Günlük hayatta çok sayıda sözleşmenin tarafı oluruz. Bir ev kiraladığımızda, bir araç satın aldığımızda, bir hizmet aldığımızda veya bir iş yaptırdığımızda bir sözleşme ilişkisi doğar. Sözleşmeler, tarafların hak ve borçlarını belirleyen en temel hukuki araçlardır. Bu nedenle sözleşmenin ne olduğu, hangi türlere ayrıldığı ve hangi sonuçları doğurduğu konusunda bilgi sahibi olmak büyük önem taşır.

Sözleşmeler, ticari faaliyetlerde riskleri en aza indirgeyen, tarafların hak ve yükümlülüklerini netleştiren en önemli hukuki mekanizmalardan biridir. Özellikle şirketler açısından sözleşmeler, hukuki güvence sağlayarak iş ilişkilerinin düzenli yürümesini ve olası uyuşmazlıkların önlenmesini sağlar.

1. Sözleşme Nedir? (Hukuki Tanım)

Türk Borçlar Kanunu’na göre sözleşme, iki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla bir hukuki ilişki kurmalarıdır. Sözleşme ile taraflar arasında borç doğar, mevcut bir borç sona erdirilir ya da bir hukuki durum değiştirilir.

Bu tanımdan anlaşılacağı üzere sözleşme, tarafların özgür iradeleriyle kurdukları bağlayıcı bir hukuki ilişkidir. Sözleşme kurulduktan sonra taraflar, sözleşmede kararlaştırılan edimleri yerine getirmekle yükümlü olur. Örneğin, bir kira sözleşmesi imzaladığınızda, kiracı olarak kira bedelini ödemekle, ev sahibi olarak da evi teslim etmekle yükümlü olursunuz.

2. Sözleşmelerin Hukuki Niteliği

Sözleşmeler, borç ilişkisinin temelini oluşturur. Bir sözleşme kurulduğunda, taraflar açısından bağlayıcı hale gelir. Kanunun emredici ve sınırlayıcı hükümlerine uygun olmak koşuluyla sözleşme hükümleri taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir. Ancak bu durum, sözleşmenin hukuka, ahlaka ve kamu düzenine uygun olması şartına bağlıdır.

Örneğin, taraflar arasında yapılan bir sözleşmenin konusu yasa dışı bir faaliyeti öngörüyorsa veya kamu düzenine aykırıysa, bu sözleşme hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Benzer şekilde, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan veya ahlaka aykırı hükümler içeren sözleşmeler de geçersiz sayılır.

3. Sözleşmenin Unsurları

Bir hukuki ilişkinin sözleşme olarak kabul edilebilmesi için bazı temel unsurların bulunması gerekir.

Taraflar: Sözleşmenin iki ya da daha çok tarafı bulunmalıdır. Taraflar gerçek kişiler olabileceği gibi tüzel kişiler de olabilir. Sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların fiil ehliyetine sahip olmaları gerekir.

Karşılıklı ve Uyumlu İrade Beyanı: Sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların iradelerinin birbiriyle örtüşmesi gerekir. Bir tarafın teklifine karşı diğer tarafın kabulü söz konusu olmalıdır. Bu irade beyanları açık veya örtülü şekilde yapılabilir.

Hukuka ve Ahlaka Uygunluk: Sözleşmenin konusu hukuka, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamalıdır. Aksi halde sözleşme kesin hükümsüz hale gelir.

4. Sözleşme Türleri Nelerdir?

Sözleşmeler, farklı kriterlere göre çeşitli türlere ayrılır. Bu sınıflandırmalar, hem sözleşmenin uygulanacak hukuki kurallarını hem de tarafların hak ve yükümlülüklerini belirler.

Borç Doğuran Sözleşmeler:

Bu sözleşmeler taraflar arasında borç ilişkisi doğurur. Satış, kira, hizmet ve eser sözleşmeleri bu gruba girer.

· Satış sözleşmesi: Mal veya hizmetin mülkiyetinin bir bedel karşılığında devredilmesini sağlar.

· Kira sözleşmesi: Taraflardan biri, diğerine belirli bir bedel karşılığında taşınır veya taşınmaz malı kullanma hakkı verir.

· Hizmet sözleşmesi: Bir taraf, diğerine bir hizmet sunmayı üstlenir.

Borç doğuran sözleşmelerde taraflar, sözleşmede belirlenen ödeme, teslim ve hizmet şartlarını yerine getirmekle yükümlüdür.

