmir 11. HD, 2023/934). Limitlerin yetersiz kaldığı durumlarda, artan zarar için araç sahibi ve sürücünün haksız fiil sorumluluğu devam eder (BAM-İzmir 20. HD, 2022/1978). İkincil kaynak Sakarya BAM 3. HD (2023/722), ZMSS limitinin aşılması durumunda İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası'nın (İMSS) devreye gireceğini belirtmiştir.

SGK ve Sigorta Ayrımı: Tedavi giderleri kural olarak SGK sorumluluğunda olsa da (KTK m.98), BAM-İstanbul 8. HD (2024/1388) ve İzmir 1. ATM (2022/346), geçici iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumlu olduğunu vurgulanmıştır.

Koltuk Ferdi Kaza Sigortası: Bu sigorta kapsamında yapılan ödemeler, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) tazminatından mahsup edilemez. (İlk Derece-Bursa 2. ATM, 2022/1007). İki ayrı sigortanın da ödeme yapması gerekmektedir. Yani ferdi kaza sigortacısı tüm zarar ZMMS tarafından giderilmiş olsa da yine de ödeme yapması gerekmektedir.

5. DAVADAN FERAGAT, KAPSAMI VE HUKUKİ SONUÇLARI

Trafik kazalarından kaynaklanan maluliyet tazminatı davaları, mağdurların uğradığı zararların giderilmesi amacıyla açılan önemli hukuki süreçlerdir. Bu davaların seyrinde "feragat" kurumu, davanın akıbetini doğrudan etkileyen kritik bir müessesedir. Feragat, davacının dava konusu haktan veya talepten vazgeçmesi anlamına gelir ve usul hukukumuzda önemli sonuçlar doğurur. Ancak, feragatin kapsamı, özellikle poliçe limitiyle sınırlı olup olmadığı veya diğer davalılara sirayet edip etmediği hususları, mahkemelerce titizlikle incelenmesi gereken karmaşık hukuki meselelerdir.

FERAGAT KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Feragat, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 307 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat, tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşir ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Kesin hüküm gibi hukuki sonuçlar doğurur ve feragat edilen hak, bir daha dava konusu yapılamaz. Bu nedenle, feragat beyanının açık, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ve sonuçlarını bilerek yapılması büyük önem taşır. Maluliyet tazminatı davalarında feragat, genellikle davacının sigorta şirketinden belirli bir miktar tazminat aldıktan sonra, kalan alacaklarından veya tüm alacaklarından vazgeçtiğini beyan etmesi şeklinde ortaya çıkar. Bu beyan, çoğu zaman sigorta şirketleri tarafından hazırlanan ibranameler aracılığıyla alınmaktadır.

FERAGATİN KESİN HÜKÜM DOĞURMASI VE İSTİSNALARI

Feragat, kural olarak kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve davanın reddine yol açar. HMK m. 311 uyarınca, feragat edilen hak, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebiyle yeniden dava edilemez. Bu durum, yargılamanın uzamasını engellemek ve hukuki istikrarı sağlamak amacını taşır. Ancak, feragatin kesin hüküm doğurması mutlak değildir. Özellikle trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında, feragatin geçerliliği ve kapsamı açısından bazı istisnalar ve özel durumlar söz konusu olabilir:

İrade Sakatlığı Halleri: Feragat beyanının hata, hile veya ikrah (korkutma) gibi irade sakatlığı hallerinden biriyle yapılması durumunda, feragat geçersiz sayılabilir. Mağdurun, kaza sonrası yaşadığı travma, bilgi eksikliği veya baskı altında feragat beyanında bulunması halinde, bu durumun ispatı halinde feragat iptal edilebilir.

Gabinin Varlığı: Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 28'de düzenlenen gabin (aşırı yararlanma) durumunda da feragat geçersiz kılınabilir. Özellikle mağdurun zor durumundan veya tecrübesizliğinden yararlanılarak, gerçek zararının çok altında bir bedelle feragat beyanı alınması halinde gabin hükümleri uygulanabilir.

Yetersiz Bilgilendirme: Feragat beyanının, davacının tüm hakları ve feragatin sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmeden alınması halinde de geçerliliği tartışmalı hale gelebilir.

Sigorta Şirketleri İle İmzalanan İbranamelerin Makbuz Olarak Değerlendirilmesi: Literatürde ve Yargıtay kararlarında, sigorta şirketlerine verilen ibranamelerin mutlak bir borçtan kurtulma belgesi olmadığı, belirli koşullarda yalnızca "kısmi ödeme makbuzu" niteliği taşıdığı hususunda görüş birliği bulunmaktadır.

Kısmi İfa ve Makbuz Niteliği: Yargıtay uygulamasına göre, sigorta şirketi tarafından ödenen miktar ile bilirkişi tarafından hesaplanan gerçek zarar arasında "açık bir oransızlık" (fahiş fark) bulunması halinde, imzalanan ibraname borcu sona erdiren bir belge değil, yapılan ödemeyi belgeleyen bir makbuz olarak kabul edilir. "Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur... Açık oransızlığın bulunması durumunda, ibranameyi 'kısmi ifayı içeren makbuz' niteliğinde kabul etmek ve belirlenen tazminattan indirmek... gerekir." (Huriye Karataş, 2019; Tuğba Öz, 2006).

İptal Süresi ve Hak Düşürücü Süre: Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111. maddesi uyarınca, yetersiz veya fahiş fark içeren anlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu süre içinde dava açılması, ibranameyle bağlı kalınmak istenmediği anlamına gelir. "Yargıtay, ibranamenin imzalandığı tarihten başlayarak iki yıl içinde destekten yoksun kalma tazminatı davası açan hak sahiplerinin ibranameyle bağlı kalmak istemediklerini kabul etmektedir." (Ezgi Şen, 2024).

Sigorta Limiti ile Sınırlı İbra: Sigorta şirketine verilen ibraname, kural olarak sadece sigorta limiti ve ödenen miktar için geçerlidir. Zararın sigorta limitini aşan kısmı için işleten ve sürücünün sorumluluğu devam eder. "Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklamasının... sigorta haddini aşan tutar için ise, herhangi bir hukuksal sonuç doğurmasının söz konusu olamayacağı... sigorta haddi dışında kalan zarar, zarar verenlerden talep edebilir." (Beyza Saide Takar, 2020, Yargıtay 11. HD kararına atfen).

Yetersizlik Tespiti: Ödemenin yeterli olup olmadığı, ödeme tarihindeki verilerle yapılan hesaplama ile ödenen tutarın karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Yetersizlik varsa, karar tarihine en yakın verilerle tazminat yeniden hesaplanır ve önceki ödeme güncellenerek mahsup edilir (BAM-Ankara 35. HD, 2025/1102).

FERAGATİN DİĞER DAVALILARA SİRAYET EDİP ETMEDİĞİ

Maluliyet tazminatı davalarında birden fazla davalı (sigorta şirketi, araç işleteni, sürücü vb.) bulunabilir. Bu durumda, davacının bir davalıya karşı yaptığı feragatin, diğer davalılara sirayet edip etmediği önemli bir sorundur.

Müteselsil Sorumluluk ve Feragat: Türk Borçlar Kanunu'na göre, trafik kazalarından kaynaklanan zararlardan araç işleteni, sürücü ve sigorta şirketi müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, alacaklı (mağdur), borcun tamamını veya bir kısmını dilediği borçludan talep edebilir.

Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, müteselsil sorumlulukta, alacaklının borçlulardan birine karşı yaptığı feragatin, kural olarak sadece o borçluya karşı hüküm ifade ettiğini ve diğer borçlulara sirayet etmediğini kabul etmektedir. Yani, davacının sigorta şirketine karşı yaptığı feragat, araç işleteni veya sürücünün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Mağdur, sigorta şirketinden alamadığı veya feragat ettiği kısmı, diğer müteselsil sorumlulardan talep etme hakkına sahiptir.

MAHKEMELERİN FERAGATİ İNCELEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yukarıda belirtilen tüm bu hususlar, maluliyet tazminatı davalarında feragat beyanıyla karşılaşan mahkemelerce re'sen (kendiliğinden) incelenmesi gereken konulardır. Mahkeme, feragatin geçerliliğini, kapsamını, poliçe limitiyle sınırlı olup olmadığını ve diğer davalılara sirayet edip etmediğini detaylı bir şekilde araştırmalıdır. Bu inceleme sırasında:

· Feragat beyanının alındığı belge (ibraname) dikkatle incelenir.

· Mağdur kaza anındaki ve feragat beyanında bulunduğu sıradaki durumu (sağlık, psikolojik durum, bilgi düzeyi) değerlendirilir.

· Ödenen tazminat miktarı ile mağdurun gerçek zararı karşılaştırılır.

· İrade sakatlığı veya gabin iddiaları araştırılır.

· İlgili mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihatları ışığında hukuki değerlendirme yapılır.

İbraname ve Ödemelerin Denetimi Sigorta şirketleri tarafından dava öncesi yapılan ödemeler ve alınan ibranameler, Yargıtay ve BAM kararlarında sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır.

Kısmi İbra ve Makbuz Niteliği: Ödenen miktar ile hesaplanan gerçek zarar arasında "açık nispetsizlik" veya "yetersizlik" bulunması halinde, alınan ibraname tam bir ibra belgesi olarak değil, "kısmi ifayı içeren makbuz" olarak kabul edilmektedir (BAM-İzmir 11. HD 2023/934, Yargıtay 17. HD 2018/6105). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Daireleri kararlarında sigorta şirketleri ile imzalanan ibraname başlıklı evrakların içeriğinde yer alan ifadeler ne olursa olsun (sulhname, ibraname, feragatnamelerin) ilgili belge/ibraname makbuz hükmünde sayılmış ve bakiye zararın hesaplanması ile araç sürücüsü ve araç sahibinin sorumluluğu olduğuna karar verilmiştir.

Hak Düşürücü Süre ve İptal: 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, yetersiz veya fahiş anlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilir. İbranamede "fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması" şerhi, belgenin kısmi ibra sayılmasını sağlar (Yargıtay 17. HD, 2018/6105).