Aynî Hak Doğuran Sözleşmeler:

Bu tür sözleşmelerle bir aynî hak doğar veya devredilir. Taşınmaz satış sözleşmeleri buna örnek olarak gösterilebilir.

Örneğin, bir arsa satışında taşınmazın mülkiyeti alıcıya geçer ve taşınmaz tapu sicilinde alıcı alıcı adına tescil edilir.

Yenilik Doğuran Sözleşmeler:

Taraflardan birine tek taraflı irade beyanıyla hukuki durumu değiştirme yetkisi veren sözleşmelerdir.

Örneğin, bir feragat veya borçtan vazgeçme sözleşmesi, yenilik doğuran bir sözleşme örneğidir. Burada taraflardan birinin iradesi, hukuki durumu doğrudan etkiler.

Edim Sayısına Göre Sözleşmeler

· Tek Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmeler: Bu sözleşmelerde yalnızca bir taraf borç altına girer. Örneğin bağışlama sözleşmesi tek taraflı borç doğurur; bağışlayan mal veya haklarını devretmeyi üstlenir, bağışlanan taraf ise sadece kabul eder.

· İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmeler: Her iki tarafın da karşılıklı edim üstlendiği sözleşmelerdir. Satış ve kira sözleşmeleri bu gruba örnektir. Her iki tarafın da yükümlülüklerini yerine getirmesi, sözleşmenin geçerliliği için şarttır.

Şekline Göre Sözleşmeler:

· Şekle Tabi Olmayan Sözleşmeler: Kanunda özel bir şekil şartı öngörülmeyen sözleşmeler, sözlü olarak dahi kurulabilir. Mesela kira sözleşmeleri yazılı yapılmasa da geçerlidir. Yazılılık geçerlilik şartı değil, sözleşme hükümlerinde uyuşmazlık doğduğunda ispat şartıdır.

· Yazılı Şekle Tabi Sözleşmeler: Bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması gerekir. Örneğin, kefalet sözleşmesi yazılı olmalıdır. Yazılı şekil, tarafların iradesinin netleşmesini sağlar ve delil niteliği taşır. Bir sözleşmenin yazılı olması, sözleşme hükümlerinin yazılması ve taraflar ya da vekilleri tarafından ıslak veya elektronik imza ile imzalanmış olması anlamına gelir.

· Resmî Şekle Tabi Sözleşmeler: Tapu müdürlüğünde veya noter huzurunda yapılması gereken sözleşmelerdir. Taşınmaz satış sözleşmeleri, bu kapsama girer. Resmi şekle tabi sözleşmelerde taraflar ya da vekillerinin imzalarının yanı sıra resmi memur onayı da bulunur.

İsimsiz (Atipik) Sözleşmeler

Kanunda açıkça düzenlenmemiş, ancak sözleşme özgürlüğü kapsamında kurulan sözleşmelere isimsiz sözleşmeler denir. Atipik sözleşme örnekleri, franchise, distribütörlük ve sponsorluk sözleşmeleridir.

Bu sözleşmelerde taraflar, serbest iradeleriyle sözleşme hükümlerini belirleyebilir ancak bu hükümler hukuka, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamalıdır.

Uygulamada En Çok Karşılaşılan Sözleşme Türleri

- Satış sözleşmeleri: Mal veya hizmet devrini sağlar, ticari hayatta en sık kullanılan sözleşmelerdir.

- Kira sözleşmeleri: Taşınmaz ve taşınır malların kullanımına ilişkin hak ve borçları düzenler.

- Hizmet sözleşmeleri: İşletmelerin hizmet sunumunu ve koşullarını belirler.

- Eser sözleşmeleri: Bir eserin yapılması veya tamamlanması üzerine tarafları bağlar.

- Vekâlet sözleşmeleri: Bir tarafın diğerini temsil etmesini sağlar.

Sözleşmeler, hem bireysel hem de kurumsal hayatın temel yapı taşlarını oluşturur. Hak ve borçların belirlenmesi, hukuki güvence sağlanması ve olası uyuşmazlıkların önlenmesi, sözleşmelerin en önemli işlevlerindendir.

Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde, sözleşmelerin tanımını, türlerini ve unsurlarını bilmek, hem günlük yaşamda hem de ticari faaliyetlerde bilinçli hareket etmeyi sağlar. Bir sonraki yazımızda “Sözleşmeler Hukukuna Hakim Olan İlkeler” ile devam edeceğiz.