SİGORTA LİMİTLERİ VE AŞAN ZARARLARDAN SORUMLULUK

Trafik kazalarında tazminat sorumluluğu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) limitleri ile sınırlı olmakla birlikte, gerçek zararın bu limiti aşması durumunda araç işleteni ve sürücünün sorumluluğu devam etmektedir.

Müteselsil Sorumluluk ve Limit Aşımı: Sigorta şirketi poliçe limiti kadar sorumlu iken, limiti aşan zararlarda araç sahibi/işleteni ve sürücü haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumludur. "Sigorta şirketleri kaza tarihindeki poliçe limitiyle sorumlu olacaktır. Poliçe limitinin aşılması halinde aşan kısım kadar araç malikinin sorumluluğuna gidilecektir." (Şen, 2024). "Çift taraflı trafik kazalarında, trafik sigorta poliçe limitinin karşı tarafın zararını karşılamada yetersiz kaldığı hallerde... sigorta limitini aşan zararlar bakımından işletenin bireysel sorumluluğu devam edecektir." (Gonca Yurdakul Kılıç, 2025).

TEDAVİ GİDERLERİ, BAKICI ÜCRETİ, GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK VE FATURALANDIRILMAYAN MASRAFLAR

Sigorta şirketleri ile mağdurlar arasındaki en önemli uyuşmazlıklardan biri, tedavi ve bakıcı giderlerinin SGK tarafından mı yoksa sigorta şirketi tarafından mı karşılanacağı konusudur.

Sigorta Şirketinin Sorumluluğu: Sigorta şirketleri, geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin KTK m.98 kapsamında SGK sorumluluğunda olduğunu savunsa da, Yargıtay bu giderlerin (özellikle bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatının) sigorta teminatı kapsamında olduğunu kabul etmektedir. "Yargıtay tarafından, söz konusu zararın [geçici iş göremezlik ödeneği] tedavi giderleri kapsamında olmadığı ve sigorta şirketlerinden talep edilebileceği isabetle belirtilmektedir." (Bingöl, 2020). "Mağdurun sürekli sakatlık raporu alınana kadar olan tedavi süresince yaptığı bakıcı giderleri... Yargıtay ise haklı şekilde... tedavi giderlerinden ve geçici işgöremezlik zararından sigorta şirketlerinin sorumlu olduğuna yönelik uygulamasını sürdürmüştür." (Salih Uçar, 2025).

Bakıcı Gideri: Sürekli veya geçici iş göremezlik döneminde başkasının yardımına ihtiyaç duyulması halinde bakıcı gideri talep edilebilir. Bu gider, belge sunulmasa dahi asgari ücret üzerinden hesaplanabilir (İlk Derece-İstanbul 16. ATM, 2024/788). İbranamede açıkça belirtilmemişse, "maluliyet" için verilen ibra, bakıcı gideri talebini ortadan kaldırmaz (İlk Derece-İstanbul 11. ATM, 2021/643).

Faturalandırılmayan Masraflar: Bu konuda yargı kararlarında ikili bir yaklaşım mevcuttur. BAM-İstanbul 8. HD (2024/1388), faturalandırılmayan tedavi giderlerinin aktüer raporuyla hesaplanarak talep edilebileceğini kabul etmiştir. Buna karşın, Ankara 14. ATM (2023/353) varsayımsal hesaplamaları reddederek, giderlerin olay çerçevesinde talep edilebilir olduğunun tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Yani yaşanan kazanın detayları incelenmeli ve faturalandırılamayan giderlere bu sınırlar çerçevesinde hükmedilmelidir.

MALULİYET ARTIŞI VE EK DAVA HAKKI

Mağdurun kaza sonrası sağlık durumunun kötüleşmesi ve maluliyet oranının artması, daha önce ibraname imzalanmış olsa dahi yeni bir talep hakkı doğurur. İbraname veya önceki ödeme, o tarihteki mevcut duruma ilişkindir. Maluliyetin artması "gelişen durum" olarak kabul edilir ve ek tazminat talep edilebilir. "Maluliyet oranında artış olan dosyalara ilişkin başvurular saklı kalmak kaydıyla... hak sahibinin ilgili sigorta kuruluşunu ibra etme amacını gütmediği hallerde iki yıllık hak düşürücü süre içinde irade beyanında bulunması veya dava açması gerekmektedir." (Karaotmarlı, 2023). Çok dikkat edilmesi gereken nokta ise maluliyet artışında sadece maluliyet oranının artması gelişen durum için yeterli değildir. Gelişen durumun ispatında ilk maluliyet raporundan sonra yapılan tedavi, ameliyat vb. müdahalelerin iş bu gelişen durumu desteklemesi gerekmektedir. Yani tedaviye rağmen mağdurun sağlık durumunun daha da kötüye gitmesi gerekmektedir. Uygulamada açılan davalarda sadece maluliyet oran artışına dayanarak açılan davalar ilk derece mahkemeleri tarafından ne yazı ki reddedilmektedir.

Av. Tolga DUYGU